İçeriğe geç

Hayalet Gezegen

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Hayalet Gezegen

Bölüm 4

4.Bölüm: Olaylar Başlıyor

-"Bu görevden sonra Aler ablanın bizi önereceğine inanamıyorum sonunda kendi takımımız olacak."

Zorlukla başımı söylediğini doğrularcasına sallamaya çalıştım ama tepetaklak durduğum için beklediğimdende zor oldu.Léa heyecanla konuşmaya devam ederken ben hala duvara bitişik yatağın kenarından başımı sarkıtıp ayaklarımı duvara yaslamış,duvardaki noktaları sayıyordum.Sabahtan beri gelecek görev mesajını bekliyoruz ama hala üsten ses seda yok ve ters durmaktan midem bulanmaya başladı,ne zaman gelecekti bu?Tam içimden kendime yapacak yeni şeyler düşünürken sinir bozucu ama saatlerdir beklediğimiz o ses geldi,bip.

Léa o kadar heyecanlandıki elinde tuttuğu telefonunu neredeyse yere düşürecekti ve bende hızlıca doğrulurken şu kıtlama sesini duydum,evet eminim bir gün kendi boynumu kıracağım.

Léa mesajı okudu ve gözlerini kapayıp bir taraftan saçını kaşırken bir süre düşündü.Bir süre onun karar vermesini bekledim ve o söylemeden bile görevi aldığımızı biliyordum,bu son düşük rütbeli görevimiz olacaktı.

-"Yani şüpheli bir aracı mı durdurmam gerekiyor?"

-"Evet,gece yarısından biraz önce aradığımız aracın başkentten geçmesi gerekiyor.Ben kameralarla nerede olduğunu bulacağım sen ise aracı durdurup bilgi alacaksın."

Gece yarısından bir kaç saat önce başkentteki dar ve karanlık bir sokağın köşesinde Léa dan gelecek konum bilgisini bekliyordum.Ellerimdeki deri siyah eldivenlere rağmen elim donuyordu ve pek yardımı dokunmasada ellerimi birbirine sürtmeden duramıyordum.

-"Igor yerinde misin?"

-"Evet misafirimizi bekliyorum."

-"Dikkatli ol sadece şüpheli olduğunun farkındayım ama bir kaza olsun istemiyorum."

"Özellikle de onun özel gününde."diyerek ekledi.

-"10 yıl oldu bile değil mi?"diye sordum fakat aldığım cevap uzunca bir sessizlikten başka bir şey değildi.

Ablamızın ölümünün üzerinden bir yıl daha geçmişti ve biz onun yokluğunda her ne kadar zorda olsa gelişmeyi başarmıştık, rütbe bile atlayacaktık.Pan'daki en yüksek grup seviyesine çıkabilmeniz için oldukça fazla ve zor görevleri yerine getirip üssünüz tarafından önerilmeniz gerekir.Bizim rütbe atlayıp bir takıma katılabilmemiz için sadece bir görevimiz kalmıştı ve sonrasında Aler bizi önerecekti.Son bir görevimiz kalmıştı.

-"Aracı buldum yolu tarif edeceğim.Acele et kaçıracaksın!"

Aceleyle yaslandığım duvardan kendimi ittirip hemen yanımda olan eski motora hızlıca bindiğimde,soğuk hava yüzüme vurup ağzımı kuruttuğunda bile bunun son düşük rütbeli görevim olduğunu düşünmeden edemedim.Normal koşullarda ablamın aksine duygularını revaçta yaşayan bir kişiliğim olmasada rütbe atlama düşüncesi beni heyecanlandırıyordu.Özelliklede böyle özel bir günde.

Eski külüstürün kırmızı boyaları çıkıp egzoz boruları paslanmaya başlasada hızından ödün vermemiş beni varacağım geniş ana caddeye hızlıca ulaştırmıştı.Cadde;yan yana iki geniş kamyonun rahatlıkla sığabileceği kadar geniş,birini öldürseniz kimsenin sizin yaptığınızı anlayamayacağı kadar ıssız ve tekinsiz gözüküyordu.Ana caddede yalnızca birkaç ışık tek tük ışık vermeye çalışıyordu ama çokta yardımcı olmuyorlardı.Üstelik tek bir ev dahi yok en fazla birkaç eski fabrika ve karşısında karanlık bir orman vardı.Ormandaki bir ağacın arkasında Léa'dan gelecek talimatları beklemeye başladım.

-"Igor birazdan görüş alanına girmeleri gerekiyor, dikkatli ol."

Léa bunu söyledikten hemen sonra misafirimiz oldukça hızlı bir şekilde ana caddeden geçti.Beyaz boyaları, griye çalıp, sökülüyor oldukça eski olduğunu söylüyordu.Ayrıca ortalama bir kamyondan bir hayli büyük ve genişti.

-"Peşine düşüyorum."diyerek eski külüstürü çalıştırıp karanlık ormanda takibimize başladım.

Soğuk hava yüzümü ısırırken tek düşünebildiğim bu kamyonun neden şüpheli olduğuydu ve bu her ne ise dikkatimi bir an önce toplamalıydım.Ben bunları düşünürken kamyonla başka boş fabrikaları ve ağaçları geçiyorduk ve sonunda kamyon limana yaklaştığında yavaşlayıp durdu.Kamyonun geçtiği yol giderek alçaldığı, ormanlık yol giderek yükseldiği için kamyon bulunduğum yerden aşağıda kalmıştı ve ben geniş bir alanı görebiliyordum.Henüz kimse çıkmamıştı.

Motoru durdurdum ve ince,dizlerime kadar gelen montumdan lacivert maskemi çıkardım.Birazdan neler olacağını bilmiyordum ve şimdi daha fazla risk almaya gerçekten hiç ihtiyacım yoktu. Ayrıca yıllardan sonra maske takmaya oldukça alışıyordunuz kalın, ağır ve zorunlu olduğum o maskeyi.

Aşağıdaki alana gelişi güzel park edilmiş kamyonun etrafı konteynerlar ile çevreli,tam karşısında ise kokusu insanın boğazını çizen yeşil deniz vardı.Maskemi hızlıca yüzüme geçirdim ve dikkatlice kamyonun bulunduğu alana atladım.Yeşil,mavi ve sarı konteynerların arasında ilerlerken kamyonu göremesemde konumunu hatırladığımdan kaybolmamıştım.Ben kamyona en yakın konteynerların birisinin arkasında nefeslenmek için durmuşken kamyondan kısa boylu birisi atlayıp kapüşonunu çıkardı ve kirli sakalını ve sert bakışlarını ortaya çıkardı.Kısa adam kamyondan uzaklaştı ve konteynerların arkasına karıştı.Onu gözümden kaçırmamalıydım hemen peşine düşmüştüm fakat Léa'nın sesi beni durdurdu.

-"Igor görevimizi unutma amacımız kamyonun neden şüpheli olduğunu bulmak.Acele et bu kamyonun içine girebilmek için tek şansın."

-"Ama adam avucumun içinde neden yaralayıp sorguya çekmiyorum."diyerek karşı çıktım.

-"Igor ,adamın herhangi bir şey yapıp yapmadığı bile belli değilken onu sorguya çekemezsin."dedi ve"Sadece dediğimi yap."diye ekledi.

Dediğini yapıp konteynerın arkasından çıktım ve kamyonun arka kapısına koştum.Kemerimdeki bıçaklardan birisi ile biraz kurcaladığımda kapı anında açıldı ve heyecanla gülümsedim.

İçerisi o kadar geniştiki sanki bir depo gibiydi fakat içerisi zifiri karanlık iken bir şeyler yalnızca ay ışığı ile görülüyordu.Telefonumdaki feneri açtım ve içerisini incelemeye başladım.

İçerisinin görebildiğim kadarında sadece eski gözüken kutular vardı bu yüzden içeri girip her kutuyu teker teker bıçağım ile açmaya başladım.Ben kutuları açarken bir ses;

-"Ama bu şekilde çook sıkıcı!"demiş ve bu yabancı ses neredeyse yüreğimin ağzımdan çıkmasını sağlamıştı.

Feneri sesin geldiği yere doğru tuttum ve onu gördüm.Yüksek,dar bir kafesin içerisinde genç bir oğlan çocuğu kafesin kenarlarını tutuyordu ve bir anlığına göz göze geldik.O sırada nasıl göründüğümden emin olamasamda onun yüzünün oldukça neşeli ve umut dolu bir ifadeye dönüştüğünü görmüştüm.

-"Sen o değilsin!"diyerek heyecanla bir şeyler söylediğini hatırlıyorum.Sonrasında kafama aldığım tek bir darbe beni dünya ve gerçeklik algımdan koparmış, karanlık ile buluşturmuştu.

-"Igor?"

Bölüm sonu

1 yorum