İçeriğe geç

Hayata yeniden

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Hayata yeniden

Bölüm 2

Kayıp Çocuk Yaşıyor

Antep Sert Konağı

" Akif Bey bu kargo size gelmiş efendim."dedi bir koruma. Sert ailesi aynı saatlerinde kahvaltı yapıyordu fakat eksik üyeleri vardı. Bu yüzden herkesin bir tarafı burktu. Akif Bey gözüyle masayı işaret etti bir ara bakardı kargosuna,şuan sadece 4 yaşında kaybolan oğlunu düşünüyordu . 12 yıl önce kardeşi Kenan'ın ,kızı ile gittiği parktan sadece yeğeni Azra dönmüştü.

Küçüktü ikiside,abimgilin yanına gideceğiz diye yanlarında bir koruma ile gitmişlerdi ama koruma 3 kurşun ile ölmüş oğlunu ise asla bulamamıştı. Böyle bir olaydan Azra nasıl kurtuldu işte yıllarca kafasına takılan şey buydu. Elbette yeğenine bir şey olmamasına sevinmiş fakat bu olay 4 yaşındaki bir çocuğa göre fazla imkansızdı. Çünkü Azra olay hakkında hiçbir şey konuşmamış fakat eve gelir gelmez aynı rutinine devam etmişti. Küçük kardeşi ve kuzenlerini kıskanmak.

Nasıl olabilirdi ki eğer silah sesi duyduysa bir travma sebebi olabilirdi yada korkması lazımdı ama Azra'nın hiç bir şeyi yoktu. Bu yüzden kardeşi Kenan ile 1 yıl önce tartışmış ve Azra'nın yeğenine attığı bir iftira olayı iyice büyütmüştü. Kenan ise olayı hazmedememis ve çocukları Kerem, Azra, Atilla ve Taha Can ile İstanbul'a taşınmıştı. Büyük oğulları Baran ise dedesi ile yaşamaya devam etmişti. Bu yüzden kendi ailesi ile arası açılmıştı.

Kahvaltı bitince salona büyükler kahve içmek için oturmuştu. Baş köşedeki tekili koltuklara Mehmet bey ve eşi Gülhan hanım geçmişti onlardan sonra ise oğulları Akif , Veysel, Ali , Karan ve Aslan geçmişti. Kahveleri hazırlayan gelinleri Serap, Melek , Hatice , Elif ve kızları Mehtap da yerine geçince herkes kahvesinin içmeye başladı.

Aslan sessizliği bozmak için " ee abi ne gelmiş sana baksana " dedi. Akif Bey "Bilmiyorum ki masadaydı getirde bakalım." Aslan söylenerek kalktı "off ablam niye getirmiyor küçüğüm diye herşeyi bana yaptırıyosunuz." Mehtap " canım kardeşim senin canın yine dayak çekti anlaşılan "demişti. Aslan he he der gibi kafasını sallamış ve elindeki siyah poşeti abisine vermişti.

Akif Bey poşeti açınca içinden bir mektup çıktı. Açıp okudu fakat okuduğu şeyleri anlamakta güçlük çekti , anlamıyordu sanki beyni donmuş gibiydi. Mehmet bey bu halini görünce Karan'a işaret etti mektubu okuması için.

Karan mektubu alıp gür bir sesle okumaya başladı.

" Daima Düşmanım Sert Ailesine ;

Hatırlarsanız bir zamanlar çok büyük bir düşmanlığımız vardı. Tabii unutamazsınız ama olsun. Akif sen benden bir evlat almıştın karşılıksız kalacağını düşünmemiştin sanırım. Kalmadı zaten oğlun Demirhan Sert'i ben kaçırdım, yazık nasıl perişan olmuştunuz hâlâ aklıma geldikçe keyifleniyorum. Birde düşüncelerinde haklıydın oğlunu kaçırmama yeğenin Azra yardımcı oldu , 4 yaşındaki bir çocuğa göre ne kadar zeki değl mi? Çünkü o benim kızım. Size bunları yapması için ben eğittim onu. Neyse sizin kızı da bir aileye verdim çok iyiler diyecektim de kızınıza yaptıkları geldi aklıma. Sert ailesinin biricik kız torunu ne çekti küçücük yaşta. Gerçi senin oğlunun da ondan aşağı kalır yanı yok. Sokağa attım onu hayata tutunmuşmudur acaba neyse ikisi de hayatta şuan bulabilirsen bul.

Bunları size anlattım çünkü bu mektub size ulaşınca ben çoktan ölmüş olacağım ve artık intikam bir şeye yaramayacak Azra'da umrumda değil tam tmarahanelik bir manyak ne yaparsanız yapın onu bu arada biricik yeğenin ismini değiştirmiş sanırım bu hangi ismi bilmem ama alın sizin olsun Yıldız Çiçek Ulu.

Oğlun İstanbul ....... bu okulda okuyor aynı ismi ile.Kızı bilmiyorum sadece hayatta olduğu biliyorum gerisi yok.

Fuat Yılmaz "

" Bu ne demek oluyor şimdi ben hiçbir şey anlamadım" dedi ilk şoku atlatan Mehtap. Akif bey de şokunu atlatmış ve konuşmuştu "Herşey ortada işte, bir mektuba inanmak aptallık olur ama adamın anlattığı çoğu şey gerçek gibi o bizim büyük bir düşmanımızdı sürekli 'yanınıza kalmiycak' diyip duruyordu." Veysel "O zaman ilk önce İstanbul'a gidelim hem bunu Kenan Abime de söylemeliyiz o kız yüzünde ailemiz dağıldı. Gerçek kızını bulmalı."dedi.

Aslan: İyi de o kıza dair hiçbir şey yok elimizde ismi dahi sahte nasıl buluruz.

Serap : Bir dakika ya şimdi benim oğlum Demirhan'ım yaşıyor mu? Sokağa mı atmışlar benim kuzumu?

Hatice: Abla sakin ol bak bir şey olacak şimdi hem iyiymiş, yaşıyormuş öyle demiş ya!

Ali: O zaman hemen İstanbul'a gidelim önce Kenan abim ve Azra'ya DNA testi yaptıralım yarın oluncada okula gidip Demirhan'ı bulalım. Yeğenimizi de buluruz bir şekilde ikiside bizim kanımız zaman kaybetmeyelim.

Gülhan hanım: Evet bulun çocuklarımızı evimiz yine şenlensin.

Karan: iyide hiç tanımıyoruz onları ,çocuklar tepki göstermez mi?

Elif: Ne olursa olsun ikside bu aileden onların yeri bu konak.

Melek: Evimizin biricik kızına ne yaptılarda mektupta böyle yazmışlar ikisininde hayatını mahvetmişler.

Serap: İkiside sağ salim ait oldukları yere gelsinde bütün yaralarını sararız el birliğiyle.

Hepsi Serap hanımı onaylar mırıltılar çıkardı. En son söz yine Mehmet Bey'indi.

Mehmet Bey: Hepiniz haklısınız tez gidin İstanbul'a Kenan'a da haber verin bu işi en kısa zamanda çözün.

Akif: Tamam baba biz Aslan, Karan , Sinan ve Baran İstanbul'a gidelim Kenan'a herşeyi anlatalım biran evvel çocuklarımıza kavuşalım.

Mehmet Bey: Haydi o vakit zaman kaybetmeden bizim uçakla gidin Sinan ile Barana yolda anlatırsınız bizde burdakilere durumu açıklarız.

Ali : bizde gelelim bir şey lazım olur belki.

Veysel : Evet ilk defa buna katılıyorum.

Akif: hayır fazla kalabalık olmayalim.

dedi ve ayaklandı Aslan'da Sina ve Baran'ı alınca yola çıktılar.

Bölüm sonu

6 yorum