İçeriğe geç

HAYATIN BİNBİR YÜZÜ

Bölüm 9 · 5 dk okuma

HAYATIN BİNBİR YÜZÜ

Bölüm 9

SAHTE PRENSES

Uyuyamadığım için sabah erkenden evden çıktım. Uzun düz yolda yürürken düşünüyordum. Birkaç hafta sonra hayatım boyunca hazırlandığım sınava girecektim. Nazım dedeyle tanışmıştım ve o bana bunca yıllık eğitim hayatımda almadığım dersi birkaç günde vermişti. Bu yüzden kendimi cok boş hissediyordum. Sanki bunca zaman boşuna uğraşmış gibiydim. Çabalıyordum, uğraşıyordum ama sanki bir hiç uğruna kendimi bitiriyormuş gibi hissediyordum. Sabahın köründe bu düz yolda yürürken bunları düşünüyordum. Alaz'ın evinin sokağına vardığımda durdum ve onun dışarı çıkmasını bekledim. Dışarı çıktığında hemen etrafına baktı. Kafasını önüne eğdiğinde ona seslendim.

" Beni bulamadın diye ağlamayacaksın öyle değil mi?" Dedim gülerek.

" Peşimden gel." Dedi ve sahile doğru yürüdü.

Banka oturup ona doğru döndüm.

" Alaz, dedeni görmen gerek."

" Dedemi nereden tanıyorsun?"

" Uzun hikaye."

" Neden bu kadar ısrarcısın. Görüşemem onunla."

" Ne demek görüşemem? O senin deden. Bana bak davul kafa şımarıklık yapma o senin ailenin bir parçası."

" Asıl sen şımarıklık yapıyorsun. Sen ne anlarsın ki aileden. Herkes senin gibi prenses doğmuyor."

" Sen prenses olamazsın zaten."

" Bunu bile alaya alıyorsun. Herkesin ailesi iyi değil dedemi tanıyorsun. Kime anlatıyorum ben sen ne anlarsın hayatı yaşamamış şımarığın tekisin." Güldüm. " Evet doğru. Şımarığım. Çok iyi bir ailede büyüdüm annem ve babamın prensesiyim. Şimdi ne geçti eline? En azından ben beni görmek isteyen, seven dedemi görmeye giderdim. Kimsenin ne dediğini ne düşündüğünü umursamadan. Bu şımarık kız kimseyi umursamazdı haberin olsun. Bence bu şımarık kızı dinlemelisin hayatı yaşamış çocuk." Ayağıya kalktım daha fazla bu saçmalığa göz yummayacaktım. İnsanlar sanki en ağır şeyleri kendileri yaşamış gibi davranıyorlardı. Bencil canlıların tekiydiler. Kafamı gökyüzüne çevirdim. Derin nefes aldım ve önüme baktım. İnsanların ne yaşadıklarını bilmiyordum, onları yargılayamazdım ama bu durum onlara beni yargılama hakkı verir miydi? Önümdeki yolu sessizlik içinde yürüdüm. Kütüphaneye vardığımda içeri girdim. Kendi odamdaki kitaplarım zarar gördüğü için her zamanki yuvama gelmiştim. Hızlıca kitaplardan birini elime aldım. Derin nefes alıp cam kenarına yürüdüm. Her zamanki gibi kitabımı alıp okumaya başladım. Aklımdaki düşünceler yüzünden kitaba odaklanamıyordum. Kitabı kenara bırakıp dışarıyı izlemeye başladım. Bu his beni boğuyordu. Bazen boşluğa öyle sert düşüyordum ki en sevdiğim şeyleri bile yapmak istemiyordum. Yanımda hissettiğim hareketlilikle yanıma oturana baktım.

" Merhaba tanışabilir miyiz?" Dedi yanıma oturan çocuk.

" Hayır."

" Ben Yağız. Senin adın ne?"

" Bak seninle uğraşamam lütfen yanımdan kalkar mısın?"

" Seni hep görüyorum hafta sonları sık sık geliyorsun buraya tanışmak istiyordum ama bugüne kadar pek cesaret edemedim."

" Keşke bu gün de cesaret etmeseydin kalksana yanımdan!"

Cümlemi bitirince omzuna dokunan el ile irkildim.

" Canım! Seni arıyorum bensiz mi geldin kitap okumaya." Kafamı çevirip bana seslene baktım. Alaz yanımda oturan çocuğa bakıyordu.

" Hoşgeldin geç otur. Arkadaş da gidiyordu." Dedim ve çocuğun kalkmasını bekledim. Çocuk kalkıp gitti.

" Sonunda." Dedim rahat bir nefes alarak.

" O kimdi?"

" Kütüphaneden biri herhalde. Bir dakika ya senin ne işin var burada? Bak eğer kitaplardaki gibi beni takip ettiğini söylersen seni ihbar ederim. Hem ayrıca sensin canım, ne bu samimiyet!"

" O mistik hayal gücünü kendine sakla. Ben hep burada kitap okurum. Kafanı kaldırıp etrafına bakarsan çevrendekileri tanırsın. Ayrıca çocuğun seni rahatsız ettiğini düşünüp öyle dedim."

" Demek sen o yüzden beni gördüğünde konuştun. Zaten beni tanıyordun. Nasıl tanıyorsun beni, ben seni hiç görmedim."

" Buradaki herkes seni ve birbirini tanır. Yağız az önce konuştuğun çocuk. Seninle hep konuşmaya çalışırdı. Sen ise kitaplarına bakmaktan bir kere bile çocuğun yüzüne bakmazdın."

" Bir dakika ya sen beni mi izliyorsun!?" Dedim bunca zamandır izleniyormuşum haberim yokmuş.

" Hayır sadece Yağız senin ilgini çekmek için çok uğraşıyordu ve hepimizin dikkatini çekiyordu." Dedi homurdanarak.

"Gitsin başka kız bulsun. Resmen adam kendine görev edinmiş toprağım." Dedim sinirle buradaki insanlar biraz da kitaplarla ilgilenseler keşke...

" Ben özür dilerim. Sana kaba ve hadsizce davrandım. Seni tanımadan hayatını bilmeden yargıladım. Senin ilgini çekmek için söylemiyorum kendime olan saygımı kaybetmek istemiyorum. Üzgünüm..."

" Önemli değil. Umrumda bile olmadı söylediklerin." Dedim gülümseyerek.

" Bak gerçekten kırmak istemedim. Affetmezsen anlarım."

"Haklısın ya kabalık ettin ve şu an kendini affetirmen gerekiyor yarın benimle Nazım dedenin yanına geleceksin."

" Tamam." Dedi gülerek.

" Yarın okul çıkışında ben seni bulurum birlikte gideriz."

" Tamam... Adın ne?"

" Her şeyi bilen çocuk bunu bilmiyor mu?" Dedim gülerek.

" Onu da bilirsem adım sapığa çıkacak."

" Gece."

" Anlamadım?"

" Adım Gece."

" Memnun oldum." Dedi gamzelerini göstererek.

Aklına bir şey gelmiş olacak ki yüzü düştü.

" Sen tanımadığın her insanın peşine mi takılırsın?"

" Hayır sen Nazım dedenin torunusun ayrıcalıklısın yani. Dedesine bak torununu al. Aynı kan o pamuk şekeri gibi adamdan bir zebani çıkmaz diye düşündüm." Dedim tatlı olduğunu düşündüğüm gülümsememle.

" Hayatımda duyduğum en saçma açıklamaydı."

Saate gözüm kaydığında az zamanımın dolduğunu gördüm.

"Tamam ben eve gidiyorum. Kendine iyi bak." Hızlıca oradan ayrılıp eve koştum. İçeri girdiğimde annem karşıladı beni yanıma geldi. Elini havaya kaldırdı. Korktuğum için yüzümü sakladım, saçlarımı okşadı. Kolumu tuttu bana sımsıkı sarıldı. Gerildim, kaskatı kesildim.

" Ceyda'm sana öyle davrandığım için özür dilerim kızım. Kitaplarını yırtmamalıydım. Ama neden söz dinlemiyorsun ki benim güzel kızım." Hiçbir şey demedim yine sustum. Annem beni bırakınca odama çıktım. Kendimi çok kötü hissetmiştim. Ona kızgın ve kırgın hissettiğim için kendimi suçluyordum. Annem benim pardon Ceyda'nın iyiliğini düşünüyordu.

Boğazımda hissettiğim kurulukla mutfağa indim. Merdivenlerden inerken annemle babamın konuşmasını duydum.

" Servet. Ben bu kızla ne yapacağım hiç bilmiyorum. Şımarık bir kız çocuğu gibi davranıyor. Eğer kardeşim onun eşyalarına zarar verdiğimi öğrenirse hepimizi mahveder. Gece hiç büyümüyor. Sürekli sızlanıyor." Dedi annem

" Sezen biraz daha sabret ona iyi davran ki Lara başımızda bitmesin. Sadece biraz sevgi göstereceksin o kadar büyütme." Dedi babam.

" Ne demek sabret! Daha az önce Ceyda sanıp sarıldım ona ne kadar rahatsız edici bir şey senin haberin var mı? Ceyda zannediyorum onu ama o ben Ceyda değilim diyor. Sırf sen rahat ol diye senin istediklerini yapamam ben! Kendi kızlarımı böyle üzmeye hakkım yok." Sol gözümden düşen yaşı elimin tersiyle sildim. Beni Ceyda zannettiğinin farkındaydım zaten ama yine de bir şey dememiştim. Daha fazla onları dinlemek istemiyordum. Odama geri döndüm. Camı açtım biraz nefes alabilmek için." Ağlama Gece. Komik bir şey düşün Gece." Boğazımdaki yumru sinirimi bozuyordu.

" AA bugün dolunay varmış. Ay da çok güzel. Yağmur yağar mı bugün? Bence yağmaz...

Ben hak etmedim. Bu hayatı ben seçmedim. Elimdeki bardak yere düsünce gözlerim doldu. Cam kırıklarını toplarken boğazımdan kaçan hıçkırığa engel olamadım. Bu hayatı ben seçmemiştim. Başkası olmayı ben seçmemiştim. Geçmişimi ben seçmedim ama gelecek benim ellerimde ve ben geleceğimi çok iyi tasarlıyacağım. Kimsenin eli değmeyecek benim geleceğim gecem olucak." Derin nefes aldım. Gökyüzünü izlemeyi bırakıp yatağıma gittim. Yarın Alaz ile Nazım dedeye gidecektik. Gözlerimi kapatıp kendimi uykuya teslim ettim.

Bölüm sonu

1 yorum