İçeriğe geç

Hayat Kedisi.

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Hayat Kedisi.

Bölüm 7

7. Bölüm

Eğer bu bir rüyaysa... lütfen henüz uyanmayalım. Kış yavaş yavaş sona ermeye başlamıştı. Karlar eriyor, günler uzuyor, hava eskisine göre daha erken aydınlanıyordu. Jisung son zamanlarda kendini hiç olmadığı kadar hafif hissediyordu. Sanki yıllardır omuzlarında taşıdığı bir yük sonunda kalkmıştı. Bunun sebebinin Minho olduğunu ikisi de biliyordu.

Bir sabah Jisung uyandığında telefonunda onlarca mesaj gördü. Hepsi Minho'dandı.

"Jisung."

"Jisung."

"Uyuyor musun?"

"Kesin uyuyorsun."

"Bir kedi gördüm."

"Çok tatlı."

"Fotoğrafını çektim."

"Bir tane daha gördüm."

"Bu da çok tatlı."

Jisung istemsizce gülmeye başladı. Tam o sırada yeni bir mesaj geldi.

"Uyandın mı?"

Jisung hemen yazdı.

"Normal insanlar gün doğmadan önce uyur."

Mesaj gönderilir gönderilmez cevap geldi.

"Ben normal değilim."

"Bunu zaten biliyorum."

"Beni seviyorsun ama."

Jisung'un yüzü kızardı. Telefonu elinden bırakıp yastığa gömdü. Birkaç saniye sonra tekrar aldı.

"Çok konuşuyorsun."

"Sen de çok utanıyorsun."

Jisung telefonu kapattı. Minho'nun kahkaha attığını hayal edebiliyordu. Ve nedense bu düşünce bütün gününü güzelleştirmeye yetmişti.

Öğleden sonra buluştuklarında Minho'nun yüzünde garip bir ifade vardı. Normalden daha sessiz görünüyordu. Jisung bunu hemen fark etti.

"Ne oldu?"

"Bir şey yok."

"Yalan."

Minho gözlerini kaçırdı.

Jisung kollarını göğsünde birleştirdi.

"Anlat."

Minho birkaç saniye sustu. Sonra derin bir nefes verdi.

"Bugün eski veteriner kliniğinin önünden geçtim."

Jisung'un kalbi sıkıştı.

Minho yere baktı.

"Hatırladım."

Sessizlik oldu.

"Her şeyi."

Jisung ne diyeceğini bilemedi.

Minho hafifçe güldü ama bu mutlu bir gülüş değildi.

"Düşündüğümden daha fazla şey hatırlıyormuşum."

"Minho..."

"Ölmeden önce korktuğumu da hatırladım."

Jisung'un içi buz kesti.

Minho devam etti.

"Ama en çok seni düşündüğümü hatırladım."

Sesinde öyle bir kırgınlık vardı ki Jisung'un canı acıdı. Hiç düşünmeden elini uzattı. Minho'nun elini tuttu. Sıkıca.

"Artık yalnız değilsin."

Minho başını kaldırdı. Jisung ona bakıyordu. Aynı yıllar önce olduğu gibi. Aynı sıcaklıkla. Aynı sevgiyle. Ve o an Minho'nun içinde yıllardır kalan son korkunun da biraz daha küçüldüğünü hissetti.

Akşam hava karardığında birlikte nehir kenarında yürümeye çıktılar. Sokak lambalarının ışıkları suya vuruyordu. Etraf sessizdi. Bir süre boyunca konuşmadan yürüdüler. Sonra Jisung aniden durdu.

"Minho."

"Hm?"

"Hiç pişmanlığın var mı?"

Minho düşündü. Uzun uzun düşündü. Sonra başını salladı.

"Bir tane."

"Neymiş?"

"Sana veda edememek."

Jisung'un nefesi durdu.

Minho gözlerini nehre çevirdi.

"Bir gün vardım."

"Seni izliyordum."

"Sonra yok oldum."

Jisung başını eğdi. Kalbi acıyordu.

"Bu adil değildi."

Minho gülümsedi.

"Hayat genelde adil olmuyor."

Bir süre sessizlik oldu. Sonra Jisung yavaşça konuştu.

"Ama şimdi buradasın."

Minho ona baktı.

Jisung'un gözlerinde tek bir damla yaş parlıyordu.

"Ve bu sefer gitmene izin vermeyeceğim."

Minho'nun kalbi öyle sert çarptı ki canının yandığını sandı. Çünkü Jisung bunu söylerken şaka yapmıyordu. Gerçekten söylüyordu. Gerçekten hissediyordu.

Minho hafifçe gülümsedi. Sonra ilk kez korkmadan, çekinmeden ve düşünmeden Jisung'un elini tuttu. Parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.

Jisung geri çekilmedi.

Aksine elini biraz daha sıktı.

Ve ikisi de aynı anda gülümsedi.

Çünkü bazen sevgi büyük itiraflardan oluşmazdı. Bazen sadece bir elin diğerini bırakmamasından oluşurdu. Ve o gece eve dönerlerken, yıllar önce kaybettikleri şeyin artık tamamen geri döndüğünü hissediyorlardı. Belki aynı şekilde değildi. Belki hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktı. Ama artık daha güzeldi. Çünkü bu kez birbirlerini seçebiliyorlardı.

Bahar geldiğinde şehir tamamen değişmişti. Karların yerini yeşillikler almış, ağaçlar yeniden çiçek açmaya başlamıştı. Jisung son zamanlarda kendini sürekli gülümserken yakalıyordu. Bazen bunun farkına bile varmıyordu. Derste otururken, yürürken, müzik dinlerken ya da sadece telefonuna gelen bir mesajı okurken. Bunun sebebi genellikle aynı kişiydi.

Bir gün okul çıkışında telefonuna bir mesaj düştü.

Minho:

"Bir sorun var."

Jisung hemen cevap verdi.

"Ne oldu?"

"Çok ciddi."

Jisung'un kalbi sıkıştı.

"Neler oluyor?"

Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi.

"Bir kediyi sevdim."

Jisung birkaç saniye ekrana baktı.

Sonra yazdı.

"Defol."

"Hayır ama çok tatlıydı."

"Sen de kedisin zaten."

"O yüzden uzman görüşü sunuyorum."

Jisung istemsizce güldü.

Gerçekten mutluydu.

Uzun zamandır ilk kez geleceği düşündüğünde korkudan çok heyecan hissediyordu.

Akşam buluştuklarında Minho her zamanki gibi parkın girişinde onu bekliyordu. Jisung uzaktan onu görünce adımlarını hızlandırdı. Minho bunu fark edip gülümsedi.

"Koşuyordun."

"Koşmuyordum."

"Koşuyordun."

"Kanıtla."

Minho güldü.

"Beni görünce hızlandın."

Jisung'un kulakları kızardı.

"Kes sesini."

Minho'nun gülümsemesi büyüdü.

Bazen böyle anlarda ikisi de durup birbirlerine bakıyordu.

Çünkü hâlâ alışamamışlardı.

Birbirlerine sahip olabilme fikrine.

Eskiden her şey imkânsız görünüyordu.

Şimdi ise aynı bankta yan yana oturabiliyorlardı.

Aynı yolda yürüyebiliyorlardı.

Aynı gökyüzüne bakabiliyorlardı.

Ve hiçbirinin bitmesini istemiyorlardı.

Parkta yürürken Minho bir anda durdu.

Jisung ona döndü.

"Ne oldu?"

Minho birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.

Sonra yavaşça konuştu.

"Teşekkür ederim."

Jisung şaşırdı.

"Neden?"

"Benimle kaldığın için."

Jisung'un yüzündeki ifade yumuşadı.

Minho yere baktı.

"Gerçeği öğrendiğinde korkabilirdin."

"..."

"Benden uzaklaşabilirdin."

"..."

"Ama kalmayı seçtin."

Jisung'un kalbi sıkıştı.

Çünkü Minho bunu söylerken gerçekten inanıyordu.

Gerçekten korkmuştu.

Gerçekten onu kaybedeceğini düşünmüştü.

Jisung birkaç adım yaklaştı.

Sonra çok sakin bir sesle konuştu.

"Ben seni zaten kaybetmiştim."

Minho ona baktı.

Jisung'un gözleri dolmuştu.

"İkinci kez kaybetmeye niyetim yok."

Minho'nun boğazı düğümlendi.

Bir süre konuşamadı.

Çünkü bazen sevildiğini duymak bile insanın canını yakıyordu.

Özellikle de bunu yıllarca beklemişsen.

O gün eve dönerlerken hava kararmıştı.

Sokak lambaları yanıyordu.

Etraf sessizdi.

Minho yürürken bir anda durdu.

Jisung şaşkınlıkla ona baktı.

"Yine ne oldu?"

Minho birkaç saniye sustu.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Mutluyum."

Jisung'un yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

"Sadece bunu söylemek için mi durdun?"

"Evet."

"Salaksın."

"Biliyorum."

Ama Jisung bunu söylerken gülüyordu.

Çünkü içten içe aynı şeyi hissediyordu.

Mutluydu.

Gerçekten mutluydu.

Ve uzun zaman sonra ilk kez bu mutluluğu kaybetmekten korkmak yerine onun tadını çıkarmayı öğreniyordu.

Yanında Minho vardı.

Minho'nun yanında ise o.

Şimdilik bu yeterliydi.

Belki yarın ne olacağını bilmiyorlardı.

Belki hayat yine zorlaşacaktı.

Belki önlerine yeni engeller çıkacaktı.

Ama o gece bunların hiçbir önemi yoktu.

Çünkü yıllar önce yarım kalan hikâyeleri artık devam ediyordu.

Ve bu kez ikisi de sonuna kadar birlikte yürümeye kararlıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.