Bugün tatildi. Erkenden uyanıp kahvaltımı ettikten sonra Nazım dede'nin yanına gittim. Sabahın köründe beni görünce şaşırmıştı adamcağız. Benim ondan hikaye beklediğimi görünce. Oyalanmadan söze girdi.
"Eftelya şanslı doğan çocuklardan biriydi. Kendi ailesi onu çok sever onun iyiliği için uğraşırlardı. Eftelya akıllı ve saygılı bir kızdı. Annesi ve babası onun en iyi eğitimleri almasını sağlardı. Okul başarısının yanında sosyal hayatı da iyiydi. Çoğu çocuğun isteyeceği bir masalı yaşardı. Herkes onu sever ona iyi davranırdı. Günün birinde basketbol turnuvası geldi çattı. Eftelya çok stresliydi. Herkes ona güveniyor,onun iyi olmasını istiyordu. Eftelya ise bu turnuva için çok çalışmıştı. Ailesinin ve arkadaşlarının desteğiyle bu turnuvayı kazanacaktı. Beklediği gibi de olmuştu. İlk kez madalya aldı. Anne ve babası onun en büyük destekçisi oldu. Dereceler yaptı. Hayatında ufak sorunlar çıkınca onları alt ediyordu. Başarılı bir kadın oldu. Gençlere umut oldu, iş olanakları sağladı; güzel kalbi ve başarısıyla adını kazıdı. Ailesinin hep gurur kaynağı oldu. Daima huzurlu yaşadı."
"Ne! Bitti mi? İlk defa kısa sürdü." Dedim mırıldanarak.
"Mutlu hikayelerin anlatacak pek bir şeyi yoktur. Asıl soru şu nasıl hissediyorsun?" Dedi.
" Bilmiyorum. Mutlu bir hikayeydi ama buruk hissediyorum. İlk defa hayata dair kırgınlık hissediyorum. Neden?" Dedim şaşırmış bir şekilde.
" Çünkü Gece biz kendi masallarımızı kendimiz okuduk. Kimse bizimle gurur duymadı . En iyisi olsak bile..." Dedi Nazım dede sabah sabah üzmüştü beni mutlu hikayelerde bile üzülecek bir yan bulduğuma inanamıyordum.
" Nazım dede senin de mi dalını kırdılar?" Dedim çekinerek.
" Benim kökümü kesmeye çalıştılar ben engel oldum ama balta izi hala var." Dedi. Bu adam sandığımdan daha çok şey yaşamış olabilir miydi?
"Hiç hayalin var mı Gece ?" İlk defa benimle sohbet etmek istiyordu.
" Çok hayalim var ama bir hayatım var."
" Bahsetsene bir tanesinden." Dedi.
" Çok güçlü ve başarılı bir kadın olmak. Bunun için çalışıyorum. Bir aile kurmak, kızımı çok güzel büyütmek istiyorum. Gecenin bir vakti korkmadan sokaklarda dolaşabilmek mesela... Yağmuru da hissetmek isterim. Ay! Çok özür dilerim. Çok konuştum" utanarak sustum.
" Torunum gibisin o da hep konuşurdu." Dedi gülerek.
" Yaa! Şimdi nerede?" Dedim.
" Pek sık gelemez. Oğlumdan gizli fırsat bulursa gelir. Eğer gelirse seni tanıştırmak isterim.
" Nazım dede sizin hayaliniz ne peki?"
" Torunumla bir gün geçirmek isterdim."
" Torununuzun adı ne? Yaşı kaç ? Nerede yaşar ?" Dedim kendimi tutamayarak.
" Senin yaşında. Alaz. Tanımazsın burada oturmuyorlar."
" Anladım. Nazım dede benim eve gitmem gerek kendinize iyi bakın."
Hızlıca oradan çıkıp girişteki görevli kadının yanına gittim.
" Merhaba? Kusura bakmayın rahatsız ettim. Nazım dedenin soy adı neydi acaba?"
" Şahin . Neden?"
" Alaz Şahin buraya en son ne zaman geldi?"
" Pek sık gelmez ama en son bir yıl önce geldi. Bir daha da görmedik."
" Peki adresi verebilir misiniz?" Dedim.
" İmkansız. Bunu yapmam mümkün değil."
" Bakın bu Nazım dede için çok önemli hayatının son günlerinde torununu görmesin mi adamcağız aynı durumda olduğunuzu düşünün aman Allah'ım ne korkunç !" Dedim. Bir yandan yalandan ağlıyormuş gibi yapıyordum. Kadın sonunda bana adresi verdi. Madem verecektiniz neden hayatımdan yirmi dakika çalıyorsunuz?
Yarın pazar çocuğu bulmaya giderdim. Odama çıktım saat daha on birdi. Kaan ve Lena'yı görüntülü aradım. Lena yatağında uyuyordu. Yarı uykulu telefonu açmıştı. Kaan ise yemek yapmaya çalışıyordu gülmeden edemedim.
" Gece biz niye akıl hastanesini seçtik. Kadın beni yanında istemiyor."dedi Lena uykulu uykulu.
"Kızım sorun sende ikiniz birbirinize bakıp bağırıyorsunuz çünkü." Dedi Kaan gülerek ben de ona eşlik ettim.
" Bende bir adamla oturup konuşuyorum. Bazen anlamıyorum onu ama bazen bana üzülüyormuş gibi bakıyor. Kızlar bir gün bana,"" Ben içeride güvendeyim ama sen dışarıdasın"" dedi. Çok ürperdim.
" Kaan adam bir şeyler anlatmaya çalışıyor olmasın dikkatli dinlesene." Dedim.
" Gece sen ne yapıyorsun hiç anlatmıyorsun" dedi Kaan.
" Saat on iki buçukta hazır olun buluşalım tek tek anlatacağım olanları." Dedim.
" Tamamdır."
" Tamamdır."
Telefonumu kapatıp defterimi kendime çektim.
Eftelya çok şanslı bir çocuktu onun suyuna sevgi katmışlardı ve o hiç korkmamıştı. Sevgiye aç değildi. Yanlış kararlar da vermedi. Çok güçlü bir kadın oldu. Bu bende neden burukluk oluşturuyor bilmiyorum ama bunu hiç sevmedim.
" Ceyda kızım yemek hazır!"
Annem sesleniyordu ama bana yine Ceyda demişti bazen bilerek mi yapıyor diye düşünmeden edemiyordum. Aşağıya inip yemek masasına geçtim.
" Kızım basketbol maçın bugündü unutmadın değil mi?" Dedi babam.
" Baba ben basketbola gitmiyorum."
" Üzgünüm Gece bir an karıştırdım."
"Sorun değil."
Yemek masasına bakınca masada Ceyda' nın en sevdiği yemekleri görünce içim burkuldu. Her zaman böyle olurdu. Daha fazla bu evde durmak istemeyip çıktım evden. Sürekli bana Ceyda demeleri beni rahats
ız ediyordu artık.
Ben galiba şanssızdım...