İstanbul/Sert Holding
Akif Sert diğerleri ile uçaktan iner inmez İstanbul'daki holdinglerine gelmişlerdi. Kardeşi Kenan haftanın her günü buradaydı, kızı sandığı Azra yüzünden eşi Selin ile arası açılmış nerdeyse boşanma kararı alacaklardı. Onları bu karardan döndüren yine büyükleri olmuştu. Fakat araları hâlâ bozuktu. Ve hiçbiri düzeltmeye çalışmıyor bir yerlere kaçarak sorunu geçiştiriyolardı.
Kenan yine işe kaçmakla bulmuştu çareyi. Ama abisini görünce sanki bütün sorunları gitmiş gibi hissetti, ona çok mahçuptu ,sadece ona da değil ailedeki herkese öyleydi çünkü ona göre kendisi kız babası olamamış, kızını doğru yetiştirememişti. Fakat onları görünce bütün sıkıntıları buharlaştı. Hemen abisine sarıldı. Akif beyde bu anı bekliyormuş gibi karşılık verdi. Hepsine sırayla sarıldı oğluna gelince durdu oğlu onu affetsede o kendisini affedemiyirdu. Ama bu sefer ilk adımı oğlu Baran attı o da anında karşılık verdi , ama bir şeyler olduğu hâllerinden belliydi. Hemen oturdular o kız evdeyken hiçbiri o eve gitmek istemiyordu.
Akif Bey kardeşine mektubu verdi Kenan Bey okuyunca inanmadı. Hayatında belki de ilk defa kekeleyerek konuştu.
Kenan: A-abi bu n-nasıl olur? D-doğru mu ?
Baran: Baba zaten belli degilmi o kız benim kardeşim olamaz DNA testi yapalım gerçek kardeşimi bulalım.
Kenan : Tamam. Abi bugün hastaneye gidelim o zaman buradaki adrese göre çocukların okuduğu okul burası yarın çocuklara beraber gidelim okula hem belki onlar tanır.
Akif : Tamam ama artık bı an önce şu DNA testini yapalım şu Azra belasından kurtulalım.
Aslan: Ben hastaneyle konuştum DNA testini bizim için erken sonuçlanacak kan verdikten iki saat sonra elimizde olur ama önce yengeme de anlatalım durumu perişan oldu kadın şu kız yüzünden.
Karan: Hangimiz olmadık ki bir kurtulalım şu kızdan kurban kesicem. Ama şimdi hemen gidelim evde yoktur zaten o arayalım da hastaneye gelsin.
Sinan: Hadi arabalara geçelim yengeme herşeyi anlatalım.
Kenan: Hadi çıkalım ozaman.
Herkes arabalara geçince eve gitmek için yola çıktılar. Eve girdiklerinde onu evdeki çalışan karşıladı. Azra tahmin ettikleri gibi daşarıda, Atilla ve Taha Can odasında. Kerem ise annesi ile salonda oturmuş onu güldürmeye çalışıyordu.
Selin hanım oğlunu görünce hemen ayağa kalktı ama gururu ona sarılmasına engel oluyordu oğluna gözlerindeki özlem ile baktı. Baran ise pişmandı o kız yüzünden annesinin kalbini kırmış onu anne olamadın diye suçlamıştı kendince haklıydı çünkü Selin hanım sadece kızına anne olmaya çalışmış oğullarına haksızlık yapmıştı. O da biliyor bu duruma sadece üzülüyordu.
Hepisine hoşgeldin diyip sarılınca beklemediği bir şey oldu Baran ona bir şey demesine izin vermeden sarıldı ve özür diledi Selin hanım ve Kerem şaşkındı ama Kerem bozuntuya vermeden sanki olağan bir şeymiş gibi : Ben Atilla ile Taha 'yı çağırayım dedi .
Onlar da gelip sarılınca hepsi büyük salona geçti.
Selin: kusura bakma abi haberimiz yoktu hazırlık yapamadık ( kafasını eğerek) Azra' da dışarıda arkadaşıyla birlikte.
Akif: ne kusuru Selin hem onun olmaması daha iyi biz sizinle bir şey konuşacağız hepimizin beni iyi dinlemesini istiyorum. (Her şeyi anlatır)
Taha Can: yani şimdi Azra benim ablam degil mi ?
Kerem: Demirhan yaşıyormuş mu?
Atilla: hem de bizim okulda.
Selin: peki biz gerçek kızımızı nasıl bulacağız?
Taha Can, Kerem ve Atilla aynı anda: Ne! O kız bizimle aynı evde mi yaşayacak?
Baran: Evet kardesimi bulacağız ve bizimle aynı evde ait olduğu yerde yaşayacak.
Kerem : Ya o da Azra gibiyse ailemiz yine mi dağılsın istediğin bu mu abi?
Sinan: Kerem o nasıl laf tamam ben de ailemize tanımadığımız bir kızı istemiyorum ama onu bulup tanımamız lazım bence önyargılı olacak yaşı çoktan geçtin sen mantıklı düşün!
Atilla: biz o kızı istemiyoruz bulmayın bu yaşına kadar nasıl geldiye öyle devam etsin.
Dedi bu sözleri o kızın duyacağından habersiz.
Taha Can: bulsanız da biz onunla aynı eve yaşamayız biraz para verin bir de yatılı okul oldu bitti işte.
Selin: haklılar Kenan biz kız annesi ve babası olmayı beceremedik ona da bakmayız onun gibi olur o da hem belki de onun gibidir zaten .
Gözlerini kaçırarak Kenan : Bilmiyorum tek bildiğim benden kız babası olmadığı.
Akif: iyi o zaman ben kızımı bulurum ve kızıma baba, anne , kardeş,abi ,aklınıza ne geliyorsa , o ne isterse olurum ama bu laflarınızı zamanı geldiğinde bir bir yedirecem size he bunu da bilin!
Aslan: Abi bizim ne suçumuz var niye öldürecekimiş gibi bakıyon ağzımızı dahi açmadık? Hem bende yeğenlerimi bulmak istiyorum.
Karan: Abi birisi şu Azra'yı arasın da DNA testini yaptıralım.
Sinan: peki Azra'ya ne olcak bundan sonra asla bizimle yaşayamaz.
Akif: Delinin teki zaten bize yaptıklarının yanında başka kişilere de yaptıkları var kanıt olarak kullanırız bir akıl hastanesine koyarız.
Herkes onu onaylayınca Kenan bey Azra'yı aradı ve attığı konuma gelmesini söyledi Azra hemen kabul etti Kenan afallasada bir şey demeden kapattı telefonu. Açıklama yapmaya gerek olmadığını düşündü bu kadar çok istediğine göre. Yine başına açtığı işlerden habersiz.
Kenan Bey ,Selin hanım, Karan ve Aslan hastaneye geçmiş ve Azra'yı bekliyorlardı. O da gelince hemen doktorun odasına girdiler. Kan verip sonucu beklemeye başladılar. 2 saat sonra sonuç ellerine olacaktı. Karan'ın anlaştığı bir kilinikten gelen görevliler Azra'yı alıp götürdüler. Azra karşı çıksa da gücünü yetiremedi iyileşene kadar o klinikte kalacak ve artık onunla devlet ilgilenecekti. Sonuç ne olursa olsun bunu hak etmişti.
2 saat sonra
Doktor: Şüphelenmekte haklıymışsınız Azra Sert ve Kenan Sert arasında hiç bir kan uyuşması bulunmamaktadır.
Herkes onu onaylayıp çıktı bu sırada Akif bey eşi Serap'a telefonda söz dinletmeye çalışıyordu.
Serap: Akif oğlum bulunurken ben de yanınızda olmak isitorum. Bu benim hakkım. Sen ne dersen de ben çoktan uçaktayım bile.
Akif: ne demek uçaktayım babamgili nasıl ikna ettin.
Serap: yo etmedim ki evden kaçtım.
Akif: lan o zaman hangi uçakla geliyorsun havalimanına gittiğin an bulurdu babam seni.
Serap: banane söyledim beni dinlemediler ne olcak senin baban işte bende aradım babamı araya bir iki yalanla onun uçağını istedim o da verdi. 1 saat sonra İstanbul'dayım.
Akif : tamama lan tamam delirtin yine beni inice biyere ayrılma Sinan 'la alırız seni.
Serap: tamamdır hayatım.
Akif: hemen masum hallerine bürün hatalisin ya neyse.
Serap : off hadi kocacığım bay bay öptüm.
diyip kapattı.
Akif bir iki saniye kapanan telefanla bakışıp cebine koydu. Diğerlerine durumu anlatıp Oğlu Sinan'la birlikte Serap'ı almaya gittiler.
Sinan: baba annem yine delirmiş seni.
Akif: sus lan anası kılıklı alirim ayağımın altına.
Sinan: annem gelince görürsün sen.
Ensesine yediği okkalı bir tokat ile susmak zorunda kaldı. Sadece babasına yan yan bakmak ile yetindi. Zaten havaalanına gelmişlerdi. Serap'ı alıp eve geçtiler.
Selin ,Serap'ı sıcak bir şekilde karşıladı eltisiyle hep abla kardeş gibiydiler. Onları yemek odasına geçirdi. Selin kendi elleri ile hazırladığı yemeklerden Sinan, Baran, Aslan ve Karan'a kendi elleri ile yedirirken. Serap hanım da Atilla, Kerem ve Taha Can'a yediriyordu. Ya biz kendimiz yiyemiyomuyuz diye sitem etselerde ikiside takmiyordu.
En sonunda Karan: ya yenge bak evlendim iki de çocuğum oldu bana hâlâ eve geldiğinizde ki çocukmuşum gibi davranıyorsunuz.
Bu sitemden sonra Akif ve Kenan gülerken Serap ve Selin onlara ters ters bakınca hepsi susmak zorunda kaldı. Yemek faslından sonra kahve içip herkes odalarına dağıldı ,hemen yarın olsunda Demirhanlarina kavuşsunlardı . Onları bekleyen sürprizden habersiz.
Sabah herkes erkenden uyanıp hazırlanmıştı Kenan Bey ne kadar kalabalık olduk diye yakınsada Taha Can bile okulunu ekip onlara gelmişti.
Ne Kerem ne de Atilla Demirhan'ı tanımadıkları için biraz mahcuplardı. Nasıl olur da aynı okulda okudukları kuzenlerini tanımazlardı ikiside aynı şeyi düşünüyordu. Öz kardeşlerini bulamak dahi istemezken Demirhan'ı bulamama ihtimali herkesi çok korkutuyordu.
Okula geldiklerinde bu kadar kalabalık oldukları için onlara herkes şaşkınca bakıyordu. Müdürün odasına geldiklerinde onun şaşkın bakışlarını umursamadan selam verip koltuklara oturdular.
Akif : bu okulda Demirhan Sert adında bir öğrenci varmış sınıfını falan bilmiyoruz ama onunla önemli bir şey konuşmamız lazım bize onu bulabilir misiniz?
Müdür: bulurum tabii ama ne için çocuğun başına bela falan olmazsınız değil mi? Bu durumda ailesini aramalıyım önce.
Hepsi onun ailesi biziz demek istesede sustular.
Akif: kötü bir şey yok sadece onunla konuşmalıyız bakın çok önemli şimdi siz bulmassaniz biz onu yine buluruz zaten siz sadece işimizi zorlaştırmış olursunuz.
Müdür: peki tamam bı bakalım hangi siniftaymış.
Bilgisayardan bir iki işlem yapıp" sözel 10/A sınıfında, Atilla sen git bir çağır bakalım sen tanırsın belki."
Atilla: Hayır tanımıyorum ama hemen çağırayım.
Atilla sınıfın önüne gelince durdu ne diyecekti en iyisi hiç bilmiyormuş gibi davranmak olduğunu düşündü ve sınıfa normal bir şekilde girdi.
Atilla: Şey bu sınıfta Demirhan Sert adında bir öğrenci varmış onu müdür çağırıyor.
Arkalardan bir öğrenci " benim " diye bağırdı ama Atilla 'yı görünce affalladı o Demirhan'dı aradığı kuzeni ama Demirhan onları zaten biliyordu sadece onların onu bulmalarını istiyordu. Fazla umutlanmak istemediği için normal davranarak: Tamam ben giderim.
Atilla : beraber gidelim.
Demirhan: Tamam
Müdürün odasına geldiklerinde Demirhan kapıyı çalıp açtı ama kapatmadı biliyordu kardeşi ne zaman onu müdür çağırsa hemen gelir ve sessizce kapıyı dinlerdi . Demirhan'a hep yalnız olmadığını ailsenin olduğunu hatırlatırdı. Eğer içerde düşündüğü kişiler varsa ona çok ihtiyacı olacağı kesindi.
İçeri girdiğinde düşüncesinde haklı çıktı burdaydılar ailesi onu kaybeden 12 yıl bulamadıkları oğlalarını bulmuşlardı düşüncesiyle sinirlendi tam 12 yıl onu bulamamışlardı.
Soğuk kanlı bir şekilde müdüre " beni çağırmışsınız? " Dedi.
Müdür: evet bu kişiler seninle konuşmak istiyor eğer konuşmak istemezsen seni anlarım ve seni onlara konuşturmam.
Serap hanım ona dolu gözlere bakınca içinde birşeylerin kırıldığını hissetti ve onun da gözleri doldu onu sadece anılarında yaşanıyordu çoğu unutmaya yüz tutmuş anılar.
Kısık bir sesle " tamam konuşalım sorun yok, ama bizimle birisini daha gelmesini istiyorum o gelmesse konuşmam." dedi. Ve kapının aralığından ona bakan kardeşini farketti ona 'niye beni bulaştırıyosun bu işe der gibi baktı ' anlardı kardeşini Demirhan onun her hareketinin bir anlamı vardı. Kardeşine yalvaran gözlere bakınca kardeşi İzem 'tamam' anlamında kafa salladı.
Akif: Hadi çıkalım bir kafede konuşalım o zaman kimi istiyorsan çağır bu gün okuldan izinlisiniz ,dedi sonlarda müdüre bakarak.
Müdür onu onaylayınca hepsi dışarıya çıktı. Onlar çıkınca İzem hemen arkasına döndü ve uzaklaştı.
Demirhan: çantamı ve kardeşimi alıp geliyorum siz dışarı çıkın isterseniz.
Hepsi kardeşim lafına takılsada Demirhan konuşmalarına izin vermeden İzem'e yetişti.
Çantalarını alıp dışarı çıktılar dışarıda sadece Akif bey ve Serap hanım'ı görünce onlara doğru ilerlediler.
Serap ve Akif'in bakışları İzem'i görünce donmuştu sanki Atilla'ya çok benziyordu. Fakat yanlış anlaşılmamak için ikiside gülümsedi ve arabaya geçtiler. Demirhan ve izem arkaya , Akif bey sürücü Serap hanım da yan koltuğa oturunca Akif Bey arabayı çalıştırdı.
Akif : ilerde bir cafe varmış orada konuşalım bu arada senin adın ne kızım?
İzme kızım lafına takılsada belli etmeden umursamaz bir şekilde "İzem " dedi . Akif bey devam et der gibi bakınca. Gözdevirdi ve " İzem Dalya Güner" dedi. Akif bey peki der gibi kafa sallayınca aralarında uzun bir sessizlik oldu. Serap hanım ve Akif bey arada onlar dikiz aynadan bakması ile geçen yolda araba durunca hepsi indi. Ve içeri girdiler. İzem'i görünce yine oluşan şaşkın bakışlarla İzem yine göz deviridi. Ve hepsi boş yerlere geçip oturdu. Etrafta gorsonlar dışında kimse olmayınca cafeyi kapattırdıklarini anlamak zor olmadı.
Bir garson gelip ne istersiniz deyince İzem ve Demirhan su deyip geçiştirdi. Bian önce konuşsunsalarda kurtulayım diye düşünüyordu İzem ama bu durum onun kadar Demirhan'ı da ilgilendirdiği için kendisinine kızıp belkide hayatında ilk defa ciddi bir şekilde onlara bakmaya başladı. Demirhan onu ciddi görünce afallasada mutlu oldu çünkü bu ciddiyetin onun için olduğunun farkındaydı.
Demirhan: evet, ne konuşacaksınız benimle hemen konuşalım.
Akif: bak oğlum biz 12 yıl önce oğlumuzu kaybettik ne kadar arasakda bulamadık fakat dün bize bu mektup ulaşınca bizde hemen seni bulduk bak oku anlarsın.
Demirhan ve İzem mektubu okuyunca pekde sasirmadilar bu diğerlerinin dikkatini çeksede bir şey demediler.
Serap: oğlum sen bizim oğlumuzsun ne olur bizimle gel.
Demirhan: nasıl bu kadar eminsiniz.
Akif: Biz eminiz fakat sen istersen DNA testi yapalım sende emin ol. Olur mu?
Demirhan İzem'e bakarak bir şey demesini bekledi.
İzem: Haklılar önce bir DNA testi yapılsın gerisini sonra düşünürüz hem sonuç ne olursa olsun ben senin yanındayım Demirhan.
İzme ona sadece ciddi olduğu anlarda Demirhan derdi. Demirhan onun bu ciddiyetini anlayarak onayladı ve hastaneye gittiler.
Hastanede kan alınacakken İzme'de Demirhan'la gitti biliyordu kardeşi iğneden çok korkardı. Elini sıkıca tutup yüzüne bakmasını söyledi. Demirhan bu hâline güldü hâlâ kardeştiler dahası önemli değildi.
2saat sonra
Doktor: Evet sonuçlar çıktı. Demirhan Sert, Akif Sert 'in oğlu.
Serap: bak gördün mü oğlum hadi bizimle gel artık.
Demirhan onu kurtarmasını için yalvaran gözlere İzem'e bakıyordu.
İzem: Müsaadenizle biz biraz konuşalım.
Akif: tamam kızım siz konuşun biz sizi kantinde bekliyoruz.
İzem Dalya Güner ( 16 yaşında)

Demirhan Sert (16 yaşında)





