İçeriğe geç

HAYALİN GERÇEK OLMA İHTİMALİ

Bölüm 2 · 4 dk okuma

HAYALİN GERÇEK OLMA İHTİMALİ

Bölüm 2

Yaz Tatili Bitmeden

3 AY ÖNCE

Otuz gün kalmıştı canım yaz tatilimin bitmesine...

Sabahlayıp geceye kadar uyumak artık rüya olacaktı. Saat 07:30 olduğunda çalacak olan "uyan yeğen alarm çalıyor" zil sesi hiç bana yardımcı olmayacaktı ve bu beni çok ürkütüyordu.

Bu tam cinnet geçirmelik bir durumdu ama şöyle yapacaktım.

Anın tadını çıkarmak.

Evet, evet öyle.

Önce bir haftalık tatile gidecektim. Sonra bir hafta kendi evime dönecektim sonra tekrar şehirdışına akraba ziyaretine çıkacaktım. Sonrada buyursun alarm sesleri...

Aslında akraba ziyareti mi yoksa okul mu derseniz okul derdim gözümü kırpmadan. Gözümü kırpsam bile okulu seçerdim. Akraba beni kendinden iterdi kesinlikle. Arkadaşlarımda bu dengede beni çeken taraf olurdu.

Okulumu seviyordum, güzel ortamı vardı. Okulla aramı bozan tek şey saat ve açık uçlu soru sordukları illallah edilecek kıvama getiren o sınavlardı.

Yoksa kim demiş okul kötü diye?

Lise hayatımın son düzlüğüne girdiğimin buram buram farkındaydım.

Annemgil beni okulun bir sokak ötesindeki dershaneye yazdırmıştı. Her ne kadar istemesem de onlara tempoya uyamayacağımı söylesem de kendileri istemişti benim yerime.

Annemle babamı seviyordum bu yüzden bunada tamam demiştim. Onlarda benim iyiliğimi düşünüyordu. Hem sınav yılım diye öyle beni sıkmazlardı hiçbir zaman. Sıkmamışlardı da.

Üstümdeki okul gerginlğini derin bir bavula koyup kafamın içinde, denizden aşağıya attım.

Arka fonda telefonumdan yükselen şarkı sesine odaklanarak yerimde sallanırken önümdeki bordo bavula eteğimi katlayıp koydum ve aynaya bakıp oynamaya başladım şarkıya eşlik ederek.

"Gideceğim tek yer havaalanı! Bana lazım yeni yaşam alanı, gözünün önünden uçup giderek nasıl söndürdüm bütün havası ha ha?"

Dolabımı son kez gözlerimle tarayıp bir kaç yazlık elbisemi de özenle katlayıp bavula koydum. En üste de düzleştirici, bakım ürünleri, dün gece hazırladığım makyaj çantası, ojelerim... Her şeyimi koyup bavulu kapatmak için bağırdım.

"Abi! Furkan abi! Heyyo! Baksana bi! Abii!"

Evin içinde bağırırken yan odamdan gelen küfür sesleriyle güldüm.

Kesinlikle bilgisayara kurulmuştu yine.

Üniversitesi açılınca göreceğim o küfürleri de... Neyse artık.

O gelen kadar dolaplarımı tekrar tekrar karıştırdım. Sonunda odama geldiğinde altına giydiği siyah şortu üstündeki gri tişörtü, dağınık saçı ve elindeki kola şişesiyle odamı selamladı.

Kapıyı çarparak açtığından ona ters ters baktığımda kola şişesini kafasına dikip bana kaşgöz yaptı.

"Hayırdır abim? Ne bağırıyorsun sıçamayan kedi gibi?"

"Boş boş konuşmada şu bavulu kapatmama yardım et. Sonra git."

Kola şişesini masama bırakıp yatağın üstündeki bavulun yanına giderken bende peşinden giderek yardımcı olacaktım ki o vardığı gibi bir eliyle bavula bastırdı diğer eliyle kolayca fermuarı çekti.

Olduğum yerde kalıp ona baktım.

"Sen filozof olacaksın be abi! Ama adam olur musun muamma."

Kafasını sinirle sallayıp yanımdan geçerken kafama vurdu.

Acıyan kafamla saçlarımı tutarken kola şişesini alıp odamdan çıktı.

Tam bir ayıydı, boz ayısı.

"Seni anneme söyleyeyim de gör!" Diye arkasından bağırırken sesi geldi.

"Büyü abim biraz."

Bu gecenin sabahında yola çıkacaktık.

On gün dokuz gecelik bir tatil için rezervasyon yaptırmıştık.

Annem, ben ve babam...

Sevgili abiciğim gelecek olan staj konuları yüzünden bize eşlik edemeyecekti.

Ah ah, ne kadar üzüldüm kahroldum...

Beni rezil edebilirdi. Kafamdan tutup boğmaya çalışabilirdi. Beni havuza atardı. Sinirime sinirime konuşurdu.

Stres atmak için gittiğim yerden sinir küpü olarak dönmek istenilen bir şey değildi tabii.

Bu yüzden güzel bir tatil olurdu.

Umarım yani.

Sabahın altısında yola çıkmak çok sinir bozucu bir şey oluyordu ama sevgili babacığım güneşin tepede olmadığı vakit yola çıkmanın arabanın sağlığına olacağını, hararet durumuyla karşı karşıya kalmayacağını savunup bizi sabahın altısında kapıya dizerdi.

Yine de geç yatacaktım.

Ben akıllanmazdım, sevgiler saygılar.

Hazır olan bavulumu kapımın kenarına bıraktım ve kesilen şarkı sesiyle telefonumu elime aldım.

Annem arıyordu.

İkisi kalan son eksiklikleri almak için sevgili teyzelerimle çarşıya çıkmıştı.

Ah, bu ayrıntı -koca bir ayrıntı- daha can sıkıcı bir durumdu.

Sevgili küçük kuzenlerim...

Çok küçük.

Çocuk?

Ama canavar çocuk olan çocuk kuzenlerim bu tatilde bize eşlik edecekti.

Evet, abime razıyım en azından onun telefonunun kamerası güzeldi.

Bunları dert edersem ben bu tatile gitmekten vazgeçerdim.

Annemin telefonunu yanıtlayıp hoparlöre aldım.

"Efendim annişim, bir şey mi oldu?"

"Özgür, ne yapıyorsun kızım?"

Etrafa bakındım.

"Bavulumu hazırladım, kapının önüne koydum. Şimdi duşa gireceğim çıkacağım. Öyle yani. Sen?"

"İyi iyi, bizde teyzenlerle yemek yiyeceğiz şimdi. Var mı bir eksiğin diye aradım."

"Ay, şey aslında... Bir oje vardı da. Bir de vücut spreyim. Bitmişler. Onları alsana."

"Fotoğraf at alayım."

"Tamamdır, selam söyle."

"Onlarında selamı var. Hadi görüşürüz."

Telefon konuşmasından sonra önce anneme ürünlerin fotoğrafını attım ardından telefonu kapatıp oyalanmadan banyoya girdim.

Okulun açılmasından bir ay önce güzel bir tatille kapanış yapılırdı.

Stressiz, mutlu, huzur dolu...

BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.