İçeriğe geç

Hatırlanmayan Bahçeler

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Hatırlanmayan Bahçeler

Bölüm 2

2.Bölüm "Toprakti Sırlar"

Deniz, koridorun serin karanlığında, babasının arkasında bıraktığı o donuk bakışın yankısıyla birkaç saniye öylece kaldı. Zaman, sanki o an evin içinde asılı kalmıştı. İçindeki öfkenin yerini, ne yapacağını bilememenin getirdiği o keskin çaresizlik almıştı.

​"Baba, benim... Deniz," dedi, sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak.

​Tahir Bey, elindeki büyüteci masaya yavaşça bıraktı ve başını iki yana salladı. "Deniz... Evet, su tuzludur. İçilmez," diye mırıldandı kendi kendine. Zihni, çoktan kelimelerin ve isimlerin ötesindeki bir sis denizinde kaybolmuştu. Kızını tanımamıştı; daha doğrusu, artık kimseyi tanımayan o ince çizginin tam üzerindeydi.

​Deniz, derin bir nefes alarak içeri adım attı ve yaşlı adamın masasına yaklaştı. Masanın üzerinde duran defterin sayfaları rüzgardan mıdır yoksa açık pencereden sızan serinlikten midir bilinmez, hafifçe aralanmıştı. Gözü, defterdeki el yazısına çarptı. Babasının yıllar önce yazdığı o düzenli, kusursuz mürekkep izleri yerini, son sayfalarda birbirine giren, tekrarlayan ve gitgide okunamaz hâle gelen titrek cümlelere bırakmıştı.

​“Unutmamalı... Bahçenin kuzey köşesindeki güller, soğuktan önce budanmalı. Deniz... O gittiğinden beri toprak hiç gülmedi.”

​Son cümleyi okuduğunda Deniz’in boğazına demirden bir yumruk oturdu. Babası onu unutmamıştı aslında; ya da belki de zihni her şeyi silerken, en derindeki o suçluluk duygusunu ve pişmanlığı en son korumaya çalışmıştı.

​Evin içindeki bu ağır havadan kurtulmak ve biraz olsun nefes almak için arka bahçeye açılan cam kapıya yöneldi. Perdeyi aralayıp dışarı baktığında, yıllardır kilitli tutulan o gizemli bahçenin, bıraktığı çocukluk günlerinden çok daha vahşi ve büyüleyici bir hâle geldiğini gördü. Yabani otlar sarmaşıklarla sarmaş dolaş olmuş, ortalıkta adeta unutulmuşluğun yeşil bir abidesi yükseliyordu.

​Deniz, paslı sürgüyü iterek dışarı çıktı. Toprağın o yoğun, nemli ve canlandırıcı kokusu ciğerlerini doldurdu. Bahçenin ortasındaki eski taş bankın üzerine örtülmüş kurumuş yaprakları elleriyle süpürdü ve oturdu. Tam o sırada, bankın hemen önündeki toprağa saplanmış eski, demir bir kutu dikkatini çekti. Üzeri sarmaşık kökleriyle örtülmüştü.

​Kalbi hızla çarpmaya başladı. Toprağı elleriyle kazımaya, o gizli kutuyu gün yüzüne çıkarmaya çalışırken, camdan onu izleyen Tahir Bey’in sessiz ve gölgeli siluetini fark etti. Babası pencerenin arkasından ona bakıyor, ama bu kez gözlerinde eskisine benzer o boşluk değil, sanki yıllardır sakladığı bir sırrın nihayet ortaya çıkacak olmasının yarattığı derin bir korku ve rahatlama karışımı okunuyordu.

​Deniz demir kutuyu topraktan çekip çıkardı. Kapağını paslı sesler eşliğinde araladığında, içinden çıkanlar hayatının akışını tamamen değiştirecek o gerçeğin ilk kıvılcımıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.