
.
.
Okulun kasvetli havasının yüzüme esmesi, ilk adımımı atar atmaz etkilenmeme sebep olmuştu. Her adımım uyuyan nefretimi dürtse de çaresizce gözlerimi okuldan ayırmadan; elindeki cihazla çantamı tarayan görevliye selam vermiştim. Klasikleşen bu kontrol aşamasını atlatırken elimdeki çantayı yurt girişindeki görevliye bırakıp okula doğru tekrardan dönüş yapmıştım. Okula giriş yapmamla gözlerin saniyelik olarak bana ilişmesi ve geri çekilmesi bir olmuştu.
Okuldaki namım pozitif yönde değildi. Ben onlardan onlarda benden nefret ediyor. Geçen yıl çıkardığım vukuatlar huzur bozmuştu fakat alışmış olmalılar ki beni pek umursamamaya başlamışlardı. Sebebini tabii ki de biliyordum. Okulun sinsice olayları manipüle etmesini anca uzaktan izleyebilmiştim.
"Merhaba Sung amca!"
"Ahhh merhaba kızım, geldin sonunda, hoş geldin. "
" Evet, maalesef.. geldim sonunda..." çaresizce son sözüme gülümseyen Sung amcaya gülümseyerek karşılık verip; dersten sonra yanına uğrayacağımı söyleyip, adımlarımı hızlandırarak yanından ayrılmıştım. Bakışlarımı adımlarımdan çekerken; Görmek istemeyeceğim kişileri görmemle, yüzümdeki gülümsemeyi silip Bakışlarımı farklı yöne sabitlenmiş o sırada ismimin seslenilmesiyle duraksamıştım. Dertlerinin benimle konuşmak olduğunu çok iyi biliyordum fakat ben bunu istemiyordum. Verdiğim değerin ve iyi niyetimin suistimali aklıma geldikçe kalp atışlarım hızlanıyor yumruklarım sıkılıyordu istemsizce.
Kısa duraksamadan hemen sonra adımlarımı tekrardan hızlandırarak dersliğe gitmek için merdivenlere yönelmiştim. Kalp atışlarım hızını azaltırken bu okulun; beni sinir hastası birine dönüştürdüğünü fark ettim. Bu konuda ciddiyim çok fazla sinirli ve asabi bir insana büründüm zamanla. Okuldaki kimseyle anlaşamama sebebim de tam anlamıyla buydu. Onların gözünde ani bir kişilik değişikliği yaşamıştım.
...
"İşte öyle kızım bu yaz zor zamanlar geçirdik fakat eşim eskisinden daha iyi."
"Buna çok sevindim Sung amca, lütfen eşinize selamlarımı iletin."
"Tabii kızım saol, onun da sana selamı var, biliyorsun bizim evde ismin çokça anılır."
Son sözüne içten bir gülüş sergilemiştim. Eşinin rahatsızlığı ve çektiği sıkıntıları bilen - okul yönetimi dışında- tek kişiydim. Aynı zamanda 'Jung' ailesi de benim sıkıntılarımı bilen tek aileydi. Daha önce hiç görüşemesek de beni görmeden seven ve destek veren insanların varlığını bilmek beni sevindiriyordu.
....
Durgun geçen günün ardından yaklaşık okula yüz metre uzaklıkta ki yurda giriş yapıp yemekhane bölümünün, en uzak köşesine oturup yemeğimi yemeye başladım. Bu sırada sizlere biraz buralardan bahsetmek istiyorum.
Burası toz kokan bir kasaba...
Okul; kasabaya arabayla sadece 5 dakika uzaklıkta. Yol üstü kasabanın hastanesi, -hemen kasabanın başında- ve hastanenin karşısından okula kadar uzanan, askeriyenin ormanlık eğitim alanı bulunuyor. Öğrenci Yurtları okulun hemen yanında, devasa büyüklükte kız ve erkek olarak iki farklı binadan oluşuyor. Yurtlar 5 katlı ve her katı farklı kişi sayısına göre ayarlanmış; en üst katta 4 kişilik 5 oda, onun altında 3 kişilik, onun altında 2 ve onun da altında tek kişilik odalar bulunuyor. En altta da eğitim yerleri, kütüphane ve yemekhane gibi ortak kullanım alanları bulunmakta. Ben tek kişilik odada kalıyorum. Yurt okulun aksine çok katı değil, okulun çoğunluğu bu yurtlarda kalıyor. Bir kesimi kasabada çok ufak bir kesim ise -onlarda personeller ve eğitmenler- buraya 40 dakika uzaklıktaki şehirde konaklıyorlar.
Ve sıra kendimi anlatmakta...
Ben Türk ve Endonezya Ailesine mensup 22 yaşında sevimsiz bir gencim. Babam Endonezya'lı. Yıllar önce babam iş için Türkiye'ye taşınmış oradan annemle evlenmiş ve başka bir iş için Kore'ye taşınmışlar yani ben burada doğdum.
Ailemle aram pek iyi değil. İstediğim gibi bir hayat yaşamama engel oldular. İkisi de benim tercihlerimi yok sayıp, beni bu okula zorla gönderdiler. Aslında doğruyu söylemeliyim ki en başlarda karşı değildim fakat bu okulun ne amaçlarla çalıştığını ve birçok kötü yanlarını görünce buradan nefret etmeye başladım, daha doğrusu uyandım!
Gelelim Okul sistemine; Okulda sadece 3 bölüm bulunuyor; Bilgisayar Mühendisliği, Makina Mühendisliği, ve -benim bölümüm- Karma Harp bölümü. Yani bu okulda savaşmayı, silah kullanmayı, silah üretmeyi, savunmayı ve hacker'lık gibi büyük eğitimler görüyoruz.
İlk bir buçuk yılda sadece sözel ve sayısal dersler gördükten sonra artık uygulamalı derslere başlamıştık. Yani silah tutmayı, kullanmayı, savunmayı, saldırmayı... Evet! savaşa dair her şeyi öğreniyoruz...
Elimdeki elmadan koca bir ısırık alarak odamın kapısını kapatıp, kendimi yatağa attığımda aklımda olan tek şey; size nasıl bir durumda ve ruh halinde olduğumu anlatacağımı düşünüyordum. Sıradan bir Askeri okul gibi görünse de, bu okul sanıldığı kadar sıradan ve tehlikesiz değildi. Gerçi şuan içinde bulunduğumuz her şey tehlike ve güvensizlik barındırıyor fakat birçok kişi kendi iradeleriyle o ortamlarda bulunurken burada ki topluluk irade dışı bir araya getirilmişti... diyebilirim fakat yanlış bir cümle kurmuş sayılabilirim de çünkü bu durumdan şikayetçi kişi yalnızca Benim!

