Başım zonklarken hafifçe gözlerimi araladım. Bulutsuz ve masmavi gökyüzünü gördüm. Neredeydim?
Elimle hafifçe yatmakta olduğum yeri yokladım. Gemide olmadığımı elime ahşabın pürüzlü yüzeyi temas etmediğinde anladım. Bir… Bir kayanın üstündeydim. Bunu anlayınca hızlıca doğruldum. Gözlerim ilk önce tayfamı aradı. Ve uzun bir süre sonra da buldu. Gemimin tayfası büyük kaya parçasının üstünde farklı yerlerde yatıyorlardı. Kimileri doğrulmuştu, kimileri ise yatay bir pozisyonda yatmaya devam ediyordu.
Yerimde aniden doğruldum. Ve tam olarak nerde olduğumuzu anlamaya çalıştım. Az önceki sakinliğim artık yoktu çünkü böyle bir yeri hiçbir haritada görmemiştim. İçime düşen kurtlar yavaş yavaş beni kemirmeye başlarken başka bir ses tayfanın durumunu kontrol etmem gerektiğini söylüyordu. Bu sese uydum ve en yakınımdaki Craig’in yanına gittim. İçimden bir ses… Ama bunu duymazdan geldim ve hemen Craig’in bileğini avcuma aldım. Kalp atışını hissedemiyordum… Yanılıyor olduğumu kanıtlamak isteyerek parmağımı Craig’in şah damarının üstüne bastırdım. Telaş damarlarımda akmaya başlarken elimi Craig’in kalbinin üstüne koydum. Elimin altındaki kalbin hareket etmesini bekledim. Az da olsa bir kıpırtı hissetmeyi. Ama en ufak bir hareket bile yoktu Craig’in kalbinde.
---------------------------------------
Omzumda bir el hissettiğimde kafamı çevirip ona baktım. ‘’Yaşıyor mu?’’ diye sordu Gabriel. Kafamı yavaşça iki yana salladım. Gabriel sanki bunun olacağını tahmin etmiş gibi hüzünlü bir şekilde kafasını salladı. ‘’Şu ana kadar fark ettiğime göre en az beş kişi yaşıyor.’’ dedi Gabriel. ‘’Kimler?’’ diye sordum doğrulmaya çalışırken. Gabriel gözlerime bakarken ‘’Connal, Cliff, Axel, Cyrus ve Ivory.’’ dedi sakin bir sesle. Az da olsa sakinleşirken kayanın bir ucunda oturmuş bize bakan Ivory’le göz göze geldim. Ivory dingin gözlerle bana bakarken onun yanına gitmeye başladım.
‘’Sadece kolumda küçük bir kesik var.’’ diyerek ona sorduğum soruyu yanıtladı Ivory. ‘’Buna sevindim.’’ dedim yüzüme samimi bir gülümseme yerleşirken. Ivory de bana aynı şekilde karşılık verdikten sonra ‘’Ben gidip diğerlerine bakayım.’’ dedi. İtiraz etmeden onun diğerlerinin yanına gidişini izledim.
------------------------------------------
‘’Peki, buradan nasıl kurtulacağız?’’ diyerek herkesin aklındaki soruyu sordu Cyrus. ‘’Tabi ki bir geminin gelip bizi kurtarmasını bekleyeceğiz.’’ dedi kurtardığımız teknedeki adamlardan birisi. ‘’Bu mevsimde hiçbir tekne buraya uğramaz.’’ diyerek bunun imkansız olduğunu söyledi sıkıntılı bir şekilde Gabriel. ‘’Peki siz niye denizdeydiniz?’’ diye sordu aynı adam hiç de hoş olmayan bir ses tonuyla. ‘’Yoksa canavar avına falan mı çıkmıştınız?’’ diye sordu adam alaycı bir sesle. ‘’Bunu da nereden çıkardın?’’ diye soran Axel şaşkın gözlerle adama bakıyordu. ‘’Madem herkes gibi normal değilsiniz o zaman aradığınız şeyler de normal olmamalı.’’ dedi adam. ‘’Balık avına çıkmıştık.‘’ diyerek adamın daha fazla konuşmasını engelledi Gabriel. ‘’Madem kimse bu mevsimde denizde değil, siz niye denizdeydiniz? Gerçekten balık avlamak için mi? Çok kötü yalancısın, adını söylemek için zahmet bile etmeyen adam.’’ diyerek Gabriel’in hâlâ ona adını söylemediğine de vurgu yaparak çizgiyi aşmaya devam etti. ‘’Ben Gabriel ve evet, tek amacımız buydu. Köyümüz bir ada ülkesinde ve aynı zamanda ada ülkesinin çok kıyısında olduğu için köyümüzde çok fazla ticaret yapılmıyor ve tak geçim kaynağımız balık. Balığımız bitince denize açılmamızda garip bir yer göremiyorum.’’ diyerek yalanını devam ettirdi Gabriel. Adamın ikna olmadığı açık bir şekilde gözükürken Ivory konuşmaya dahil oldu ‘’Eğer biz balık tutmaya çıkmamış olsaydık şu anda ölmüş olurdunuz. O yüzden şimdi sorgulamayı bırak yoksa seni ayağına taş bağlayıp denize atarım.’’. ‘’Keşke kurtarmasaydınız. Şimdi sizin yanınızda olmaktansa denizin kırk mil aşağısında olmayı tercih ederdim. Ayrıca şunu da bilin ki kaptanınız bile yok ve merak ediyorum: Siz bu gemiyi nasıl kontrol ediyorsunuz?’’ diyerek Ivory ve Gabriel’in sinirlerini zorlamaya devam etti adam. Gabriel her ne kadar ‘’Bu seni ilgilendirmez.’’ diyerek adama cevap verse de Ivory eliyle Gabriel’in susmasını işaret ederek ‘’Tam arkanda duran kişi kaptanımız ve gemimizi çok da güzel kontrol ediyor, şüphen olmasın. Sana da haddini bildirmesini bilen bir kaptanımız var ve o senin gibilerle vakit kaybedemeyecek kadar…’’ diye başlayan Ivory’i susturan bu sefer de o adam oldu ‘’Merak ediyorum da, bu konuşmaya bile katılmayan birisine nasıl kaptan diyebiliyorsunuz?’’. Ivory’nin yüzü sinirle buruşurken Gabriel yumruklarını sıkmaya başlamıştı.
Aniden araya giren bir adam kavganın çıkmasını önlerken cüretkar adamı omzundan tuttuğu gibi bu kayalığı keşfetmeye çalışırken bulduğumuz ahşap evin kapısına doğru sürüklemeye başladı. ‘’Onun adına özür dilerim. Şu anda yorgun ve ne dediğinin farkında değil. Lütfen onu bağışlayın.’’ diyerek bu konuyu kapatmaya çalıştı. ‘’Bunu senin değil onun söylemesi gerekiyor.’’ dedi normalde böyle bir şeyi hiçbir şekilde söylemeyen Gabriel. Gabriel sabrının taştığını gösterirken adam bu konuyu tam anlamıyla kapatamadığını anladı. Cüretkar arkadaşı adamın kollarından kurtulduğunda ‘’Söylediğim hiçbir şeyden pişman değilim ve haklı olduğum sözlerim için sizden özür dilemeyeceğim.’’ dedi.
Ivory cüretkar adama doğru yaklaşırken neler olacağını anladım. Ama Ivory’nin tokadının sesi ahşap evde yankılanırken adamın böyle bir şeyi beklemediğini yüzündeki ifadeden anladım.
Adam yanağını tutarak doğrulduğunda arkadaşı daha fazla sorunun çıkmaması için arkadaşını dışarıya çıkardı. Kısa süre sonra iki arkadaşın tartışırken kullandıkları kelimelerin yankıları ahşap evi doldurdu.