İçeriğe geç

Hayata yeniden

Bölüm 10 · 9 dk okuma

Hayata yeniden

Bölüm 10

Kuzenler

Bütün aile oturmuş konuşuyordu. Tabii bu durumda Demirhan ve İzem yoktu.

Kerim: dede bence ikiside çok iyi.

Mehmet Bey: öyle saygısız bir davranışlarını görmedim. Sizde onlara karşı saygılı olun.

Murat: dede o kız benim umrumda değil.

Kerem: abi kötü birisi değil sen ona nasıl davranırsan aynı şekilde karşılık veriyor.

Hakan: bize vermesin biz onu istemiyoruz.

Veysel:bana bakın bu evden birisi daha İzem'e saygısızlık yaparsa sonu çok kötü olur ona göre.

Kenan: neyden bahsediyorsun Veysel.

Ali: anlaması gerekenler anladı boş ver abi.

Kerem: evet amca anladık ve düzeltmeye çalışıyoruz beni abisi olarak görsün diye elimden geleni yapacağım.

Veysel: öyle olsun bakalım.

Baran: Akif amca şimdilik erken biliyorum ama onların bizden önceki hayatlarını bilmemiz lazım ne yaptılar ne ettiler.

Elif: Baran haklı abi ama bunu bize biraz daha alıştıklarında yapalım.

Akif: öyle yaparız ama şunu bilin bu evden hiç kimse özelikle İzem'e önyargılı yaklaşmayacak duydunuz mu beni Murat, Hakan, Tarık, Metin, Gökhan,Atilla, Karan .

Murat: duydum baba

Hakan:tamam amca

Tarık:tamam amca

Metin: anladım baba

Karan: İstanbul'daki gibi davranmıycam abi.

Gökhan: hıhı

Hatice: hıhı ne oğlum?

Gökhan: tamam işte hem anlıyorum karşımda Azra yok nötrüm yani.

Veysel: nötr ne lan hayırsız ikizimin oğlu.

Ali: anlamadığın işlere karışma ikiz.

Veysel: ulan ben seni!

Gülhan: öhm öhm

Ali ve Veysel: tamam anne.

Arda: babaanne o zaman İzem abla bizim ablamız mı olacak?

Gülhan hanım: evet yavrum.

Taha Can: hayır ya o sadece benim ablam.

Selin: Taha!

Taha kollarını önünde bağlayarak Arda'ya burun kıvırdı. Aynı şeyi Arda da yaptı.

Özkan: peki Berk ne olacak İzem abla ile görüşmesine izin verecek misiniz?

Karan: evet siz nasıl görüşüyorsanız o da aynı şekilde olacak.

Oğuz Kağan: hem belki o kız gitti ya Berk Han konuşur.

Elif: inşallah oğlum.

Salondaki çoğu kişi aynı şeyi söyledi. Merdiven köşesinde onları sesizce dinleyen İzem Dalya bile, anlardı sesi olmayan çocukları.

Melek: peki O , ona ne olacak?

Selin: Azra gitti ama o zaten ona değil bize kırgındı.

Mehtap: 4 yıldır hiç bir iz yok ondan.

Serap ağlamaklı sesi ile: öldü mü kaldı mı belli değil. Ona söylediğim sözler kulaklarımdan gitmiyor.

Akif eşine teselli vererek: ben ona el kaldırdım gururunu kırmasam belki burda olurdu.

Kenan: umut vermek istemem ama mutlaka bir iz bulacağız ondan.

İzem Serap hanım ve Akif beyin çaresiz sesi ile zar zor yutkundu. Tanıyordu onu hayatı O'ydu.

Taner: abim gitti anne alışmak zorundasınız hepimizin yüzünden gitti. Yok artık.

Tolga: Taner üzgün zaten hem sende mi unuttun söylediklerini.

İzem'e anlatmıştı sebepsizce çok kızgındı onlara nasıl ona böyle yapmışlardı. Ama bir tarafıda onlara kıyamıyordu.

Caner: belki Demirhan ve İzem için gelir.

Kerim: İzem'i bilse kesin gelir.

Murat: öz kardeşi varken niye onun için gelsin.

Serkan: hani hepimiz kardeştik abi.

Hakan: öyle ama neyse.

Salondaki herkesin sert bakışlarına maruz kalınca cümlesini tamamlayanadı. İzem Dalya anlamıştı bu evde onu asla kabul etmeyen Murat ve Hakan olacaktı. Ama yine neyseydi.

Aslan: peki bu olanları çevreye nasıl duyuracağız.

Kenan: haftaya okul işlerini hallederiz.

Mehmet Bey: bir boşlukta eşe dosta haber verip yemeğe davet ederiz orada ikisini de duyururuz.

Gülhan hanım: tamam hava karardı yemekler neredeyse hazırdır çocukları kaldırın sizde.

İzem Dalya sakin adımları ile kaldığı odaya çıkmaya başladı. Yakalanma korkusu yoktu artık korktuğu hiç bir şey yoktu yada o öyle sanıyordu.

Kerim: ben ikisine de haber veririm.

Hatice: tamam yavrum çocukların odasına pat diye dalma.

Kerim: tamam yenge ya!

Serap elini yüzünü yıkamak için kalktı. Oğlu Metin de ona destek oluyordu. Hatice ve Melek mutfağa geçti yemekleri kontrol ediyorlardı. Elif Berk'in odasına çıktı. Kerim ise önce İzem'in odasına yöneldi.

Hatice: ohh Sultan abla yine döktürmüşsün kız.

Melek: mis gibi kokuyor.

Sultan: abartmayın kızlar hep yaptığım yemekler küçük hanım beğenir umarım.

Melek: beğenir beğenir endişelenme sen.

....

Elif: oğlum hadi aşağıya inelim.

Sesizlik.

Elif: bak annem Azra gitti bir daha hiç gelemyecek.

Sesizlik

Elif'in gözünden bir damla yaş düştü ama Berk görmesin diye hemen sildi. Berk ise önümdeki kağıdı öylece karalıyordu.

Elif: evimizde artık bir abla ve bir abi daha olacak.

Sesizlik.

Elif: sen acıkmadın mı bakayım artık aşağıya inmeliyiz.

Sesizlik.

Elif oğlunun elini nazikçe tuttu: hadi anneciğim.

Berk istemesede kalktı.

......

Kerim İzem'in odasına geldiğinde yengesinin sözlerini unutup kapıyı çalmadan içeriye girdi.

İzem göz devirdi.

Kerim: senin yerinde başkası olsaydı gözlerin çıksın derdim ama demiyorum bak kuzen.

İzem:Aferin sana Kerim.

Kerim: hadii kız kalk yemek yiyeceğiz.

İzem: off daha yeni yemedik mi biz yaa?

Kerim: o siz yoldan geldiğiniz için atıştırmalıktı. Bu akşam yemeği dedem bu durumda çok serttir kahvaltı ve akşam yemeğinde bütün aile oluruz.

İzem: ayy bir de saati var de!

Kerim: nerden bildin kız var tabii kahvaltı hafta içi 7.30 hafta sonu 8.30, akşam yemeği her zaman 9'da yenir.

İzem: ben bu ortamı hiç özlememişim ya!

Kerim: ne diyorsun kız orda alışırsın hadi kalk Demirhan'ı kaldıracağız daha.

İzem: iyi hadi inelim.

Beraber Demirhan'ın odasına geldiklerinde yine kapıyı çalmadan daldılar içeriye ama bu sefer bunu yapan İzem'di.

Kerim: birde bana der.

İzem: sus be o alışık dimi Han?

Kerim: lan Han yok.

İzem: salak beni buraya getirip kendisi gitti mi?

Kerim: ne biliyim lan ben.

İzem: lan yoksa bunu yine kaçırdılar mı?

Kerim: olabilir.

Demirhan banyodan çıkıp: gençler sohbetinizi bölüyorum ama

Kerim: ne aması lan burda kaç tane senaryo kurduk.

İzem: aman bırak şunu be kuzen gel biz inelim.

Demirhan: lan iki dakika boş bıraktık hemen kuzen olmuşlar pis hainler. Beni de bekleyin.

Kerim İzem'in omzuna kolunu atıp : bizene lan senden biz gidiyoz. Sende gelirsin.

Odadan çıktıklarında Demirhan koşarak onlara yetişti ve İzem'i kendine çekti.

Demirhan: İzem beni şunun için bırakıyor musun ?

İzem: yanlız kuzenime şu demessen canım.

Kerim: yürü be kuzen.

Demirhan: bana bak Kerim seni hiç sevmedim zaten git şuradan

Kerim: sus be ne bu car car.

Gülhan hanım: oo torunlarım gelin şöyle yamacıma.

Gülhan Hanım'ın bir yanına Demirhan diğer yanına Kerim oturdu.

Gülhan hanım Kerim'in kafasına vurarak: ben sana mı dedim sıpa kalk kızım otursun.

Kerim: banane Demirhan kalksın ben kalkmam.

Mehmet Bey: o vakit bende kızımın yanı benimdir.

Diyip İzem'in yanına oturdu.

Gülhan hanım: ee ne var ne yok çocuklar odalarınızı beğendiniz mi beğenmediğiniz bir şey varsa değiştirelim.

Mehmet Bey: hanım bir nefes al kızım nasılsın bakalım.

İzem: iyiyim

Kerim: kuzen sende nasılsın diye sorsaydın nezaketten yani.

Gülhan hanım: ne isterse onu söyler Kerim.

Kerim: tamam be babaanne.

Sultan: yemek hazır hanımım.

Gülhan hanım: tamam Sultan hadi çocuklar.

Hepsi sofraya oturmuştu. İzem ne kadar istemesede kafasında o ses kaydı ve Kerem'in söyledikleri vardı.

Murat: ne oldu prenses hazretleri diyette misin?

Hakan: kilo alırsa sevgilisi nasıl beğenecek abi.

Demirhan: ne diyorsunuz be.

Atilla: gerçekleri kuzen bak gerçek olduğu için cevap vermiyor.

Veysel: bu ne saygısızlıktır Murat.

Sonradan ne kadar özür dilerse de bir şey değiştirmeyecek sözlerine devam etti.

Veysel: hadi birisi sokak çocuğu diğerinin ne olduğu daha belirsiz biz size böyle mi öğrettik ?

İşleri yolunda gitmemişti sinirini birinden çıkarması gerekiyordu kendine ve ailesine göre.

Demirhan'ın gözünden bir damla yaş düştü o yaş İzem Dalya'yı yaktı, uzun zaman sonra ilk defa böyle yanıyordu. İzem sadece Han'ına odaklandı

Demirhan'ın başı yavaşça eğildi göz yaşını silip hemen kalktı.

Veysel: burası sokkak değil saygısız izin almadan kalkmasın.

Mehemt Bey: Veysel yeter

Veysel: hayır yetmez.

Gülhan hanım: Elif çocukları yukarı çıkar.

Elif bütün çocukları alıp yukarı çıkacaktı İzem kalkmayınca ortamdaki gergin hava yüzünden üstelemedi. Demin üsten üsten konuşan murat bile gitmişti. Masada sadece Baran , Sinan ,İzem ve büyükler kalmıştı. Mehtap ve Elif çocukları diğer salona götürmüştü kapıyı açarsa onları gayet net duyabilirdi.

Demirhan ise biliyirdu yine korkaklık yapıp kaçmıştı. İzem orada onun gözünden düşen bir damla yaşın intikamını alırdı. O ise elini yumruk yapmış ve onları merdivenelrden dinliyordu.

İzem: ee Veysel bey ne oldu daha sabah biricik yeğeninizdik şimdi birisi sokak çocuğu diğerinin ne olduğu belirsiz çocuk olduk iyi mi?

Diyip kahkaha attı ağlamak istiyordu aslında ama Han'ın gözünden düşen bir damla yaşın hesabını sormalıydı.

Veysel: evet yeğenimsiniz ama biricik olduğunuz falan yok asla da olamaz bu evde-

İzem: bu evde önce şımartılıp sonra postalanır. Bir düşünün size tanıdık geliyor mu?

Veysel: Azra'yı araya sokama

İzem: ahh ben sizden bahsediyordum istediği olamamış şımarık bir çocuk var karşımda. Karına sordun bu ne zaman postalayacak seni merak ettim.

Veysel: düzgün konuş çocuk yeğenim de-

İzem: ne olduğu belirsiz çocuk dersin demi ben ne diyeyim bu yaşına gelmiş ama adam olamamış amca mı ?

Masadakilere göz gezdirdi: galiba evet.

Veysel öfkeden kıpkırmızı olmuştu ilaçlarını almamıştı şimdi bu çocuk onun sinirlerini daha da bozuyordu.

Veysel: Bana bak çocuk!

İzem: çocuk mu karşında çocuk olduğunun farkına vardın mı? İyi o zaman şimdi beni iyi dinle.

Sesi çok sertti İzem'in. Veysel'i bile susturuyordu öfkesi sönmüştü çünkü karşısındaki öfke bambaşkaydı. Bir çocuk nasıl bu kadar öfke dolu olur? Hepsinin aklında bu vardı ama kimse soramıyordu.

İzem sözlerine devam etti: ben seni bu evdeki hiç kimseyi zerre umursamam neyse diyip geçerim ama yemin ederim Han'ın gözünden düşen o bir damla yaşta hepinizin felaketi olurum. Biz bilmiyormuyduk sanıyorsunuz sizi he Han istese sizin yanınıza sokağa atıldığı ilk gün gelirdi ama şimdi sen böyle kendini bir şey san diye sizin onu bulmasını bekeldi. Niye bulamadın he söylesene 12 yıl çok mu zordu onu bulmak bak yeğeninle aynı liseye gidiyordu niye bulamadın bir kız aileni parçalarken nerdeydin he söylesene niye izin verdin bize bağırdığın gibi bağıramdın mı ona cevap versene ona saygıyı öğretemedin mi ?

Sesi sert ama gayet sakindi herkes ise bu haklılık ile susmuştu Veysel cevap veremiyordu. Serap hanım ise istemsizce mutluydu oğlunu böylesine koruyan birisi vardı. Salondaki herkes İzem ile gurur duyuyordu bu yüzden kafaları eğik ama omuzları dikti.

...

Elif: birinizin telefonu yanında mı doktoru arayalım?

Mehtap: yemek yerken herkes odasında bırakıyor ya.

Kerim: İzem'in telefonu odasındaydı hemen karşıda onu alayım.

Metin: kızmaz mı bir de onunla uğraşmayalım.

Kerim: hayır

Diyip odadan telefonu gördü ekranı açıktı ses kaydının sesi kısılmış ama tekrar tekrar devam ediyordu merak ettiği için sesini açıp dinlemeye başladı. Odadaki herkes şuan ses kaydını duyabilirdi belki yanlıştı ama dineldi. Taha ağlamaya başladı: kim atmış bunu beni sevmez artık.

Tam o sırada İzem'in sakin ama sert sesini duydular hepsi susmuştu. Sonrasında beklemedikleri bir ses daha geldi.

Demirhan: yıldızçiceği gidelim mi burdan istemeiyorum ben onları.

Sesi kararlıydı ve korkusuzdu biliyodu İzem onu asla bırakmazdı ve duydukları onu güçlendirmişti.

İzem: tamam önemli eşyalarını al gidelim Serap hanım kalan eşyalarını gönderir diye düşünüyorum.

Serap: hayır gidemezsiniz amcanız sinirliydi öfkeden söyledi onları.

Demirhan annesini duymamazlıktan gelerek kaldığı odaya çıktı cüzdanını ve bir kaç eşyasını alıp İzem'in odasından da aynı şeyleri aldı. Ona bakan gözleri farke etsede önemsemeyip İzem'in yanına geldi.

İzem: siz bizim sadeve biyolojik ailesisiniz daha ilerisi olamayacak he söyleyin o Kerem'e ben hiç kimsenin kullanıp atacağı bir oyuncak olamam.

Demirhan: taksi çağırdım gelmiştir hadi.

Mehmet Bey: hayır kimse bir yere gitmiyor.

İzem: kusura bakmayın bize saygıyı öğretemedikleri için sizi dinlemiyoruz.

Demirhan ile ikisi sakin adımlarla kapıya geldi.

Selin: kızım ne olur gitmeyin bak sen kalırsan Demirhan da kalır biz-

İzem: siz şimdi anne mı oldunuz demin bize bunları söyleyene hiç bir şey diyemediniz ama sizce bu saatten sonra sizin bir hiçten farkınız var mı?

Demirhan: bizim için yok şimdi kendinize biraz saygınız olsun biz gidiyoruz.

İkiside kapıdan geldikeri günki gibi mutlu ve huzurlu bir şekilde çıktı.

Gülhan hanım korumalara: çıkmalarına izin vermeyin

Dedi korumalar hamle yaptıklarında İzem üç korumayı aynı anda etkisiz hale getirdi muhtemelen hızlı darbe aldıkları için bayılmışlardı. Kimse şaşkınlıktan bir şey diyemedi. İzem ve Dmeirhan da taksiye binip bir otele gittiler.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

19 yorum

  • Bir tekvandocu olarak şu kilo mevzusu ne söylemek istiyorum (çünkü bana da zayıfsın, kilo al, alsan ne olur tarzı şeyler diyorlar) Tekvando da kilo kategorileri var ve sürekli kilomuzda durmamız lazım

  • *ses kaydı*Kerem : Ya o da Azra gibiyse ailemiz yine mi dağılsın istediğin bu mu abi? Sinan: Kerem o nasıl laf tamam ben de ailemize tanımadığımız bir kızı istemiyorum ama onu bulup tanımamız lazım bence önyargılı olacak yaşı çoktan geçtin sen mantıklı düşün! Atilla: biz o kızı istemiyoruz bulmayın bu yaşına kadar nasıl geldiye öyle devam etsin. Dedi bu sözleri o kızın duyacağından habersiz.Taha Can: bulsanız da biz onunla aynı eve yaşamayız biraz para verin bir de yatılı okul oldu bitti işte. Selin: haklılar Kenan biz kız annesi ve babası olmayı beceremedik ona da bakmayız onun gibi olur o da hem belki de onun gibidir zaten . Gözlerini kaçırarak Kenan : Bilmiyorum tek bildiğim benden kız babası olmadığı.

  • izem telefonunu unuttu bide o ses kaydında ne vardı yağğğ merak ettim zaten uyuyamıyorum bide merakımdan bu gün uyku bana harammmm ~04.30~

  • Yeni bölüm lütfen yazar hanım diğerlerinin sürünüşünü okumak istiyom ybbbbbb

  • Çok güzeldi✨✨✨ ama ben aileye sinir oldum lütfen iyi olanlar hariç (babanneyide sevemedim zorla evde tutmaya çalışıyor birde) kimseyle görüşmesinler diğerlerinde pişmanlıktan gebersin inşallah