x
Poyraz daha sokağın başındayken Emir'in sesini tanıdı. İstemeden başını o tarafa çevirdi. Emir yine aynı yerdeydi. Gitarı dizlerinin üzerinde, önündeki açık kutunun içinde birkaç banknot ve bozuk para vardı. Etrafında ise dünkü kadar sakin bir kalabalık yoktu. Bu kez beş altı genç kız doğrudan onun etrafına toplanmıştı. Poyraz'ın kasılan çenesine bakılırsa, kızların Emir'in etrafında olmasından hoşlanmamıştı.
Bir süre uzaktan izledi. Emir şarkısını söylüyor, kızlardan bazıları onu telefonlarıyla kaydediyor, bazıları da kendi aralarında fısıldaşıyordu. Emir ise her zamanki gibi işine odaklanmıştı. Şarkı bittiğinde kızlardan biri alkışladı.
"Çok güzeldi!"
Emir hafifçe başını eğdi.
Kızlardan biri yere çömelmiş, Emir'e çok yakın bir yerde oturuyordu. Bir diğeri gitar kutusuna para bırakırken ona doğru eğildi.
"Sen burada her gün mü çalıyorsun?"
"Çoğu gün."
"Kaçta geliyorsun?"
"Değişiyor."
"Akşam da burada mısın?"
"Bazen."
Kız gülümsedi.
"Güzel."
Poyraz kaşlarını çattı. Güzel olan ne?
Kızlardan biri "Instagram'ın var mı?" diye sordu. Emir gitarı susturdu.
"Var."
"Versene."
Emir telefonunu çıkardı. Poyraz'ın gözleri istemsizce telefona kaydı. Kız kullanıcı adını kendi telefonuna yazarken gülümsüyordu. Ne oluyor lan?
Daha dün akşam Emir'in Bursa'ya gitmesini düşünüp canını sıkmış, şimdi ise bir grup kızın etrafında toplanmış olmasına sinirleniyordu. Üstelik Emir'in yaptığı hiçbir şey yoktu. Adam sadece gitar çalıyordu, kızlar kendi isteğiyle yanına gelmişti. Hem tüm bu olanlardan Poyraz'a ne?
Tam o sırada kızlardan biri Emir'in omzuna hafifçe dokundu.
"Gerçekten çok yakışıklısın."
Emir ona baktı.
"Teşekkür ederim."
Poyraz gözlerini kapattı.
Bana ne.
Gözlerini açtı.
Emir gülümsedi.
Bana ne?
Bir süre daha orada durdu Poyraz. Sonra kendi haline sinirlenerek arkasını döndü. Gitmeliydi, hem de hemen.
"Poyraz?"
Poyraz durdu. Emir ona sesleniyordu. İçinden bir tarafı dönmek istiyordu fakat diğer tarafı ise biraz önce gördüğü manzaradan sonra hiç oralı değilmiş gibi davranmak istiyordu. O ikinci tarafını hiç de siklemeyerek arkasını döndü.
Emir onu görmüş, gitarını dizlerinin üzerinde tutarak bakıyordu. Emir dün doğmuş gibi görünüyordu. Çok masum ve tatlıydı.
"Ne yapıyorsun?"
"Geçiyordum."
Emir hayal kırıklığı ile karışık bir buruklukla başını salladı.
"Peki."
Poyraz kızlara baktı ve göz devirip hemen tekrar Emir'e döndü.
"Kolay gelsin."
"Sağ ol."
Poyraz arkasını dönüp yürüdü. Bu sefer gerçekten gitti. Ama daha sokağın sonuna gelmeden kendisine kızmaya başladı. Niye sinirlendin ki? Cevap yoktu. Ne vardı yani? Yine cevap yoktu.
Çocuk yakışıklı. İnsanların ilgilenmesi normal. Bu sefer aklına mantıklı bir cevap gelmişti. Evet normal.
⸻
Akşam olduğunda Poyraz evdeydi. Saat sekizi biraz geçiyordu.
"Gidip bir kahve içeceğim."
Bunu söylerken odada kimse yoktu. Yine de sanki kendisini savunması gerekiyormuş gibi konuşmuştu.
Eve daha yeni girmişti aslında. Genelde yemeklerini dışardan yerdi, canı bir şeyler çekmişti herhalde. Uzun boylu, beyaz tenli, yeşil gözlü müzisyen bir elemanı yiyemeyeceğine göre bir kahveyle bastıracaktı açlığını.
Poyraz dışarı çıkacakken sabah Emir'in etrafındaki kızları gözünün önüne getirdi. Birinin Emir'in telefonunu alışı, diğerinin omzuna dokunuşu. "Gerçekten çok yakışıklısın." Poyraz'ın yüzü buruştu. "Yakışıklıymış. Sana mı yakışıklı?" Kapıyı tekrar açtı ve eve girdi.
"Gitmiyorum."
"Ama kahve içecektim."
"Evde de yaparım."
Mutfağa gitti, kahve makinesinin önünde durdu. Bir süre makineyle bakıştılar. İsteğinin kahve olmadığını az çok anlayabiliyordu.
Telefonunu aldı Poyraz.
Saat 20.27.
Kafenin kapanmasına daha saatler vardı. Poyraz ekranı kilitledi, beş dakika sonra tekrar açtı.
20.32.
"Allah kahretsin."
Poyraz çok özlemişti... kahveyi yani.
⸻
Akşamın ilk saatleri biraz yoğundu. Sonra müşteri sayısı azaldı. Emir tezgahın arkasında bardakları dizerken kapıya her zil çaldığında başını kaldırıyordu. Bir müşteri, sonra başka biri başka biri derken her akşam görmeye alıştığı yüzü seçememişti insanlar içinde. Poyraz yoktu.
Herhalde bugün gelmeyecek.
Belki bugün işi vardı, elki arkadaşlarıyla dışarıdaydı, belki de başka bir yerde kahve içiyordu.
Emir omuz silkti.
"Benim kahvemden güzelini bulursa bin kere içsin."
Sonra tezgahı silmeye devam etti.
⸻
Poyraz gece yarısına kadar evde kaldı. Ders çalışmayı, oyun oynamayı, uyumayı ve kafasını oyalamak için türlü şeyler yapmaya çalıştı.
Bugün Emir'i kaç kere düşünmüştü? Poyraz yastığını yüzüne bastırdı.
"Biz beyefendinin ağzından zorla laf alalım ama başkasına gelince 32 diş gülsün."
"İstediği kişiyle konuşur."
Yavaş yavaş aklı yerine geliyordu çok şükür.
"Ben onun neyiyim ki?"
Poyraz duvarla olan konuşmasına devam etmedi çünkü bu kez kendine vereceği cevap tatmin etmeyecekti onu.
⸻
Ertesi sabah Poyraz uyandığında ilk yaptığı şey telefonuna bakmak oldu. Birkaç gündür arkadaş grubunu epey ihmal etmişti. Oyunlara katılmıyor, mesajlara bakmıyordu.
Bu çocuk Poyraz'ın kafasını ne çok kurcalıyordu öyle.
"Trenden korksak Demir'e binmezdik."
Bugün kafeye gidecekti.
"Demir'i de özledim ya."
Ama kahve için. Sadece kahve. Başka hiçbir şey için değil. Ve Emir'le de KESİNLİKLE gereğinden fazla konuşmayacaktı.
Kapıdan çıkarken son kez aynaya baktı ve müthiş ağır parfümünü sıktı. Sanki düğüne gidiyor.
⸻
Kafenin kapısı açılınca Emir başını kaldırdı. Poyraz'ı görünce yüzünde çok küçük bir değişiklik oldu.
"Poyraz!" Emir çok coşkuluydu.
Poyraz gülümsedi.
"Benim."
"Dün gelmedin."
Poyraz'ın kalbi bir anda hızlandı ama inşallah bu yüzüne yansımamıştır. Emir onu fark etmişti.
"Ne?"
"Dün kafeye gelmedin."
Poyraz bir an ne diyeceğini bilemedi. Sonra omuz silkti.
"Gelmek zorunda mıyım?"
Emir biraz bozulsa da hafifçe güldü.
"Hayır."
"E o zaman?"
Emir birkaç saniye sustu.
"Bilmem."
Poyraz'ın yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
"Beni bekliyor muydun?"
Emir hemen başını iki yana salladı.
"Hayır da her gün geliyordun.."
Poyraz birkaç saniye ona baktı. Gülümsemesini saklamak için başını çevirdi.
"Americano."
Emir gülümsemeye devam etti.
"Tabii."
Poyraz tezgaha yaslandı. Ve ilk kez, dün yaşadığı küçük kıvılcımı düşünürken yüzünde küçük bir tebessüm oluştu. Henüz bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Ama Emir'in onu fark etmiş olması hoşuna gitmişti. Bu durumun adını koymaya çekinse de duvar hariç biriyle paylaşmalıydı. Bu kesinlikle Demir'di çünkü onu yargılamayacak tek kişi oydu.
Poyraz için her ne kadar teoride toz pembe bir platonik aşk olsa da bunun ters tepeceğini biliyordu. Daha önce eşcinsellikle yakın arkadaşı Ömer sayesinde tanışmıştı fakat kendini böyle alışılmadık bir senaryonun içinde görmemişti hiç.
Demir - Poyraz
Poyraz
yarın bana gelsene
Demir
Ahlaksiz bir teklif mi yoksa??
Poyraz
kanka
bir şeyler oldu dökmem lazım
Demir
Iyi misin lan kac gundur dogru duzgun yazmiyosun zaten
Babanla mi ilgili
Poyraz
hayır hayır
iyi bir şey mi kötü bir şey mi
ondan bile emin değilim
sanırım
biri var
Demir
Asik mi oldun lan
görüldü
NE
TAMAM ILK BANA ANLQT SONRW
DIGERLERINE ANLATIRIZ
ASLANIM BE
KIM O SANSLI KIZ ACABA
görüldü
Poyraz
ayıkla pirincin taşını/
anlatırım yarın kardeşim
neyse dışardayım ben görüşürüz sonra
❤️
Kız.
Poyraz, kahvesini aldıktan sonra hemen gitmedi. Normalde bunu yapması gerekiyordu. Kahveyi alacak, parasını verecek, birkaç dakika oturup sonra çıkacaktı. Fakat Emir'in dün onu fark etmiş olması, üstelik bunu kendi ağzıyla söylemesi, Poyraz'ın planlarını biraz bozmuştu. Tezgahın karşısındaki sandalyeye oturdu ve bardağını masaya bıraktı. Emir ise başka bir müşteri olmadığı için önlüğünün cebinden telefonunu çıkarıp telefonda gezinmeye başladı.
Poyraz birkaç saniye sessizce onu izledi.
"Ne?"
Emir başını kaldırmadan sordu. Poyraz'ın bakışlarını hissetmemek imkansızdı.
"Ne ne?"
"Bana bakıyorsun."
"Bakamaz mıyım?"
"Bakabilirsin. Sadece neden baktığını merak ettim."
Poyraz omuz silkti. "Bir şey yok. Dün seni göremeyince merak ettim sadece."
Emir kaşını kaldırdı. "Dün ben buradaydım."
"Ben gelmedim."
"Evet, onu fark ettim. Ee, gelseydin görürdün." Emir, kafasını ekrandan kaldırıp Poyraz'ın gözünün içine baktı.
Poyraz kahvesinden bir yudum aldı.
"Çok dikkat ediyorsun."
Emir telefonu cebine koydu. "Her gün aynı saatte gelip aynı yere oturan müşteriyi fark etmek için özel bir yetenek gerekmiyor."
Poyraz istemsizce güldü. Emir'in her cümlesi sanki tartışmayı kazanmak için özel olarak hazırlanmış gibiydi.
"Seninle konuşmak zor."
"Konuşmak zorunda değilsin."
Poyraz başını iki yana salladı.
"İnsanların seninle konuşmak için bu kadar uğraşması normal mi?"
Emir ona baktı. "Ne demek istiyorsun?"
"Geçen gün de böyleydin. Bir şey olmadığını söyleyip suratını asmıştın."
"Surat asmıyordum."
"Asmıyordun?"
"Evet."
"Tamam."
"Tamam."
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı. Poyraz sonunda dayanamayarak güldü.
Emir de belli belirsiz gülümsedi. Sonra tezgaha yaslandı.
Poyraz, Emir'e baktı. Aslında Emir'e bakmak normal bir insana bakmaktan farklıydı. Emir o kadar güzel görünüyordu ki, ona bakmak değil izlemek denirdi. Manzarayı izlemek, sanat eserini izlemek gibi bir şeydi Emir'e bakmak.
Kahvesinden büyük bir yudum alıp konuşmaya başladı Poyraz.
"Sen ağlıyordun."
"Ee?"
"Eesi şu, ağlayan birini tek başına göndermek istemedim."
Emir başını hafifçe yana eğdi.
"Ağlayan birinden fazlası değil miyim yani?"
Poyraz bir an düşündü.
"Yaniii... adınızı biliyorum."
Emir güldü.
"Hatırlıyorsun şaşırtıcı."
"Ben her şeyi hatırlarım."
"Öyle mi?"
"Evet. Zaten sen kolay unutulacak biri değilsin."
Emir'in yüzündeki gülümseme birkaç saniye daha kaldı. Sonra gözlerini kaçırdı. Poyraz bu küçük değişikliği fark etti. Yardır oğlum.
"Dün sabah kızlar da seni unutacak gibi değildi."
"Ne?"
"Bir şey demedim."
"Dedin sanırım."
"Yani... baya ilgi görüyor gibiydin."
Emir birkaç saniye Poyraz'a baktı.
"Biraz."
Poyraz masaya parmaklarıyla ritim tutar gibi hafifçe vurdu.
"Okey."
"Ne söylememi bekliyorsun?"
"Hiçbir şey."
"Tamam."
"Bir tanesi Instagram'ını bile istedi."
"Evet."
Poyraz başını salladı.
"Verdin."
"Verdim."
"Çok cömertsin."
Emir'in kaşları havaya kalktı.
"Poyraaz?"
"Efendim?"
"Sen yoksa oradaki kızı mı beğendin?"
Poyraz'ın yüzü anında değişti.
"Ne? Ne kızı be?"
"Kıskanmışsın resmen!" Emir kahkaha atarcasına sesini yükseltip güldü.
"Hayır."
"Emin misin?"
"Niye kıskanayım?"
"Bilmiyorum artık ben."
Emir gözlerini kısarak ona baktı.
Poyraz birkaç saniye sessiz kaldı.
Emir gülümseyerek başını salladı.
"Tamam tamam."
Poyraz gözlerini devirdi.
"Komik misin Emir sen?"
"Yoo ama sen çok komiksin."
"Ben gayet ciddiyim."
"Fark ettim."
Poyraz arkasına yaslandı. "Hem ne var bunda? Sadece şaşırdım. Dün Bursa'ya gitmekten bahsediyordun, bugün mavi boncuk dağıtıyorsun."
Emir'in yüzündeki gülümseme biraz azaldı.
"Bursa'ya gitmemle bunun ne ilgisi var?"
"Hiç ilgisi yok."
"Sen bağladın."
"İstanbul'a seni bağlayacak bir şey arıyor gibisin."
"He aynen ondan."
Yine birkaç saniyelik sessizlik oldu. Bu kez Emir sessizliği bozdu.
"Bursa'ya gerçekten gitmek istiyorum."
Poyraz'ın yüzündeki alaycı ifade yavaşça kayboldu.
"Neden?"
"Çünkü burada çok yoruldum."
Emir sandalyesine oturdu. Ellerini dizlerinin üzerine koydu.
"İstanbul'a geldiğimde her şey çok güzel olacak sanıyordum. Gitarımı alırım, sokakta çalarım, kendi paramı kazanırım, istediğim gibi yaşarım diye düşündüm. İlk birkaç ay gerçekten güzeldi de, sonra para yetmemeye başladı. Kafede çalışmaya başladım. Sonra gündüzleri de daha fazla çalmaya başladım. Kiramı bile zar zor ödüyorum..."
Poyraz bu kez hiç araya girmedi.
"Dönmem gerek ama geri dönersem sanki başarısız olmuşum gibi hissedeceğim."
Poyraz'ın bakışları yumuşadı.
"Başarısız değilsin."
Emir ona baktı.
"Emin de değilim."
Poyraz birkaç saniye düşündü.
"Belki de sadece... insan istediği şeyi yapıyorsa başarısız değildir."
Emir cevap vermedi. Poyraz bardağının kenarını parmağıyla çevirdi.
"Benim ailem de müzik konusunda pek iyi değildi."
Emir'in kaşları hafifçe çatıldı.
"Sen müzik mi yapıyorsun?"
Poyraz kısa bir kahkaha attı.
"Yapıyordum."
"Neden bıraktın?"
"Ben bırakmadım."
Poyraz birkaç saniye karşısındaki kahveye baktı.
"Ailem istemedi. Daha doğrusu... müzikle uğraşmamı hiçbir zaman istemediler. Ben küçükken şarkı söylüyordum, dans ediyordum, sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Sonra büyüdükçe hobi bile fazla gelmeye başladı onlara."
"Mühendis olacağım çünkü onların istediği şey buydu. Ailem şu an yurtdışında. İstesem yarın her şeyi bırakıp istediğim herhangi bir kursa, okula, konservatuvara giderim ama mesele para değil."
"Ne?"
"Onların benim hakkımda ne düşüneceği."
Emir uzun süre sessiz kaldı. Poyraz hafifçe güldü.
"Komik değil mi? Bir insanın istediği şeyi yapabilmesi için parası var ama yine de yapamıyor."
"Komik değil."
Poyraz ona baktı. Emir'in sesi önceki haline göre çok daha yumuşaktı.
"Ben de bazen aynı şeyi hissediyorum. Yani benim param yok ama hayallerim var."
Emir ilk kez onunla konuşurken gerçekten gözlerinin içine bakıyordu.
"Sen de yalnızsın galiba Poyraz."
Poyraz dudaklarını araladı ama cevap vermedi. Sonunda çok hafif bir şekilde başını salladı.
"Biraz."
Emir başını eğdi.
"Ben de."
Poyraz, Emir'in kendisine ilk defa gerçekten yaklaştığını hissediyordu. Belki fiziksel olarak değil ama konuşma şekli değişmişti. O soğuk, kısa cevap veren çocuk gitmişti. Karşısında kendi hayatından bahseden biri vardı. Sıcacıktı.
Tam o sırada kapı açıldı ve içeri iki müşteri girdi. Emir hemen ayağa kalktı.
"Hoş geldiniz."
Siparişleri aldıktan sonra kahveleri hazırlamaya başladı. Poyraz onu izlerken yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Bir süre sonra Emir kahveleri teslim edip tekrar tezgaha döndü.
Poyraz bardağının son yudumunu içti.
"Bir şey soracağım."
"Ne?"
"Sen sabahları burada gitar çalarken..."
"Evet?"
"Baya kız geliyor."
"Yine mi..."
"Yani, normal olarak. Yakışıklısın sonuçta."
Emir hafifçe güldü.
"Ne alakası var? Millet müzik dinlemeye geliyor. Sanatıma saygısızlık etme lütfen."
"Gözlerim var."
"Güzel."
"Yani kızların gelmesi hoşuna gidiyor mu?"
Emir omuz silkti.
"Beni dinledikleri için mutlu oluyorum ama kastettiğin şekilde çok da umursamıyorum. Daha önce de hiç umursamadım."
Emir ilk defa böyle takır takır konuşmuştu kendisi hakkında.
"Öyle mi?"
"Evet."
"Instagram'ını verdin ama."
"Yine oraya geldik. Özel hesabımı vermedim, gitar videoları paylaştığım hesabımı verdim."
"Bu arada..."
Poyraz ellerini cebine soktu.
"Sen kızlara Instagram'ını verdiğine göre bir hesabın var..."
Emir birkaç saniye ona baktı.
"Var."
"Bende de olsun mu?"
"Instagram'ımı mı istiyorsun?"
"Eh işte. Senin Instagram'ın var, benim de var. Takipleşelim."
Sen çevrimiçi ben çevrimiçi e neden yazmıyosun canımın içiiii
Emir telefonunu çıkardı ve hesabını açtı.
"Al."
Poyraz telefonu aldı.
Emir'in hesabı gizliydi, güzel bir profil fotoğrafı vardı ve takipçi sayısı Poyraz'ın beklediğinden fazlaydı. Hesap gizli olduğuna göre Emir 'özel hesabını' vermişti.
"Profil fena değilmiş."