Ve daha önemlisi... Jisung onu öğrenseydi yine de yanında kalmak ister miydi? Bu soru günler boyunca Minho'nun peşini bırakmadı. Jisung'la buluşuyor, konuşuyor, gülüyorlardı ama Minho'nun içinde büyüyen bir korku vardı. Çünkü ne kadar yaklaşırsa, gerçeği saklamak o kadar zorlaşıyordu. Bir akşam birlikte marketten dönerlerken Jisung aniden durdu.
"Bir şey soracağım."
Minho'nun kalbi hızlandı.
"Sor."
Jisung birkaç saniye sustu.
"Hiç tanışmadığın birini özledin mi?"
Minho şaşkınlıkla ona baktı.
"Nasıl yani?"
"Sanki onu yıllardır tanıyormuşsun gibi ama aslında mantıklı bir açıklaması yok."
Minho'nun boğazı kurudu, Jisung gözlerini yere indirdi.
"Sana karşı bazen öyle hissediyorum."
Minho nefes almayı unuttu.
"Garip biliyorum."
"Hayır."
Bu kez Minho'nun cevabı hemen geldi.
"Garip değil."
Jisung başını kaldırdı. Göz göze geldiler ve Minho ilk kez korkudan çok başka bir şey hissetti, umut. Çünkü Jisung da hissediyordu, sebebini bilmese bile hissediyordu. O günden sonra aralarındaki mesafe yavaş yavaş kayboldu. Daha sık mesajlaşıyorlardı. Daha çok vakit geçiriyorlardı. Birbirlerinin sessizliklerine bile alışmışlardı. Bazen saatlerce aynı odada oturup neredeyse hiç konuşmuyorlardı. Ama ikisi de bundan rahatsız olmuyordu. Çünkü bazı insanlar konuşmadan da anlaşabiliyordu. Bir gece Jisung'un evinde otururken eski fotoğraflara bakmaya başladılar. Bir süre sonra ekranda kedisinin bir fotoğrafı belirdi. Jisung fotoğrafa bakıp hafifçe gülümsedi.
"Çok yaramazdı."
Minho da gülümsedi.
"Belli oluyor."
"Bir keresinde üç saat boyunca bulamamıştım."
Jisung güldü.
"Sonra dolabın üstünden çıktı."
Minho da güldü. Çünkü o günü hatırlıyordu, her ayrıntısıyla. Jisung birden sustu, sonra kaşlarını çattı.
"Bir dakika."
Minho'nun içi buz kesti.
"Ne oldu?"
"Ben bunu sana anlatmış mıydım?"
Minho'nun kalbi duracak gibi oldu. Hayır anlatmamıştı. ama o biliyordu, çünkü yaşamıştı. Jisung ona dikkatle bakıyordu. Minho birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra gözlerini kaçırdı.
"Bilmiyorum. Belki söylemişsindir."
Ama bu cevap ikisini de tatmin etmedi. O gece ilk kez gerçeğin aralarındaki duvara dönüşmeye başladığını hissettiler, ve Minho biliyordu. Bir gün her şeyi anlatmak zorunda kalacaktı. Çünkü Jisung'a her baktığında onu biraz daha seviyordu, ve sevgi, sonsuza kadar saklanabilecek bir şey değildi. O geceden sonra Minho'nun içindeki ağırlık daha da büyüdü. Jisung'un gözlerinin içine bakmak zorlaşıyordu. Çünkü her baktığında ona gerçeği söylemek istiyordu. Ama aynı zamanda onu kaybetmekten korkuyordu. Belki Jisung ona inanmazdı. Belki korkardı. Belki de bir daha yüzünü görmek istemezdi. Bu ihtimaller Minho'nun canını yakıyordu. Birkaç gün boyunca daha sessiz olmaya başladı. Mesajlara geç cevap veriyor, buluşmalarda dalıp gidiyordu. Jisung bunu fark etmişti. Bir akşam dayanamadı.
"Bir şey mi oldu?"
diye sordu. Minho başını kaldırdı. "Hayır."
"Yalan söylüyorsun."
Minho sustu. Jisung derin bir nefes verdi.
"Son zamanlarda sanki benden uzaklaşıyorsun."
Bu cümle Minho'nun kalbine saplandı. Çünkü istediği son şey buydu. Uzaklaşmak değil, daha da yaklaşmaktı. Ama gerçeği sakladıkça aralarına görünmez bir duvar örülüyordu.
"Özür dilerim."
Jisung kaşlarını çattı.
"Neden özür diliyorsun?"
Minho cevap veremedi. Çünkü vereceği gerçek cevap çok farklıydı. Çünkü sana her gün daha çok âşık oluyorum. Çünkü sana yalan söylüyorum. Çünkü aslında senin yıllarca yanında büyüyen kediyim. Ama bunların hiçbirini söyleyemedi. O gece ayrıldıktan sonra saatlerce sokaklarda yürüdü. Fark etmeden eski evlerinin bulunduğu sokağa geldi. Jisung'un evi hâlâ aynıydı. Penceredeki ışık yanıyordu. Minho başını kaldırıp baktı. Bir zamanlar eve dönmek için koştuğu yerdi orası. Şimdi ise kapısını çalmaya korkuyordu. Tam dönecekken telefonuna bir mesaj geldi. Jisung'dandı. "Özledim."
Minho'nun nefesi kesildi. Mesajın devamı geldi.
"Yanımda olmanı özledim."
O an Minho'nun gözleri doldu. Çünkü Jisung'un bilmediği şey şuydu; Minho da onu her gün özlüyordu. Hem bir evcil hayvanın sadakatiyle hem de âşık bir insanın kalbiyle. Parmakları titreyerek cevap yazdı.
"Yarın görüşelim mi?"
Mesaj gönderildikten birkaç saniye sonra cevap geldi.
"Her zaman."
Minho ekrana baktı ve istemsizce gülümsedi. Belki gerçeği söylemenin zamanı yaklaşıyordu. Belki her şey mahvolacaktı. Belki de ilk kez hayatında gerçekten umutlanıyordu. Çünkü ne olursa olsun, Jisung'un kalbi onu bir kez tanımıştı. Ve bazı bağlar, ölümden bile güçlüydü.