Defne
Yine işteydim. Bugün kafe yoğundu. Siparişleri yetiştirmeye çalışıyordum. 17 nolu masaya 2 çay. Tamam. Önceden demlediğim çayları tepsiye koydum ve masaya doğru ilerlemeye başladım. Masaya geldiğimde masanın ayağına takıldım ve düştüm. Kalkmaya çalışırken bir çığlık sesi duydum.
- Ahhh!!
- İyi misiniz efendim?
- Sence nasıl iyi olabilirim! Gelip üzerime sımsıcak çayları döktün!
- Efendim isteyerek olmadı ve merak etmeyin çaylar o kadar sıcak değildi.
- Ya nasıl sıcak değildi. Kaynıyordu resmen.
- Çok özür dilerim efendim.
- Bekle sen patronunu da tanıyorum. Hem elbisemi de mahvettin!
- Gerçekten üzgünüm efendim.
- Üzgün olman bir şey değiştirmiyor. Şimdi kaybol gözümün önünden.
Arkamı dönüp sinirli adımlarla mutfağa ilerledim. Yine gözlerim dolmaya başlamıştı. Ama üzüntüden değil sinirden. Ne kadar kibirli bir kadın! O kadar abartılacak bir şey değildi. Özür de diledim. Kesin onun yüzünden kovulucam. Yaza girer girmez buraya gelmiştim. Ve şimdi daha yeni üçüncü haftamı doldurmuştum. Mutfakta Nazlı kahve hazırlıyordu. Bende önlüğümü çıkarırken ona döndüm.
- Nazlı senden bir şey isteyebilir miyim?
- Tabi ne yapmalıyım?
- Daha demin bir kadının üzerine çay döktürdüm. Ve çok kabaydı. Şuan çok sinirliyim biraz hava almam gerek. Biliyorum bu gün çok yoğunuz ama birazcık beni idare edebilir misin?
- Off peki ama sadece yarım saat.
- Çok teşekkürler yarım saat sonra görüşürüz.
Dedim ve önlüğü dolaba koyup kafeden fırladım. Kafenın çaprazında şeker parkı vardı. Burası isminin hakkını veriyordu. Belki bir şeker olmasa da çok tatlı bir sürü çiçek ve ağaç türü vardı. Sonunda biraz kafamı dinleyebilecektim. Bulduğum ilk banka oturdum ve telefonumu çıkardım. Yarım saat su gibi attı. Saati görünce hemen ayaklandım. Nazlı çok kızacak. Koşar adımlarla kafenin önüne geldim. Kapıdan girdiğim de o kadın da sevgilisi olduğunu düşündüğüm adamla birlikte ayaklanmştı. Hesabı ödeyip yanımdan geçerken bana ters bir bakış atıp gitti. Hemen Nazlı'nın yanına gittim.
- Sonunda!!
- Of geldim işte hadi neyse ben kasaya geçicem.
- Tamam ben siparişleri hazırlayacağım.
Kasaya geçtim ve ödemeleri almaya başladım.
İşte sonunda gün bitmişti. Çok rahatladım. Otobüs durağına doğru yürüyordum. Aslında yemekten sonra biraz kestirebilirim. Hiç fena olmaz. Bu sırada otobüse binmiştim bile. Dört durak sonra butona bastım ve indim. Şimdi sırada Ağrı dağına tırmanma zamanı. Hemen çıkmaya başladım. Bu merdivenlerin bu kadar uzun olduğunu hiç düşünmemiştim. Eve girer girmez hemen hazır noodle yaptım. Canımı hiç bir şey yapmak istemiyordu. Onu yiyip koşarak odama geçtim ve annemler gelene kadar yatakta uyuklamıştım.