Lütfen oylayıp, yorum yapmayı unutmayın sevgilerle Livmoren~🪻
Servin Amber Akkoç, Akkoç ailesi tarafından, bir yetimhaneden evlat edinilir. Abisi Resul Akkoç tarafından çok sevilmektedir. Gelin biraz geçmişe göz atalım.
Yıl bin dokuz yüz seksen dokuz, tarih Ocak ayının on altısını gösterirken, Yasemin Akkoç sonunda Akkoç ailesi için bir varis doğurmuştu. Resul Akkoç, aileye ait şirketin ve tüm mal-varlığın tek varisi.
Yıl iki bin üç-te Akkoç ailesi tam yirmi yıldır bağış yaptıkları yetimhaneyi ziyarete giderler. Bu ziyarette ilk defa Resul de vardı. Resul, o gün küçük Servini ilk defa görmüştü.
Tüm çocuklar oyuncaklarını almış ve gitmişlerdi. Servinse yetimhanenin merdivenlerinde oturmuştu. Anne ve babası müdire Berna hanımla yetimhaneyi gezip, sorunlar hakkında bilgi alırken, Resul sevimli bir tavşan oyuncağıyla beraber, Servinin yanına gider ve oturur. Servin önündeki tavşanı gördüğünde, sağına bakar ve Resulu görür. " Neden ağladın , küçük kız kardeş? ". " Ben senin kardeşin değilim, ağlamadım da, ayrıca küçükte değilim ". Resul, Servinin bağırmasını umursamadan, tavşanı sallayarak " al senin için " dedi.
" Ben oyuncak sevmem " dedi dolu gözlerle. " Ama her çocuk oyuncakları sever ". " Ben sevmiyorum ". " Hiç mi sevdiğin oyuncak yok? ". " Ben sadece askerleri severim " dedi küçük kız, tutamadığı göz yaşlarıyla birlikte. Resul küçük yaşta, ilk defa birine üzülmüştü. Neden ağlıyorsun dediğinde, Servin hemen söze atladı. Kocaman gözleriyle, ona bakarak " biliyormusun, benim babam askerdi " dedi. " Şimdi diyil mi? ". Küçük kız, titreyen sesiyle birlikte, " hayır asker diyil, benim babam artık Şehit ". Resul bir anda, küçük kıza sarıldı. " Üzülme, ben sana asker oyuncağı da getiririm, ama şimdi bu tavşanı al, beni hatırlarsın ".
Bir-birlerinden ayrıldıklarında, Servin tavşan oyuncağını aldı, " teşekkür ederim ". Yasemin hanım, müdire Berna hanımın odasından çıkınca, hemen oğlu Resulun yanına koştu ve kolundan çekiştirerek merdivenlerden kaldırdı. " Ne yapıyorsun oğlum, merdivenlerde oturulurmu hiç, mikrop kapacakksın " dedi. Bu sırada Aslan bey de, karısının ve oğlunun yanına gelmiş ve artık gitmeleri gerektiğini söylemişti. Aile merdivenlerden inerken, Resul arkasına dönmüş, Servine el sallamıştı. Yasemin hanım da oğlunun baktığı tarafa dönmüş, Servine kısa bir bakış atmıştı. Berna hanım Servinin yanına gelmiş, hadi uyumaya gidelim diyerek, küçük kızın minik elini tutmuştu.
Neredeyse tüm yetimhaneyle, Berna hanım kendi ilgileniyordu. Kırklı yaşlarında yalnız bir kadındı. Tüm zamanını, çocuklara ayırıyordu. Servin çok hassas bir çocuktu. Tam bir aydır buradaydı, ama yüzü hiç gülmez, kimseyle de konuşmazdı. Bu yüzden, müdire hanım tüm hassas çocuklara yaptığı gibi, Servinle daha çok ilgileniyordu.
Bir hafta sonra:
Resul, " ben doydum " dediğinde, annesi Yasemin hanım, " biraz daha yeseydin oğlum " dedi. Resul hemen yemek masasından kalkarak, " doydum dedim, okula gideceğim " dedi. Yasemin hanım, yine söylenmeye başladı. " Ah oğlum, kaç kez söyledim, evde de derslerine çalışa bilirsin, hem de özel öğretmenlerle ". Aslan bey, sıkıntılı bir soluk verdi. " Karışma çocuğa Yasemin, hep aynı laflar, bırakta bişeyi de kendi istediği gibi olsun ".
Resul koşarak merdivenlerden indi ve şoförü Kenana doğru koşup, " hadi gidelim, ben hazırım Kenan abi " diye, olduğu yerde zıplamaya başladı. Malikhanenin bahcesine çıkıp, aile tarafından Kenana verilen arabaya doğru ilerlediler. Resul yol boyunca arabada sessizce oturmuş, parlak gözleriyle sadece Kenana bakıyordu. Araba okulun önünde durduğunda, Resul hemen inmeye çalıştı. Kenan ona dönerek, " acele etme küçük adam " dediğinde, Resul gözlerini kısarak, " of Kenan abi yine mi anladın " dedi.
" Öyle dikkatle bakarsan, hep anlarım ben. Şimdi söyle küçük bey, yine ne istiyorsun? ". Resul bu soruyu bekliyormuş gibi, hemen konuşmaya başladı. " Kenan abi, hani biz çocukların yaşadığı bir yere gitmiştik ya ", " yetimhane orası abicim ". " Orada bir kız vardı " dediğinde, Kenan söze girdi. " Tam anlatta, anlayayım ne demek istediğini " . " Tamam bak şimdi abi, anlatıyorum. Tüm çocuklar oyuncaklarını alıp giderken, o kız kerdivenlerde oturmuş ağlıyordu ". " Oyuncak mı yetmemiş diye sordu Kenan. " Yok oyuncak vardı, sevimli bir tavşanı o kıza için aldım ve ona verdim ". " İlk başta istemedi, ama sonra kabul etti ". " Peki neden ağlıyormuş bakalım küçük kız ". " Sanırım oraya yeni gelmiş, annesi nerede bilmiyorum, ama babası Şehit olmuş ".
Kenan duyduklarına üzülmüştü, ama olan olmuştu işte. " Resul anlıyorum da abicim, ama sen bana bunları neden anlattın ". " O kıza söz verdim abi, ona asker oyuncağı götüreceğime söz verdim ".
Kenan küçük çocuğun demek istediğini anlayıp, gülümsedi. " Yani sana sözünü tutman için, yardım etmemi istiyorsun ". " Evet param da var, tek sorun yetimhanenin nerede olduğunu bilmiyorum ". " Ben biliyorum ama tek bir şartla seni oraya götürürüm ". " Ne şartı Kenan abi? ". " Sen paranı kendine harcarsın, ben alırım asker oyuncağını ". Resul itiraz etse de bir işe yaramayacağını biliyordu, bu yüzden de kabul etti bu şartı.
Kenan bir oyuncakçının önünde durduğunda, " anladığım kadarıyla, bugün okula gitmiyorsun, öyle mi küçük bey? ". " Evettt, ama nerden bildin abi? ". " Sen hep benden bişey istediğinde, okula gitmiyoruz ya ". " Evet doğru " . Kenan arabadan inerek, Resulun kapısını açtı. " Hadi küçük bey, oyuncağımızı alalım ". Resul Kenanın elini tuttu ve içeri girdiler. Kenan Resule sordu, " sen bişey istiyormusun abicim? " , " yok abi, benim çok oyuncağım var ". " Tamam abicim, küçük kız asker istemişti değilmi? ", " evet abi ".
" Tamam o zaman, asker alacağız, hem de özel üretim oyuncaklardan bir akser. Ama başka oyuncaklar da alacağız küçük arkadaşına ". " Ya ama abi, hep küçük diyon, küçük diyil o ". " Kaç yaşı var ki? ". " Bilmem ama küçük " . " Abicim sen de küçük diyorsun, ben diyince mi sorun oluyor ". Resul işaret parmağını, sus diyormuş gibi yapıp, " küçük benim kız kardeşim, ama ona küçük diyince kızıyor " diye fısıldadı. " Demeyelim bence öyle, kızar ". Kenan " küçük kız kardeşim mi " diye tekrarlayarak sordu. " Ben onu çok sevdim Kenan abi, keşke benim kardeşim olsaydı ".
Kenan ona bakarak, " sana bir sırr vereyim mi, yetimhaneden aileler çocukları evlat edine bilir, ama Yasemin hanımla, Aslan beyi ikna etmen gerek ". Duyduklarına inanamayan küçük çocuğun, adeta gözleri parlamıştı. Kenan, ona bir asker oyuncağı gösterdi. " Bu nasıl abicim? ". " Özel tasarım dediğin bu mu abi? Çok güzelmiş ". " Tamam o zaman, bunu alıyoruz " diyerek, ilerlemeye devam etti. Kocaman bir ayıcık, oyuncak bebekte aldıktan sonra, oyuncakçıdan çıktılar.
Arabaya bindiklerinde, Resul konuşmaya başladı. " Yetimhaneye nasıl gireceğiz abi? ". " Sen orasını bana bırak abicim, ama önce küçük arkadaşına bir-kaç şey daha alıp, daha sonra oraya gideceğiz ". " Herşeyi aldık işte abi " diyerek, soran gözlerle Kenana baktı. " Otuncakları tamam, ama özel battaniye hediye etmek istemezmisin? Her zaman ihtiyacı olan bişey. Hem küçük kızlar ne sever, resim yapmayı. Bence onun için resim malzemeleri de almalıyız ".
Kenan ve Resul herşeyi aldıktan sonra yetimhaneye doğru yola çıktılar. Yetimhaneye ulaştıklarında, Kenan müdire Berna hanımla konuştu. Berna hanım Servini sorduklarını anladığında, " hasta ziyaretine mi geldiniz? " diye sordu. Resulun gözleri dolmuştu, nolmuştuki küçük kız kardeşine.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Beni intagram-_livm0renn, youtube-livmorenin kitapları ve tiktok-_livm0renn hesaplarımdan takip ederseniz sevinirim🤍🎀
Evet lavantalarım,🪻 ilk bölümün sonuna geldik.⭐️Umarım yeni kurgum " Harabenin Yıkımı "-nı beğenirsiniz.🌝 Bu kitabı bazı anılardan ve olaylardan yola çıkarak yazmaya karar verdim. Bence kitabı geçmişten yazmaya başlamak mantıklı bir fikirdi, aynen öyle de yazdım. Umarım, kalemim kendi beni yönlendirir.🌬 Ayrıca ilk bölümleri, neredeyse 1000-1500 kelime olarak yazmayı düşünüyorum, olaylar fazlalık yapmasın diye.😌 Ama daha sonra, bölümleri daha geniş yazacağım. Kitaptaki bazı olaylar gerçeklikle bağlantılıdır. Keyifli okumalar dilerim.💜✨️
Lütfen oylayıp, yorum yapmayı unutmayın sevgilerle Livmoren~🪻
Servin Amber Akkoç, Akkoç ailesi tarafından, bir yetimhaneden evlat edinilir. Abisi Resul Akkoç tarafından çok sevilmektedir. Gelin biraz geçmişe göz atalım.
Yıl bin dokuz yüz seksen dokuz, tarih Ocak ayının on altısını gösterirken, Yasemin Akkoç sonunda Akkoç ailesi için bir varis doğurmuştu. Resul Akkoç, aileye ait şirketin ve tüm mal-varlığın tek varisi.
Yıl iki bin üç-te Akkoç ailesi tam yirmi yıldır bağış yaptıkları yetimhaneyi ziyarete giderler. Bu ziyarette ilk defa Resul de vardı. Resul, o gün küçük Servini ilk defa görmüştü.
Tüm çocuklar oyuncaklarını almış ve gitmişlerdi. Servinse yetimhanenin merdivenlerinde oturmuştu. Anne ve babası müdire Berna hanımla yetimhaneyi gezip, sorunlar hakkında bilgi alırken, Resul sevimli bir tavşan oyuncağıyla beraber, Servinin yanına gider ve oturur. Servin önündeki tavşanı gördüğünde, sağına bakar ve Resulu görür. " Neden ağladın , küçük kız kardeş? ". " Ben senin kardeşin değilim, ağlamadım da, ayrıca küçükte değilim ". Resul, Servinin bağırmasını umursamadan, tavşanı sallayarak " al senin için " dedi.
" Ben oyuncak sevmem " dedi dolu gözlerle. " Ama her çocuk oyuncakları sever ". " Ben sevmiyorum ". " Hiç mi sevdiğin oyuncak yok? ". " Ben sadece askerleri severim " dedi küçük kız, tutamadığı göz yaşlarıyla birlikte. Resul küçük yaşta, ilk defa birine üzülmüştü. Neden ağlıyorsun dediğinde, Servin hemen söze atladı. Kocaman gözleriyle, ona bakarak " biliyormusun, benim babam askerdi " dedi. " Şimdi diyil mi? ". Küçük kız, titreyen sesiyle birlikte, " hayır asker diyil, benim babam artık Şehit ". Resul bir anda, küçük kıza sarıldı. " Üzülme, ben sana asker oyuncağı da getiririm, ama şimdi bu tavşanı al, beni hatırlarsın ".
Bir-birlerinden ayrıldıklarında, Servin tavşan oyuncağını aldı, " teşekkür ederim ". Yasemin hanım, müdire Berna hanımın odasından çıkınca, hemen oğlu Resulun yanına koştu ve kolundan çekiştirerek merdivenlerden kaldırdı. " Ne yapıyorsun oğlum, merdivenlerde oturulurmu hiç, mikrop kapacakksın " dedi. Bu sırada Aslan bey de, karısının ve oğlunun yanına gelmiş ve artık gitmeleri gerektiğini söylemişti. Aile merdivenlerden inerken, Resul arkasına dönmüş, Servine el sallamıştı. Yasemin hanım da oğlunun baktığı tarafa dönmüş, Servine kısa bir bakış atmıştı. Berna hanım Servinin yanına gelmiş, hadi uyumaya gidelim diyerek, küçük kızın minik elini tutmuştu.
Neredeyse tüm yetimhaneyle, Berna hanım kendi ilgileniyordu. Kırklı yaşlarında yalnız bir kadındı. Tüm zamanını, çocuklara ayırıyordu. Servin çok hassas bir çocuktu. Tam bir aydır buradaydı, ama yüzü hiç gülmez, kimseyle de konuşmazdı. Bu yüzden, müdire hanım tüm hassas çocuklara yaptığı gibi, Servinle daha çok ilgileniyordu.
Bir hafta sonra:
Resul, " ben doydum " dediğinde, annesi Yasemin hanım, " biraz daha yeseydin oğlum " dedi. Resul hemen yemek masasından kalkarak, " doydum dedim, okula gideceğim " dedi. Yasemin hanım, yine söylenmeye başladı. " Ah oğlum, kaç kez söyledim, evde de derslerine çalışa bilirsin, hem de özel öğretmenlerle ". Aslan bey, sıkıntılı bir soluk verdi. " Karışma çocuğa Yasemin, hep aynı laflar, bırakta bişeyi de kendi istediği gibi olsun ".
Resul koşarak merdivenlerden indi ve şoförü Kenana doğru koşup, " hadi gidelim, ben hazırım Kenan abi " diye, olduğu yerde zıplamaya başladı. Malikhanenin bahcesine çıkıp, aile tarafından Kenana verilen arabaya doğru ilerlediler. Resul yol boyunca arabada sessizce oturmuş, parlak gözleriyle sadece Kenana bakıyordu. Araba okulun önünde durduğunda, Resul hemen inmeye çalıştı. Kenan ona dönerek, " acele etme küçük adam " dediğinde, Resul gözlerini kısarak, " of Kenan abi yine mi anladın " dedi.
" Öyle dikkatle bakarsan, hep anlarım ben. Şimdi söyle küçük bey, yine ne istiyorsun? ". Resul bu soruyu bekliyormuş gibi, hemen konuşmaya başladı. " Kenan abi, hani biz çocukların yaşadığı bir yere gitmiştik ya ", " yetimhane orası abicim ". " Orada bir kız vardı " dediğinde, Kenan söze girdi. " Tam anlatta, anlayayım ne demek istediğini " . " Tamam bak şimdi abi, anlatıyorum. Tüm çocuklar oyuncaklarını alıp giderken, o kız kerdivenlerde oturmuş ağlıyordu ". " Oyuncak mı yetmemiş diye sordu Kenan. " Yok oyuncak vardı, sevimli bir tavşanı o kıza için aldım ve ona verdim ". " İlk başta istemedi, ama sonra kabul etti ". " Peki neden ağlıyormuş bakalım küçük kız ". " Sanırım oraya yeni gelmiş, annesi nerede bilmiyorum, ama babası Şehit olmuş ".
Kenan duyduklarına üzülmüştü, ama olan olmuştu işte. " Resul anlıyorum da abicim, ama sen bana bunları neden anlattın ". " O kıza söz verdim abi, ona asker oyuncağı götüreceğime söz verdim ".
Kenan küçük çocuğun demek istediğini anlayıp, gülümsedi. " Yani sana sözünü tutman için, yardım etmemi istiyorsun ". " Evet param da var, tek sorun yetimhanenin nerede olduğunu bilmiyorum ". " Ben biliyorum ama tek bir şartla seni oraya götürürüm ". " Ne şartı Kenan abi? ". " Sen paranı kendine harcarsın, ben alırım asker oyuncağını ". Resul itiraz etse de bir işe yaramayacağını biliyordu, bu yüzden de kabul etti bu şartı.
Kenan bir oyuncakçının önünde durduğunda, " anladığım kadarıyla, bugün okula gitmiyorsun, öyle mi küçük bey? ". " Evettt, ama nerden bildin abi? ". " Sen hep benden bişey istediğinde, okula gitmiyoruz ya ". " Evet doğru " . Kenan arabadan inerek, Resulun kapısını açtı. " Hadi küçük bey, oyuncağımızı alalım ". Resul Kenanın elini tuttu ve içeri girdiler. Kenan Resule sordu, " sen bişey istiyormusun abicim? " , " yok abi, benim çok oyuncağım var ". " Tamam abicim, küçük kız asker istemişti değilmi? ", " evet abi ".
" Tamam o zaman, asker alacağız, hem de özel üretim oyuncaklardan bir akser. Ama başka oyuncaklar da alacağız küçük arkadaşına ". " Ya ama abi, hep küçük diyon, küçük diyil o ". " Kaç yaşı var ki? ". " Bilmem ama küçük " . " Abicim sen de küçük diyorsun, ben diyince mi sorun oluyor ". Resul işaret parmağını, sus diyormuş gibi yapıp, " küçük benim kız kardeşim, ama ona küçük diyince kızıyor " diye fısıldadı. " Demeyelim bence öyle, kızar ". Kenan " küçük kız kardeşim mi " diye tekrarlayarak sordu. " Ben onu çok sevdim Kenan abi, keşke benim kardeşim olsaydı ".
Kenan ona bakarak, " sana bir sırr vereyim mi, yetimhaneden aileler çocukları evlat edine bilir, ama Yasemin hanımla, Aslan beyi ikna etmen gerek ". Duyduklarına inanamayan küçük çocuğun, adeta gözleri parlamıştı. Kenan, ona bir asker oyuncağı gösterdi. " Bu nasıl abicim? ". " Özel tasarım dediğin bu mu abi? Çok güzelmiş ". " Tamam o zaman, bunu alıyoruz " diyerek, ilerlemeye devam etti. Kocaman bir ayıcık, oyuncak bebekte aldıktan sonra, oyuncakçıdan çıktılar.
Arabaya bindiklerinde, Resul konuşmaya başladı. " Yetimhaneye nasıl gireceğiz abi? ". " Sen orasını bana bırak abicim, ama önce küçük arkadaşına bir-kaç şey daha alıp, daha sonra oraya gideceğiz ". " Herşeyi aldık işte abi " diyerek, soran gözlerle Kenana baktı. " Otuncakları tamam, ama özel battaniye hediye etmek istemezmisin? Her zaman ihtiyacı olan bişey. Hem küçük kızlar ne sever, resim yapmayı. Bence onun için resim malzemeleri de almalıyız ".
Kenan ve Resul herşeyi aldıktan sonra yetimhaneye doğru yola çıktılar. Yetimhaneye ulaştıklarında, Kenan müdire Berna hanımla konuştu. Berna hanım Servini sorduklarını anladığında, " hasta ziyaretine mi geldiniz? " diye sordu. Resulun gözleri dolmuştu, nolmuştuki küçük kız kardeşine.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Beni intagram-_livm0renn, youtube-livmorenin kitapları ve tiktok-_livm0renn hesaplarımdan takip ederseniz sevinirim🤍🎀
Evet lavantalarım,🪻 ilk bölümün sonuna geldik.⭐️Umarım yeni kurgum " Harabenin Yıkımı "-nı beğenirsiniz.🌝 Bu kitabı bazı anılardan ve olaylardan yola çıkarak yazmaya karar verdim. Bence kitabı geçmişten yazmaya başlamak mantıklı bir fikirdi, aynen öyle de yazdım. Umarım, kalemim kendi beni yönlendirir.🌬 Ayrıca ilk bölümleri, neredeyse 1000-1500 kelime olarak yazmayı düşünüyorum, olaylar fazlalık yapmasın diye.😌 Ama daha sonra, bölümleri daha geniş yazacağım. Kitaptaki bazı olaylar gerçeklikle bağlantılıdır. Keyifli okumalar dilerim.💜✨️
Lütfen oylayıp, yorum yapmayı unutmayın sevgilerle Livmoren~🪻
Servin Amber Akkoç, Akkoç ailesi tarafından, bir yetimhaneden evlat edinilir. Abisi Resul Akkoç tarafından çok sevilmektedir. Gelin biraz geçmişe göz atalım.
Yıl bin dokuz yüz seksen dokuz, tarih Ocak ayının on altısını gösterirken, Yasemin Akkoç sonunda Akkoç ailesi için bir varis doğurmuştu. Resul Akkoç, aileye ait şirketin ve tüm mal-varlığın tek varisi.
Yıl iki bin üç-te Akkoç ailesi tam yirmi yıldır bağış yaptıkları yetimhaneyi ziyarete giderler. Bu ziyarette ilk defa Resul de vardı. Resul, o gün küçük Servini ilk defa görmüştü.
Tüm çocuklar oyuncaklarını almış ve gitmişlerdi. Servinse yetimhanenin merdivenlerinde oturmuştu. Anne ve babası müdire Berna hanımla yetimhaneyi gezip, sorunlar hakkında bilgi alırken, Resul sevimli bir tavşan oyuncağıyla beraber, Servinin yanına gider ve oturur. Servin önündeki tavşanı gördüğünde, sağına bakar ve Resulu görür. " Neden ağladın , küçük kız kardeş? ". " Ben senin kardeşin değilim, ağlamadım da, ayrıca küçükte değilim ". Resul, Servinin bağırmasını umursamadan, tavşanı sallayarak " al senin için " dedi.
" Ben oyuncak sevmem " dedi dolu gözlerle. " Ama her çocuk oyuncakları sever ". " Ben sevmiyorum ". " Hiç mi sevdiğin oyuncak yok? ". " Ben sadece askerleri severim " dedi küçük kız, tutamadığı göz yaşlarıyla birlikte. Resul küçük yaşta, ilk defa birine üzülmüştü. Neden ağlıyorsun dediğinde, Servin hemen söze atladı. Kocaman gözleriyle, ona bakarak " biliyormusun, benim babam askerdi " dedi. " Şimdi diyil mi? ". Küçük kız, titreyen sesiyle birlikte, " hayır asker diyil, benim babam artık Şehit ". Resul bir anda, küçük kıza sarıldı. " Üzülme, ben sana asker oyuncağı da getiririm, ama şimdi bu tavşanı al, beni hatırlarsın ".
Bir-birlerinden ayrıldıklarında, Servin tavşan oyuncağını aldı, " teşekkür ederim ". Yasemin hanım, müdire Berna hanımın odasından çıkınca, hemen oğlu Resulun yanına koştu ve kolundan çekiştirerek merdivenlerden kaldırdı. " Ne yapıyorsun oğlum, merdivenlerde oturulurmu hiç, mikrop kapacakksın " dedi. Bu sırada Aslan bey de, karısının ve oğlunun yanına gelmiş ve artık gitmeleri gerektiğini söylemişti. Aile merdivenlerden inerken, Resul arkasına dönmüş, Servine el sallamıştı. Yasemin hanım da oğlunun baktığı tarafa dönmüş, Servine kısa bir bakış atmıştı. Berna hanım Servinin yanına gelmiş, hadi uyumaya gidelim diyerek, küçük kızın minik elini tutmuştu.
Neredeyse tüm yetimhaneyle, Berna hanım kendi ilgileniyordu. Kırklı yaşlarında yalnız bir kadındı. Tüm zamanını, çocuklara ayırıyordu. Servin çok hassas bir çocuktu. Tam bir aydır buradaydı, ama yüzü hiç gülmez, kimseyle de konuşmazdı. Bu yüzden, müdire hanım tüm hassas çocuklara yaptığı gibi, Servinle daha çok ilgileniyordu.
Bir hafta sonra:
Resul, " ben doydum " dediğinde, annesi Yasemin hanım, " biraz daha yeseydin oğlum " dedi. Resul hemen yemek masasından kalkarak, " doydum dedim, okula gideceğim " dedi. Yasemin hanım, yine söylenmeye başladı. " Ah oğlum, kaç kez söyledim, evde de derslerine çalışa bilirsin, hem de özel öğretmenlerle ". Aslan bey, sıkıntılı bir soluk verdi. " Karışma çocuğa Yasemin, hep aynı laflar, bırakta bişeyi de kendi istediği gibi olsun ".
Resul koşarak merdivenlerden indi ve şoförü Kenana doğru koşup, " hadi gidelim, ben hazırım Kenan abi " diye, olduğu yerde zıplamaya başladı. Malikhanenin bahcesine çıkıp, aile tarafından Kenana verilen arabaya doğru ilerlediler. Resul yol boyunca arabada sessizce oturmuş, parlak gözleriyle sadece Kenana bakıyordu. Araba okulun önünde durduğunda, Resul hemen inmeye çalıştı. Kenan ona dönerek, " acele etme küçük adam " dediğinde, Resul gözlerini kısarak, " of Kenan abi yine mi anladın " dedi.
" Öyle dikkatle bakarsan, hep anlarım ben. Şimdi söyle küçük bey, yine ne istiyorsun? ". Resul bu soruyu bekliyormuş gibi, hemen konuşmaya başladı. " Kenan abi, hani biz çocukların yaşadığı bir yere gitmiştik ya ", " yetimhane orası abicim ". " Orada bir kız vardı " dediğinde, Kenan söze girdi. " Tam anlatta, anlayayım ne demek istediğini " . " Tamam bak şimdi abi, anlatıyorum. Tüm çocuklar oyuncaklarını alıp giderken, o kız kerdivenlerde oturmuş ağlıyordu ". " Oyuncak mı yetmemiş diye sordu Kenan. " Yok oyuncak vardı, sevimli bir tavşanı o kıza için aldım ve ona verdim ". " İlk başta istemedi, ama sonra kabul etti ". " Peki neden ağlıyormuş bakalım küçük kız ". " Sanırım oraya yeni gelmiş, annesi nerede bilmiyorum, ama babası Şehit olmuş ".
Kenan duyduklarına üzülmüştü, ama olan olmuştu işte. " Resul anlıyorum da abicim, ama sen bana bunları neden anlattın ". " O kıza söz verdim abi, ona asker oyuncağı götüreceğime söz verdim ".
Kenan küçük çocuğun demek istediğini anlayıp, gülümsedi. " Yani sana sözünü tutman için, yardım etmemi istiyorsun ". " Evet param da var, tek sorun yetimhanenin nerede olduğunu bilmiyorum ". " Ben biliyorum ama tek bir şartla seni oraya götürürüm ". " Ne şartı Kenan abi? ". " Sen paranı kendine harcarsın, ben alırım asker oyuncağını ". Resul itiraz etse de bir işe yaramayacağını biliyordu, bu yüzden de kabul etti bu şartı.
Kenan bir oyuncakçının önünde durduğunda, " anladığım kadarıyla, bugün okula gitmiyorsun, öyle mi küçük bey? ". " Evettt, ama nerden bildin abi? ". " Sen hep benden bişey istediğinde, okula gitmiyoruz ya ". " Evet doğru " . Kenan arabadan inerek, Resulun kapısını açtı. " Hadi küçük bey, oyuncağımızı alalım ". Resul Kenanın elini tuttu ve içeri girdiler. Kenan Resule sordu, " sen bişey istiyormusun abicim? " , " yok abi, benim çok oyuncağım var ". " Tamam abicim, küçük kız asker istemişti değilmi? ", " evet abi ".
" Tamam o zaman, asker alacağız, hem de özel üretim oyuncaklardan bir akser. Ama başka oyuncaklar da alacağız küçük arkadaşına ". " Ya ama abi, hep küçük diyon, küçük diyil o ". " Kaç yaşı var ki? ". " Bilmem ama küçük " . " Abicim sen de küçük diyorsun, ben diyince mi sorun oluyor ". Resul işaret parmağını, sus diyormuş gibi yapıp, " küçük benim kız kardeşim, ama ona küçük diyince kızıyor " diye fısıldadı. " Demeyelim bence öyle, kızar ". Kenan " küçük kız kardeşim mi " diye tekrarlayarak sordu. " Ben onu çok sevdim Kenan abi, keşke benim kardeşim olsaydı ".
Kenan ona bakarak, " sana bir sırr vereyim mi, yetimhaneden aileler çocukları evlat edine bilir, ama Yasemin hanımla, Aslan beyi ikna etmen gerek ". Duyduklarına inanamayan küçük çocuğun, adeta gözleri parlamıştı. Kenan, ona bir asker oyuncağı gösterdi. " Bu nasıl abicim? ". " Özel tasarım dediğin bu mu abi? Çok güzelmiş ". " Tamam o zaman, bunu alıyoruz " diyerek, ilerlemeye devam etti. Kocaman bir ayıcık, oyuncak bebekte aldıktan sonra, oyuncakçıdan çıktılar.
Arabaya bindiklerinde, Resul konuşmaya başladı. " Yetimhaneye nasıl gireceğiz abi? ". " Sen orasını bana bırak abicim, ama önce küçük arkadaşına bir-kaç şey daha alıp, daha sonra oraya gideceğiz ". " Herşeyi aldık işte abi " diyerek, soran gözlerle Kenana baktı. " Otuncakları tamam, ama özel battaniye hediye etmek istemezmisin? Her zaman ihtiyacı olan bişey. Hem küçük kızlar ne sever, resim yapmayı. Bence onun için resim malzemeleri de almalıyız ".
Kenan ve Resul herşeyi aldıktan sonra yetimhaneye doğru yola çıktılar. Yetimhaneye ulaştıklarında, Kenan müdire Berna hanımla konuştu. Berna hanım Servini sorduklarını anladığında, " hasta ziyaretine mi geldiniz? " diye sordu. Resulun gözleri dolmuştu, nolmuştuki küçük kız kardeşine.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Beni intagram-_livm0renn, youtube-livmorenin kitapları ve tiktok-_livm0renn hesaplarımdan takip ederseniz sevinirim🤍🎀
Evet lavantalarım,🪻 ilk bölümün sonuna geldik.⭐️Umarım yeni kurgum " Harabenin Yıkımı "-nı beğenirsiniz.🌝 Bu kitabı bazı anılardan ve olaylardan yola çıkarak yazmaya karar verdim. Bence kitabı geçmişten yazmaya başlamak mantıklı bir fikirdi, aynen öyle de yazdım. Umarım, kalemim kendi beni yönlendirir.🌬 Ayrıca ilk bölümleri, neredeyse 1000-1500 kelime olarak yazmayı düşünüyorum, olaylar fazlalık yapmasın diye.😌 Ama daha sonra, bölümleri daha geniş yazacağım. Kitaptaki bazı olaylar gerçeklikle bağlantılıdır. Keyifli okumalar dilerim.💜✨️
Lütfen oylayıp, yorum yapmayı unutmayın sevgilerle Livmoren~🪻
Servin Amber Akkoç, Akkoç ailesi tarafından, bir yetimhaneden evlat edinilir. Abisi Resul Akkoç tarafından çok sevilmektedir. Gelin biraz geçmişe göz atalım.
Yıl bin dokuz yüz seksen dokuz, tarih Ocak ayının on altısını gösterirken, Yasemin Akkoç sonunda Akkoç ailesi için bir varis doğurmuştu. Resul Akkoç, aileye ait şirketin ve tüm mal-varlığın tek varisi.
Yıl iki bin üç-te Akkoç ailesi tam yirmi yıldır bağış yaptıkları yetimhaneyi ziyarete giderler. Bu ziyarette ilk defa Resul de vardı. Resul, o gün küçük Servini ilk defa görmüştü.
Tüm çocuklar oyuncaklarını almış ve gitmişlerdi. Servinse yetimhanenin merdivenlerinde oturmuştu. Anne ve babası müdire Berna hanımla yetimhaneyi gezip, sorunlar hakkında bilgi alırken, Resul sevimli bir tavşan oyuncağıyla beraber, Servinin yanına gider ve oturur. Servin önündeki tavşanı gördüğünde, sağına bakar ve Resulu görür. " Neden ağladın , küçük kız kardeş? ". " Ben senin kardeşin değilim, ağlamadım da, ayrıca küçükte değilim ". Resul, Servinin bağırmasını umursamadan, tavşanı sallayarak " al senin için " dedi.
" Ben oyuncak sevmem " dedi dolu gözlerle. " Ama her çocuk oyuncakları sever ". " Ben sevmiyorum ". " Hiç mi sevdiğin oyuncak yok? ". " Ben sadece askerleri severim " dedi küçük kız, tutamadığı göz yaşlarıyla birlikte. Resul küçük yaşta, ilk defa birine üzülmüştü. Neden ağlıyorsun dediğinde, Servin hemen söze atladı. Kocaman gözleriyle, ona bakarak " biliyormusun, benim babam askerdi " dedi. " Şimdi diyil mi? ". Küçük kız, titreyen sesiyle birlikte, " hayır asker diyil, benim babam artık Şehit ". Resul bir anda, küçük kıza sarıldı. " Üzülme, ben sana asker oyuncağı da getiririm, ama şimdi bu tavşanı al, beni hatırlarsın ".
Bir-birlerinden ayrıldıklarında, Servin tavşan oyuncağını aldı, " teşekkür ederim ". Yasemin hanım, müdire Berna hanımın odasından çıkınca, hemen oğlu Resulun yanına koştu ve kolundan çekiştirerek merdivenlerden kaldırdı. " Ne yapıyorsun oğlum, merdivenlerde oturulurmu hiç, mikrop kapacakksın " dedi. Bu sırada Aslan bey de, karısının ve oğlunun yanına gelmiş ve artık gitmeleri gerektiğini söylemişti. Aile merdivenlerden inerken, Resul arkasına dönmüş, Servine el sallamıştı. Yasemin hanım da oğlunun baktığı tarafa dönmüş, Servine kısa bir bakış atmıştı. Berna hanım Servinin yanına gelmiş, hadi uyumaya gidelim diyerek, küçük kızın minik elini tutmuştu.
Neredeyse tüm yetimhaneyle, Berna hanım kendi ilgileniyordu. Kırklı yaşlarında yalnız bir kadındı. Tüm zamanını, çocuklara ayırıyordu. Servin çok hassas bir çocuktu. Tam bir aydır buradaydı, ama yüzü hiç gülmez, kimseyle de konuşmazdı. Bu yüzden, müdire hanım tüm hassas çocuklara yaptığı gibi, Servinle daha çok ilgileniyordu.
Bir hafta sonra:
Resul, " ben doydum " dediğinde, annesi Yasemin hanım, " biraz daha yeseydin oğlum " dedi. Resul hemen yemek masasından kalkarak, " doydum dedim, okula gideceğim " dedi. Yasemin hanım, yine söylenmeye başladı. " Ah oğlum, kaç kez söyledim, evde de derslerine çalışa bilirsin, hem de özel öğretmenlerle ". Aslan bey, sıkıntılı bir soluk verdi. " Karışma çocuğa Yasemin, hep aynı laflar, bırakta bişeyi de kendi istediği gibi olsun ".
Resul koşarak merdivenlerden indi ve şoförü Kenana doğru koşup, " hadi gidelim, ben hazırım Kenan abi " diye, olduğu yerde zıplamaya başladı. Malikhanenin bahcesine çıkıp, aile tarafından Kenana verilen arabaya doğru ilerlediler. Resul yol boyunca arabada sessizce oturmuş, parlak gözleriyle sadece Kenana bakıyordu. Araba okulun önünde durduğunda, Resul hemen inmeye çalıştı. Kenan ona dönerek, " acele etme küçük adam " dediğinde, Resul gözlerini kısarak, " of Kenan abi yine mi anladın " dedi.
" Öyle dikkatle bakarsan, hep anlarım ben. Şimdi söyle küçük bey, yine ne istiyorsun? ". Resul bu soruyu bekliyormuş gibi, hemen konuşmaya başladı. " Kenan abi, hani biz çocukların yaşadığı bir yere gitmiştik ya ", " yetimhane orası abicim ". " Orada bir kız vardı " dediğinde, Kenan söze girdi. " Tam anlatta, anlayayım ne demek istediğini " . " Tamam bak şimdi abi, anlatıyorum. Tüm çocuklar oyuncaklarını alıp giderken, o kız kerdivenlerde oturmuş ağlıyordu ". " Oyuncak mı yetmemiş diye sordu Kenan. " Yok oyuncak vardı, sevimli bir tavşanı o kıza için aldım ve ona verdim ". " İlk başta istemedi, ama sonra kabul etti ". " Peki neden ağlıyormuş bakalım küçük kız ". " Sanırım oraya yeni gelmiş, annesi nerede bilmiyorum, ama babası Şehit olmuş ".
Kenan duyduklarına üzülmüştü, ama olan olmuştu işte. " Resul anlıyorum da abicim, ama sen bana bunları neden anlattın ". " O kıza söz verdim abi, ona asker oyuncağı götüreceğime söz verdim ".
Kenan küçük çocuğun demek istediğini anlayıp, gülümsedi. " Yani sana sözünü tutman için, yardım etmemi istiyorsun ". " Evet param da var, tek sorun yetimhanenin nerede olduğunu bilmiyorum ". " Ben biliyorum ama tek bir şartla seni oraya götürürüm ". " Ne şartı Kenan abi? ". " Sen paranı kendine harcarsın, ben alırım asker oyuncağını ". Resul itiraz etse de bir işe yaramayacağını biliyordu, bu yüzden de kabul etti bu şartı.
Kenan bir oyuncakçının önünde durduğunda, " anladığım kadarıyla, bugün okula gitmiyorsun, öyle mi küçük bey? ". " Evettt, ama nerden bildin abi? ". " Sen hep benden bişey istediğinde, okula gitmiyoruz ya ". " Evet doğru " . Kenan arabadan inerek, Resulun kapısını açtı. " Hadi küçük bey, oyuncağımızı alalım ". Resul Kenanın elini tuttu ve içeri girdiler. Kenan Resule sordu, " sen bişey istiyormusun abicim? " , " yok abi, benim çok oyuncağım var ". " Tamam abicim, küçük kız asker istemişti değilmi? ", " evet abi ".
" Tamam o zaman, asker alacağız, hem de özel üretim oyuncaklardan bir akser. Ama başka oyuncaklar da alacağız küçük arkadaşına ". " Ya ama abi, hep küçük diyon, küçük diyil o ". " Kaç yaşı var ki? ". " Bilmem ama küçük " . " Abicim sen de küçük diyorsun, ben diyince mi sorun oluyor ". Resul işaret parmağını, sus diyormuş gibi yapıp, " küçük benim kız kardeşim, ama ona küçük diyince kızıyor " diye fısıldadı. " Demeyelim bence öyle, kızar ". Kenan " küçük kız kardeşim mi " diye tekrarlayarak sordu. " Ben onu çok sevdim Kenan abi, keşke benim kardeşim olsaydı ".
Kenan ona bakarak, " sana bir sırr vereyim mi, yetimhaneden aileler çocukları evlat edine bilir, ama Yasemin hanımla, Aslan beyi ikna etmen gerek ". Duyduklarına inanamayan küçük çocuğun, adeta gözleri parlamıştı. Kenan, ona bir asker oyuncağı gösterdi. " Bu nasıl abicim? ". " Özel tasarım dediğin bu mu abi? Çok güzelmiş ". " Tamam o zaman, bunu alıyoruz " diyerek, ilerlemeye devam etti. Kocaman bir ayıcık, oyuncak bebekte aldıktan sonra, oyuncakçıdan çıktılar.
Arabaya bindiklerinde, Resul konuşmaya başladı. " Yetimhaneye nasıl gireceğiz abi? ". " Sen orasını bana bırak abicim, ama önce küçük arkadaşına bir-kaç şey daha alıp, daha sonra oraya gideceğiz ". " Herşeyi aldık işte abi " diyerek, soran gözlerle Kenana baktı. " Otuncakları tamam, ama özel battaniye hediye etmek istemezmisin? Her zaman ihtiyacı olan bişey. Hem küçük kızlar ne sever, resim yapmayı. Bence onun için resim malzemeleri de almalıyız ".
Kenan ve Resul herşeyi aldıktan sonra yetimhaneye doğru yola çıktılar. Yetimhaneye ulaştıklarında, Kenan müdire Berna hanımla konuştu. Berna hanım Servini sorduklarını anladığında, " hasta ziyaretine mi geldiniz? " diye sordu. Resulun gözleri dolmuştu, nolmuştuki küçük kız kardeşine.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Beni intagram-_livm0renn, youtube-livmorenin kitapları ve tiktok-_livm0renn hesaplarımdan takip ederseniz sevinirim🤍🎀
Evet lavantalarım,🪻 ilk bölümün sonuna geldik.⭐️Umarım yeni kurgum " Harabenin Yıkımı "-nı beğenirsiniz.🌝 Bu kitabı bazı anılardan ve olaylardan yola çıkarak yazmaya karar verdim. Bence kitabı geçmişten yazmaya başlamak mantıklı bir fikirdi, aynen öyle de yazdım. Umarım, kalemim kendi beni yönlendirir.🌬 Ayrıca ilk bölümleri, neredeyse 1000-1500 kelime olarak yazmayı düşünüyorum, olaylar fazlalık yapmasın diye.😌 Ama daha sonra, bölümleri daha geniş yazacağım. Kitaptaki bazı olaylar gerçeklikle bağlantılıdır. Keyifli okumalar dilerim.💜✨️