Bölümü okurken;; **Gülay - Cesaretin Var Mı Aşka?** _Bazen acının en dibe vurduğu yerdesinizdir. Ne ileri ne geri tek bir adım adım atamazsın. Tüm hayallerin, uğruna vazgeçtiğin herşey tek bir cümleyle yok olup gider ve kalakalırsın. Çok ağlamak da fayda etmez, çok içmek de. Ya sonsuza kadar uyumaktır ki buna en basit yolla ölüm denir, ya da hissizleşmek. İkiside aynı şeydir nasıl olsa. O acı tekrar yakana yapışmıştır. Ve aynı filmi aynı acıyla,hayal kırıklığı ve ıslanmış gözlerle izlersin. Hayattır işte bu. Kessen kan akmaz denecek kadar acır canın. Ve ağzından tek bir cümle dökülmez artık. Çünkü bu sefer herşey bitmiştir..._ --- Kitap okurken gözlerim bir cümleye takıldı ve gülümsedim. "_Ölenler için üzülme, Harry. Yaşayanlara üzül, en çok da sevgisiz yaşayanlara."_ bu Harry Potter'dan bir alıntıydı. Harry Potter okumayı küçüklüğümden beri çok seviyorum. Hâlâ da okuyorum. bu sözde oradandı. Düşüncelere daldığım sırada zil çalmıştı. Sınıfa giren kişi ile kafamı kaldırıp baktım. Yusuf gelmişti. Ortaokuldan tanışıyorduk. Gülümsedim. Emir'in yanına geldi, ona baktım Emir ile bana baktı. "Ooo, sen burada?" Diye sordum dayanamadan. "Boşver karışık o işler." Dediğinde hep birlikte güldük. "Hangi sınıftasın?" Diye sordu Emir. "9/A" dediğinde, "A-ah, Beyza ile aynı sınıftasınız o zaman?" Diye karşılık verdim. "Aynen, hatta yan yana oturduk." Dediğinde güldüm. Daha sonra sınıftan çıktım. Bizimkiler ile birlikte bahçeye çıktık. Beyza ile Huriye Yusuf'un gelişini konuşurken, benim gözlerim istemsiz olarak onu izliyordu, ona bakıyordu. O kişinin kim olduğunu artık tahmin edersiniz bence... --- *** Artık günler daha da kısalmıştı. Zaman çok çabuk geçiyordu. Sınavlar başlamadan biz harika bir grup olabilmiştik. Artık sürekli beraberdik. Derslerin geçmesi uzun sürse bile birlikte olduğumuzda nasıl geçtiğine hayret ediyordum. Çok güzeldi. Artık sınavlara hazırlanmaya başlamıştık. Beden dersimiz vardı, hep beraber olan. Fakat benim yanımda test kitabı, ders kitabı vs. Bir sürü şey vardı. Hepsi ağzı açık şekilde bana bakarken Ayaz sessizliği bozdu. "Ayıptır sorması belki ama.." parmağı ile elimdeki defterleri işaret ederek konuşmaya devam etti. "O elindekiler..ne için?" Diye sordu. Gözlerimi devirdim. "Sence neye benziyor?" Diye yanıt verdim. "Cidden ders çalışacağımızı söyleme!" Dedi Emir. "Ders çalışacağız sanırım." Dedi Huriye. Başımı salladım. Yusuf gülmeye başladı. Banklara oturduk. Ya da şöyle söyleyeyim YERE oturduk. Kitabı açtım. Ben Ayaz ile konu çalışırken Huriye Emir ile test çözüyordu. Yusuf ile Beyza ile birbirlerine soru sorarak tekrar yapıyordu. "Bak şimdi Ayaz, şurada ne var?" Diye ona kitaptan bir resim gösterdim. "Bilmiyom ne var?" Diye cevap verdi. Dilimi dişlerim arasında kaydırdım. "Ne bunun ismi?" Diye devam ettim. "Ne onun ismi?" Diye devam edince kafasına vurdum. "Ya kızım öğretsene işte!" Diye cevap verdiğinde gülmeye başladım. Parmağım ile resmin altındaki tanım cümlesini gösterdim. Daha sonra kitabı alarak Ayaz'ın yüzüne yaklaştırdım. "Bak buu! Öğren şimdi hadi.!" Diye yanıtladım. "Ben tamamım!" Dedi Emir yüksek sesle. "Bizim de bitti!" Dedi Yusuf. O sırada alevli gözler ile Ayaza baktım. Ayağa kalktım. Yakasından tuttum. "Ayaz sen istersen bir gel." Dedim onu çekiştirerek. Ayaz güldü. Peşimden geldi. Elimi mum yaparak cevap verdim. "Bak gerizekalı, sınavda sizinle uğraşacak olan ben değilim. O yüzden öğreneceksen, adam gibi öğren. Cıvıtma! Tamam mı Ayaz? Kafan basıyor mu, ha?" Dedim biraz yüksek sesle. "Aynen, anladım. Hadi şimdi yürü." Başımı salladım. Sinirli gözler ile onu süzdüm ve ilerlemeye devam ettim. "Herkes tamamsa, oyun oynayalım. Top falan..?" Dediğinde güldüm başımı salladım. Yusuf ayağa kalktı. "Ben top getirip gelirim siz karar verin." Dedi ve koşarak içeri girdi. "Bence yakan top." Dedi Beyza ve Emir aynı anda. Ben, Ayaz ve Huriye birbirimize baktık ve olmaz anlamında kaşlarımızı kaldırıp indirdik. "Voleybol?" Dedi Huriye. Ona bakıp güldüm. Herkes onaylayınca Yusuf gelmişti. Topu aldım. Havaya atarak başlattım _müthiş bir servis ile.._ birlikte bir süre top oynadıktan sonra oturduk. Genelde top oynadıktan sonra dip dibe, birbirimize yapışarak otururduk. Yine öyle yaptık. Yusuf, Beyza Huriye, Emir, ben ve Ayaz yan yana dizilmiştik ve oturuyorduk. Hep birlikte birbirimize bakıp kahkaha attığımızda, zeka seviyemizi sorgulamaya başlamıştık. Hep birlikte aynı anda ayağa kalkıp içeri girdik. Bizim sınıfta toplanmıştık. Ben ve Emir yerimize oturduk Beyza ve Huriye bir arka sıramızda birlikte oturdular. Ayaz ile Yusuf ise bizim sıramızın masasının üstüne oturdu. Eşyalarımı çantama yerleştirdim. Suyumu içmeye başladım Emir önce biraz izledi, daha sonra ise umursamayarak kafasını çevirdi. "Nefes almadan nasıl su içiyorsun lan sen?" Dedi Yusuf. "Cidden lan." Diye karşılık verdi Ayaz Emir onları yanıtladı, "Her bedenden sonra gelenek oldu artık. Boşverin siz onu." Diye devam ettiğinde hep birlikte güldük. "Açım ben. Arkadaşlar aç mısınııız?" Diye sordu Emir yüksek sesle. "Bende açım." Dedi Huriye. "Bende" dedi Yusuf. Herkes aç olduğunu belirttiğinde "Karnımız boşta, cebimiz dolu mu sizce arkadaşlar? Paramız yok ki yemek yiyelim," diye cevap vermiştim. Herkes bu durumun farkına varmıştı. "Yoo, Ayaz zengin" dedi Huriye. Gözlerimi açarak Ayaza baktım. "Off, var işte biraz param" diye cevap verdi Ayaz. "Ya arkadaşların aç burda. Git yiyecek birşeyler alda Karnımız doysun!" Dedim. Hepsi fikire katıldığını belli ederek başını salladı. "İyi! O zaman benimle gel." Dedi. "Sebep?" Diye yanıtladım. "Ne istediğinizi nereden bilecem ben ya" diye devam etti, "off uğraştırma beni şimdi." Dedim. Ayaz ayaklanmıştı. _hazır mısınız? Geliyor.!!! Elimi tutup beni kaldırdı. Diğerlerine yalvarır gözler ile diğerlerine baktım. Hepsi gülüyorlardı. Kantine giderken elimi tutmaya devam ediyordu. Gözlerimi devirip duruyordum. Kantinin önünde durdum. Elimi tuttuğu için otomatik olarak oda aniden durdu. "Ne yapıyorsu?" Diye sordu. "Ben bekleyeyim sen git al." Diye cevap verdim. "Oldu, başka? Zeki şey seni. Ben seni ne istiyorsun seç diye getirdim. Burada bekle diye değil." Diye devam ettiğinde. Gözlerimi devirdim. "Yürü!" Dedi Ayaz elimden tutup götürerek. *** Sınavlarımızın bitmesi yakındı. Sınav haftası başka bir insana dönüşmüştüm. Bende, Beyza da, Huriye de. Fazlasıyla ders çalışmış, fazla fazla notlar ile sınıf birincisi olabilmiştim. Birkaç sınavım kalmıştı. Birçok dersim olduğu için sınavlar bir haftadan fazla sürüyordu. Evdeydim. Uyuyor gibi birşeydim. telefona bildirim geldiğinde, komodinin üzerinden telefonumu aldım. Arayan kişi... Ayaz'ın kendisiydi. **Huriye Sezer** Okullar açılalı, Emirle, Ayazla, Yusufla tanışalı aylar olmuştu. Her anımızda beraberdik. Emir ile çok iyi anlaşıyor, birlikte olduğumuz her anı zerresiyle değerlendiriyorduk. Onunlayken mutlu hissediyordum. Gülümsemem, yüzümden hiç eksilmiyordu. Belki hislerim vardı. Fakat en korktuğum şey sanırım buydu. Aşık olmak. Birine karşı hisler beslemek. En son 5. Sınıfta; genel olarak ortaokul diyelim. O zamanlar aşık olduğumu sanmıştım. Kötüydü. Bu yüzden kendime söylemiyorum. Eğer kendime, "Sanırım onu seviyorum." Dediğim an farklı biri oluyorum, ve o kişiye fazla bağlanıyorum. Tabiki sonunda da sadece üzüntü ve pişmanlık. Bu bir mesaj olabilir. Pişman olacağınız işler yapmayın!! Sonra mal gibi kalırsınız. Aynı benim gibi. **Ayaz Akkurt** Birine aşık olmak nasıl bir duygu, çok iyi biliyorum. Belki de profesyonel olabilirim. Bu zamana kadar olan sevgililerimin kaç tane olduğunu sayamadım bile, diyebilirim. Lise çok farklı dediklerinde inanmamıştım. Lise aşkları çok başka, lise arkadaşlıkları bambaşka dediklerinde inanmadım. Doğru, bu gerçekten doğru olduğunu anladım. Arkadaşlıklar. Gerçekten mükemmel. Harika, eğlenceli ve çok tatlı yakın arkadaşlarım var. Ve bu inanılmaz güzel bir duygu. Peki.. en yakın arkadaşlarınızdan birine aşık olduğunuzu, yada ondan hoşlandığınızı fark etseydiniz.. ne yapardınız? Ben.. ben bilmiyorum gerçekten.. bilmiyorum. O çok güzel, çok tatlı, çok minik, çok eğlenceli. Yani ayrıca çok zeki. Bana iyi geliyor. Hepimiz birbirimize iyi gelsekte o ayrı biri. Farklı bir insan... **Emir Karakaş** Ben... Ben sanırım aşık oldum arkadaşlar. "Kime?" Diye sormayın ne olur. Burada kendimi ifşa edemem. Size daha sonra, duygularım, hislerim daha fazla kesinleştiğinde gerçekten söyleyeceğim. Bilgi vereyim. Onu düşündüğümde, onunla konuştuğumda, onu gördüğümde aşırı fazla mutlu oluyorum ve hep onu görmek, onu düşünmek, onunla konuşmak istiyorum. Çok güzel ve farklı bir his bu... **Beyza İzsay** Arkadaşlarım her zaman ilk önceliğim oldu. Şimdi de öyle. Arkadaşlarım benim için çok fazla önemli. Onları çok seviyorum. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum. İyi ki tanıdım. Bu arada normalde erkekleri pek sevmeyen biriyim. Erkeklere asla yanaşmam. Gerçi kızlara da öyle de. Yani genel olarak ben insan sevmiyorum. Arkadaşlarım hariç... **Yusuf Özay** Arkadaşlarım mükemmel insanlar, çok iyiler, çok komikler, eğlenceliler. Yani çok güzeller. Ben, birşeyler hissediyor gibiyim. Ona karşı... Bilemiyorum.. çok farklı bir his ve kendini belli ediyor. Bu, bu güzel... **Feyza İzsay** Ayaz ile bir süre telefonda konuştuk. Çok önemli, hassas bir konu yoktu. Sadece konuşmak için aradığını söylemişti. Beraber sohbet ettik. Daha sonra telefonumu sessize alıp masama oturdum. Fakat telefonum yanımdaydı. Ben ders çalıştığım zaman mola veremem. Bu yüzden birkaç saat ders çalıştım. Daha sonra telefonumu alıp yatağıma oturduğumda birçok mesaj vardı. Yusuf: Feyza Yusuf: Feyza Yusuf: Müsaitsen konuşalım mı? Feyza: Olur, da sorun mu var? Yusuf: Önemli gibi. Feyza: Tamam, istersen parka gidelim Yusuf: Olur. Mesajlaşma bittiğinde bir süre düşündüm. Daha sonra hazırlandım ve evden ayrıldım. Parka gittim. Oturaklardan birine oturdum. Çok fazla beklemeden Yusuf gelmişti. Ona gülümsedim. "Önemli gibi olan neymiş?" Diye sordum. "Biraz şey, yanii. Konuşmak benim için zor ama sana söylemeliydim. En azından," diye yanıtladı. Merakla onu dinledim. *** --- Yaklaşık bir hafta sonra bütün sınavlarımız bitmişti. Bugünde birlikte Ayaz için sürpriz bir doğum günü hazırlıyorduk. "6 Ocak. Ayaz'ın doğum günü" yazın bir yere. Yazın da odanızdaki duvarınıza falan asın! _ocak ayına gelmişiz bee_ Onun için bir kafeye gidecektik. Ben ne alsam diye fazlasıyla düşündüm ama ona çok yakışacağını düşündüğüm bir sweatshirt aldım. Birbirimizin hediyesini görmedik. Okuldan sonra, birlikte parkın hemen karşısındaki kafeye doğru ilerledik. Ayaz kafeye gideceğimizi biliyordu ama doğum gününü kutlayacağımızı bilmiyordu. Unuttuğumuzu düşünmesi için gerçek doğum gününden birkaç gün sonra yapmaya karar verdik. Kafeye oturduk. Herkes kahvesini aldı. Emir kalktı, sanırım pastayı sipariş etmek için gitmişti. Geldi oturdu. Ayaz'a belli etmeden bize göz kırptı, ona güldüm. Ayaz bana bakıyordu ona baktım ve güldüm. "İyisin, değil mi?" Diye sordum. Başını salladı. O sırada arkadan pastayı getiren garsonu gördük. Hepimiz oraya bakarken Ayaz önce bize sonrada yavaşça masaya yaklaşan, hatta pastayı Ayaz'ın önüne yavaşça bırakan garsona baktı. Yüzünde büyük bir gülümseme oluştu. "Hep birlikte üfleyelim" dediğinde hepimiz yanına gittik. "1" , "2" , "3" dediğinde hep birlikte üfledik. "Doğum günün kutlu olsun!" Dedi Huriye, birlikte sarıldılar. Sırasıyla Emir, Beyza ve Yusuf doğum gününü kutlayıp sarıldılar. "Doğum günün kutlu olsun Ayaz! İyi ki varsın be!!" Dedim ve sıkıca sarıldık. "Evet ya, bende olmasamm,,?" Diye karşılık verdi Ayaz. Sonunda hediyeleri vermeye başladık. İlk hediyesini veren kişi Yusuftu. Ona bir bileklik almıştı, beyaz ve siyah boncuklar vardı. Ayaz beğendiğini belli ederek gülümsedi. Huriye hediyesini verirken gülümsedi. Ayaz hediyeyi açtı, içinde Beşiktaşlı bir kupa vardı Ayaz ağzını biraz açık bırakarak güldü. Daha sonra Emir hediyesini verdi. Emir bir saat almıştı. _dijital yani._ Ayaz teşekkür etti. Sıra bana gelmişti. Hediyemi, yani elimdeki büyük paketi ona uzattım. Merakla açtı paketi. Arada bana bakıyordu. Sweatshirt'u çıkarıp baktı. Beğendiğini belli ediyordu. "Çok güzel bu lann. " Dedi. "Beğendin mi?" Diye sordum. "Beğendim tabi lan." Dedi. Ve sarıldı. "Çok teşekkür ederim." Dedi başımı salladım. En sonda Beyza hediyesini verdi. Ayaz gülümsedi. Beyza güzel bir güneş gözlüğü almıştı. Ayaz gözüne taktı. "Oldu mu?" Dedi. Gülümsedik. "Oldu, oldu. Müthiş!" Dedi Beyza. Daha sonra oturduk. Pasta yedikten sonra kafeden ayrıldık. Huriye ve Emir aynı anda salıncaklara koştuğunda onlara güldüm. İkisi salıncakta sallanırken, Beyza ve Yusuf tahterevalli de eğlenmeye başlamıştı. İki tane daha salıncak vardı. Bizde onlara bindik. Birbirimize gülerken eğleniyorduk. Bence gün mükemmel geçiyordu. Ayaz'ın bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Fakat ben tam karşıya, Emir ile Huriyeye bakıyordum. Çok tatlı bir çift gibi görünüyorlardı. Beyza ile Yusuf'a baktım. Onlarda öyleydi. Bir süre onları izledim. Yusuf'un söylediklerini düşünerek. Henüz kimseye söylememiştim. Yusuf arada yine yanıma gelip sorsa da hâlâ birşey yoktu. --
Bölüm 16
6. BÖLÜM
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.