-"Gasilio mu?"daha önce gördüğüm kamyondan inen pis sakallı,kısa adam olabileceğini düşündüm.
-"Evet,Gasilio. Beni ve mürettebatımı ölümle tehdit etti ve bir..bir isyandan bahsetti."kaptanın gözleri acıyla kısılmıştı.Yaşananların tekrar gözünün önüne geldiği belliydi.
-"Size isyan hakkında herhangi bir bilgi verdiler mi,neden isyan için bir yük gemisine ihtiyaçları vardı?"
-"Geminin Çelmik'e mal taşıması gerekiyordu fakat şuan bu ülkeye yani Katek'e isyan etmek için kullanacaklar.Konuşmalarında bunu bir bomba aracılığıyla yapacaklarını duydum."
-"Bekle,bekle bir saniye yani ülkemize isyan edebilmek için Çelmik ülkesini mi bombalayacaklar,ama neden?Onun yerine başkentte patlasa daha dikkat çekici olmaz mıydı?"
-"Anlamadın mı?Bu bir savaş işareti olacak.Çelmik ülkesi her zaman dokunulmaz bir güce sahipti ve asıl topraklarından denizlerce,karalarca uzakta olan topraklarını bile koruyabilmişti. Çünkü kimse saldırmaya cesaret edememişti."dedi ve koyu mavi gözlerini gözlerime kenetledi.Gözlerinde endişe vardı.Devam etti.
-"O küçük kara bombalanınca sence ana kara ne tepki verecek?Ben söyleyeyim çıldıracaklar!"
-"Öyleyse onları durdurmalıyız."dedim kararlı ve sakince.Son görevim o kadar da basit olmayacaktı anlaşılan,diye düşündüm.
Çelmik ülkesi oldukça güçlü ve dokunulmaz bir ülkedir ve kendisinden,kaptanında söylediği gibi,karalarca denizlerce uzak toprak parçasını hiç zorlanmadan koruyabilmiştir.Bu toprak parçasının Çelmik'e uzaklığı ve Katek yani ülkeme yakınlığı sebebiyle Katek bu toprak parçasında yaşayanlarla sıkı bir ticarete sahiptir ve sıklıkla gemilerimiz bu ülkeye yük taşırlar.Fakat Katek teknolojisi ile donatılmış bir yük gemisinin diplerinde patlaması bütün bu ticari düzeni bozacak ve savaşı kaçınılmaz kılacaktır.
-"Igor bir süredir kütük gibi uyuyorsun ve şimdiden yolun yarısından fazlasını ilerlediniz."dedi kulağımın içindeki ses.
-"Nasıl yarısından fazlasını geçmiş olabiliriz,o kadar uzun süre uyuyor olamam!"dedim sitemle.Fazla zamanımız yoktu.
-"Bu gemi Katek teknolojisi ile yapılan 2.seviye bir yük gemisidir.Düşündüğünden çok daha hızlı gittiğine emin olabilirsin evlat."dedi kaptan.
Derin bir nefes aldım ve bıçak doğrulttuğum çocuğa baktım.Yapılı bir çocuktu ve yardım edebilir gibi gözüküyordu.Bıçağı boynundan çekerken sordum;
-"Dövüşebilir misin?"
-"Emin ol senin gibi cılız bir veletten iyi dövüşürüm."dedi sırıtarak.Sözleri ve kendine olan öz güveni beni sinirlendirdi.Kendinden emin konuşup savaş anında tavuk gibi kaçışan çocukları az görmemiştim ben.Bu çocuğunda onlardan olmamasını umdum.
-"İsmim Theo,beni kafesten çıkarmayı başarırsan seve seve isyancıları durdurmana yardım ederim."diye devam etti.
-"Igor,Pan'da düşük seviyeli bir askerim."
-"Beni unutma!Benide tanıştır,benide tanıştır!"diye bağırdı kulağımın içindeki ses.
-"Léa, sana kaç kez telsizde sesini yükseltme dedim!"diye bağırdım"Kapa çeneni."kulağım karıncalanmıştı.
-"Kimle konuşuyorsun sen?"diye sordu Theo.
Derin bir nefes alıp verdim.Bazen ablam oldukça sinir bozucu oluyordu...çoğu zaman.
-"Ablam kulağımın içindeki telsize bağırıyordu.İsmi Léa."dedim"Bazen gerçekten ele avuca sığmıyor."
Gözleri heyecanla parıldadı ve kafasının karıştırdığını belli edercesine başını yavaşça yana yatırdı."Kulağının içinde mi?"
-"Telsiz...hiç duymadın mı? Kafasını hayır anlamında salladı.
Tuhaf..gerçekten tuhaf bir çocuktu.Neden burada kafeste olduğunu merak ettim.Neden onu da sadece bağlamamışlardı?Kaptanın mürettebatından farkı neydi?Hem mürettebattan birisi miydi ki,bu sonuca ne zaman varmıştım?