İçeriğe geç

Happy Holiday [taekook]

Bölüm 10 · 7 dk okuma

Happy Holiday [taekook]

Bölüm 10

horror diaries pt2 prob

oy ve yorumları unutmayınn

iyi okumalarrr

•flashback•

Taehyung gövdesine sarılıp burun çeken bebeğinin saçlarına doğru eğilmiş ve fark ettirmeden koklamıştı. Misler gibi kokuyordu.

Gguk'un istemeden attığı bu adım, bu uzun gecenin yepyeni başlangıçlarına ve Taehyung'un cesaret dolmasına neden olacaktı.

Keza bazı kaplanların tek ihtiyacı; göğsünde soluklanan bir tavşan olabilirdi.

flashback end•

•

•

The Clique

jimin:

sıra bizde

hoseok:

ne sırası

jimin:

simdi bisi dicem ama

yakısıksız kalacak

jimin:

korku hikayesi anlatma sırası mal

jeongguk:

hic korkunc bisi yasamadım ki

anlatacak hic bir seyim yok aq

jimin:

LAN O ZAMAN NAPCAZ

REZİL OLURUZ

jin:

sakin olun vergisiz ibneler

bendesiniz

relaxxx

hoseok:

sıctık

•

•

•

"Ee sizin yok mu korku hikayeniz?" dedi Namjoon alaya alır gibi. Yoongi ve Taehyung arkadaşlarına katılır gibi dalga geçermişçesine gülerken, esmer adam konuştu. "Sizin hayatınızda korkulacak ne olabilir ki?"

"Sen varsın ya." dedi Jeongguk bir saniye bile beklemeden. Yanındaki esmer adama gözünün ucuyla bile bakmıyordu. "Tavşanım neden öyle diyorsun, hm? Ben korkulacak adam mıyım?"

"Öf kesin be kesin!" diye böldü Jimin. Herkesin dikkati üzerine çekilince konuşmaya başladı. "Bizim de var korku hikayelerimiz bir kere. Anlat Jin hyung." Eliyle hyunguna işaret etmiş, geniş omuzlu adamın ellerini geriye atarak gururlu bir ifade takılmasını sağlamıştı. Aklındaki olay netti ve hepsinin altına sıçacağına emindi.

"Anlat bakalım."

"Sen sus lan." Namjoon'un işi harbili zordu.

Boğazını temizleyip anlatmaya başladı.

"Biz buraya taşınmadan önce, işte ben 10-11 yaşlarındayken, eski mahallemizde çok yakın olduğum Türk bir arkadaşlarımın ailesiyle benim ailem de çok yakındı. Çok kalabalık bir aileydiler. Koca bir evde arkadaşım, arkadaşımın üç kardeşi, ninesi, dedesi, iki amcası ve bir amcasının yeni evlendiği yengesi vardı. Bir gün onlara misafirliğe gittiğimizde, ben arkadaşım ve ablasıyla Bir Garip Aşk izlerken, annem ve o yeni gelinin konuşmasını duydum."

Konuşmanın başladığı bir kaç saniyenin ardından tüm sesler kesilmiş, sadece mum ışığının aydınlattığı karanlık odada tüm odak Jin'e yönelmişti.

"Biz misafirliğe gitmeden önceki haftaya kadar yeni gelin olan Aysel abla ve arkadaşımın amcası Ersin abi, son günlerde memleketlerine dönmüşler ve cidden tuhaf bir olay yaşamışlar. Hatta olaydan sonra hocaya görünmek istemişler. Açıkçası olayı duyduğumda ben bile paçamdan attım yani, bir zahmet amk."

"Senin bizden başka arkadaşın mı var...? Hayal kırıklığısın."

"Boş yerlere takılma Hoseok."

"Sana noluyor kancık."

Anında laf eden Hoseok'a döndü Seokjin. "Karışma it." Ardından ise tekrardan devam etti.

"Oruç zamanı geldiğinde, Aysel abla sahura kalmış. Saat gece 5'i gösteriyormuş. Ersin abi gece çalıştığı için işten 6'da dönüyormuş sanırım, bu yüzden de Aysel abla kendine kahvaltılık bir şeyler hazırlamış. İşte tam bir şeyler atıştırırken bir anda kapı çalmış, gitmiş bakmış. Gelen Ersin abiymiş. Neden erken geldiğini sormuş, Ersin abi bugün az iş olduğunu ve erken bittiğini söylemiş. Aysel abla zaten kendi sahurunu açtığından, Ersin abiye mutfakta kahvaltılık bir şeyler olduğunu söylemiş. Ersin abi de daha sahur bitimine zaman olduğunu ve önce bir duş alacağını, Aysel ablanın beklemeden uyumasını söylemiş. Aysel abla zaten uykulu olduğu için gidip yatmış ve Ersin abiye havlu verdikten sonra uyumuş. Yarım saat kadar sonra tekrar kapının çalmasıyla uyanmış ve Ersin abinin mutfaktan gelen çatal kaşık sesiyle hâlâ uyumadığını anlayınca ona kapıyı açması için seslenmiş ama Ersin abi kapıyı açmamış. Aysel abla, Ersin abi açmayınca gidip kapıyı açmış ve gördüğü kişiyle baya bi şaşırmış. Çünkü gelen kişi Ersin abiymiş."

"Ne?" diye, aynen önceki hikayede de olduğu gibi şaşkınlıkla konuştu tavşan pijamalı çocuk. Farkında olmadan Taehyung'un göğsüne doğru sırtını yaslamış ve farkına varınca da kendisini çekmemişti. Kulaklarının dibindeki kalbin ritim seslerini duymak hoşuna gitmişti. Fakat bu ritim sesleri bile hikayeyle verilmesini engelleyemiyordu. "Ersin abi mutfakta değil miydi?"

"Bölme amını siktiğim."

"Düzgün konuş lan amcık surat." dedi ayağıyla Jin hyunguna vururken. Neyseki kendisine gelen küfürlere sessiz kalacak kadar gergin değildi. Yalnızca koca bambi gözleri parlak parlak olacak şekilde merakla bakıyordu.

"Bak kesip kesip duruyorsun. Çakıcam bi tane." Hatta Jin'in ağzının ortasına elinin tersiyle bir tane yapıştırdı Jimin. Eliyle ağzını tutup yüzünü ekşiten geniş omuzlu adam, tartışmadan devam etmeyi tercih etmişti.

"Ne demiştim...? Hah! Gelen kişi Ersin abiymiş. Aysel abla onu görünce bir şaşırmış tabi. Ne ara çıktın, diye sormuş. Ersin abi de yorgun argın girmiş içeri montunu falan asmış. Ne saçmalıyorsun Aysel Allah aşkına, daha yeni geldim işten, demiş. Aysel abla tabii en başta anlamamış, olanları anlatmış, nasıl yeni gelmiş olabilirsin, demiş. Ama Ersin abi hâlâ şaka yapar gibi kendisine inanmayınca, hemen kanıtlamak istemiş. İlk gidip mutfağa bakmışlar, kendisinin yemediği fakat yenilmiş olan yemekler varmış. En kötüsü ise, korkuyla banyoya gittiklerinde gördükleri ıslak fayanslar ve buhar tutmuş duşakabinmiş."

Bu sefer harbili altlarına sıçmışlardı.

"Çüş amk. Vur dedik öldürdün."

"Sen dedin korku hikayesi anlat diye!" Şimdi Jimin ve Seokjin arasında ufak bir tartışma başlamış, Yoongi kendi kendine kendi hikayesinin daha iyi olduğunu söylemeye başlamıştı. Hoseok, Survivor için Acun'dan yeni bir telefon görülmesi gelmesiyle odadan çıkarken; Namjoon telefonunu siken mesaj bildirimlerine bakıyordu.

O sırada sırtını, Taehyung'un geniş göğsüne yaslayıp kafasını omzuna yaslayan ve yavaştan bu duruma alışmaya başlayan Jeongguk; kısık gözlerle bakışlarının kesişmesiyle istemsizce kıkırdadı. Neden kıkırdadığını bilmediği gibi, adamın o kıkırdarken çıkan tavşan dişlerine bakarken nasıl içinin gittiğini de bilmiyordu.

Kıkırdamasını durdurduktan sonra tekrar bakışlarını adama çevirdi ve yüzleri her ne kadar birbirlerine ters olsa da bu göz temasını bozmamaya karar verdi.

Tabii bazı zamanlarda, bazı sözler, bazı kararları bozardı.

"Seni seviyorum tavşanım."

Çok yoğun bakıyordu. Gözlerinde aşk, hüzün, heyecan, en çok da özlem vardı. Koca eli oğlanının eskiden mavi olan fakat şimdilerde kahveye boyanmış olan ipek saçlarını okşadı. Gözlerini yumup, dudaklarını saçlarına bastırdı ve kuş tüyü gibi yumuşak bir öpücük kondurdu. İpek saçların o mis kokusunu ciğerlerine doldurmak ister gibi içine çekmiş, burnunu saçlarının arasına sürtmüştü.

Ve tüm bunları yaparken, kolları arasındaki oğlanın kalbinin patlamak ister gibi atıyor oluşunu, al al olmuş yanaklarını, heyecandan birbirine giren düşüncelerini bilmiyordu.

Hâla ilk günkü gibi, bu oğlanı etkisi altına almanın bu kadar kolay da olduğunu bilmiyordu.

"Lan!" diyerek tüm odağı üzerinde çekti gözleri telefondayken bağıran Namjoon.

Herkes ona, ne oldu, der gibi bakarken; o açıklamadan, hemen Jeongguk'un odasınun penceresinden aşağıya bakmış ve gördüğü beklenilen manzarayla arkasında kalan arkadaşlarına dönmüştü.

"Koşun lan koşun! Kız kavgası var!"

"Ne?!"

"Kız kavgası mı?!"

"Kimlermiş??"

Namjoon'un çağrısıyla Jimin, Jin ve Yoongi anında kavgayı izlemeye pencere başına giderlerken; Jeongguk ve Taehyung yerinden bile kıpırdamamışlardı.

"Bizim Hwasa, Hyuna'yi dövüyo amına!!"

Evet, bu ilgilerini çekmişti fakat yine de yerinden kıpırdamadılar. Hatta Gguk yavaşça yerinde kıpırdandı ve tam olarak adamın bacakları arasına girip sırtını göğsüne yasladı. Kendi ince ve daha kısa bacaklarını da boylu boyunca uzatırken, ikisi de çocuğun kedili pandufuna bakıyordu.

Aşağıdan gelen kız çığlığı ve tezahürat sesleri dışında ses yoktu. Fakat Gguk, bu sessizliği sevmemiş olacak ki; aklında dönüp dolaşan bir soruyu sormak için doğru zaman olduğunu düşündü. Tıpkı Taehyung'un olduğu gibi kendisinin de bakışları hâlâ daha kedili panduflarındaydı.

"Jin hyung, Miami tatiline gelmem için beni ikna etmesini istediğini söyledi."

"Doğru söylemiş."

"Bana da söyleyebilirdin."

Adam ellerini ince bele sardı ve tam karnında birleştirip çenesini çocuğun boynu ve omzu arasına yerleştirdi. "Kabul etmeyecektin."

"Belki edecektim? Nereden biliyorsun?"

"Yavru tavşanımı tanıyorum çünkü."

Jeongguk, omuz silkti. Aslına bakılırsa, Miami teklifini kabul ettiğini o kolay gönderisiyle yeterince belirttiğini düşünüyordu fakat Taehyung biraz gerizekalı olduğu için anlamaması normaldi.

"Güzelliğim... Gelmeni istiyorum. Lütfen bir kere daha düşün."

Cevabı hazır olsa da, yine de düşünüyormuş gibi kısa bir sessizliğe gömüldü.

"Gelirsem, orada her şeyi anlatacak mısın? Neden bunları yaptığını mesela?"

"Anlatacağım. Zaten bu yüzden gelmeni istiyorum. Her şeyi anlatayım ve yeni bir başlangıç yaparken, mutlu bir tatil geçirelim diye."

Jeongguk ona güveniyordu. Aslında bu çok önemli bir noktaydı. Keza şu saniyeye kadar tam olarak güvenmese de şu anda güveniyordu ve bu onun için büyük bir adımdı.

Elini adamın çenesine attı ve yeni çıkan sakallarını okşadı. Taehyung bu teması fark etmesiyle rahatladığını ve huzur bulduğunu hissederken; Gguk hemen sonra yüzünü çevirip -o ufaktan sakallarının olduğu yere- çenesine minik bir öpücük kondurmuştu.

"LAN HOSEOK!"

"AAA BU NİYE AYIRIYOR KAVGAYI?!"

"GGUK KOŞUN! HOSEOK'U DÖVÜYORLAR!"

Bu öpücüğü vermek için içinde bin bir türlü savaş vermişti. Fakat sonunda yapabilmişti.

Kendisiyle olan savaşı kazanınca ve öpücüğünden sonra Taehyung'un yüzünün aldığı şaşkın fakat son derece mutlu ifadeyi görünce; çocuk kendinden gurur duymuş bir şekilde yumuşak bir gülümseme sundu.

"Ne zaman gidiyoruz?"

•

•

•

bölüm sonu.

evet, 10. bölüme geldik. hala tatile cıkamadılar amk dmqlfmwlfkwlrkw

umarım bölümü begenmissinizdir. oy ve yorumları unutmayınn

Bölüm sonu

6 yorum