İçeriğe geç

Hayalet Çocuk

Bölüm 7 · 6 dk okuma

Hayalet Çocuk

Bölüm 7

7. Bölüm👻

Selaaaammmm

Nabersiniiiiz??

Uzun zamandır yoktum yine... Gene telefona işim düştü. Umarım güzel bir bölüm olur..

İyi okumalaaar💕

***

"Şimdi şöyle: Seni depresyondan çıkaracağız."

Bir süre dünya durmuş gibi hissettim. Algılarım tamamen kapandı ve zihnimde dönen tek cümle bu oldu.

Beni depresyondan çıkarmak istiyordu ama bilmiyordu ki ben ve depresyon sağlam dostluk kurmuştuk artık. O depresyon ancak ben yok olursam yok olurdu.

Ona tamamen boş gözlerle baktıktan sonra dünyanın en duygudan yoksun kahkahasını attım. Kayra bana bir deliye bakar gibi bakarken ben de ona 'şaka mı yapıyorsun' bakışlarımı gönderiyordum.

Tüm psikolojik sıkıntılarımı bilen tek kişi oydu. Beni iyileştirmeyi düşünen tek kişi de oydu. Yine de benim için çabalamasını istemiyordum. Boşa gidecek çabalara gerek yoktu. Ben... Ben düzelemeyecektim.

Kahkaham durmuş, yüzüm anında ifadesiz hâlini geri almıştı. "Eylül... Lütfen beni ciddiye al. Bak ben senin tüm sorunlarını çözeceğim. Eminim bundan ama biliyorsun ki tek başıma yapamam. Senin de çabalaman gerekiyor. Yapamaz mısın?" Gözleri Bayan Noir'a kaydı. Kayra'nın irkildiğini hissettiğimde bir iç çekip kedimin yumuşak tüylerine birkaç öpücük kondurdum.

Sanki onu sevmek yerine dövmüşüm gibi hırçınlaşıp kollarımın arasında çırpındı. Kısa bir süre içinde kurtulmayı başararak kendini yere attı. Sonra da Kayra'nın durduğu yöne bakıp hırlamaya başladı. Kuyruğu da dikleşmişti. Her an ona saldırabilecek kıvamdaymış gibi görünüyordu.

Kayra da iyice köşeye sinmiş, Bayan Noir'a ürkek bakışlar gönderip, büyük ihtimalle kafasında her an gerçekleşebilecek saldırıdan nasıl en az zararla çıkabileceğini hesaplıyordu. Bayan Noir ona doğru atik bir hareket yaptığında öyle bir hızla arkama geçip omzumdan tutunmuştu ki neye uğradığımı şaşırdım.

"Bu beni öldürecek. Kesin bak. Lütfen bir şey yap." Sesi öyle masum ve ürkek çıkmıştı ki duygusuz olan benim bile içim sızlamıştı. Bayan Noir hiç acıma belirtisi bile göstermeden ikimize birden saldırdı. Kolum onun tırnak izleriyle doldu. Kayra ise beni çoktan satmış, yatağa çıkmıştı.

İki nankör kediyle yaşamak epey zordu. Resmen ikisi de bana bir hiçmişim gibi davranmışlardı.

Sinirle kaşlarımı çatıp Bayan Noir'ı zorla kucağıma aldım. Onu kapı dışarı ettikten sonra ellerimi belime yerleştirip Kayra'ya ters bir bakış attım. Böyle satış dünyada görülmemişti!

"Böyle mi yardım edeceksin sen bana? Hıh!"

Yatağa geçip onu ittirerek boş kalan alana uzandım. Ne bekliyordum ki? Korkusuna rağmen kendini önüme atıp beni kormasını falan mı?

Masum bir çocuk gibi ellerini önünde birleştirip iyice yanıma yanaştı. "Ama sen onun annesi gibisin. Sana zarar vermez diye şey etmiştim."

"Aynen! Hiç zarar vermedi." deyip kolumu gözüne sokmak istercesine uzattım. Gözleri kolumdaki çiziklere kayınca gözleri suçluluk duygusuna boyanmış gibi oldu. Dudaklarını büküp gözlerini kaçırdı.

"Kanamış... İyileştirelim." dediğinde ona anlamsız bakışlar attım. O dedi diye saniyesinde iyileşmişti zaten.

Yataktan hızla kalkıp banyoya girdi. Orada biraz oyalandıktan sonra ilk yardım kutusuyla döndü. Az önce kalktığı yere geri oturdu.

İyileştirmekten kastı yaraları temizlemekti demek ki. Kendi kendine bir şeylerle uğraştıktan sonra elini uzatıp kolumu uzatmam için işaret verdi. Bıkkınca kolumu uzattığım gibi bileğimi tuttu. Soğuk eli tüm vücudumu uyarırken tüylerim diken diken oldu. Bu soğukluğa hiçbir zaman alışamayacaktım sanırım.

Kayra tüm odağını toplamış, canımı yakmamaya dikkat edecek şekilde pamuğu çiziklere bastırmaya başlamıştı. Birazcık sızlasa da canımı çok yaktığı söylenemezdi.

Aşırı derecede odaklanmıştı. Gören atomu parçalamaya çalıştığını falan sanırdı. Kaşları hafif çatılmış, ince dudakları öne doğru uzanmıştı. Demek ki odaklandığı zaman ifadesi böyle oluyordu. Uzun kirpikleri gözlerinin altında bir gölge oluşturmuştu. Şöyle bir bakınca aslında çok yakışıklı bir çocuktu. Standartları yükselten tiplerdendi. İnsanken çok canlar yakmış olmalıydı.

İşini bitirince dudakları memnuniyetle kıvrıldı. "Oldu işte! Bir şeyin kalmadı." Bakışlarımı koluma kaydırdığımda aslında değişen bir şey yok gibi geldi ama bunu dile getirmeyip sadece omuz silktim. Her ne olursa olsun beni sattığını unutmayacaktım.

Benden bir tepki beklemeden ilk yardım kutusunu kaptığı gibi banyoya gitti. Sonra tekrar döndü.

Yatağıma yüz üstü uzanıp kollarını çenesinin altında birleştirdi. "Anlaştık mı?" Sorusuyla birlikte ona anlamaz bir bakış attım.

"Of! Vahşi kedi bize saldırmadan önce sana dedim ya seni depresyondan çıkaracağız diye. O konuda anlaştık mı diyorum."

"Hayır." Fazlasıyla net olan cevabımla gözlerini bana dikti. Onu umursamadan sırtını yatakla iyice bütünleştirip tavana baktım.

Yanımda ufak bir hareketlilik olduktan sonra beklemediğim bir harekette bulunarak biraz doğrulup üzerime doğru geldi. İki elini başımın yanına sabitledi. Yüzlerimizin arasındaki mesafe o kadar azdı ki kalbimin atış hızının arttığını hissettim. Bu... Bu çok ani olmuştu. İstemsizce nefesimi tutmak zorunda kalmıştım.

Yüz ifadesi son derece ciddi görünüyordu. Dudakları düz bir çizgi hâlini almıştı. Gözleri bir saniye olsun gözlerimden ayrılmıyordu.

Göz teması kurmaktan hoşlanmadığım için rahatsızca kıpırdanıp gözlerimi kaçırdım. Ama onun delici bakışlarını hâlâ üzerimde hissediyordum. "Eylül... Beni dinle. Ben bu konuda son derece ciddiyim. Sana yardım edeceğim. İnan bana."

Dingin çıkan sesine rağmen ona kıyasla tamamen zıt olan bir şekilde yükseldim. Ellerimi göğüsüne getirip onu sertçe ittirdim. Ardından ben de doğrulup doğruca yüzüne baktım. "Neden!? Neden yardım etmek istiyorsun bana? Ben senden böyle bir şey istedim mi? Sana ne nasıl olduğumdan, nasıl yaşadığımdan? Sen kimsin? Söylesene! Sen kimsin Kayra!? Derdin ne senin? Söy-"

Sözümü devam ettirmeme izin vermeden avcunu ağzıma bastırıp beni susturdu. İfadesi iyice sertleşmişti. Bu tepkim onu hiç memnun etmemişti belli ki. Tabii bu durum benim umrumda bile değildi. Cinlerim çoktan tepeme çıkmıştı.

Şu an yaşadığım durum bataklıktan farksızdı. Çırpındıkça batmaktan korkuyordum. O ise karşıma çıkmış bana çırpınmamı söylüyordu. Nasıl yapabilirdim ki? Kolay mı sanıyordu? Beni anlamazdı o. Anlayamazdı. Kimse anlayamaz. Bu durumu yaşayan bilirdi sadece. Yaşamayanlara ise çok kolay gelirdi her şey.

"Sessiz ol Eylül. Çok bağırıyorsun." dedi dişlerinin arasından. Bileğinden tutup elini uzaklaştırmaya çalışsam da izin vermedi.

Ona sinirle bakmaya devam ederken aradan birkaç dakika geçti ve ben yavaş yavaş sakinleşmeye başladım. Yeterli olduğu kanaatine varmış olacak ki elini geri çekti.

Gözlerini benimkilerle buluşturup samimi bir ses tonuyla konuşmaya başladı. "Ben anlıyorum seni Eylül."

Anlıyor muydu? O mu? Bir hayalet mi beni anlayacaktı? Henüz tek bir insanoğlu bile beni anlamamışken o mu yapacaktı bunu? Dudaklarımın arasından alaylı bir ses fırladı.

"Ciddiyim Eylül."

"Nasıl ciddisin Kayra? Söylesene. Eşekten düşenin hâlinden eşekten düşen anlarmış. Sen düştün mü o eşekten? Nasıl anlayacaksın?"

"Evet."

Cevabı karşısında donakaldım. Ona şaşkınca baktığımda kendini sırtüstü yatağa bıraktı.

"Ne?" diye sordum varla yok arası bir sesle.

"Duydun işte. Ben de düştüm o eşekten. Senin de sonun benimkisi gibi olsun istemiyorum. Bu yüzden yardım etmek istiyorum sana. Bu hayatı yaşamanı istiyorum. Hem de istediğin gibi. Söylesene diğer insanlardan ne farkın var senin? Onlar yaşayabiliyorlar da sen mi yaşayamayacaksın? Senin de buna hakkın yok mu sence? Psikolojinin giderek kötüleşmesi gerekiyor mu gerçekten? Buna bir dur demek gerekmiyor mu? Sen de insansın. İnsanı bırak daha neredeyse çocuk sayılırsın. Bu şekilde kalmana gönlüm el vermiyor. Bilmem anlatabiliyor muyum ama kısaca böyle."

O da mı benimkilerle benzer şeyler yaşamıştı? Söyledikleri bu anlama mı geliyordu? Ona aval aval bakarken yattığı yerde bir elini uzatıp onun tarafında kalan elimi tuttu.

İtiraz etmedim. Sadece onu izledim. Öylece durdum. "Lütfen Eylül. Lütfen ellerin hep böyle sıcacık kalsın."

Boğazımda bir düğüm oluştu. Yutkunamadım. Cevap veremedim. Tek bir harekette bile bulunamadım. O istemiyordu. Onun gibi olmamı istemiyordu. Pişmanlıkları vardı. Benim de o pişmanlıkları yaşamamı istemiyordu. Beni önemsiyordu. Onun gözünde yaşamayı hak eden biriydim. Onun gözünde insandım.

Gözlerimin diplerinin yanmaya başladığını hissetsem de gözlerimi ellerimizden ayıramadım ve o an kararımı verdim.

"Tamam."

"Ne?"

"Tamam diyorum. Beni iyileştirelim. Ben... Ben yaşamak istiyorum."

***

Veeeee bittiiiiii

Beğendiniz inşallah😁

Sonraki bölümde görüşmek üzere fıstık tanelerimmm🤍

Bölüm sonu

5 yorum