Annemin dedikleri doğruydu.. ben daha çok küçükken bile bana bu tarz şeyler dediğini hatırlıyorum, pek anlam veremezdim o zamanlar ama şimdi çok iyi anlıyorum. Bu hayatta insan tek kendine güvenmeli ve tek kendinden bir şeyler beklemeliydi, kimse gelip nedensizce size iyilik yapmazdı.
Notu bir kenara bırakıp günlüğün ilk sayfalarını okumaya başladım…
“15 ocak 1998
Sevgili günlük, bugün tam 18 yaşıma bastım. 18 benim için oldukça önemli bir yaştı, ama ailem her zamanki gibi heyecanımı kursağımda bıraktığı için tüm gün evimde oturup ağladım..
Ağlamak için birçok nedenim vardı, buda onlardan biriydi tabi.
Ama beni mutlu eden şey ise artık resmi olarak sevdiğim adamla evlenebilecek olmamdı, işte tam da bu yüzden 18 benim için çok önemli bir yaştı.”
Okuduklarım beni şaşırtmıştı çünkü annem ve babam 2000 yılında tanışıp, evlendiler diye biliyordum.. yoksa annem daha önce başka biriyle mi evlenmişti?
Merakıma yenik düştüm ve okumaya devam ettim..
“25 ekim 1999
Uzun zamandır buraya bir şey yazmıyormuşum günlük.. keşke hiç aklıma gelmeseydin, keşke sana içimi dökmeye ihtiyaç duyacak kadar yalnız olmasaydım..
Sana en son yazdığımda 18’dim ama şu anda 32 yaşıma girmişim gibi hissediyorum günlük. Bu yaşadıklarım 19 yaşındaki bir kız için çok ağır şeylerdi..
Bir yıl önce babam vefat etti ve annem kanser hastalığına yakalandı.. her gün gittikçe eriyordu ve bunun için beni suçluyordu, neden mi? Çünkü ben zengin bir adamla evlenip ona güzel bir şekilde baktırmıyormuşum, onun için hiç bir şey yapmıyormuşum..
En sonunda annemin dediklerini kaldıramadım ve evi terk ettim, sevgilimin yanına gittim, ama sadece 2 hafta orada kaldım ve eve, annemin yanına geri döndüm. Anneme kıyamadım, bunu ona yapamazdım.
Bugün, içim ne kadar kan ağlasa bile yüzümün gülmek zorunda olduğu, sevmediğim ama annemin kurtulmasına yardımcı olabilecek ‘zengin ve başarılı Ahmet’ ile nişanlandım.”
Nefesim kesiliyordu, devamını okuyamazdım, bunları duymaya hazır değildim…
