İçeriğe geç

Harp Okulu

Bölüm 6 · 6 dk okuma

Harp Okulu

Bölüm 6

Rutinleşen kavgalar

.

.

.

.

.

Elimdeki son portakal dilimini ağzıma atıp okulun ön kapısından içeri girdim. Genel de okula girmek için kantin kapısını kullanırdım. bu kapıda çoğunlukla yemekhane sırasını aşmak gerektiği için sevmezdim bu girişi. Acelem yoktu, yavaş yavaş yemek sırasının içinden geçerken sırada bekleyenlerin kıkırtıları artmış kendi aralarında bana bakarak konuştuklarını farkettim. Bu olana anlam veremezken birkaç kişiye 'ne oldu' dercesine başımı salladım.

"Ne var? Ne diye bana bakıp kıkırdıyorsunuz yine?" Bunu derken oldukça sakindim, umrumda değillerdi, merak da etmemiştim, bu yüzden omuz silkip kantine ilerlemek için adımlarımı atarken Sınıftan Oji ve Wang koşarak yanıma gelmişlerdi. Son zamanlarda Tae aracılığı ile çok vakit geçirmeye başlamıştım onlarla. Daha önce sınıfta sıkıntı yaşamadığım tek kişilerin Tae'nin ortaokul arkadaşları çıkması oldukça garipti. Sınıfta herkesle iyi anlaşırlardı fakat genelde birlikte takılırlardı. Oji; Tayvanlı, beyaz tenli, sarı saçlı, kısa boylu, minyon tipli bir çocuktu. Wang Japondu. Tam anlamıyla Oji nin zıttıydı. Karakter olarak benziyorlardı biraz ama dış görünüş bakımından oldukça farklılardı. Uzun boylu, esmer, soğuk bir surata sahipti. Dış görünüşü ciddi gözükse de aslında Oji ile oldukça keyifli bir arkadaşlıkları vardı. Düşüncelerimden uzaklaşmayı başardığımda telaşla yüzüme bakan ikiliye baktım.

" Ne oldu, ne bakıyorsunuz suratıma söyleyin?"

Oji; Şey oldu... Edward....

Sözünü bitirmeden göz devirerek " Ne yaptı yine?" Demiştim. hâlâ sakindim.

" Senin hakkında..." Diyerek elini ağzına götürüp kulağıma yaklaştı Oji. Fısır fısır söylediği şeyi çok iyi anlamıştım. Oji Edward ın çıkardığı dedikoduyu kulağıma söyleyip telaşla gözümün içine bakmıştı. Gözlerimden tabiri caizse Ateş çıktı. Şaşkınlıktan ve sinirden bir küfür çıkıvermişti ağzımdan. Bir hışımla Wang ve Oji nin arasından esip geçtim. Koşar adımlarla kantine gittiğimde gözlerimin Edward ı bulması birkaç saniyemi almıştı sadece. Her zaman ki gibi bilardo masasının başında pis pis kahkahalar atıyordu. Yanında ki çocuk benim geldiğimi işaret ettiğinde keyifle bulunduğum yöne döndü. Sinirle ağzımın içinden konuşurken koşarak Edward ın yanına gelip uzun boyunu saçlarından tutarak kendi boyuma indirmeyi başarmıştım. Saçını elimden kurtarmaya çalışırken acıdan çok, utanç duyuyordu.

" Sen varya hayatımda gördüğüm en salak kişisin. Ne istiyorsun benden de sürekli uğraşıp duruyorsun hee? Sürekli senin iftiralarını temizlemek zorunda mıyım ben!?" Saçlarını ellerimden kurtarırken doğrulmasına izin vermeden bu sefer yakasına yapıştım. Tüm gücümü kullanarak sarstığım sırıktan beni uzaklaştıran ellere sinirle bakmış bağırmaya devam etmiştim.

" Helena bir sakin ol kızım, yine ne oldu?"

" Bırak amca yaa onu bu sefer hastanelik edicem. Bırak sende kolumu Oji. "

"Kızım dur sakin ol bi. " Sung amcayı dinleyip biraz duraksadım.

" Tamam, bırakın sakinim.." kollarımda ki ellerin çekilmesiyle tekrar saldırıya geçecekken, yine aynı elin sahibiyle durdurulmuştum.

" Helena dur bak, yine ceza alacaksın. Oğlum sen de niye bu kızla uğraşıp duruyorsun, git sınıfına, çık durma burada. Tae oğlum tut, uzaklaştır Helena'yı."

Demesiyle arkamda olduğunu fark etmediğim Tae hızla Song amcanın bıraktığı yerden tutmuştu kolumu.

"Bırak Sung amca laftan anlamadığını biliyorsun. İzin ver bu sefer göstereyim ona gününü."

"Sen de bırakır mısın lütfen!" Demem ile atak yapıp kurtulayım derken aniden önüme geçip diğer eliyle de Oji nin tuttuğu kolu tutup beni geriye doğru götürmeye başladı.

" Bıraksana!" Gözümü bir an olsun Edward dan ayırmamıştım. Kendi kendine attığı iftiranın doğru olduğunu söyleyip duruyor bu da beni daha çok sinirlendiriyordu. Fakat onu korkutmuş olduğumu da fark ettim. Elim tekrardan saçlarına gidecekken telaşla bilardo masasının üstüne çıkıp geriye doğru kaçmıştı.

"Tae! Bırak diyorum!"

" Hayır! Yeter! Bana bakar mısın lütfen?!"

Sözünü bitirmesiyle yüzümü yüzüne çevirmiş, ona bakmamı sağlamıştı. Gözlerimi gözlerine çevirmiştim bir anlığına, sesim git gide kısılıyor, adımlarım Tae sayesinde geri geri gidiyordu..

O an sanki... tüm sinirim boşalmış gibi hissettim. Sanki o derin bakan kahverengi gözleri beni hipnoz edip sakinleştirmişti. Neye kızdığımı, kime kızdığımı veya nerede olduğumu unutmuştum saniyeler içinde. Çok endişeli bir o kadar sakin bakıyordu. Hızlanan kalp atışlarım normale dönerken

" Sakin ol!" Demeye devam ediyor, beni geriye götürüp bulunduğumuz yerden yavaş yavaş uzaklaşmamızı sağlıyordu. Ben ise hiçbir şey diyemeden ona ayak uydurdum. Avuçladığı yüzümü bırakıp koluma girerek insanlardan biraz olsun uzaklaşacağımız bir yer aramıştı. Orta kapıdan çıkıp, Yeşilliklerin arasına gizlenmiş bir bank bulduğunda beni oraya yönlendirip oturmamı sağladı. Gözlerimi tekrardan gözlerine çıkarmak istemiyordum. Yanıma oturup bir süre sessiz kalmıştı. Bakışlarımı yerden ayıramıyordum.

" Seni bu kadar sinirlendirecek ne yaptı?"

Sessizliğimi birkaç saniye daha devam ettirirken cevap almak için bakışlarını bana yönettiğini hissetmiştim.

" Bu gerizekalı çocuk... " Bıkkınlıktan olsa gerek pasif bir sinirle konuşmaya çalıştım; Başımı gökyüzüne kaldırıp sakinleşirken.

" Gerçekten artık sabretmekte zorlanıyorum! Bu çocuk sürekli benimle uğraşıp duruyor, artık alıştım umursamıyorum derken her seferinde beni daha da çıldırtacak yaratıcı iftiralar atıp duruyor. Hayır yani işsiz, sanki okul babasının da zoruna gidiyor! Yaptığım eylemler, okulu ve yönetimi karalamaya çalışmamı engellemek için elinden ne gelirse yapacakmış. Bak bak bak! Kimsin ya böyle bir görev edindin kendine!"

" Yani şuan konu; onun senin hakkın ne dediği ama ben onu sormayacağım..."

Derin bir nefes verip kaçamak bir bakış attım Tae ye;

" Ne! Ne soracaksın?"

" Senin bu okulla derdin ne? Madem bu kadar memnun değilsin neden burada okumaya devam ediyorsun?"

Okumak mı? Biz burada okul mu okuyoruz, ne yapıyoruz emin değilim.

" Babamı..." Konuşmaya daha başlamamıştım ki Wang ve Oji koşar adımlarla yanımıza gelip konuşmamızı yarıda kesmemiz gerektiğini; Müdürün, odasında beni beklediğini söylediler.

" Ne neden? " Dedi Tae oturduğu yerden.

"Kavgadan işte Tae! Helena bu arada ders 2. Derslikte olacak işini halledip oraya gelirsin."

Wang'ı onaylayarak oturduğum yerden kalkarken aniden sol bileğimden tutarak beni durduran elin sahibine baktım. Telaşla bana bakıp ayağa kalkmıştı;

"Başını belaya soktu bu kavga değil mi? Ne ceza verecekler sana?" Bu telaşına istemsizce gülmüştüm.

"Hahahaa sakin ol Tae, merak etme ceza falan almam. İlk kavgamız değil, rutin oldu artık, birşey olmaz yani. Şimdi bırak da gideyim sonra yine görüşürüz."

Bileğimde ki eline bakıp gözlerine çıkardım gözlerimi. Birkaç saniye bakıştıktan sonra tekrar sırıttım. Ne oldu dercesine başını hafifçe sakladığında gözlerimi tekrardan bileğimdeki eline işaret ettim. Fark eder etmez telaşla elini bileğimden çekti.

" Görüşürüz sınıfta" Gülümseyerek okulun içine girdiğimde etraftaki kişilerin anlamsız bakışlarına maruz kaldım fakat umurumda değillerdi.

" Hahaa sanki daha demin ortalığı karıştırıp, esip gürleyen değilmiş gibi sırıtıyor şuna bakın!"

Gülümsememi yüzümden silmeden sesin sahibine döndüm. Bu kızda böyle bir cesaret olduğunu bilmiyordum açıkcası. Korkak bir kızdı fakat o bile benimle dalga geçebiliyordu artık. Bu durum aşırı sinirimi bozsa da taviz vermeden adımlarımı keyifle ona doğru yönelttim. Birkaç saniye korkarak yüzüme baktığında aniden dizinin arkasına vurup önüme düşmesini sağladım.

" Müdürün yanına gidiyorum, istersen sen de gel?! " Hiçbir şey söylemeden kalkmış, ellerini birbirine sürterek temizleyip, benden uzaklaşmıştı.

" Bende öyle düşünmüştüm." Yüzümdeki gülümsemeyi müdürün odasına çıkana kadar korudum. Dedikoduların hiçbirinin umrumda olmadığını bilmelerini istiyordum. Beni rahat bıraksınlar ki bende içinde bulunduğumuz bu durumu daha iyi değerlendirebileyim. Kafamı meşgul edip duruyorlar ve bu benim geleceğimi ve planlarımı düşünmeme engel oluyordu...

.

.

.

Oji ve Wang ile tanıştınızz

Nasıl gidiyor? Aklınızdaki sorularınızı, düşüncelerinizi lütfen çekinmeden yazabilirsiniz ☘️

Üstelik hikayede açık var -mantık hatası var- diyorsanız benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.

Bölüm sonu

6 yorum