İçeriğe geç

Hayal Etsene💫

Bölüm 26 · 8 dk okuma

Hayal Etsene💫

Bölüm 26

7. BÖLÜM

Hayat bazen istediğiniz gibi gitmez, zor şeyler yaşarız aşamayız bunları. Ölecek gibi hissederiz ölmek kolaydır, asıl iş yaşamayı sürdürebilmektir. Birini severiz, aşık oluruz; hayatımız yaparız onu, sanki hiç gitmeyecekmiş gibi bağlanırız ona. Ama herkes gibi o da gider... En sevdiğin ve en güvendiğin insan; seni paramparça edip, kalpsiz gibi çeker gider. Doğanın kanunudur bu. Hayatınıza girer, mahveder ve gider... o yüzden aşık olacağınız insanları doğru seçin... doğru insan sizi elbet gelip bulacaktır ve tüm yaşananları unutturacaktır... Evdeydim, oturuyordum artık ilk dönemin bitmesine yalnızca birkaç gün vardı. Bugün pazar, cuma günü ilk dönemin son günü. Heyecanlı mıydım? Yoksa Üzgün müydüm? Bilmiyordum. İtiraf etmem gereken çok şey olsada zamanı değilmiş gibi hissediyordum. Belki de korkuyordum, istemiyordum ya da kabullenmiyordum. Şu sıralar birbirimize daha fazla bağlanmıştık. Nedenini bilmesekte birbirimizin yanından ayrılmak katlanılmaz oluyordu. Birlikte eğlenmek çok güzel oluyordu. Kulaklığım kulağımdaydı. Müzik dinlemek huzur veriyordu. O an Beyza kapıyı çarparak açtı. Ona bakmadım. Bana seslendi birşeyler söylese bile anlamamıştım. Kulaklığımı tek kulağımdan çıkardım. "Ne var?" Diye sordum. Eli belindeydi. "Bizimkiler aşağıda," dedi. Gözlerim açıldı. "Ney?" Dedim. Kalktım. "Balkona bak görürsün." Dedi. Balkona çıktım. Emir, Ayaz ve Yusuf oradaydı. Güldüm. "Biraz bekleme şansınız var mı?" Diye sordum. Emir saatine baktı. "Belki.." dedi güldüm. Hemen içeri girdim. Üzerime bol beyaz bir sweat giydim. Altıma ise bir tayt giydim. Beyza ise üzerine lacivert bir sweat altına da siyah bir eşofman giymişti. Birlikte dışarı çıktık. Yan yana Hurişlerin evine ilerlerken hepimiz yan yana, sırayla dizilmiştik. Emin adımlar ile yürüyorduk. Kendimizi birşey mi sanıyorduk ne.. Hurişlerin evinin kapısına geldiğimizde. Bağırmak yerine aramayı tercih ettim. "Alo?" Diye yanıtladı. "Balkona çıkabilir misin bebiş?" Dedim. Gülme sesi geldi. Balkona çıktığında bize baktı. Emir el salladı. Huriye gülümsedi. "Hemen geliyorum." Dedi ve içeri girdi. O gittiğinde ben bizimkilere baktım. "Nasıl gidiyor hayat beyler?" Dedim. "Her zamanki gibi" dedi Yusuf. "Her zamanki hayatın nasıl işte oğlum?" Dedim. "Sizinle," dedi Ayaz. "Haklı" dedi Beyza. Emir başını salladı. O sırada Huriye aşağı indi. "Hoşgeldin!" Dedi Emir . biz fazla yakın arkadaşız. Sevgililerin yaptığını biz birbirimize yaparız. Kim nasıl algılar bilemem ama biz birbirimize sarılırız. Elimizi omzuna atarız, el ele tutuşuruz. O şekil yanii Tekrar ilerlemeye başladığımızda herkesten ayrı yürüyen tek kişiler ben ve Ayaz olmuştuk. Hepsi birbirine omuz attığı halde biz onlardan ayrı olarak Ayaz'ın eli benim omzumdaydı. Diğerlerine baktığımızda, Yusuf'un eli beyza'nın, beyza'nın eli Emirin, emirin eli Hurişin omzumdaydı. Bir süre sonra herkes çift olarak ayrıldı. Emir ile Huriye, Yusuf ile Beyza ve ben ile Ayaz olarak sıra halinde gidiyorduk. Yani Şöyle. Ayaz'ın eli Feyza'nın omzunda. Yusuf'un eli Beyza'nın omzunda. Emirin eli Hurişin omzundaydı ve ilerliyorlardı... Çok farklı anlaşılıyor olabilirdik belki bizi arkadaştan fazla olarak görüyorlardı. Ama aslında bizim arkadaşlığımız çok büyüktü. Harika uyumlu çiftlerdik. ay, çift dedim. Ama iki iki olunca çift çift oluyoo... bir parkın yeşilliklerinin önüne oturduk. "Kimsede abur cubur yok muu?" Dedi Emir. Güldüm. "Paran var mııı?" Dedi Beyza. "Benim cüzdanım yanımda," dedik aynı anda, ben ve Ayaz. "İyi, gel markete beraber gidelim hesabı bölüşürüz" dedi Ayaz. "Şimdi senin erkekliğin kaldı mı sence? Hesabı ben öderim falan da yok. Yürü gidelim yaa" dedim. Birlikte markete giderken kol kolaydık. Marketten birkaç cips, çikolata, gofret, bisküvi, içecek, kraker falan aldık. o kadar aç mısınız? marketten çıktık ve bizimkilerin yanına gittik. Emir poşeti kucakladı ve içindekileri teker teker çıkardı. Huriye ise hepsini açıyordu yani ayarliyordu. Daha sonra sohbet ederek birlikte yedik. Çok eğlenceliydi. Kalktık. Tekrar kol kola ilerlemeye başlamıştık. Yolda gördüğümüz herşeye gülerken nefesimiz kesiliyordu. O kadar gülüyorduk yani. Aramızda boğulanlar oldu arkadaşlar. Tabi hemen kurtardık. Eve vardığımda, üzerimi değiştirdim. Ve bir süre oyalandım. 💫 Bugün.. Cuma. Ve ilk dönem karnelerini alacağız. Ben böyle günlerde her zaman güzel ve özel giyinmeyi tercih ediyorum. bu bilgi çok önemliydi cidden! bu yüzden sabah erkenden, önce saçımı yaptım. Geceden örgülü saçlarımı açtım, aralara minik örgüler ördüm. Üzerime, düz, krem rengi pamuklu bir kazak giydim. Altıma, sütlü kahve renginde bir pantolon. Ve üstüme de ceket olarak kahverengi bir kaban. Beyza'nın odasına gittim. O üzerine, gri çizgili bir yün kazak, altına siyah bir pantolon, ceket olarak gri bir kaban giymişti. Güzel görünüyordu. Gülümsedim. "Hadi gidelim." Dedim. Başını salladı. Yanıma kahverengi tüylü bir pofuduk çanta aldım. Telefonumu, vb. Koydum. Ayakkabı olarak açık kahverengi bir bot giydim. Beyza siyah biraz uzun bir bot giydi. Aşırı uyumlu olduğumuzu fark ederek bir fotoğraf çektik. Daha sonra evden çıktık. Okula ilerlerken telefonlarımız aynı anda çalınca gülümsedik. "Efendim?" Diye yanıtladım. "Alo?" Dedi o sırada Beyza. Ben telefon kulağımda gelen yanıtı bekledim. "Oraya gelelim mi yoksa okulda mı buluşuruz?" Dedi Ayaz. Güldüm. "Tam olarak neredesiniz?" Dedi Beyza sanki benim yerime cevap verir gibi. "Sizin eve yakınız." Dedi Ayaz. "Nasıl yani. Başka kim var?" Dedi Beyza. "Ben ve Yusuf." Dedi Ayaz. İlerlerken karşıma baktığımda onları gördük. Güldüm. Telefonu kulağımdan çektim. Onlar bize biz onlara yaklaştık. Onlarda çok güzel görünüyorlardı. Yanlarına gittik. İkisininde gözleri parlıyordu. "Nabersinizz?" Dedim gülerek. "İyi, siz?" Dedi Yusuf. Biraz sonra birbirimizin koluna girmiş huriyelerin evine doğru ilerliyorduk. Telefonumu çıkardım ve Huriyeyi aradım. "Alo? Huriş sen nerdesin?" Diye sordum. "Okula yaklaştık biz. Emir yanımda." Dediğinde güldüm. "Haa, iyi o zaman bir direk oraya geliriz. Kapaat." Dedim. Telefonu çantama tekrar koydum. Diğerlerine baktım. Zaten anlamış olacaklarki bana bakıyorlardı bile. "Len, sizde baya şey olmuşsunuz haa," dedim dayanamayarak. "Ne olmuşuz?" Dedi Yusuf. Ayaz güldü, bana daha da yaklaşıp sorar gözler ile baktı. "Söyle bakalım, ne olmuşuz." Diye sordu. "İyi olmuşsunuz işte." Dedi Beyza uzatmayarak. Yusuf güldü. Birlikte okula yaklaştık. O sırada Emir ve Huriye görünmüştü. Önce kombinlerine baktım. Emirin üzerinde beyaz gömlek onun üzerinde gri bir sweat vardı, altında siyah bir pantolon. Huriye de beyaz bir badi, siyah bir pantolon, gri yünlü bir hırka giymişti ve çok güzel görünüyordu, ikisi fazla uyumluydu. Gerçi hepimiz birbirimize uyumlu olmuştuk. Mesela. Ayaz'ın üstünde kahverengi bir sweat altına krem rengi bir kargo pantolon giymişti, benimle çok uyumlu. Yusuf, beyaz boğazlı badisinin üzerine koyu gri bir sweat giymişti, altında gri bir pantolon vardı, o da Beyza ile uyumluydu. Hepimiz çok güzel görünüyorduk. Okula giriş yaptığımızda bir süre bahçede birlikte sohbet edip bekledik. Daha sonra hepimiz sınıflara girdik, herkes iki iki ayrıldı, kol kola girdiğimiz için ayrıldık ama ayrılmayan iki kişi Beyza ve Yusuftu. Aynı sınıfta olmaları onlar için güzeldi. O sırada biz yer değiştirdik. Emir benim yanıma, Ayaz Huriyenin yanına gitti. Ben ve Emir sınıfa girdik. Birçok kişi gelmişti. Her birimiz sınıflarımıza yerleşmiştik. Önce karneler dağıtıldı. Emir ile birbirimizin karnesini inceledik. Daha sonra el sıkışarak birbirimizi tebrik ettik. "Tebrik ederim arkadaşım," dedi Emir. Ona güldüm. "Bende tebrik ederim, canım arkadaşım." Birlikte güldük. Daha sonra öğretmenimiz, dışarıda bir tören olacağını bildirdi. Sanırım ortalaması en yüksek beş kişiye Onur belgesi vereceklerdi. Benim ortalamam çok yüksekti. Aslında hepimizin. Ama hepimizin biraz altında notlar alan iki kişi vardı. Beyza ve Yusuf, kader ortakları... Bu yüzden alacak gibi his vardı içimde. merak ederseniz ortalamam 97,7 Aramızda en yüksek ortalama benimdi, sonra Huriye, sonra Emir , sonra Ayaz, sonra Beyza ve son olarak Yusuf. Hepimiz dışarı çıktık. Hepimiz sınıf sıramızın olduğu yere geçtik. A, B, C sınıfları olarak yan yana duruyorduk her birimiz en ön sırayı kapmıştık. Öğretmen sırayla okumaya başladı. İlk çıkan kızı tanıyordum. Ortalaması _98,9'du._ daha sonra bir çocuk çıktı. O sırada dizlerim titriyordu. Çok heyecanlıydım. Huriye ile göz göze gelip gülüyorduk, o da fazlasıyla heyecanlıydı. O da yerinde duramıyordu. "İyi misin?" Dedi Emir ona baktım. "İyiyim ya." Dedim hemen. Çocuk Onur belgesini alırken onu izledim. Bir süre öğretmen konuştu. O an elimdeki sıcaklık ile başımı eğip elime baktım. Ayaz.. elimi tutmuştu. Ona baktım. Gülümsedi, bende gülümsedim. "Teşekkürler.." diyebildim yalnızca. O sırada Çocuk sınıfına geri döndü. "3.'müz.. 97,7 ortalamayla.. Feyza İzsay!!!" diye bir ses geldiğinde herkesin gözü bendeydi. Bir süre bekledikten sonra Ayaz elimi sıktı, emir ise beni hafifçe itti. Gidip belgemi aldım. "Teşekkürler, hocam.." diye fısıldadım. Öğretmen tebrik etti. Birkaç birşey söyleyip bana teşekkür etti. Sıraya geri gittiğimde Emir güldü. Kolunu omzuma atarak bana baktı. "Helal bee." Dedi Ayaz. Ona baktım. Güldüm. Emirin kolu omzumdayken bunu belirtmeye gerek yoktu ama.. izlemeye devam ettik. "Dördüncümüz.. 96,7 ortalamayla... Huriye Sezer!!" diye yüksek bir ses geldiğinde hepimiz zıplayarak yüksek sesle alkışladık. Kendimize hâkim olamıyorduk. Emir ile, daha sonra Ayaz ile sıkıca sarıldım. Huriye geri geldiğinde ona sıkıca sarıldım. Ayazda kendi kolunu Huriyenin omzuna atınca Huriye bana bakış attı. Birbirimize güldük. Emir kolunu tekrar omzuma attı. Son olarak beşinci olan kişiyi açıkladı. Aslında onu da tanıyordum. Çocuğun ortalaması 96,4 gibi birşeydi. Daha sonra öğretmenler ile sohbet ettik bir süre, bir kaç fotoğraf çektikten sonra hocalarla çektik yanii ,birlikte ilerledik. Herkes dağılınca, Yusuf ve Beyza geldi. "Senin ortalama ne zaman o kadar yükseldi ya?" Dedi Yusuf güldüm. Ardından bana sarıldı. Beyza da sarıldı. O ikisi hem bana hem Hurişe sarıldı. O sırada Ayaz bana, emir Huriyeye sarıldı. Çünkü onlar tebrik etmemişti. "Bunun kutlamasıda sonraa.." dedi Emir. Güldük. "Hurişin tebrik ederim bebiş," dedim güldü. "Bende tebrik ederim aşkımm!!" Dedi. Birbirimize sarıldık. Yolda ilerlerken, birbirimizin karnesi elimizdeydi. Emirinkini zaten daha önce kontrol ettiğim için onun karnesini Beyza kontrol ediyordu. Ben Ayaz'ın karnesine bakıyordum. Yusuf benimkine bakıyordu. Ayaz beyza'nın karnesine, Huriye Yusuf'un karnesine, Emir de Huriyenin karnesine bakıyordu. Daha sonra karneleri birbirimize geri verip ilerlemeye devam ettik. "Bana bakın iki hafta da sakın evlere kapanmayın, yine buluşalım ben çok sıkılırım." Dedi Emir. "Bende." Dedim. "Valla bende." Dedi Yusuf. "Ya zaten grupta konuşuruz,"dedi Beyza. "Aynen öyle!" Dedi Ayaz, Huriye güldü. "Çeviriyorum, Türkçe'ye; Uzatmayın hiçbir şekilde bizden kurtuluş yok!" Dedi Huriye. Hep birlikte güldük...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.