İçeriğe geç

Hayalet Evi

Bölüm 7 · 6 dk okuma

Hayalet Evi

Bölüm 7

7. Bölüm ( Lydia’nın Laneti)

Chris’in dükkanında olan her şey biraz korkunç biraz da üzücüydü. Özellikle Sophia adındaki müşterisinin hiçbir kanıtı olmadan onu suçlaması bana hiç adil gelmiyordu. Ama eşyalarda bir tuhaflık olma ihtimali yüksekti ve dükkanda duyulan fısıltılar bunun kanıtıydı. Orada bir sorun vardı. Chris’e kendisi için sakıncası yoksa bize daha fazla bilgi vermesini söyledik. O da bunu yapabileceğini söyledi ve anlatmaya başladı.

”Dükkanımda pilsiz çalıştığı söylenen bebekler dışında yalnızca bir oyuncak bebek vardı. Bu plastik bir bebekti ama görüntüsü gerçek bir insanı andırıyordu. Sattığım eşyaları bana New York’tan gönderen arkadaşım bu bebeğin özel üretim olduğunu söylemişti. Onun dükkanımdaki diğer oyuncak bebeklerden farklı olarak özel bir adı vardı, Lydia. O, dükkanın önünden geçen insanlara gülümsüyordu. Çoğu kişi gülümsemesinden etkilenip onu satın almak istiyordu ama hem özel üretim hem de elimde yalnızca bir tane olduğu için kimseye satamıyordum. Lydia insanları büyülüyordu… Sahip olduğu enerjiyle onları kendine çekiyordu. Dükkanda geçirdiğim son günlerimde duyduğum fısıltı seslerinin Lydia’ya ait olabileceğini düşünüyorum. Çünkü o özel olmasıyla beraber aynı zamanda tuhaf bir bebek. Ona ilk sahip olduğum günden beri kendisini neredeyse hiçbir zaman koyduğum yerde bulamıyordum. Sürekli yer değiştiriyor gibiydi… İnsanların baktıkça büyülendikleri koyu kahverengi gözlerini kendi kendine kapatıp açtığını da hayal meyal hatırlıyorum.”

”Anlaşılan Lydia biraz…. İlginçmiş.” dedi William.

“Katılıyorum,” diye onayladı Lucia.

”Merak ettiğim bir şey var, Lydia’ya ismini siz mi verdiniz, yoksa gerçekten öyle bir bebek var mı?” dedim. “Eğer gerçekten Lydia adında lanetli bir bebek varsa bundan internette kesinlikle bahsedilmiştir.”

Chris ne yapmayı düşündüğümü anlamış gibi baktı. “Onun hakkında araştırma yapmak iyi bir fikir olabilir. Ona bu ismi ben vermedim. Arkadaşım ona Lydia dememi söyledi. Sanırım bir dönem popüler olduğunu da söylemişti.”

Chris bunu söyledikten sonra hep birlikte çalışma odasına geçtik. Çalışma odasındaki masanın üzerinde William’ın bilgisayarı duruyordu. Masaya oturdum ve bilgisayarı açtım. Ben arama çubuğuna büyük harflerle LYDIA yazarken Nicole ve Lucia da onun hakkında işe yarar bir şeyler bulabilmemiz umuduyla ekrana bakıyorlardı. İlk çıkan sonucun işe yarayacağını sanmıyordum. Biraz daha aşağı indikten sonra bir oyuncak bebek fotoğrafı gördüm. Fotoğraftaki bebek koyu kahverengi gözlere sahipti. Chris’e bunun dükkanındaki bebek olup olmadığını sordum. “Evet,” dedi. “Bu Lydia.” Fotoğrafın hemen altında koyu yazılmış bir başlık yer alıyordu. Lydia’nın Laneti.

Başlığa tıkladığımda üzerinde koyu yazılmış paragrafların olduğu beyaz bir sayfa açıldı. Paragrafları okumaya başladım. Bunlar 2018 yılında yazılmıştı.

Lydia Brooks adında bir kadın eşi ve iki oğluyla birlikte Kaliforniya’da mutlu bir yaşam sürmektedir. Ancak iki yıl sonra Lydia, eşi Mark ile her konuda eskisi kadar anlaşamadıklarını fark eder. Brooks Ailesi’nin evinde tartışmalar çok sık yaşanmaktadır ve Lydia bunlardan çok sıkılmıştır. Bu yüzden bir süre sonra eşinden ayrılır.

Lydia, Mark’tan ayrıldıktan sonra iki oğlu Daniel ve Samuel ile birlikte New York’a yerleşir. Liseye çocuklarının kaydını yaptırır ama Daniel ve Samuel okula tam olarak uyum sağlayamazlar. Okula kaydoldukları günden itibaren diğer çocuklardan zorbalık görmeye başlarlar ve bu bir süre sonra Daniel ve Samuel’in psikolojisini ciddi anlamda olumsuz etkiler. Yine zorbalık gördükleri günlerden birinde okul çıkışında ikisi de yüksek bir binadan atlayarak yaşamlarına son verirler.

Çocuklarının zorbalık görmeleri yüzünden yaşamlarına son verdiklerini öğrenen Lydia buna çok üzülür ve kısa sürede hastalanır. O yıllarda Lydia’nın hastalığının bir tedavisi yoktur. Lydia 12 Ocak 1902 tarihinde hayata gözlerini yumar… Son günlerinde hastaneye onu ziyaret etmeye gelen arkadaşı kendisine bir oyuncak bebek hediye etmek istemiş ve onu yatağının başucuna koymuştur. Kadın öldüğünde ruhunun yatağın başucundaki bebeğin içine hapsolduğu söylenir.

Lydia bebeğin hikayesi oldukça eskiye dayansa da bugün hâlâ onu merak edenler bulunmaktadır ve bir rivayete göre Lydia, oğullarına zorbalık yapanlardan ya da onlar gibi kötü insanlardan intikam almak için geri dönmüştür. Her ne kadar bir oyuncak bebeğin içinde olsa da hayattayken yaşadığı acılar kendisini birilerinden intikam almaya zorunlu hissetmesine neden olmuştur.

Beyaz sayfada yazanları okumayı bitirdiğimde ağlayacak gibi olmuştum. Çünkü Lydia için üzülmüştüm, bunun gerçek bir hikaye olup olmadığını bilmesem de yine de çok duygusaldı. Gerçek olsun ya da olmasın bu tür hikayeler beni hep etkilerdi. Annem sırf bu yüzden hüzünlü filmler izlememi istemezdi ama filmin etkisinde uzun süre kalmadığımı söyleyerek onu ikna etmeye çalışırdım. Belli ki Lydia’nın New York’taki yaşamı oldukça zordu. Önce çocuklarının öldüğünü öğrenmiş sonra da tedavisi olmayan bir hastalıkla savaşmıştı. Ama her şeye rağmen o, kötülerin katiliydi… Acılarının intikamını kötülerden alıyordu. İyi insanlara, sevdiklerine zarar gelmesini istemiyordu ve bu, hikayesini daha anlamlı hale getirmişti.

Hikayeyi sesli okumuştum ve bunu duyan herkesin hüzünlü bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Uzun bir sessizliğin ardından Nicole, “Lydia sadece kötü insanları mı lanetliyor yani?” diye sordu. “Öyle görünüyor.” diye yanıtladım.

”O halde Lydia’nın laneti bizim için bir tehlike oluşturmuyor.” dedi Chris.

”Sanırım ruhunun içinde bulunduğu bebeğe zarar verenleri de lanetliyor.” dedim. Sesim kısık çıkmıştı.

“Anlıyorum, ama ben böyle bir şey yapmadım. Sadece dükkanımda öylece duruyordu.”

”Öyleyse bir sorun yok.” dedi Lucia.

”Dükkandaki fısıltılar ve ağlama sesleri de bir sorun değil mi?” diye sordu Nicole.

“Eğer o seslerin kaynağı Lydia bebekse ağlama sesleri hayattayken çektiği acıları temsil ediyor olabilir.” diye yanıtladı Lucia.

”Peki ya fısıltılar?” William’ın sesinde merak vardı.

“Fısıltıları tam olarak duyabiliyor muydunuz?” dedim Chris’e dönerek.

”Emin değilim ama sanki… Fısıldayan ses ona yardım etmemi istiyordu. Ne konuda yardım etmemi istediğini bilmiyorum. Sanki bir konuda bana yalvarıyor gibiydi.”

”Bebek şu an nerede?” diye sordu William.

”Ben dükkanın kapısına kilit vururken o içeride kalmıştı. Ama sürekli yer değiştirebilme olasılığını göz önünde bulundurursak şu an nerede olduğu belirsiz.”

”Eğer Lydia fısıldarken gerçekten sizden yardım istiyorsa zor durumda olduğunu anlatmaya çalışıyor olabilir.” dedi Lucia.

”Muhtemelen…” diye iç geçirdi Chris.

Bu konuyu kapatmamız gerektiğini düşündüm. Çünkü Lydia beni ürkütmüştü. Ben de bu yüzden konuyu değiştirdim.

“Mutfağa geri dönmek ister misiniz?” diye sordum.

”Evet, Lydia hakkında bu kadar konuşmak yeterli.” dedi Nicole.

”Bence de.” diye onayladım onu.

Bilgisayarı kapattım ve çalışma masasından kalktım. Ben mutfağa doğru yürürken diğerleri de arkamdan geliyordu. Mutfağa geldiğimde gözlerim tezgaha kilitlenmiş bir şekilde donakalmıştım. Az önce kendisi hakkında konuştuğumuz Lydia, mutfak tezgahına oturmuş halde, koyu kahverengi gözleriyle bana bakıyordu. Gülümsüyordu ve beni kendine çekiyordu… Sanırım bunu yapabilmesini sağlayan tek şey sahip olduğu enerjiydi. Bebeğe odaklanmış biçimde hareketsiz dururken William’ın endişeli sesini duydum.

”Hey, iyi misin?”

”E-evet. B-ben iyiyim ama… Sen Lydia’yı görmüyor musun?”

”Lydia mı? Az önce okuduğumuz hikayenin etkisinde kalmadığını söyle lütfen.”

”Mutfak tezgahından bize gülümsüyor, kimse onu görmüyor mu?”

”Hayır… Mutfak tezgahında bir şey olsaydı hepimiz görürdük. Neyin var senin?”

William’ın sorusunu duymazlıktan geldim. “Ya siz Bay Chris?” Lydia’yı görüyor olmalısınız.” dedim Chris’e dönerek.

”Orada hiçbir şey yok. Belli ki hikayenin etkisinde kaldınız.”

William ve Chris internette okuduğumuz efsanenin etkisinde olduğumu söyleseler de onu orada gördüğüme emindim…

Chris’in dükkanında olan her şey biraz korkunç biraz da üzücüydü. Özellikle Sophia adındaki müşterisinin hiçbir kanıtı olmadan onu suçlaması bana hiç adil gelmiyordu. Ama eşyalarda bir tujaflıl

Chris’in dükkanında olan her şey biraz korkunç biraz da üzücüydü. Özellikle Sophia adındaki müşterisinin hiçbir kanıtı olmadan onu suçlaması bana hiç adil gelmiyordu. Ama eşyalarda bir tuhaflık olma ihtimali yüksekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.