İçeriğe geç

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 1

~ Giriş ~

SELAMLARR,

Ben Sofia, kurguma hoşgeldin.

Nasılsın?

İyiyse hayatın hep bu şekilde devam etsin ama kötü ise hep bu şekilde gitmeyecek ya, iyileşecektir. Sana bu konuda güvenim tam, sen bu zamanları en güzel şekilde atlatırsın.

Kitabım neyi anlatıyor, ne bu kızın hep gülebilme olayı dersiniz sizi sonraki bölümlere davet ediyorumm. Okuyun, siz okudukça ben yazayım anlayalım. Ben bu kitaba başladığımda benim aklımda sadece kitabın ismi vardı. Ah ne mutlu bana!

Ben ters köşe yapmayı çok severim ve hiç bir konuda ben bunu asla yazmam demem. Çünkü yazabilirim, var öyle mükemmel potansiyelim. Kitabın içinde argo kelime bulunabilirde veya bulunmayabilirde bilemiyor ve kestiremiyorum.

Bu kitap aklıma bir ilk bahar günü sabahlayarak kitap okuduğum saatlerde bana neden olmasın dedirtti diye ve ilk kurgum oluştu. Bu yüzden kitabımı bu konuda tebrik ediyorum.

* Bu bölüm düzenlemeye alınmış ve düzenlenmiştir. Yeni okurlarım merak ettiğiniz her şeyi bana sorabilirsiniz.

O zaman Giriş yapalım kurgumuzaa

BÖLÜME HOŞ GELDİNİZ! ♥

BENDE YAZMAYA! ♥

~♥~

(10 Nisan 2024)

“Annecim koşmayın gelemiyorum peşinizden.” dedi o aralar ikizlerin son aylarında olan Derya. Artık kendini bile taşıyamıyor sürekli uyuyordu. Bu son hamileliği diğerlerinden çok farklıydı. 5 dakikada bir uykuya dalıyor, saçma sapan rüyalar girerek Yusuf’un onu aldattığını ve çok kilo aldığı için artık onu sevmeyeceğininden bahsediyordu.

Bugün diğer günlerden daha enerjikti bugün ikinci kızının doğum günüydü. Hayal’i doğmuştu ve 2 yaşına girecekti. Sonsuza kadar mutlu kalan bir aile dilerdi hep Allah’tan dua ederken.

Ama atladığı çok önemli bir şey vardı, hiçbir acı veya mutluluk sonsuza kadar sürmezdi.

“Anne sen otur ben izliyorum onları. “ dedi Burak. Merhametliydi. Annesine yardım etmek istiyordu, bazen canı yanıyordu annesinin görüyordu. İstemiyordu kimsenin canın yanmasını. Can yanmasına ayrı bir hassasiyeti vardı.

“Teşekkür ederim kurtarıcı prensim, gel bakalım bizim prensesimiz uyanmış mı?” dedi çocuksu, neşe dolu bir sesle. Ardından arkasını dönüp koşan iki soytarıya baktı. Çocukları çok tersti, Aslı ve Çağrı asla yerlerinde durmazken Giray, Burak ve Hayal bir saray çocuğu gibiydi. Elit takılıyorlardı. Bu durumda Aslılar soytarı oluyordu. Burak ciddiyet ile kafasını salladı.

“Aslı ve Çağrı eğer ki biriniz düşerek yaralanın, o zaman bir de terlik ile döverim sizi.” dedi ve oğlunun elinden tutarak içeri geçtiler. Bizim soytarılar ise de omuz silerek koşuşturmaya devam ettiler.

Derya ve prensi Hayal’in odasına girdi. Kızı ağlıyordu, çoktan uyanmıştı. “Benim güzeller güzeli prensesim uyanmış mı? Peki neden ağlıyor benim bir tanem? “ dedi ninni gibi sesi ile. Ayakta iken kucağına alamıyordu o yüzden hemen yükleyerek beşiğinden yere indirdi. Elinden tutarak sallanan sandalyesine oturdu ve kucağına aldı. Derin bir nefes verdi. 1 kat çıkmak bile onu çok yormuştu.

Oğlu ise Hayal’e ayırdığı kıyafetleri dolaptan çıkartıyordu. Tebessüm etti ama kızı hala ağlıyordu. “Güzel kızım benim, sen niye ağlıyorsun ki? Sen uyanınca ağlamazsın? Ne olmuş benim bir taneme? “ sesinde biraz telaş vardı, ateşi yoktu ama kızarmıştı. Biraz sarıldı kızına ağlaması iç çekişlere döndü o vakitte. O sırada Burak oyuncakları topladı.

Annesi kızının üstünü değiştirdi. Burak zaten çok düzenli bir şekilde giyinmişti. Birlikte aşağı indiler.

Sırada iki yaramazın üzerini değiştirmek vardı. İkisi de abileri olan Burak’ın çağrısını dinleyerek annelerinin yanına gittiler. Burak kız kardeşini aldı, oyun halısının üzerine oturttu ve önüme bebeklerini yığmaya başladı. Hayal aralarından bir tanesini hemen eline aldı ama hala etrafa huysuzca bakışlar atıyordu. Oyun oynamaya başladılar.

Derken Cengiz’in planı devreye girdi, etrafta kimse yoktu o an. Bahçede tek bir kuş uçmuyordu. Her tarafta alışa gelmez bir şey vardı. Buralarda aslında hep ses olurdu ama bu sefer ses yoktu. Etraf sessizdi. Etrafına baktı Burak. Hayal ise olacak olanları hissetmiş gibi ağlamaya başladı.

Sessizlik vardı. Kurşun sesleri çıkana kadar sürdü bu sessizlik. Kurşunlar kimseye zarar vermeden alıyordu çünkü onlar Derya’nın, bir tanecik sevdiğinin çocuklarıydı.

Adamlar kurşunları sıktılar ama boşa, sadece gürültü kirliliği vardı etrafta. Son hamleyi yapmak için hareketlendi bir adam. Duvardan atladı etrafına baktı ve hızlıca kardeşini yükleyerek içeri götürmeye çalışan Burak’ı gördü gözleri. Hayal’i elinden almaya çalıştı, ne Burak Hayal’i bıraktı ne de Hayal Burak’ı.

Adam Hayal’i hızla çekiştirdi. Burak yine bırakmadı. Kulaklıktan gelen seslere kulak verdi ‘ geri çekiliyoruz’ diyordu ses. Umursamadı hiçbir şeyi, gözüne o kadar hırs bürünmüştü ki gözü hiçbir şeyi görmedi. Oysa ki karşısındaki ufacık bir çocuktu.

Silahını kullandı. Silah patladı. Silahtan çıkan bir kurşun hızla Burak’a isabet etti. Artık hem Hayal’i kaybetmişlerdi hem de Burak yaralıydı. Derya ise kurşun seslerini duyar duymaz çocuklarını gizli odalardan birine kilitlemişti. Hızlıca aşağı indiğinde kızını almışlardı oğlu ise yerde yatıyordu.

Acı ile çığlık attı, dizlerinin üzerine düştü. “Oğlum! Kızım! “ diye feryat figan ağlamaya başladı. Resmen sürünerek, karnına giren acıyla oğlunun yanına doğru ilerdi.

O ağlarken acele ile çıkan Yusuf’ta gelmişti. Yetişememişti. Dur diyememişti. Onunda kızı yoktu, oğlu kanlar içerisinde idi.

“Yusuf,” dedi hızlıca nefes alarak Derya. Babasının arkasından arabadan inen Giray’a kimse dikkat etmemişti. Giray kardeşlerinin yanına gitti. Vurdukları kapıdan sesleri bayağı duyulduğundan yerlerini bulmakta çok zorlanmamıştı. Hemen kapılarını açtı. Ağlayan çocuklara göz gezdirdi dolu gözler ile. “Yusuf, “ diye tekrardan sayıkladı Derya o sırada.

“Yusuf oğlum Yusuf! Yardım et ne olur bir şey yap! Yusuf kızım yok Hayal yok! Kızımı aldılar, kızımı bul Yusuf. Ne olur! “ dedi ağlayarak, cümlesinin sonunda çığlık atarak. Yusuf ise algılayamadı olanları. Ne demek kızı yoktu? NE DEMEK KIZINI ALMIŞLARDI?! Yetişememiş miydi?

Herkes bağırdı. Herkes üzüldü. Derya aylarca tedavi gördü. Düşük riski oldukça fazlaydı. Neredeyse doğumda Zeynep’i kaybediyordu. Çocuklar her saat başı kardeşlerini sordular sadece Giray anlamıştı olayları, hiç anlamak isteme bile. Ama olan olmuştu. Burak bir kaç sene elini kullanamadı, çok şükür kalbine denk gelmemişti kurşun diye dualar edildi.

Hayal’in cehennemi ise doğum gününde başlamıştı. Elinde ailesinden kalan tek bir bebeği vardı. Ama Cengiz acımasızdı. Hayal’in hayatı neredeyse hiç başlamadan sona ermişti.

Yusuf’un kardeşi Masal ise tüm bu olanları kendisini suçu sanıyordu. Aşkına yenik düşmüştü. Yeğeni onun yüzünden kaçırılmıştı. Cengiz onu kendisine aşık etmişti. Çokça yalnız olan Masal ona inanmış ve güvenmişti. 1 hafta geçmeden Masal orda ki acıya dayanamayarak kendin suçlaya suçlaya küçük bir notla ortalıktan kaybolmuştu.

Sonuç olarak iki kişinin hayatı yerle bir olmuştu.

Buna da en çok koca İstanbul’da küçük bir iskele şahit olmuştu.

Notta ise şu yazıyordu ;

Kendi cezamı çekmeliyim, kendi kaderimi yaşıyorum, aramayın beni. O bulunmadığı sürece ben sizin yüzünüze bakamam. Hep iyi olun, özür dilerim beni affetmek zorunda değilsiniz elbette. Bence beni hiç affetmeyin. Özür dilerim.

~♥~

SEVİLİYORSUN! ♥

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bölümler daha hızlı gelse çok iyi olur ayrıca elerine sağlık

    1Yanıt