Selamm,
Nasılsınız?
Ballarım, çiçeklerim lütfen aşağıdaki yazıyı okuyun olur mu? Önemli duyurularım ve her zaman olduğu gibi özür konuşmam var. Ben bu zaman işini hiç ayarlayamıyorumda.
590 okunma olmuş geçmişiz bile ayrıca 40 beğeni toplamışım sizlerden çooook teşekkür ederimmmm.
O zaman bölüme geçelim
BÖLÜME HOŞGELDİNİZ!
BENDE YAZMAYA! ♥
~♥~

~♥~
"Rapunzel uzun zaman sonra evine dönmüş ne kadar kısa ve sihirsiz saçları olsa bile. Sonra babası saçlarını okşamış ve saçları eski sihirli haline geri dönmüş, uzamışlar ve tekrar sihirli olmuşlar" diye masalımı sonlandırdımama rağmen Hayat hala uyumamıştı. 4 gündür neredeyse tüm gün birlikteydik.
"Bağ." diyerek saçını gösterdi. Benim saçıma bak, diyordu. Yeşil gözlerimi yeşil gözlerinden çektim ve sarı ile kumral narası bir renkte gerçektende Rapunzel'e benzeyen saçlarına değdirdim.
"Evet bebeğim, onlar senin saçların ama senin uyuman lazım. "
"Uyu yo! " dedi işaret parmağını sallayarak. Gülerek parmağını öptüm.
"Sen, " dedim öptüm. "Bana, " dedim öptüm "parmak mı salladın. " kızgınce sesler çıkarıp huysuzlanınca son bir kez öptüm.
"Sıkıldın mı sende? Hadi aşağıya inelim. " Kucağıma aldım ve merdivenlerden aşağıya indik. Salonda uzanan Çağrıyı görünce Hayat'ın dudaklarına parmağımı bastırdım. Oda bana aynısını yapınca dayanamayarak yanağına bir öpücük daha kondurdum. Çağrıya doğru ilerledik. Hayat'ı her şekilde tutan ile eğim pozisyona getirdikten sonra Çağrının üzerine tuttum ve "böö! " dedim.
Hayat'ı bir anda tepesinde gören Çağrı, "Eşhedü enla-" diyerek koltuktan düşerek kafasını sertçe yere vurdu. Hayat'ı kendime doğru çekerek koltuğun yan tarafına geçtim. O sırada Çağrı "Aaağaaağa! " diye acı dolu bir çığlık attı. Hayat'ı koltuğa bırakarak onun yanına geçtim. Başını dizlerime yasladım.
"Ay! " diye ufak bir tepki verdim panikle. "Çağrı iyi misin? " dedim yine bir panikle.
"Kafamğ! " diye böğürünce iyi olduğuna kanaat getirdim ve azarmaya başladım. "Bir sus be adam, bağırma Hayat korkacak. Kalk buz koyalım şişmesin. "
"Abime şikayet edicem kızını, mükemmel ötesi bir mükemmellikte olan yüzümü mahvetti. " dedi doğrulurken.
"He Çağrı aynen kalk hadi. " dedim sırtından iterken. Bazen sinir oluyorum. Çokça sinir. Çağrı ayağa kalkarken hala başını tutuyordu.
"Haya bak Ça uff. " dedi fındık burunlum.
"Evet halacım. " dedim ve mutfağa doğru ilerlemeye başladım. O sırada Çağrı yani Hayat'ın deyişi ile Ça Hayat'ı azarlıyordu. Buzluktan buz aldım.
"Kız senin bana garezin mi var?" dedi ve devam etti. "Dur nereye Hayat, yaralı bir şekilde beni koşturmasana cadı. "
Bense aldığım buzu beze sararken ayaklarıma yapışan ellerle duraksadım. Yüzümde oluşan minik tebessüm ile Hayat'ı dinlemeye başladım. "Haya Ça bana bağım çok. "
"Sana çok mu bağırdı Çağrı? " diye sordum onu kucağıma alırken. Ablamın dediğine göre Hayat bu 4 gündür daha sıcak kanlıydı. Herkese çicekler dağıtıyordu. Kafasını sallarken aynı zamanda onayladığını belirten sesler çıkardı. Kafasını boynuma gömdü. Uykuya vardı işte! Yatsaydı keşke.
"Ama Ça uff olmuş, buz koyalım mı başına? " diye bir soru daha yönelttim ve klâsik onaylanmasını yaptı. Bir elimde beze sarılmış buz ve kucağımda Hayat ile salona girdim.
Çağrı sanki ölüyormuş gibi kafasını tutarak koltuğa uzanmıştı. Ne abarttın abicim ya. Hayat kucağımdan aşağı inmek için hareketlendiğinde yere bıraktım ve ne yapacağını izlemeye başladım.
Önce Çağrı'nın olduğu koltukta dolaşmaya ileri geri başladı. Sonra sonra kendine bir çıkış yolu bulmuş gibi durdu, Çağrı'nın kaslı sandığı ama çok normal olan göbeğine doğru yol aldı. Çağrı bir gözü kapalı şekilde onu izliyordu. Tırmandı, tırmandı ve yine tırmanırken ayağı kaydı. Tepe taklak olacaktı!
Ben yanına koşacakken Çağrı Hayat'ı sırtından tuttu.
Hayat ise hiç bozuntuya vermeden ulaşmak istediği yere ulaştı. İlk önce yanağına minik bir öpücük bıraktı. Sonra beni çağırdı. Yanın gittiğimde buzu elimden aldı. Buz çok soğuk olduğundan buzu Çağrı'nın göğsüne düştü.
Hayat derin nefesler alarak ve elleri ile kendisini ısıtmaya çalışırken üşüdüğünü anladım. Benimle konuşsana toplum içinde hareketler ile anlatıyordu. Burada ki toplumdan kastım Çağrı değildi, Giray hariç herkesti.
"Hayal al çabuk onu ordan." diye çok sessiz bir şekilde bağırdı. Ben ne dediğini anlamaya çalışır iken buz bir iki saniye daha orada kaldı. Çağrı çevik bir hamle ile önce Hayat'ın sırtını tuttu daha sonra hızla doğrularak buzu yerdeki halıya attı ve eski şeklini geri aldı. Hayat huzursuzlandı ve düşme tehlikesi geçirmeden yere indi. Oyuncaklarının yanına indi, oynamaya başladı. Ben yeni buz getirecekken o hemen kalktı. Hayat'ın oynadığı bebeğini elinden alarak oynamaya başladı.
"Aa! Merhaba Fatma, sanada merhaba Aliye! " deid sesini incelterek. Minik kahkahalar engel olamadım. Hayat ise Çağrı'nın bu hareketine hiç gülmedi üstüne üstelik birde Çağrı'nın yanağına mükemmel bir ses çıkartacak şekilde tokat attı.
Çağrı bu hareket karşısında ağızı açık kalırken ne kadar gülmek istesemde kendimi tuttum. Bu hareketlere en azından şu anlık alışmaması gerekiyordu. Çünkü her istemediği bir şey olduğunda birine vuramazdı ama tabikide kendinide savunmalıydı ama şimdi değildi bunun zamanı. O yüzden minik bir sistemle konuştum.
"Hayır, ama Çağrı'nın canı acır böyle. "😦e kadar saçma cümle kursam da bir bebek ile konuşuyordum ve onun anlayacağı şekilde konuşmalıydım.
Çağrı bana anlamaz gözler ile bakarken ilk önce minik bir göz devirdim. Rol yapması gerekiyordu bu anda."Biraz yardımcı ol! "dedim kısık bir sesle.
Çağrı " Nasıl yardımcı olabilirim hanımefendi? " diye çok beyefendi ve kısık sesli bir şekilde sordu.
"Ağla sızla biraz, yap işte bir şeyler" dedim onun kadar kibar olamayarak.
"Tamam da neden. "
Zıkkımın kökünden için Çağrıcım. "Çağrı! " dedim sinirli bir ifade ile.
Daha sonra Çağrı'nın mükemmel oyunculuk performansını izlemeye başladım önce kendini minderden aşağı attı. Tabii bunu yaparken birazcık yuvarlandı kendini doğrulttu ellerini havaya kaldırıp yardım ister gibi yaparak geri düştü. Bu süreçte başı oyun minderindeydi sonra birkaç saniye öyle kaldı. Ökserek kalbini tuttu ve öldü. Mutlu son!
Tam o sırada geri dirildi ve öksürdü. Bir anda nereden geldiğini anlamadım Aslı da oyunu dahil oldu. Kalp masajı yapmaya başladı, Hayat'ın oyuncaklarından birini aldı. Onu da yanına çağırdı steteskopu ona verdi. Kendisi iğneyi aldı ve iğneyi yerdeki Çağrıya vurdu. Çağrı birden dirilerek ayak bileğimden beni tutarak bu saçma oyuna beni de dahil etti. Bu böyle olmayacaktı! Ne yaşandı ki şimdi!
Bu sefer de Çağrı ve Aslı beni diriltmeye çalışıyordu Hayat ona anlattım Uyuyan Güzel masalını hatırlamış olacak ki yanağıma minik bir öpücük kondurdu. Ben de oyuna uyarak doğruldum ve onun yanağını büyükçe öptüm.
Annem ve babam oturdukları koltuktan bizi izliyorlardı.
"Oo uyuyan prenses uyanmış. " dedi babam. Sadece gülümseye bildim. Büyük ihtimalle Aslı ile gelmişlerdi. Ben Hayat ile oyuncaklarla oynamaya devam ettim. Yarım saat sonra kapı çaldı. Annem kimsenin kalkmasını istemeden kalktı ve Giray'a kapıyı açtı.
Aslı ve Çağrı telefonda oynadıkları bir mobil oyunu oynarken Giray içeri girdi. Hayat benimle oynamayı bıraktı ve babasına doğru koştu.
Ona bakarak "Aldatıldım! " diye söylendim. Giray bir elinde Hayat varken gülümseyerek yanıma geldi ve elini uzattı.
"O senin elini bırakmadı Hayal, tutabilirsin." dedi derinden bir ses.
Tuttum.
Ondan destek olarak ayağa kalktım ve bir koltuğa oturdum. Çağrı ve Aslı bağırarak kavga etmeye başladılar.
"Ya sen niye benim önümden çıkıyorsun kızım, sen tanksın önde kalaman gerekiyor! "
" Ne bilim ben tankım hiç oynamadım bu karakteri! Zorla oynattın! "diye atışırlarken onları başka bir ses böldü.
" İkiniz Ordu'ya ayrı ayrı araçlarda geliyorsunuz. Çağrı Zeynep ile Aslı sende Emir ile, itirazı olan? " diyen annem bir saniye duraksayarak devam etti "Ben de öyle düşünmüştüm. "
Aslı ve Çağrı şoktan çıkar çıkmaz itiraza başladılar. Yanda bulunan Giray ise gülmeye başladı.
"Neden gülüyorsun? " diye sordum.
"Her sene böyle oluyorda ondan, ben çoğunlukla gitmiyorum ama o ikisi her zaman bir şekilde aynı araca biniyor. " dedi hâlâ anneme yalvaran ikiliyi göstererek.
"Sen niye çoğunlukla gitmiyorsun? " merak ablam merak her şeyi yaptırır insana.
"Akraba sevmiyorum ayrıca üniversiteyi orda okuyeterince. Yeterince görüştüğümüzü düşünüyorum. " dedi
"Bu benimde onları sevmemem anlamına mı geliyor? "
" Baba tarafını sevebilirsin belki ama anne tarafı ile görüşmüyoruz. " dedi gülümseyen yüzü solarken.
"O niye? " ben Giray'ın yerinde olsam beni camdan atardım.
"Bir ara anlatırım" dedi. Benden bıkmışa benzemiyordu.
"Tebrik ederim Giray bey, bana ilk defa bu kader fazla dayanan insansınız. "
"Ne için? "
"Ben biraz fazla soru sorarım da dilim açıldığında çok fazla konuşurum. Şu ana kadar bana sus demeyen ikinci kişisin. Birincisi Eylü- halam. " diye uzun bir açıklama yaptım. Halama Eylül abla demeye o kadar alışmışım ki ağzımdan hep o çıkıyordu.
"Aslı'dan daha az soruyorsun. " dedi bense gülümsedim. Ne diyeceğimi bilmiyordum ki!
Aradan dakikalar geçti, belkide saatler. Biz hepimiz oturduk ve sohbet ettik. İkizler geldi. Aslı ve Çağrı anneme yalvardı, annem onları susturdu. Olayın ne olduğunu anlayan ikizlerde onlar ile gitmek istemediler. Ablam olaya nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde babamıda kattı. Giray Hayat'ı uyutup geri geldi. Hanımefendinin nazı bir bana geçiyormuş! Giray, Burak, ben ve yengem gülerek tartışan altı kişiyi izledik.
Ben hayatımın her yerinde yalnızdım, hepte yanlız olacağım sanırdım... Öyle olmuyormuş. Şimdi kocaman bir ailem var ve ben yalnız değilim. Ben bugün 9 acılı yıldızımdan birini indirmeye karar versem de herşey tam değil gibi bir his var içimde. Yıldız biraz daha yerinde kalsın, belki dokuz yıldız birden ebediyen silinir...
~♥~
İşim bitmişti. Tarihler ayın 24'ünü gösterirken ben okulu dondurmuştum. Ben daha kendime iyi gelmezken başkalarına nasıl yardım ederdim ki!
Sadece bir şarkı sözü bile bana panik atak krizi yaşatıyorsa benden psikolog falan olmazdı. Öncelikle nasıl bu hafızadan, bu yaşanmışlıklar dan kurtulabilirim ona bakmam gerekirdi. Okul sonraki işti.
Bazı yalanların geri dönüşü olmaz, dediler kuşlar.
Yalan kötüdür, dedi soğuk kış geceleri.
Sokrates'in öğrencisi Platon yalan üzerine şunları söylemiş: "Yalan söylemek, insanlığın temel gerçeğidir, tek değişken, yalanın hangi konu hakkında söylendiğidir!".
Gönlüm herkesle beraber olup unutmak isterken beynim tek başıma olmak, yanlız kalmak istiyordu. Bende huzur istiyordum. Kaçmak gerçeklerden, yalan söylemek çözüm müydü bunlara dair hiçbir fikrim yoktu. Ben her şeyin son bulmasını istiyordum. Bunun için geçmiş ortadan kalkmalıydı, kalkmıyordu. İyi düşünerek almıştım bu kararı hiçbir zamanda pişman olmayacaktım. Ben sadece iyileşmek istiyordum.
Etrafıma değilde ayaklarıma bakarak yürüyordum. Ta ki Emir'in sesini duyana kadar. Adımların yavaşladı, yavaşladı ve en sonunda durdu. Bir baksam mı sesin geldiği yöne diye düşündüm. Yine o taraftan farklı iki ses duyunca baktım. Emir ve iki adam vardı. Ne işi vardı o adamlarla. Durum iyi gözükmüyordu. Hiçbirinin sakin konuştuğunu zannetmiyordum.
Hiç karışmayalım, dedi bir ses.
Saçmalama onu orda bırakamayız, kaldır şu ayaklarını da yürü, dedi diğer ses.
Bense olduğum yerden kıpırdamadım.
Bizede eğlence çıkar, diye devam etti beni teşvik lemek istercesine. İlk önce göz kapaklarımı kapatarak minik bir göz devirdim. Adımlarımı onun yanına doğru yönelttim. Yanlarına geldiğimde sırf hava olsun diye gözümden gözlüğümü çektim. Kolumu Emir'in koluna kap atacaktım ama ve lakin boyu benden uzundu.
#ablasindanuzunolankardeslerkapatilsin
Kolumu omzuna atmaktan vazgeçerek yanında durdum. "Selam! " dedim hem tehtidkar hem yumuşak sesim ile. Nasıl yaptım hiçbir fikrim yoktu.
Biri uzun biri kısaydı. Yaşları benim yaşlarıma yakındı benden küçük olmaları muhtemeldi. Kısa olan yinede benden uzundu. Halleder miydim? Ederdim. Darbe alır mıydım? Kesinlikle evet. Birini Emir alsa rahat giderdim. Güvenecek miydim ona? Şu anlık belki. Uzun olan beni süzerken midem bulandı.
Kısa olan "Seninle birazdan ilgiyle ilgileneceğim güzelim, köşede bekle sen. " dedi. Midem bulandıkça bulandı. Kusma isteğim son seviyeye geldi. Etrafa bir göz gezdirdim. Kamera vardı.
"Ben şimdi istiyorum ama, " dedim güçlü olarak. Kollarımı karnımda bağladım korkusuz durmak için. Tek kaşımı havaya kaldırdım ve ekledim, "2 kişi misiniz? Arkadan gelecek olan var mıdır? "
Karşıdakiler gülmeye başladı. Ben Emir'e baktım ve " Kamera. " dedim sadece.
"Çalışmıyor." dedi.
"Gidiyorum, " dedim çocukları döneceğimi kastederek "Gelecek misiniz beyefendi? "
"Geldim." dedi sadece.
Ben önden giderek kısa olanın tam göğüs kafesine altına bir tekme attım. Emir de benim arkamdan geldi.
Kısa olan afalladı, bense iyi bir rakip olarak düzelmesini beklemeden bir tane tokat attım. Bazen çok güzel tokat atabiliyorum.
Kısa olana kısa deyip durma sana zorbalama çocuğu , dedi iç sesim.
Pardon ya, o zaman ona küçük boy düdüklü tencere diyeyim. Olur mu iç sesim?
Gerçekten kısa boylu adama haksızlık yaparak ona kerpiç demeye karar verdim. Evet, kerpiç.
Attığım tekme ile sendeleyen kerpiç, yeni hamlesini yapmak için üstüme gelemeye başlamıştı. İlk hamleyi ben yaptığım için ikinci hamleyi onun yapmamasını bekledim. Üzerime doğru gelirken kolunun açısını ayarlamaya çalıştığında bana yumruk atacağını anladım. Ona attığım tekmeden sonra sinirlenmişti. Yumruğundan özenle kaçarak sol kolum ile sol yanağına bir yumruk attım. Bu yumruk benim nasıl böyle şeyler yapabildiğimi anlamayan adamı çok daha öfkelendirmişti.
Kerpiç cebinden bıçak çıkarınca işlerin rengi değişmişti. NE YAPIYORSUN KÜÇÜK BOY DÜDÜKLÜ TENCEREM! Ciddi olmam gereken bir durum vardı ortada adam yani kerpiç bana bıçak çekiyordu.
Adam bıçak ile bana doğru gelirken bir iki adım geriledim. Ne yapayım abicim seviyorum canımı da kendimi de! Şimdi kerpiçimizin neresine vurmak bu bıçak elinden düşerdi? Omzu? O kadar yaklaşamam, dedim ya canım kıymetli. Eğilerek ayağına vursak? Yer mi? Sanmıyorum. Yan açı ile bileğine? Yan açıyı nasıl ayarlayacağız be kuşum?
Ben biraz daha düşünürken Emir kerpiçimin bileğine sert bir tekme attı. Emir, sağol koçum. Ben bu çocuğu seviyordum galiba ama affedeceğim anlamına gelmezdi. Diyorum ya, kendime göre prensipleri olan biriyimdir.
O bu değilde niye benim aklımdan İsmail YK- Kudur Baby çalıyor?
'Bar başında duran kız (tirilay tirilay ammanin)
Tek başına oturan kız
Bir bana bakar mısınız?(tirilay tirilay ammanin)
Oldukça nazlısınız'
Adam Emir'e doğru ilerlerken arkasından tutarak işimi ciddiye alma kararı verdim. Aklımdan bu şarkı çalarken ne kadar olabilirse! Kerpiç benim omuzdan tutmamla dururken tekmeyi bu seferde dizine geçirdim adam yere çöktü.
'Kudur, kudur, baby
Salla, salla, baby
Kudur, kudur, baby
Salla, salla, baby'
Yere çöken adamı biraz sağından biraz solundan tekmeledim. Adamın kalkamayacağından emin olduğumda arkada ki araçlardan birine yaslandım ve Emir'i izlemeye başladım. Sigara içseydim tam şuan yakardım. Neyse ki kendime yaptığım en güzel iyiliklerden biri olarak kullanmıyorum. Emir uzun olanı bitirmemişken onunla uğraşmak için ona seslendim.
"Yardıma ihtiyacın var mı? Yardıma gelebilirim. " diye bağırdım eğlenen sesimle.
"Gereği yok! Sen istiyorsan yardımcı olabilirim tekrardan." diyerek laf soktu. Köpek.
"Yok ben hallettim benimkini senin ihtiyacın varsa sorayım dedim! " Onun payı benimkinden daha kaslıydı ve bu Emir'i biraz daha zorluyordu.
" Yok dedik ya! Şuan sus istersen hem seni delinmekten kurtardım hem de seninkinden daha uzun bir adam ile karşı karşıyayım Hayal! "
"Ben senin ablanım ismimle hitap edersen daha iyi olur! " dedikten sonra hız kesmeden devam ettim. " Olsa olsa benimkinden buçuk olarak daha uzundur yani. Buçuk kadarcık! "
" Gel bir bak istersen iki katını yoksa yoksa buçuk mu? " o da hız kesmeden devam etti. " Ya da gelme sen şimdi 2 ay kafamın etini yersin seni kurtardım diye. " Gerçekten buçuk olması imkansızdı. Onun ki dövüş teknikleri biliyordu. Kerpiç gibi havaya vurmuyordu.
"Yani iki katı da olsa sen buçuğu hallet kalanını ben hallederim. "
"Hayal senin buçuğunu bir şey ederdim ama neyse!" dedi adamın bir hamle sinden kap
"Terbiyesiz! "dedikten sonra beklemeye devam ettim. İkiside birbirinin açığını bekliyordu. Bu böyle bitmezdi güçleri eşitti. Olaya bir prenses el atmalıydı. O prenses ki bu olayı bitirmeliydi. O tabi ki de bendim. Tam gidecekken aklıma neden gittiğim sorusu düştü. Ben olsaydım gebermişti zaten.
Gözlerinin rengine ( tirilay tirilay ammanin)
Sesinin ahengine
Egzotik gülüşüne (tirilay tirilay ammanin)
Vuruldum her şeyine
Beynimde halay çekiliyordi. Fareler ve inekler halay çekiyordu.
"Hayal gel şuraya şu buçuk mudur nedir her ne haltsa bitirelim." Yola gel adamım.
"Yani bir buçuk alt tarafı neden bitiremedin anlamıyorum Emir. Ablacığına yardım etsen ölmezdin. Hep ben hep ben bir kerede siz halledin bir şeyleri ama yani! " diye söylene söylene yürüdüm.
'Kudur, kudur, baby
Salla, salla, baby
Kudur, kudur, baby
Salla, salla, baby'
Onları izlediğim kadarıyla hamlelerini öğrenmiştim. Emir şimdiye kadar onu nakavt edecek pozisyona geldiyse de tam o sırada dikkati dağılmıştı. Neydi bu çocuğun derdi? Bir psikolojik destek falan alındı, olmazdı böyle. Emir savunmada iyidi karşındaki kendini savunamuyordu. Gidip saldıralım da kendini korumayı öğrensin büyük boy düdüklü tencere.
Yanlarına ilerleyerek hamlemi arkadan yaptım. Kerpiçe yaptığım gibi dizine vurarak onu yere düşürdüm.
"Başka bir şey? " dedim ellerimi sanki tozlanmışta çırpar gibi.
"Gereği yok. " Birileri az öncede demişti aynısını...
"Adam tekrar ayağa kalkmadan gel mümkünse, arabada bekliyorum. " dedim ve gözlüğümü gözlerime takarak ilerlemeye başladım. Bu hareketi yaparak kendimi nasıl havalı hissettim anlatamam.
Arabayı açarak sürücü koltuğuna oturdum. Ona sürdürmeyecektim. Nedeni: bilinmiyor. Kapşonlu çek etini gitmiş ve kapşonu kafasına geçirmişti. Yeşil gözleri ile oldukça ürkütücü idi. Neyseki daha buçuku bile halledemeyecek kadar beceriksiz olduğunu biliyordum.
Yan koltuğa geçmek yerine gelip camı tıklattı. Kafam ne var? anlamında salladım.
İn, dercesin kolunu yere doğru uzattı.
Yana geç, dedim bende baş hareketim ile. Bir iki kere aynı hareketleri yaptıktan sonra pes ederek ve sabır dilenerek yan koltuğa geldi. Kapıyı kapatarak emniyet kemerini taktı. Bende arabayı çalıştırarak eve doğru sürmeye başladım. Eğer ki bir şey derse hiç bir şey demeyecektim. Söz vermiyorum. Konuyu o açtı.
"Ne yaptığını sanıyordun? " dedi. Bende çok sakin bir şekilde cevap verme kararı aldım. Sadece 3 saniye önce bir şey demeyecektim aslında ama neyse.
"Ya benim okulda işim vardı, bir çıktım sen! Tabi biraz şok geçirdim. Sonuçta biz aynı okulda falan değil onu geçtim öz kardeş hiç değiliz de işte bir selam vermeye geldim seni görünce. Sonra yanındaki büyük boy ve küçük boy tencereler boş konuşunca dalmak zorunda hissettim. Ha birde sağol. Teşekkür edememiştim bu da aradan çıktı, başka soru?" Aynı sakinlikle deniz yolundan gitmeye karar verdim, biraz deniz kokusu almak istiyordum.
Ama o aynı sakinliği sağlayamadı. "Gelmeseydkn hiç böyle bir şey olmayacaktı. Ne yaptığını sanıyordun gelerek? Naptın şimdi kahraman falan mı oldun babamların gözünde? "
O sakin olmuyorsa bizde olmayacaktık. Var mı ulan! "Bir adamlar seni haşat ederlerdi Emir, iki seni kurtarayım dedim ve üc sabrım taşıyor sus Emir! "
"Ya zaten ben senin derdini biliyorum, yok bana böyle önemsiyoruz gibi hareketler yapmana hiç herke yok Hayal Hanım! "
"Emir Allâh rızan için şöyle ne benim derdim? Bak ne olur söyle ben ne yapıyorum? Ne benim derdim?" Gülerek bir nefes verdim, devam ettim. "Çok haklısın gerçekten, ben niye acaba seni düşünüyorum, bu çocuk ne yapıyor o ne idüğü belli olmayan adamlarla, ne işi var bir bakayım diyorum? Bana ne ya? " dedim sert bir sesle. Belki sonda biraz bağırmış olabilirim.
"Senin derdin ailemi bitirmek! Sen sadece ilgi bağımlısı bir insandan başkası değilsin. Sanki çok fazla acı çekmişte şimdi yaşamışsın her gün seni hastanelerden toplamışlar.. Ama ben o kadar eminim ki seni yaşattıkları yer sayısız odalı bir villa falandır! Böyle her istediği olan şımarık çocuklardandırsın sen! Annemler senin arkandan ağlarken sen hiç birşey yapmamışsındır öğrendiğinde! Her zaman kazanmaya odaklı egoist bir insansın! Hiç yenilmen edalarındasın!Sen hiç acıyla karşılaşmamışsındır ki! "
Son dediği ile vücudundaki akan tüm kanın çekildiğini hissettim. Ben acıyla karşılamamışım. Arabayı kenara çektim. Emir'e bir sürü şey söyleye bilirdim. Yaşadıklarımı anlatabilirdim. Havuzlu Villa sandığı evin aslında bir bodrum katı olduğunu, orada ki karanlıktan dolayı ışıksız yatamadığımı, bir hizmetçi gibi çalıştığımı, tehtid edildiğimi, şiddet gördüğümü bir parcamı kaybettiğimi, bir arar bacaklarımı kaybettiğimi nerden bilsin ki çocuk. Ben bile bilemiyorum bazen, unutuyorum acılarımı. Bu yüzden yıldızlar var ya. Dediğim gibi ne bilsin çocuk.
Arkaya doğru uzanarak çantamı aldım. Anahtarı ona doğru atarak aşağı indim. Arabadan inmeden son bir cümle kurdum.
"Tebrik ederim yendin." dedim ve iskeleye doğru ilerlemeye başladım.
Tüm acılarımı içine alan denize bağırmaya doğru, beni de alsana bir gün içine diye yalvarmaya doğru.
~♥~
Selam balımm, nasıl geçti bölüm ben beğendim. Baya içime sindi bu bölüm.
Şimdii sizinle konuşacaklarıma geçelim.
Bildiğiniz üzere ben düzenli bölüm atan bir insan değilim. Bölümler çok yavaş geliyor farkındayım. Bunun için özür dilerim. Ben olsam kitabımı okumayı bırakırdım galiba. Aman siz bırakmayın. Bölümleri bir düzene katmaya çalışacağım. En azından ayda bir bölüm gelmeli. Bakın en azından diyorum. Çalışacağım, önce hayatımı düzene katıp daha sonra kurgumu düzene katmaya çalışacağım.
Bu birinci meseleydi. İkinci olarak ilk bölümlerde aşırı derecede yazım hatası, mantık hatası ve saçma olan yerler var. Ayrıca bölümlerde çok kısa ben şimdilik en azından 2500 kelime yazmaya çalışıyorum. Bu yaptığın araştırmalara göre 7 ilâ 9 saat arası süre biliyormuş.
Birkaç bölümü birleştirebilir hatta silebilirim de. Mesela ilk bölüm olan karakterler ve giriş tanıtımında karakter özelliklerini kaldırmayı planlıyorum. Bu o zamanlar ne kadar mantıklı gelsede şimdi kendi betimlenen ile anlatmaya çalışmak istiyorum karakteri. Bu bölümden önceki bölümden bir parçayı Giriş kısmına eklemeyi düşünüyorum. Bu şekilde kurgu daha bir anlam kazanabilir. Bu hafta boyunca bununla uğraşmayı düşünüyorum.
Bundan sonrada Ordu'ya gidiyoruzz. Kemerlerinizi bağlayın uçuyoruz. Orda birkac tane bizi gülümseyecek veya ağlatacak şeyler yaşadıktan sonra evimize tekrar döneceğiz. Daha sonradan bir takım şeyler yaşanacak 1 aylık sezin finaline gideceğiz. Ben o sırada bölüm biriktireceğim. Bu şekilde bölüm sıklıgını iki hafta düşürebiliriz.
Sezon finali en fazla 4 bölüm sonra karşınızda olacak dikkatli olunuzz. Yine ve yine çok konuştuğumuzu biliyor ve okuduğun için teşekkür ediyorumm.
SEVİLİYORSUN! ♥