Herkese ilk öncelikle selamlarımı iletmek istiyorum bu fic benim ilk ficim olduğu için yazım hataları, karmaşıklık olabilir iyi okumalar dilerim
______________________________
Jisung, kedisinin öldüğü günden beri odasının perdelerini bile açmıyordu.Ev sessizdi, fazla sessiz. Eskiden koridorda duyduğu minik pati sesleri artık yoktu. Masasının üstünde duran mama kabını kaldırmaya kıyamamıştı. Bazen geceleri gözlerini kapattığında yatağının ucuna zıplayacağını sanıyor, sonra gerçeği hatırlayıp tavana boş boş bakıyordu. Bir akşam kapısı çaldı. Karşısında daha önce hiç görmediği bir çocuk vardı.
"Yanlış daire olabilir..." dedi Jisung yorgun bir sesle.
Çocuk başını hafif yana eğdi. Tam da kedisinin bir şey anlamaya çalışırken yaptığı gibi. Jisung'un kalbi sebepsiz yere sıkıştı.
"Şey..." dedi çocuk. "Sadece seni görmek istemiştim."
Garipti.
Onu tanımıyordu ama çocuk sanki onu yıllardır tanıyormuş gibi davranıyordu. Sonraki günlerde Minho sürekli karşısına çıkmaya başladı. Market önünde, otobüs durağında, apartman girişinde ve her seferinde aynı sıcak bakışlarla gülümsüyordu. Jisung bunun tesadüf olduğunu düşünmek istedi ama bazı şeyler mantıklı değildi. Minho, kahve içerken farkında olmadan bardağı deviriyor, güneş gören yerlere gidip uzanıyor, gördüğü her kediye istemsizce yaklaşıyordu. Bir gün Jisung ağlarken Minho sessizce yanına oturdu. Hiçbir şey söylemedi. Sadece omzuna yaslandı. Tıpkı kedisinin kötü günlerinde yaptığı gibi. Jisung'un gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Onu çok özlüyorum..." diye fısıldadı.
Minho'nun gözleri doldu. Çünkü o da onu özlüyordu. Belki artık küçük beyaz patileri yoktu, belki artık miyavlayamıyordu. Ama ruhu hâlâ buradaydı, sevdiği insanın yanında. Minho elini yavaşça Jisung'un elinin üzerine koydu.
"Ben gitmedim."
Jisung başını kaldırdı.
"Ne?"
Minho birkaç saniye sustu, sonra sadece gülümsedi.
"O kadar da yalnız değilsin."
Ve o an Jisung nedenini anlayamadığı bir huzur hissetti. Sanki yıllardır kaybettiği bir parçaya yeniden dokunmuş gibiydi.
Minho'nun söyledikleri günler boyunca Jisung'un aklından çıkmadı.
"O kadar da yalnız değilsin."
Basit bir cümleydi. Ama nedense her hatırladığında göğsünün içindeki o ağır boşluk biraz daha hafifliyordu. Yine de bazı geceler kötü geçiyordu, özellikle uyuyamadığı geceler. O gece de öyleydi. Saat sabahın üçü geçmişti. Jisung yatağında oturmuş, telefonunda eski fotoğraflara bakıyordu. Kedisinin fotoğrafları, küçük burnu, yana yatıp uyuyuşu, kameraya sinirli sinirli baktığı anlar. Jisung'un gözleri doldu. Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Minhodan.
"Uyuyamadın mı?"
Jisung şaşkınlıkla ekrana baktı.
"Nereden bildin?"
Mesaj gönderildikten birkaç saniye sonra cevap geldi.
"Bilmiyorum."
"Sadece hissettim."
Jisung istemsizce gülümsedi.
Ertesi gün parkta buluştular. Minho her zamanki gibi bankın üstüne oturmak yerine sırtını dayayıp güneş alan yere çömeldi. Jisung bunu fark edip güldü.
"Normal insanlar banka oturur."
Minho omuz silkti.
"Güneş daha güzel."
Sonra gözlerini kapattı. Yüzünde öyle huzurlu bir ifade vardı ki Jisung'un içi ısındı bir anlığına... Gerçekten bir kediyi izliyormuş gibi hissetti ve bu his son zamanlarda giderek daha sık gelmeye başlamıştı. Minho bazen onun sevdiği yemekleri biliyordu. Bazen söylemediği şeyleri anlıyordu. Bazen de durup dururken tam kedisinin yaptığı hareketleri yapıyordu. Jisung mantıklı bir açıklama bulamıyordu, ama kalbi sanki gerçeği çoktan anlamış gibiydi. Bir akşam birlikte yürürlerken yağmur başladı. İkisi de koşarak yakınlardaki bir durağa sığındı. Minho'nun saçlarından su damlıyordu Jisung güldü.
"Berbat görünüyorsun."
"Sen de."
Bir süre sessiz kaldılar, sonra Minho yavaşça konuştu.
"Birini çok sevdiğinde..."
"...onu kaybetmek korkutucu değil mi?"
Jisung'un gülümsemesi silindi.
"Evet."
"Hem de çok."
Minho başını eğdi.
"Ya geri dönerse?"
Jisung acı bir şekilde gülümsedi.
"Ölüler geri dönmez."
Bu sözler duyulduğu anda Minho'nun gözlerinde kısa süreli bir hüzün belirdi. Ama Jisung bunu fark etmedi. Çünkü dışarıdaki yağmura bakıyordu. Minho ise ona uzun uzun, sessizce. Tıpkı yıllarca bir pencerenin önünde oturup sahibini bekleyen sadık bir kedi gibi ve ilk kez o an korktu. Çünkü Jisung'a giderek daha fazla bağlanıyordu. Sadece eski sahibi olduğu için değil, sadece onu özlediği için değil. Minho artık Jisung'u seviyordu, bir insan gibi.