İçeriğe geç

Harita

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Harita

Bölüm 1

Harita

Ben Zeynep. Liseye giden bir kızım. O gün yine sıradan bir gündü ama şu an için bir not bulmuştum. Kulağımda kulaklıkla yine okula doğru yürüyordum. Sonunda okulun kapısına gelmiştim. Koşarak merdivenlerden çıkıp sınıfa girdim. Telefonu sıranın üstüne doğru yavaşca atıp. Çantamı çıkardım ve koşarak Erva'nın yanına doğru gittim. "Yürü!" Dedim ve sınıftan dışarı doğru ittim.

Kapının önüne "Ne var?!" Dedi. "Şu kağıda bak sakın etrafa gösterme. Birisi görmesin kimseyede söyleme" diye fısıldadım. "Tamam yaa şu ân a kadar kime söyledim sırrını sanki" Kağıdı açıp okudu ve bana bir bakış attı sonra daha küçük olan ve katlanmış kağıdı açıp resme baktı. "Zeynep, bu kağıt ne?! Ayrıca bu resim bizim mahallede ki terk edilmiş ev değil mi?" "Evet zaten o yüzden sana verdim kağıdı" "Zeynep, beni dinle okul bitince benimle gel önce bizim eve gidip el feneri ve lazım olacak şeyler alırız sonra beraber gideriz" "Tamam" dedim korkarak

Sonuçta terk edilmişti ve o ev ile ilgili çok rivayet vardı. Haa, bu arada notta şöyle yazıyordu:

Şeker sokak terk edilmiş o ev. Girince dön kapıdan belki korkarsın gıcırtılı merdivenlerden. Olsun hayaletler hayal dünyanda. Notu bulursun camın tam kenarında.

Hayaletler falan filan korkunçtu bence. Tabii sadece insanları korkutmak için yazılmışta olabilirdi. Ama şansımızı denemeliydik sonunda belki çok kötü birşey olabilirdi yada bir hazineyle karşılaşabilirdik. "Erva" diye fısırdadım sesim titriyordu. "Ne! Yoksa korkuyor musun?" diye iddaya girercesine söylendi. "Yaa ne alaka sadece emin misin? Diyecektim" diye kendimi açıklamaya çalıştım. Sadece dalgamı geçiyorsun anlamında göz devirdi.

Ders zili çalınca Erva'yla kolkola girip sınıfa doğru ilerledik. Ders sonra teneffüs sonra ders falan filan benim ise aklımdan çıkmayan bir not. Canım sıkkındı. 'Yaa annem kızarsa ya bir daha eve dönemezsem' Son dersinde çıkış zili çalınca tuhaf bir şekilde ağağağa diye bir zafer çılığı atarak Erva'nın yanına gittim. "Erva hadi telefonunu al da gidek" "Tamam ben hazır sayılırım"

Erva'yla yine kolkola girip eve doğru yola çıktık. Erva'nın evine gelince Hatice teyze bizi karşıladı ve bir üst katta olan Erva'nın odasına gittik. Biraz Erva'nın kremlerini karıştırdıktan sonra "HADİİİİİ" Dedim sabırsızca. Erva birşey demeden masasının dolabının içindeki gizli çekmeceden üç el feneri, iki kağıt, bir avuç pil ve orta boy siyah ve toz pembe 2 çanta çıkardı "Erva iki çanta çok gelir birini alalım toz pembe alalım karanlıkta belli olur" diye akıllıca konuştum. Tamam anlamında kafa salladı. Merdivenlere doğru koştum. Erva hala bir şeyler arıyordu. "Hatice teyzeee!!!" Diye bağırdım merdivenlerden inerken "Efendim güzelim"

"Hatice Teyze, bize sandaviç hazırlayabilir misin?"

"Tamam canım, siz konuşa durun az sonra sizi çağırırım"

"Şeyy, Hatice teyze biz arkadaşlarla buluşcaz da 4 tane yapabilir misin?" diye yalan söyledim yedek olarak 4 tane istemiştim orada aç kalma ihtimalimizde vardı.

Hatice teyze o leziz sandaviçlerini hazırlarken ben Erva'nın yanına çıktım ve "Erva başka neler koydun?" Diye sordum." Yedek ceket alalım mı?"

"Olur, sonuçta hava akşam soğuyacaktır" diye onayladım. Herşeye hazırlıklı olmalıydık çünkü not da yazanlar doğru olabilirdi ve bu iş uzun sürebilirdi. Not doğru olmasa bile o karanlık evde ne olacağı ve oradan ne zaman çıkacağımız belli olmazdı. Yavaşca Erva'nın yatağına uzandım ve "Erva git aşağıdan annenin yaptığı sandaviçler hazır mı diye bak annenden sandaviç istedim de"

Erva aşağı katta inmek için merdivene doğru ilerledi. Ben de biraz şekerleme yaptım tabi sadece 5 dakika sürdü. Erva "ZEYNEEEEEEEEP!!!!!" Diye bağırana kadar uyuyabildim. Elinde bir poşet sandiviçle geri döndü. "Erva ben bir de mutfaktan su alıp geliyorum dedim. Mutfağa girdim şişelerin her zaman ki dolabını açıp 3 tane su şişesi çıkarttım ve suyla doldyrdum. Buzdolabından çikolata ve şeker almayıda unutmadım. "Erva!!! Hadi gellllll"

"Tamam geliyorummmm"

Erva gelince Annesine görüşürüz deyip evden çıktık üstümde beyaz bir switshirt, siyah bir hırka ve siyah kargocu pantalon vardı. Erva'da da siyah pantalon, gri bir hırka, ve ela gözleriyle uyumlu yeşile çalan tişörtü ile yola çıkmıştık. Yaklaşık 10 dakika sonra terk edilmiş evin önündeydik. Baştan beri korkusunu belli etmeyen Erva şimdi tirtir titriyordu. Bende farklı sayılmazdım. Erva içinden içinden söyleniyordu. Evin bahçesinin paslı kapısını yavaşca ittim. Ortaya çıkan gıcırtı çok rahatsız ediciydi. İçeriyi düşünmek yerine gözlerimle görmeye karar vermiştim çünkü düşünmek daha korkutucu geliyordu. Erva yavaşça "Zeynep Emin misin?!" Diye sordu. Kafamı belli belirsiz 'Evet' anlamında salladım. Ama artık gelmiştik kararsızlık bir işe yaramazdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.