İçeriğe geç

Hayalet Çocuk

Bölüm 30 · 7 dk okuma

Hayalet Çocuk

Bölüm 30

30. Bölüm👻

Her ihtimale karşı birini ezmemek adına ilk bisiklet sürme deneyimimizi yaşamak için az insanın olduğu, sakin bir park bulduk.

Benim için büyük olduğunu düşündüğüm bisikletlere bakarken ''Şimdi siz ikiniz bisiklet sürmeyi bilmiyor musunuz?'' diye sordu Beyza. Bilmiyordum. Öğrenememiştim. Ablam çok hızlı kapmıştı ama ben yapamamıştım. Yapmak istememiştim desem daha doğru olabilirdi tabii. Yoksa babam ikimize de sabırla öğretmeye çalışmıştı sağ olsun.

Ben de Kayra da masum masum ona bakıp başımızı aşağı yukarı doğru salladık. O da çok ciddi bir şey düşünüyormuş gibi kaşlarını çattı ve kollarını göğsünde birleştirdi. ''O zaman benle Çağrı size öğreteceğiz.'' Koluma girdi neşeyle. Yine her zamanki gibi enerjikti. ''Ben sana öğretirim Eylülcüğüm.'' dedi gülümseyerek.

''Eylül'e ben öğretmek isterim.'' dedi Çağrı aniden. Tüm bakışlar ona dönerken Kayra ona cevap verdi. ''Böylesi daha iyi olur. Çağrı'ya canımı emanet etmek yerine Beyza'ya emanet etmeyi tercih ederim.'' Bunu demesini kimse beklemiyordu.

Çağrı, Kayra'ya yaklaşıp omzuna sert bir yumruk yapıştırdı. ''Yazıklar olsun. Böyle mi oldu şimdi?''

Kayra kıkırdayıp omzunu ovdu. ''Elin de çok ağır ha. Bu saatten sonra bana yalvarsan da canımı emanet etmem sana.''

''Bunun için yalvarmayacağımdan emin olabilirsin.'' İkisi de birbirlerine bakıp gülümserken ben bir kez daha ne ara bu kadar yakın olduklarını sorguladım. Hiçbir mantıklı açıklama bulamıyordum ne yazık ki.

Beyza ellerini birbirlerine çarptı. ''E madem grupları ayarladık vakit kaybetmeden başlayalım.'' Bakışlarım bisikletlere kaydı yine. Dört bisiklet vardı. İkisi pembe, ikisi maviydi. Kendimi pembe bisikletin üzerinde düşünemedim. Bana gram yakışmazdı. Yok muydu siyah bisiklet? Pembe ne yani?

Çağrı bir mavi bisiklete el attı. Kayra da öbür mavi bisikleti kapacaktı ki ondan önce davranıp o bisikleti sıkıca tuttum. Kaşlarını çatıp bana baktı. ''Ne yapıyorsun kızım ya?''

''Mavi benim.'' dedim net bir tavırla.

''Dikkat ettiysen iki mavi, iki pembe var. Yani mavi erkeklere pembelerse kızlara...''

Hıhlayıp göz devirdim. ''Renklerde de cinsiyetçilik yaptığına inanamıyorum aptal çocuk! Sonra bu ülke neden gelişmiyor! Senin gibi zihni gelişmemiş bireyler yüzünden işte! Mavi benim olacak.''

Bir elini bisikletin başlığına atıp kendine doğru çekti bisikleti. Bu hareketiyle ben de öne doğru yalpaladım. Düşecek gibi oldum ama sağ olsun Çağrı kolumdan tutup düşmemi engelledi.

''Benim.'' dedi Kayra sinir bozucu bir tavırla. İnat değil miydi kardeşim!? O bisiklet benim olacaktı. Nokta.

''Benim dedim!'' Şu an çocuk gibi tartışıyorduk. Farkındaydım. Bir bisiklet için biriyle tartıştığıma inanamıyordum. Bildiğim tek şey o mavi bisikleti istediğimdi.

''Vermem ki.'' deyip bisikleti iyice kendine doğru çekti. Ben bisikleti tutmaya devam etsem de onun kadar güçlü olmadığım için tutuşumun hiçbir etkisi yoktu.

Çağrı, koluma biraz baskı uygulayıp beni geriye doğru çekti. Ona ters bir bakış göndereceğim sırada yüzündeki tatlı gülümsemeyi görüp yumuşadım anında. Sinirli olduğumda böyle gülümsememesi gerekiyordu. Yoksa tüm sinirim uçup giderdi.

Hemen yanında kalan mavi bisikletini tutup bana doğru yaklaştırdı. ''Al bunu sür sen. Ben pembeyi alırım.'' dedi sakince. Ah! Utanmıştım şimdi. Bu kadar olgun davranmak zorunda mıydı şimdi?

Utana sıkıla başımı öne eğdim. O da mavi bisikleti elime tutuşturdu. Sonra da pembe bisikleti almaya gitti. ''Pembe sana çok yakışacak Çağrı.'' dedi Beyza kıkırtıyla karışık bir sesle. Bu olay en çok onun hoşuna gitmiş gibi görünüyordu. Pembe bisikletler onun başının altından çıkmadıysa ben de bir şey bilmiyordum.

''Madem her şey tamam, başlayalım artık! Bu cümleyi bana bir daha kurdurmayın gözünüzü seveyim. Başlayın artık.'' Gülümsemeden duramadım. Kızı bıktırmıştık resmen.

Kayra'ya ters, tribimsi bir bakış atıp bisikletime döndüm. O da bana aynı bakıştan gönderdikten sonra Beyza'nın yanına gitti. Şimdi ders başlayacaktı.

Çağrı, bisikletini kenara bırakıp bana yaklaştı. ''Bin bakalım.'' dedi nazikçe. Sözünü ikiletmedim. Bir bacağımı zar zor bisikletin diğer tarafına attım. Kısa boylu olmanın dezavantajıydı bu.

''Şimdi oturağa otur bakalım. Ben bisikleti tutuyorum.'' Yine zorlansam da dediğini yaptım. Bu bisiklet benim için harbi büyüktü ya. Onun gücü sayesinde dengede kalırken ayaklarımı da pedallere yerleştirdim.

Sanki çok büyük bir şey başarmışım gibi yüzünde gururlu bir gülümseme oluştu. ''Aferin güzelime. Şimdi yavaşça bas pedale. Ben tutuyorum seni.'' Güzeli mi? Gelişigüzel söylediği bir kelime beni bu kadar etkilemek zorunda mıydı yani? Kalbim pır pır etmişti.

Yavaşça bastım pedale. Bisiklet de ilerlemeye başladı. Sakinliğimi korumaya çalışarak biraz ilerledim. Çağrı da bisikleti tutmaya devam ederek yanımda yürüdü.

''Yapabiliyorum sanırım.'' dedim çok da emin olamayarak. ''Yapabiliyorsun tabii. Şimdi dengeni korumaya çalış bakalım.'' deyip ellerini bisikletten çekti ama uzaklaşmadı. Ellerini çektiği gibi yalpaladım. Birkaç defa çabalamama rağmen dengemi yine kaybettim ama sonunda başardım.

Dengemi korudum ve hatta biraz ilerleyebildim. Bu benim için büyük bir başarıydı. Bisikleti durdurup başımı arkaya çevirdim. Hayalet bozuntusunun ne yaptığını görmek istedim ve bu işin sonu büyük bir şok oldu. Çoktan bisiklet sürmeyi biliyormuş gibi etrafta daireler çiziyordu. Hatta hızlanmıştı bile. Beyza da onu tebrik edip artık uzun bir sürüşe çıkabileceğini söylüyordu. Ne ara lan ne ara!?

Beyza'nın bunu demesiyle Kayra hemen ''Yapalım!'' dedi ve ikisi de göz açıp kapayıncaya kadar alandan uzaklaştılar. Gitmeden önce Kayra'nın bana göz ucuyla bana baktığını görmüştüm. Saliselik bir şeydi ama yapmıştı.

Şaşkınlıkla baktım Çağrı'ya. ''Gördün mü? Nasıl bu kadar hızlı öğrendi bu?''

''Her şeyi iyi yapan birinden de bu beklenirdi zaten.'' diye cevap verdi gururla. ''Hem çok zor değil ki. Sen de yapabilirsin.'' Şükür beni de düşünebildin yani Çağrı bey! Kayra varken ben de kim oluyordum yani?

Kayra'nın bisikleti ne kadar iyi sürdüğünü gördüğüm için iyice hırslanmıştım. Ben de onun gibi, hatta ondan çok daha iyi sürecektim. Aniden gaza gelip hızla pedallere asıldım ve hızla sürmeye başladım. Arkamdan Çağrı'nın bana seslendiğini duysam da duymazlıktan gelip devam ettim.

Gayet iyi gidiyordum. Dümdüz gitmeye devam ederken birden dengemi kaybettim. Bisiklet iyice sarsıldı. Ben de kontrolü kaybettim. Dengemi korumak için çabalarken birkaç saniye kazandım. Neyse ki bu benim avantajıma oldu ve Çağrı bana yetişti.

Tam yeri boylayacakken arkadan belimi kavrayıp, beni sıkıca tutup bisikleti bacağıyla sabitlemeye çalıştı. Ne yazık ki bisiklet sabit durmadı ve sola doğru düştü. Çağrı beni sıkıca tuttuğu için bisiklet düşmeden beni üzerinden kaldırmayı başarmıştı. Çok hafif bir nesneymişim gibi beni havaya kaldırdı ve saniyeler içinde ayaklarımı sağ salim bir şekilde yere basmamı sağladı.

Sonra da karşıma geçti. Aramızda çok az bir mesafe bırakmıştı. Nefeslerini tenimde hissedebiliyordum. ''Güzelim iyi misin?'' Endişelenmişti yine. Böyle küçük şeyler için bile endişelenmesi deli gibi hoşuma gidiyordu. Başımı yavaşça aşağı yukarı doğru salladığımda rahatlamış bir şekilde nefes verdi.

''Dikkatli olsana. Ya düşseydin?'' Başımı kaldırıp göz göze gelmemizi sağladım. ''Ne olurdu ki düşseydim?''

''Yaralanırdın.''

Omuz silktim. ''Basit çizikler olurdu en fazla. Büyütülecek bir şey değil.''

İçine derin bir nefes çekti. Ardından sıcacık elini yanağıma yasladı. O an yüzümün soğuk olduğunu hissettim. Sıcacık eli anında yanağıma sıcaklık hissini tattırmıştı.

''Canının yanması büyütülecek bir şey değil mi? Dalga mı geçiyorsun benimle? Benim için dünyanın en büyük sorunu bu olurdu.'' deyip baş parmağıyla nazikçe yanağımı okşadı. Bu nazik dokunuşu saniyeler içinde bayılmama sebebiyet verebilirdi.

Ama bunun bir kez daha yaşanmasını istemezdim. Yeniden rezil olamazdım. Gözlerim soğuktan kızaran dudaklarına kaydı. Yine muhteşem görünüyordu. Yutkundum. Aklıma gelen şeyi dile getirdim. ''Hani annemle babam bugün bisikletten düşme anılarını anlattılar ya?'' dedim yanağımı eline iyice yaslarken.

''Hm hm.''

''İşte beraber bisiklete binsek biz de böyle düşer miyiz sence?'' Yok artık! Ne saçmalamıştım ben? Hayır, hayır, hayır! Anın etkisine kapılıp bunu demiş olamazdım. Bu sorumla öpücükten bahsettiğim çok açık olmuştu. Rezil olmuştum yine! Niye ya niye!?

Geri adım atıp olayı toparlamaya çalışmıştım ki kıkırdadı. ''Düşmeyiz.'' Ona şapşal şapşal baktım. ''Ben yanında olduğum sürece düşmene izin vermem ki.'' Yaaaa! Bu neydi şimdi!? Kalbim çığrından çıkmıştı.

Kalbimin sesini o da duymaya başlamış olmalıydı. ''Düşmemizi mi isterdin ki?'' diye sorduğunda refleksin etkisiyle gözlerim yine dudaklarını buldu. Onlara bakarken hipnoz olmuşum gibi ''İsterdim.'' dedim ve ne dediğimin farkında bile olmadım.

Diğer elini belime yerleştirdi. Sonra yavaş yavaş yüzünü yüzüme yaklaştırmaya başladı. ''Neden?'' diye sordu fısıltı şeklinde.

Yine hipnoz olmuşum gibi cevap verdim. ''Ö-öpmek...'' demiştim ki dediğimin farkına vardım. Anında ellerimi ağzıma kapatıp geri çekildim. ''Hayır, yani öyle demek istemedim. Yani demek istediğim şey...'' Aklım tamamen onu öpmeye odaklanmışken Türkçeyi unutmuştum resmen.

Vicdansız güldü. Gözüme gülüşünü soktu. Ben utanmaktan beter olurken o çok eğleniyor gibiydi. Ondan uzaklaştığımda attığım birkaç adımı geri kapattı. Bir elini belime yerleştirdi yine. Diğerini de ağzımın üzerindeki ellerime çıkardı ve onları nazikçe ağzımın üzerinden çekmemi sağladı.

''Benden utanmanı istemiyorum güzelim. Ben de seni öpmek istiyorum. Hem de deli gibi ama ilişkimize bir ad koymadan bunu yapmak istemem.'' Ne? İlişkimiz mi? Kelimeleri kavramakta zorlanıyordum nedense.

Kaşlarımı çatıp ona aval aval baktım. İki elimi de sıcacık avuçlarının içine hapsetti. ''Önce modası geçmiş olmasına rağmen sana bunu sormama izin ver: Benimle çıkar mısın Eylül? Seni çok seviyorum da ben.'' Baldan tatlı sesiyle sorduğu bu soruya nasıl hayır diyebilirdim ki?

Bu anın yaşandığına inanmıyordum. Şaşkınca ona bakarken o da benden cevap bekledi. Şokun etkisinden dolayı konuşmak epey zordu ama başardım sonunda. ''O-olur.'' Kekelemiş olsam da söylemiştim. Bu da bir şeydi sonuçta.

Kocaman gülümsedi. ''Yani artık sevgilimsin.'' Anlamsızca göz kırpıştırdım sadece. ''Yani artık seni gönül rahatlığıyla öpebilirim.''

***

Eeeee bölüm sonuuu

Öpücüğümüz sonraki bölüme kaldı artık😈 napalııım😇

Görüşürüüüüzzz

Bölüm sonu

8 yorum