Zamanı veya yeri olmaz vedaların. Her hikaye de vedala bitmez, veda edecek zamanları olmayışından dolayı. Bazı aşklar gördüm vedalar ile başlayan, bazı aşklar gördüm vedasız bir bitişe mahkum olan.
Yazarın anlatımıyla
Genç kız kantinde aldığı patates ekmeği yerken merdivenleri çıkmaya başlamıştı. Merdivenlerden kan ter içinde koşarak inen futbol takımında çocuğu görmemişti bile. Çocuk genç kıza çarptı geç kalmıştı maça kızdan özür dilemeli miydi diye düşünürken çarptığı kıza döndü. Kızın beline kadar uzanan saçları dağılmış, dudağında kenarında ketçap lekesiyle şok içinde ona çarpan çocuğa bakıyordu ardından konuşmaya başladı;
"Önüne baksana gerizekalı"
"Çok özür dilerim canım"
"Nerden canın oluyorum ben senin ya sapık mısın"
"Ağız alışkanlığı özür dilerim"
Kız hızlı adımlarla söylenerek merdiveni çıkmaya başladı ama çocuk kızın arkasından bakakaldı. Kızın dobra olması onu etkilemişti. Bir süre aptal gibi merdivende durduğunu fark etti . Kendine gelip merdivenlerden inip sahaya gitmeye koyuldu aklı çarptığı kızdayken.
Aslan'nın anlatımıyla
Maç biter bitmez sahadan çıktım. Maçı ilk kez kaybetmiştik bu da benim hatamdı. Alt üstü çarpışmıştık aklımı bu kadar meşgul etmemesi gerekirdi. Kızla çarpıştığım yerde onu yeniden görebilme umudu ile beklemeye başladım en azından adını öğrenip kafamı meşgul etmesini engelleyebilirdim. Zil çaldı durduğum yerde kendimi toparlayarak merdivenden inen kişilere bakmaya başladım. Merdivenden onlarca öğrenci indi ama o inmedi. En sonunda merdivenden inen Nil'i ve Duru'yu gördüm ve yanlarına gittim.
"Yengelerin bir tanesi nasılsın" bu dediğimin üzerine Duru gülerken Nil derin bir nefes alıp bıkkınlıkla konuşmaya başladı
"Ne oldu yine ne isteyeceksin yine Aslan?"
"Aşk olsun yengem ya ben bir şey istemek için mi yanınıza geliyorum sadece" Nil bu dediğimin üzerine biraz düşündü
"Evet" Duru Nil'in cevabı üzerine kıkırdamaya başladı.
"Bir kızla çarpıştım önceki teneffüs o kızı bulmam lazım" Nil şüphe ile kaşlarını kaldırdı ve sorarcasına bakmaya başladı
"Neden, kızın eşyası filan mı düştü?"
"Hayır sadece tanışmak istiyorum" bunu dememin üzerine Duru sonunda konuştu
"Yine çapkınlık peşindesin be Aslan"
" Sen sus küçük yenge"
Konuşmaya devam edeceğimiz sırada zil çaldı ve sınıflara gitmek zorunda kaldık. Ders boştu ve kantinde oturmaya karar verdim. Sınıftan Ersinide alıp kantinin yolunu tuttuk.
Ecrin'in anlatımıyla
Ders matematikti ve hoca bizi serbest bırakmıştı. Biz telefonlara bakarken Nil'in yanıma geldiğini gördüm. Yanıma oturup konuşmaya başladı.
"Ecrin kantine gidelim mi beraber?"
"Gidelim gitmesine de neden?"
"İlaç içmem lazım su getirmeyi unutmuşum" Nil ile ayaklandık, hocadan izin alıp merdivenlerden inmeye başladık. Kantinin kapısından girdiğimizde kantinin kalabalık olduğunu gördüm sanırım dersleri boştu. Umursamadan Nil'i takip ediyordum. Nil kantinciden su isteyip parasını verdiği sırada onu bekliyordum. Arkamızdan birilerinin yaklaştığını gördüm. Nil'e biri arkadan sarıldı, sarılan kişi Ersindi. Ersinin yanında bir çocuk daha vardı çocuk bizimle ilgilenmeyip kantinciyle konuşmaya başlamıştı. Ben Ersine derslerinin boş olup olmadığını sorduğum sırada kantinciyle konuşan çocuk aniden bize döndü. Çocuğun yüzüne baktığım an tanımıştım onu, merdivende bana çarpan çocuktu.
Çocuk muhabbet ilgisini çekmiş gibi yanımıza geldi. Nil ile Ersin konuşurken orada dikilmekten başka bir şey yapmıyordum kendimi fazlalık gibi hissetmeye başlamıştım. Sanırım bu hisse kapılan bir tek ben değildim, bana çarpan çocukta sıkılmış gibiydi. Çocuğun yanıma geldiğini anladığımda olduğum yerde doğruldum, çocuk gelir gelmez konuşmaya başladı
"Sana çarptığım için kusura bakma yeniden"
"Sorun değil ama daha dikkatli olabilirdin"
"Haklısın adın ne bu arada?"
"Ecrin ben ya sen?"
"Aslan" ismi biraz garipti kabul. Tam bunu söyleyecekken Nil'in bana seslendiğini duyup onlara veda ettim, sınıfa gitmeye koyulduk.
Yazarın anlatımıyla
Aslan Ecrine çekildiğini hissediyordu fakat aynısı Ecrin için geçerli değildi. Ecrin Aslanın aksine Ersine çekildiğini hissediyordu. Nil hiçbir şeyden habersiz ona güvenmeye devam ediyordu. Bazen doğru kişiyi uzakta değil de yakınlarda aramak gerekirdi ama o bunu göremeyecek kadar kördü.