İçeriğe geç

hasret ayazları

Bölüm 3 · 4 dk okuma

hasret ayazları

Bölüm 3

üç

x

Poyraz birkaç kez bir şey söylemek istedi, sonra vazgeçti. Emir'in nefesi düzensizdi. Ağlamayı bırakmaya çalıştıkça gözleri yeniden doluyor, yüzünü çevirdiğinde birkaç damla yanağından aşağı süzülüyordu. Eliyle hızlıca siliyor, sonra hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam ediyordu. Poyraz ise bunu her seferinde görüyordu. Bir ara Emir durdu.

"Benle yürüdüğün için teşekkür ederim, artık gidebilirsin."

Poyraz da durdu. "Hayır" diyecekti fakat Emir'in kurduğu ilk uzun ve sıcak cümle onun aklını başından almış olacak ki itiraz edemedi.

"İyi geceler." dedi Emir, yaşlı gözlerle Poyraz'a bakıyordu hala.

"Sana da iyi geceler, kendine dikkat et."

Emir başını kaldırıp ona baktığında Poyraz çoktan birkaç adım geri çekilmişti.

Poyraz arkasını dönüp yürümeye başladı. Birkaç metre ilerledikten sonra durdu.

Emir'i izlemeye başladı, Emir hala yürüyordu.

"Ne yapıyorum ben?" diye geçirdi içinden ama geri dönmedi. Sadece uzaktan onu takip etti. Emir'in arkasından yürüyordu, aralarında güvenli bir mesafe bırakmıştı. Emir dönüp baksa Poyraz'ı görebilirdi ama muhtemelen bakmazdı.

"Anne?"

Poyraz'ın adımları yavaşladı. Emir'in sesi sessizdi ama sokak daha da sessizdi. Bu yüzden Emir'i duyabiliyordu Poyraz.

"Uyandırdım mı?"

Kısa bir sessizlik oldu.

"Yok, iyiyim."

Poyraz istemsizce durdu. Emir ise yürümeye devam ediyordu.

"Bir şey olmadı."

"Anne, gerçekten bir şey yok."

Karşıdaki kişinin ne söylediği duyulmuyordu ama Emir'in sesi titremeyle karışık, biraz da yumuşaktı.

"Haftaya Bursa'ya geliyorum."

Poyraz olduğu yerde kaldı. Göğsünün ortasında tuhaf bir ağırlık oluştu.

Emir'in sesi bu kez daha da alçaldı.

"Bilmiyorum anne. İstanbul'da kalmak zorlaştı."

"Ya yok, okul falan değil. Okul mu okuyorum ben anne?"

"İşi de bırakabilirim. İnan bana birini döverek kovulmama ya da hapse düşmeme ramak kaldı."

Poyraz gözlerini kapattı. Emir'in söylediklerini duymak istemiyordu ama kulaklarını da kapatamıyordu. Bu yüzden yalnızca

"Bir süre Bursa'da kalırım. Sonrasına da sonra bakarız."

Poyraz başını eğdi.

Emir birkaç dakika daha annesiyle konuştu. Sonra telefonu kapattı. Bir süre yürüdü ve sokağın köşesinden kayboldu.

Poyraz olduğu yerde kaldı ama Emir gidiyordu. Belki de tamamen. Henüz doğru düzgün tanıyamamıştı bile onu. Toplasan birkaç saat konuşmuşlardı. Birlikte bir kahve bile içmemişlerdi.

Ama Poyraz, neden onu tanımak istiyordu? Herhangi biriydi sonuçta.

"İstediği yere gitsin." diye mırıldandı kendi kendine.

Eve geldiğinde saat üçe yaklaşmıştı. Poyraz ışıkları açmadı. Ceketini çıkarıp koltuğun üzerine attı ve salona geçti. Telefonunu masaya bıraktı, sonra tekrar aldı.

Emir'in numarası yoktu.

Instagram'ı yoktu.

Hiçbir şeyi yoktu.

Poyraz kendi kendine güldü.

"Daha numarası bile yok."

Emir niye numarasını versin ki ona? Poyraz yalnızca kendi kafasında kurup kurup üzülüyordu aslında.

Yatağa uzandı, gözlerini kapattı ama uyuyamadı. Emir'in sokakta yağmurda ıslanmış kedi gibi duran yüzü aklına geliyordu.

Emir, İstanbul'dan tamamen giderse ne olacaktı?

Poyraz neden bunu bu kadar düşünüyordu?

"Siktir et, su akar yolunu bulur."

Poyraz'ın hayatında onun hiçbir yeri yoktu aslında, bu düşünceyle ilerlerse iyi yol kat edecekti.

Henüz yani, henüz yoktu.

Henüz?

"Ben kafayı yedim."

⸻

Ertesi gün Poyraz kendini yine aynı kafenin kapısında buldu. Kendi yaptığı şeyin farkındaydı. Bu kez bahane bile üretmemişti, bodoslama gidiyordu. Zaten Emir Bursa'ya gidecekti. Ne oluyorsa olsun.

İçeri girdiğinde Emir tezgahın arkasındaydı. Poyraz'ı görünce sadece kısa bir bakış attı.

"Hoş geldin."

Dün gece ağlayan çocuk gitmişti. Emir yine aynı Emir'di; sakin, mesafeli, yorgun.

"İyi misin?" diye sordu Poyraz.

Emir kahve makinesine baktı.

"İyiyim."

"Dün gece için..."

"Bir şey içecek misin?"

Poyraz'ın lafı çoğu zaman olduğu gibi ağzına tıkıştırılmıştı.

"Americano alabilirim.."

Emir kahveyi hazırlamaya başladı. Poyraz onu izliyordu, bir süre sonra dayanamadı.

"Bursa'ya gidiyormuşsun."

Emir'in eli bir an durdu ve hiçbir şey olmamış gibi devam etti.

"Evet."

"Ne zaman?"

"Haftaya."

"Ne kadar kalacaksın?"

"Bilmiyorum."

Poyraz'ın yüzü düştü.

"İstanbul sana hasret kalacak yani."

Emir bu kez doğrudan Poyraz'a baktı ve hiçbir şey söylemedi.

"Dün gece ağlıyordun."

Emir'in yüzü gerildi.

"Kötü bir şey olmadı. Patronumla tartıştım. Yoruldum. Hepsi bu."

"Patronun sana ne dedi?"

Emir ellerini önce tezgaha, sonra alnına dayadı.

"Poyraz ben İstanbul'da tek başıma yaşıyorum. Çalışıyorum. Gündüz gitar çalıyorum, gece burada çalışıyorum. Bir yandan para yettirmeye çalışıyorum. Sonra birileri çıkıp bana hayatımın ne kadar boktan olduğunu anlatıyor."

Poyraz birkaç saniye sustu.

"Bursa'da daha mı rahat edeceksin?"

"Annemle babamın yanında olacağım."

"Peki İstanbul?"

Emir omuz silkti.

"Bilmiyorum."

"Gitmek istiyor musun?"

"Galiba."

Bu devasa şehrin içinde kendini kaybetmişti resmen. İstanbul'a aklında ne hayallerle gelmişti. Sokak müzisyeni olup hayallerini yaşayacakken birden bir kafe patronunun azarlamasını dinlerken buldu kendini.

"Galiba mı?"

"Beni buraya bağlayan bir şey kalmadığına göre gitmekten korkmuyorum. Bana ne İstanbul'dan..."

"Anladım."

Emir onun yüzüne baktı ve küçük bir kahkaha attı.

"Niye bu kadar üzülüyorsun?"

Poyraz bir an dondu.

"Üzülmüyorum."

"Üzülüyorsun."

"Hayır."

"Yüzünden belli." dedi Emir başını eğerek. Omuzlarını kırıttı ve gözünü kırpıp hafifçe sırıttı.

Poyraz gözlerini kaçırdı. "Daha dün tanıştığım birinin gitmesine üzülmem saçma olur."

Emir kaşını kaldırdı.

"Dün tanışmadık. Önceki gün."

İkisi birkaç saniye sessiz kaldı ve Emir kahve makinesine döndü.

"Americano'n hazır."

Poyraz bardağı aldı.

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim."

Poyraz gitmek için döndü. Kapıya kadar yürüdü ve sonra durdu. Arkasına baktı. Emir yine işine dönmüştü. Poyraz birkaç saniye onu izledi, kapıyı açıp dışarı çıktı ama bu kez eve gitmedi. Kafenin karşısındaki kaldırımda durdu.

Ellerini cebine soktu, bir süre vitrinden Emir'i izledi.

Emir'in gitmesini istemiyordu.

Nedenini henüz bilmiyordu, ama istemiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.