İçeriğe geç

Hayaller ve Hayatlar (Gerçek Ailem)

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Hayaller ve Hayatlar (Gerçek Ailem)

Bölüm 2

2

Uyan dırı dırı dırrıı uyan dırrı dırı dırı

Çok güzel bir iç sesim var farkında mısınız. Sabahın beşinde beni uyandırıyor. İnsanlar birbirlerine zarar veriyor benim zararım anca kendime yani.

Normalde de pek fazla uyuyan bir insan değilimdim zaten. Demirler uyuduktan sonra genelde kendi ödevlerimi yapıp etrafı gelişi güzel toplardım. Ama bu aralar daha da az uyumaya başladım.

Tatlım sen zaten az değil hiç uyumuyorsun. Hem öğrenci olup hem de aileye bakmak zor tabii. Ah ah.

Zaten uyusam de Poyraz’ın kabus gördüğü zaman uyanıp onun yanına gidiyordum. Uykum zaten hafif ve en küçük sese uyanıyordum. Çok uykusuz kaldığım zamanlarda uyku ilacı ile anca uyuyabiliyordum. O yüzden biraz daha uyuyabilsem hoş olurdu aslında Asumancığım ama kahvaltı hazırlamam gerekiyor.

Ya tatlım iyilik yaptım işte kötü mü oldu.

Üstüme gri oversize bir tişört giydim. Altıma da siyah eşofmanımı ve siyah converslerimi geçirdim ve ben okula hazırdım. Daha sonra aşağı indim ve kahvaltı hazırlamaya başladım.

Saat altı kırk beş gibi Poyraz’ı uyandırdım o zaten herkesi uyandırırdı. Ben de o sırada soğumasın diye kırmadığım yumurtaları kırayım bari.

‘’ Günaydın abla’’ diye bir ses geldi arkadan. Bu tabii ki beni korkutmaktan zevk alan Demir’di. Kendisi de benim gibi gri bir tişört ve siyah bir pantolan giymişti. Ayyyy benim yakışıklım. Bakın vallahi yolda görsem aşık olurdum.

Ay dimi dimi. Şimdi düşündüm de Demir’e de bir texting kitabı gelmez mi??

Gülümseyip yanağından öptüm. ‘’Günaydın yakışıklı’’ Tam o sırada içeri Poyraz ve Onur girdi. Pardon daldı.

Ne yaparsın erkek çocukları işte.

‘’Görürsünüz büyüğünce süper kahraman olup dünyayı kurtaracağım.’’ ‘’ Tabii tabii ben de elon musk’ım’’ diyen Onur’un ensesind Demir tarafından geçirildi.

Erkek neşesi.

Onur dudaklarını büzerek ‘’Ah acıdı lan. Ama bu da şimdi gelmiş diyor ki ben büyüğünce süper kahraman olacağım. Ama nasıl bir heyecanla anlatıyor göreceksiniz bak. Ben de dayanamadım güldüm. Bana dedi ki seni kötülere yem edeceğim dedi yani şimdi ben kızmayıp ne yapayım.’’ Demir göz devirerek önüne döndü.

‘’ Sende küçükken Barbie’nin prenses okulundaki filmini izleyip ben prenses olacağım diye geziniyordun etrafta. Hatırlatırım.’’ diye araya girdim. ‘’ Prenses değilde kraliyet köpeği olmak isteseydin şimdiye olmuştun bak.’’ diye mırıldandı Demir. Onur onun sözlerinin üzerine ‘’ Aslında mantıklı fikir. Gelen geçen seni seviyor. En lüks mamalardan yiyorsun. Yediğin önünde yemediğin arkanda.’’ Bu sefer ben de Demir’le birlikte göz devirip önüme döndüm.

Onlara kahvaltı hazırlardım fakat ben kahvaltı etmezdim. Aksine nefret ederdim. Kahvaltıda sadece iki bardak çay içerdim o kadar. Öğlen yemeğinde de fazla şey yemezdim. Bu diyet yaptığımdan veya çok kilo aldığımdan değildi. Sağlıklı olmasa da kendimi öyle daha iyi hissederdim. Zaten akşam yemeğinde alamadığım tüm kalorileri alırdım. ‘’Hadi bakalım. Kahvaltınız bittiyse çantalarınızı alın ve arabaya geçin.’’ onlarda oflaya puflaya kalktılar.

Tam o sırada telefonum çaldı. ‘’Alo?’’ Karşı taraftan yaşlı bir adamın sesi geliyordu. ‘’Alo Su Ada Köse ile mi görüşüyorum?’’ Şaşırmıştım. Garip bir şeyler olduğu belliydi. ‘’Evet buyrun. Bir sorun mu vardı?’’

Karşı taraf bir süre sessiz kaldı daha sonra adam tekrar konuştu. ‘’ Sen benim yeğenim olabilirmişsin. Dört tane daha yeğenim olabilirmiş. Saat altıda DNA testi için nolur ne olmaz Doğan Hastanesine gelir misin?’’ Dedi.

Kaşlarımı çattım. “Ne demeye çalışıyorsunuz beyefendi?”

—————— Yarım saat sonra ———————————-

“Anlıyorum. Orada olacağım” deyip telefonu kapattım. Şaka gibiydi. O adama inanmam çok saçmaydı. Sonuçta bir telefon şakası olabilirdi.

E bizi de hergün biri ben senin gerçek amcanım diye aramıyor ki.

Haklısın Aso. Zaten bazı itiraz edemediğim kanıtlar göstermişti adam bana. E biraz da meraklıyım suç mu canım.

Yok be telefon şakasıysa sen de iki eğlenmiş olursun. Ama bunu taşçıklara nasıl söyleceksin??

Bulurum bir şeyler be Asuman.

En sonunda üçü de aşağı indiğinde onları direkt salona toplamıştım. Onlardan bir şey saklamamaya özen gösteriyordum ki zaten bunu bilmeye hakları vardı. Sonuçta şeker almay gidiyoruz diye kandırıp hastaneye götüremezdim değil mi?

Derin bir nefes aldım. Üçü de sorgulayan gözlerle bana bakıyordu. ‘’Bakın bu dediğim kulağa biraz şaka gibi gelecek biliyorum ama siz hazırlanmaya çıktığınızda beni biri aradı.’’ Duraksadım ve tepkilerine baktım. Şuana kadar her şey normaldi.

‘’ Kendisi bizim amcamız olduğunu iddia etti ve bizi okul çıkışı saat altıda DNA testi için çağırdı.’’ Bunların hepsini sindirmelerini bekledim. İlk konuşan Poyraz oldu ‘’ Ne yani benim bir amcam mı var?’’ Daha sonra Demir derin bir nefes aldı. ‘’Abla bizim için bir sorun yok. Hatta amcamız olduğunu öğrenmek bizi mutlu bile etti. Tabii ki DNA testine gideriz. Eğer bu bir telefon şakasıysa sonrun değil sen varsın.’’ diyen Demir’e sıkıca sarıldım. Daha sonra Onur ve Poyraz’da geldi ve aile kucaklaşması oldu.

Çok mu kolay kabullendiler sankisi.

Sus Asuman.

—------------------------------------------------- —----------------------------------------------------

Onur ve Poyraz’ı okullarına bırakmıştım. Şimdi de Demir’le bizim koleje gidiyorduk. Demir lise birdi ben de lise sondum. Bir yıl hazırlık okuduğum için herkes lise sonda 18 yaşındayken ben 19’dum. Ama pek sorun etmiyordum çünkü bizim sınıftaki çoğu kişi de benimle birlikte hazırlık okuyan kişilerdi. Okula geldiğimizde Demir’i öptüm ve ben kendi sınıfıma gittim.

Sınıfa hiç istemeyerek girdim. Şuan bu dersleri çekecek halim yoktu. Sınıfa girer girmez ‘’İşte benim çöldeki son suyum gelmiş’’ diye bir ses duydum. Hayır yani bir insanın arkadaşı ne kadar salak olabilirdi ki?

Yaaa öyle deme bu okulda yangın çıksa o ne güzel oldu bu biraz da ısındık der. Çok seviyorum ben bunu.

Sınıftakileri gerçekten çok seviyordum. Çoğuyla birlikte daha önceden tanışıyordum zaten. Üç dört tane kişi ile de lise birde tanışmıştık. Ama hepside mal olur muydu yani. Sayısalcıydık ve gün sonuna kadar beynimiz sik.. pardon seviliyordu.

Fakat bu kişilerle olmak gerçekten güzeldi. ‘’Günaydın Mert’’ dedim yorgun bir sesle. Kumral saçlı ve kahverengi gözlüydü ve gerçekten çok yakışıklıydı. En best kankam olmasa yavşayacaktım.

Sen de herkese yavşıyorsun. (Ben de yavşardım.)

Gittiğimiz okul bayağı iyi bir okuldu ve çoğunlukla buradakiler iyi yerlere gidiyorlardı. Fakat işte benim zeki arkadaşım bir yıl hazırlık okuyup bir yıl da sınıfta kalmıştı.

Ben hızla diğerlerini de tanıtayım. Unuturum sonra kesin. Mert benim en yakın arkadaşım. Daha sonra Can benim ikinci en best kankam. Kendisi sarışın, mavi gözlü bir çıtırdı. Ve son olarak dörtlü grubumuzda Serkan vardı. Kumral saçlı ve ela gözlüydü. Ama varya uff gözleri çok güzeldi. Sarıya çalan bir elaydı gözleri.

Kızım senin çevren neden full erkek dolu. Pick me misin yoksa sen? *Berkcağğn geliyoruğğm beni bekleğğ* kıs kıs kıs

Bizim dörtlü bu kadar fakat sınıfla gayet iyi anlaşıyorduk. Hatta her yere birlikte gidiyorduk. Biz sınıfla bir aile gibiydik. Hepsinin hikayeslerini, sırlarını veya anlatmak istedikleri ne varsa onları biliyordum. Onlar benim için çok özeldi.

İnşallah sınıfta bir kız vardır.

—--------------------------------------------------- —-------------------------------------------------

Şimdi hastandede bir odanın içinde oturmuş bekliyorduk. Karşıda koyu kahverengi saçlı ve maviş gözlü çok tatlış bir amca duruyordu. Şimdi ben hitap için demiştimde sanırım adam gerçekten benim amcamdı. Yanında da karısı vardı sanırım. Bir dk. Amcamın karısına ne deniyordu.

Cemil Cemil olabilir mi?

Heh yenge. Yengemdi sanırım o benim. Yengeminde maşallahı vardı yani. Böyle kömür siyahı saçları ve açık kahverengi gözleri vardı. Çok da genç duruyordu yengemin yanında.

Biraz birbirimize boş boş bakışlar attıktan sonra odaya doktor girdi. ‘’Merhabalar. Siz Mustafa Doğan olmalısınız değil mi?’’ diye sordu. Muhtemel amca adayına dönerek. Amca adayı başını salladı.

Doktor da bize hiç bakmadan amca adayına bakarak devam etti. Terbiyesiz. ‘’Sanırım siz Su Ada Köse ile DNA testi yaptırmak istiyordunuz.’’ Amca adayı yine ağır ağır başını sallamıştı. Sanırım konuşma bilmiyordu. ‘’Güzel, o zaman sizi sedyeye alalım. Hemşire de kanlarınızı almaya gelecek.’’ dedi ve bir kez olsun bana bakmamıştı. Terbiyesiz.

Tabii daha sonra dank etti. Biz DOĞAN Hastanesindeydik ve amca adayının soyadı Doğan’dı. Adam girer girmez herkesten ilgi görüyordu. Yani bence bunlar hastanenin sahibi. Off çok akıllıyım ama.

Bir kere de ben demeden dedi. Öğreniyorsun ha.

Neyse işte hemşire geldi kan aldı ve sonuçların iki güne çıkacağını söyledi. Eee ben de kardeşlerimi alıp amca adayıyla hiç konuşmadan eve gittim.

Terbiyesizsin.

Tamam giderken hafif tebessüm ettim işte. Daha ne olsun.

Bittiğ 💔

Normalde abilerinden de kan almaları daha mantıklıydı fakat ben abilerle diğer bölümde tanışmak istedim. Zaten amca ile yeğenin Dna’sı en fazla %25 uyarken, abinin Dna’sı %50 uyar fakat iki yabancı insanın Dna’sının uyuşması %0.1 ihtimaldir. O yüzden sorun olacağını düşünmüyorum. Alın bu bilgiyi ne yapıyorsanız yapın.

Neyse gelecek bölümde görüşmek üzere

Öpüldünüzz

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.