İçeriğe geç

HATAMI DANSA KALDIRDIM

Bölüm 2 · 5 dk okuma

HATAMI DANSA KALDIRDIM

Bölüm 2

-2-

Büyük bir evin önünde duran arabayla gözlerim sonuna kadar açıldı. E bunlar zenginmiş.

'Yok yalı gibi bir evde yaşadıklarına göre kesin fakirler.

İç sese göz devirdim ve hiç onunla münakaşaya bile girme tennezzülünde bulunmadan arabadan indim ve valizimi elime alıp önümde yürüyen bey amcanın komutuyla onu takip etmeye başladım.

İçeri girdiğimizde ton ton bir teyze bizi karşılamıştı. Adının Ceylan olduğunu öğrendiğim kadın bu evin yardımcısıydı.

İçeri geçtiğimizde hepsini bakışları bana döndü ve babam sırasıyla hepsini tanıtmaya başladı.

"Bu en büyük abin Onat 25 yaşında, şirkette bana yardımcı oluyor." Dedi yapılı ve kara gözlü kara kaşlı abiyi göstererek. Ona baktığımda bana bir baş selamı verdi ve bende selamını alıp eyvallah der gibi bir işaret yaptım.

"Bu Onat abinden sonraki abin Erim kendisi 23 yaşında ve şef kendine ait restorant zincirleri var." Dediğinde hayran hayran ona baktım çünkü bende çok istiyordum gastıronami okuyup şef olmak.Erim Onatın aksine mavi gözlü ve sarışındı ama o da çok yakışıklıydı.

"Erimden sonraki abin Yekta bu da.

22 yaşında avukatlık son sınıf okuyor." Dedi. Genç görünen kahverengi gözlü ve siyah saçlı olanı gösterirken. Ona da bir baş selamı verip sanırsam en son abiye baktım.

"Ve de son abin Gökalp 19 yaşında ve yaşanan bazı aksaklıklardan dolayı hâlâ lise son sınıf." Dediğinde ona da baktım esmer tenli, yeşil gözlü ve siyah saçlıydı. Ve kahretsinki o da çok yakışıklıydı yavaş yavaş sona geliyorduk tek bir kişi kalmıştı sanırım.

"Bu da ikizin Adal seninle aynı yaşta çokta bir vasfı yok." Dedi Kaan bey sırıtarak. Adal babasına dönüp kötü bir bakış attı ve bana dönünce ise bakışlarını yumşatıp öyle konuştu.

"Bakma güzelim sen babama, takılıyor bana o yoksa ben bu evin neşesiyimdir." Demesiyle bütün abiler hatta Kaan bey bile gülmüştü.

Yekta, "Senmi bu evin neşesisin be sen olsan olsan bu evin yaşayan ölüsü olursun soğuk nevale." Dediğinde ne kadar gülmek istesemde Adalın yüzündeki ifadeyle vazgeçtim.

Zaten Yektanın dediklerinden sonra ortan birden sessizleşmişti her şeye tepkisiz kalan Sema hanım bile Yektaya uyarıcı bakışlar atmıştı.

Adalın yüzü düştü ve bir şey demeden yukarı kata çıktı sanırsam odasına gidecekti tam ağzımı açıp konuşacakken merdivenleri inen 15-16 yaşındaki çocukla sustum bize boş bir bakış atıp geri yukarıya çıktı.

Neden böyle yapmıştı ki şimdi? Aman bana neyse zaten dört ay sonra bu evden ayrılacaktım.

Kaan bey bana zoraki bir gülümseme gönderdi ve o oğlunuda tanıttı.

"O bu evin en küçüğü tekne kazıntısı olan oğlum Batı. 15 yaşında ve geripseme diye söylüyorum, yaşanan bir kazada duyma yetisini kaybetti ve nasıl desem bu yüzden biraz soğuktur kendisi" dediğinde anlayışla başımı salladım ve yeni Aile fertlerime döndüm.

"Neyse, beni biliyorsunuz zaten Adel bende." Dedim ve sonradan ekledim. "Bana odamı gösterirmisiniz uyumak istiyorumda." dediğimde Sema hanım Ceylan ablayı çağırmış ve beni odama götürmesini söylemişti. İkinci kata çıktıktan sonra ilk odanın benim odam olduğunu söyleyip gitmişti.

İçerisinin ferah bir dekarasyonu vardı ama şimdi buna dikkat edemeyecek kadar yorgundum ve belim ağrıyordu muhtemelen regl olacaktım. Daha fazla ayakta duramamış ve yatağa uzanmıştım uzandığım gibi de gözlerimi kapatmış ve uykunun beni kollarına almasını beklerken sağa sola dönüp durmuş ve en sonunda karanlığa teslim olmuştum.

☆☆☆

Kolumun deşilmesiyle gözlerimi araladığımda beni uyandıranın Erim olduğunu gördüm.

"Hadi bakalım uykucu uyan artık hepimiz seni akşam yemeğine bekliyoruz." Dediğinde yavaşca yattığım yerden doğruldum. Erim hâlâ başımda dikilmiş öylece bana bakıyordu.

"Ya çıkarmısın odamdan!" Diyerek onu kovduğumda gözlerini devirmiş ve odadan çıkmıştı.

Valizimden siyah bir eşofman ve beyaz bir crop çıkarıp hızlıca giydim ve odamdan çıktım.

Fakat bir sorun vardı hen Erimi kovmuştum ama nerede yemek yiyeceğimizi bile bilmiyordum.

Merdiveneleri indikten sonra ilk karşıma çıkan salona doğru yürüdüm ve tam da tahmin ettiğim gibi burada yemek yiyorlardı.

Yavaşca içeri geçip boş olan sandalyeye oturdum Sema hanım yoktu yemekte ama Kaan bey buradaydı.

"Selam prenses." Diyen Adalla o tarafa döndüm Adal,Yekta ve Gökalp karşımdaydı yanımda ise Erim ve Onat beyler vardı.

"Selam yakışıklı." Deyip göz kırptım.

Aramızdaki diyalok masadakileri kıkırdatmıştı.

Sonra daha fazla konuşmalara dahil olmadan "Afiyet olsun." Diyen Kaan beyle yemeğime odaklandım.

Önümdeki yemeği biraz didikkedikten sonra telefonum çalmıştı tam küfredecektim ki arayanın abim olduğunu görünce vazgeçtim.

"Pardon." Diyerek kalktım ve balkon gibi görünen yere geçtim.

"Alo abi" dediğimde

"Abim..." dedi güçsüz bir ses.

"Ne oldu abi?" Diye endişeyle sorduğunda ebdişelendigimi anlamış gibi sesini düzelterek konuştu.

"Bir şey yok abim, nasılsın alışabildinmi oraya."

"Abi saçmalama daha yeni geldim sayılır nasıl alışayım?"

"Ve abi şey ben şimdiden seni özledim."

Dediğimde,

"Konum at ben senin yanına gelirim" demesine hiçte şaşırmadım.

"Tamam abi ben izin alayım bir o zaman. Polisi falan aramasınlar." Dediğimde.

"Tamam" dedi ve kısa bir vedalaşma faslından sonra kapattık.

Abime çok düşkündüm çünkü anne baba dediğimiz insanlar çok ilgisizdi benim yanımdada hep abim vardı küçüklüğümden beri. 2 yıl önce o ilgisiz anne ve babamız ölünce bana sahip çıkmış bana bakmıştı ve şöyle bir parantez açmam gerekirse hem okuyordu hem okuldan sonra park time işte çalışıyordu hemde bana bakıyordu.

Abimin hakkını asla ödeyemezdim o benim herşeyimdi daha o yaşlarındayken hem anne hem baba olmuştu bana. Canımın içiydi o benim.

İçeri geçip yemek masasına doğru yanaştım hepsi hala oradaydı Adal dışında. İkizim olduğundamı bilmem ama benim içim en çok Adala ısınmıştı ondan sonra ise Erim geliyordu.

Yemek masasının oraya vardığımda kaan beye baktım ve konuşmaya başladım.

"Şey ben çıkıyorumda polisi falan aramayın diye haber verdim." Dediğimde hepsi garip garip bana baktı.

Onat en sonunda sessizliği bozan kişi olmuştu." Saat akşamın dokuzu nereye gideceksin ve kimle gideceksin?" Dediğinde göz devirip konuşnaya başladım.

"Dışarı gideceğim ve Yağız abimle gideceğim oldumu?" Dedim hafif cırlamayla karışık.

Derin bir sessizlik çöktü ortama bende bunu onay olarak görüp, yukarı üzerimi değiştirmek için çıktım.

Valizimi açıp bakmadan elime ilk gelen kargo pantolonu giydim siyah bir kargo pantolondu zaten üzerimdeki crop gayet iyiydi onu değiştirmeme gerek yoktu.

Telefonumu ve cüzdanımı alıp kapıdan çıktım tam merdivenlere yönelip inecektimki Adalın odasından gelen inleme sesiyle duraksadım tedirginlikle Adalın odasına doğru yanaşıp elimi kapı koluna getirdim.

Acaba girmesemiydim ya ince bir iş üzerindeyse?

'Yok kız o çocuğun eli yüzü temiz hiç amcı tipi yok onda.'

Diyen iç sese istemeye istemeye hak verdim ve kapıyı iki kez tıklatıp bir komut gelmeyincede açtım.

Gözlerime inanamıyordum.

Bu, buda neydi böyle?

Ara sıra vücüdümda oluşan ağrıların nedenini şimdi anlıyordum.

Adalın üstü çıplaktı ve bedeni yara içindeydi...

☆☆☆

-ERİM-

-1.88 boyunda

-23 yaşında

-Koç burcu.

-Mavi gözlü sarı saçlı olan abimiz.

-Kıskançtır ama o kadarda aşırı bir kıskançlığı yoktur.

-Sevdimi çok güzel sever.

☆☆☆

SEE YOU...

Bölüm sonu

5 yorum