İçeriğe geç

Hanok

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Hanok

Bölüm 1

1.ʙᴏ̈ʟᴜ̈ᴍ

15 Haziran akşamı
Annemle telefonda konuşmuştum,babam nasıl diye sorduğumda evde olmadığını söylemişti annem.Babama onu evde yanlız bıraktığı için kızsamda yine işi olduğunu düşündüm.Annemin sesi üzgün çıkıyordu ne olduğunu sordum,en başlarda söylemek istemese de sonrasında babamın bu aralar eve hiç gelmediğini ve nerede ne yaptığını bilmediğini söyledi.Bunu duyunca sinirlendim ve babamı aradım,çalıyodu fakat açmadı.
Annem MS hastasıydı ve nöbet geçirmesi olası bir durumdu,iki yıl İzmire gelirken onu bırakmak istememiştim fakat babam için rahat olsun onu hiç yanlız bırakmayacağım ve ona iyi bakacağım demişti.Annemse bakıcıya ihtiyacım yok diyerek alay etmişti,ve şimdi babam sözünde durmuyordu eğer onun yokluğunda anneme birşey olursa onu asla affetmezdim.
Kapının açılma sesini duydum ardından teyzemin sesini "Ben geldim".Salona doğru giderken koridorda "Hoş geldin" dedim.
💚
Teyzemle kahve içip bir süre konuştuktan sonra odama gitmiştim.Yarın karne günü olduğu için erken yatmak istedim fakat yatağa girdiğimde aklım anne ve babamda kaldığı için bir türlü uyuyamıyordum.Yarın 11.sınıf bitiyor ve yaz tatili başlıyordu.
💚
Sabah 06:30 civarı yataktan irkilerek kalktım,ter içinde kalmıştım.Rüyamı çok net hatırlıyordum,annemi görmüştüm koltukta uzanıyor ve televiyzon izliyordu gayet iyi gözüküyordu.Rüyamın devamına ise babamı görümüştüm iki adam onu tutuyordu ve kafasına bir silah dayanmıştı silahı tutan esmer adam"Kız nerede?"diye sormuştu babam yumruklarını sıkarak "Ona dokunamayacaksınız"demişti sinirle.Adam gülmüştü "Onu er yada geç bulacağız ve o bir elçi istesenizde istemesenizde gerçek bu o seçildi ve şu an ona ihtiyacımız var niyetimiz ona zarar vermek değil".Babam geçmişi hatırlamıl gibiydi"Onun güçlerinden haberi yok"Adam zafere ulaşmış gibi gülmüştü "Biz ona gerekli açıklamayı yapacağız şimdi sadece yerini söyle"Adam silahi çekmişti ama yanındaki diğer adamlar hala onu tutuyordu.Babam "Onun soyu devam ediyor değilmi?"diye sormuştu adam dudaklarını birbirine bastırarak kafasını olumlu anlamda sallamıştı "evet"diye mırıldanmıştı.Babam ona "İzmir Konak da " dedikten sonra adam diğerlerine onu bırakma emri vermiş ve teşekkür edip gitmişti.

İzmir Konak mı? burası benim yaşadığı yer nasıl yani bu herifler beni bulmaya mı çalışıyor,nası bir bilinçaltim var benim.Normalde çok nadir rüya görürdüm ve şimdi bu kadar detaylı bir rüya görmem garipti.Bu konuya pek kafa yormadan kalktım ama hala gördüğüm rüyanın etkisindeydim çok garipti.Banyoya gitip yüzümü yıkadım,dişlerimi fırçaladım ve siyah kısa saçlarımı taradım.Odama gidip üzerime siyah bir crop ve kot şort giydim.Annemin hediyesi olan yeşil taşlı kolye hala boynumdaydı tam çıkartıp başka bir kolye takacaktımki annemin on yaş doğum günümde bunu verirkenki sözleri aklıma geldi "Ne olursa olsun bu kolyeyi kimseye verme,mucizesi hep seninle olsun" bu tip şeylere inanan biri değilim ama yinede annem hediye ettiği için bu kolyeyi kaybetmemeye özen gösteriyor ve arada sırada takıyordum.



Kapının önündeki el çantamdan çıkardığım maskarayı ve mat ruju sürüp çıktım.Siyah converselerimi giydim ve bahçedeki bisikletime atladım.

İzmir Atatürk Lisesi Karne Günü

Herkes ön bahçedeydi ve neşeli bir ortam vardı.Yasemini buldum üzerinde mavi,oldukca şık bir yazlık elbise vardı."Oo her zamanki gibi çok güzelsin" diyip ona sarıldım.Beni süzdükten sonra "Sende öylesin"dedi.Birlikte sınıfa çıkıp karnelerimizi aldık.Tören için tekrar ön bahçeye gittiğimizde bizimkiler oradaydı belliki bizden önce karnelerini almışlardı bile.Onlarla selamlaşıp sıraya geciyordukki müdürün megafondan gelen sesini duyduk.Sınıflarımızın sırasına gectik Yasemin,Boran ve Ben F şubesindeydik geri kalanı ise B.
Boran ve Salihin biriyle selamlaştığını gördüm onlara doğru döndüğümde Tunanın geldiğini görüm,ifadesiz uykulu gözlerle bakıyordu,üzerinde siyah bir tişört ve gri eşofman vardı.Ona baktığımı görünce dudağının ucu hafifce yukarı doğru kıvrıldı ve beni süzdü bu sırada Salih ona yukarı çıkıp karnesini almasını söylüyordu.Ben önüme döndükten bir süre sonra üçü birlikte gitmişti.Tören bittikten sonra gelmişlerdi ve hep birlikte nereye gidecegimizi konuşuyoruk.Yan sınıftan bir kız yanımıza gelip bana döndü,sanırım A şubesindeydi.Sarı saçları ve mavi gözleriyle çok güzel bir kızdı "Bir bakarmısın"dedi."Buyur?" Dediğimde gözleriyle bizimkileri ve Tunayı gösterdi "Yalnız konuşsak"hiç tanımadığım bu kız şimdi neden benimle konuşmak istiyordu ve Esil neden 𝑠̧𝑖𝑚𝑑𝑖 𝑏𝑜𝑘𝑢 𝑦𝑒𝑑𝑖𝑛 𝑘𝚤𝑧𝚤𝑚 der gibi bakıyordu."Yine ne yaptın Esin" bu sesin sahini Kayraydı tam birşey söylemek için ağzımı açmıştım ki kız "Ha yok öyle birşey değil sadece bi konu hakkında konuşacağım".Başımı sallayarak onayladım ve birlikte onların bizi duyamayacağı bir yere gittik."Ne oldu" diye sorduğumda kolyemi göstedi "Onu sana kim verdi?"ne alaka şimdi.En başta söylemekte tereddüt etsemde "Annem" dedim."Niye sordun?"diye ekledim,eli boynuna gitti ve boynundali birkaç kolyenin arasınaki bir zincirin ucunu tuttu ve bana gösterdi.Hilal şeklinde bir kolyeydi ve kolyenin üst kısmında aynı benimki gibi yuvarlak yeşil bir taş vardı



Ne yani herkesde yeşil taş olan bir kolye olabilir bu gayet normal diye düşündüm.
𝑇𝑎𝑏𝑖𝑖 𝑠̧𝑢 𝑢𝑓𝑎𝑐𝚤𝑘 𝑡𝑎𝑠̧𝚤𝑛 ℎ𝑎𝑦𝑎𝑡𝚤𝑚𝚤 𝑑𝑒𝑔̆𝑖𝑠̧𝑡𝑖𝑟𝑒𝑐𝑒𝑔̆𝑖𝑛𝑑𝑒𝑛 𝑏𝑖ℎ𝑎𝑏𝑒𝑟𝑑𝑖𝑚.
"Annen o kolyeyi on yaş doğum gününde verdi değilmi"dediğinde şok olmuştum.
💚
İsminin Sidelya olduğunu öğrendiğim kız bu kolyelerin tılsımlı olduğunu ve bana anlatacak çok şeyi olduğunu söyleyince çocuklara haber verip onunla bir kafeye gidip konuşmaya başladık."Bu taşa sahip beş kişi var ve bu beş kişi elçiler ve kontrolcüler olarak ikiye ayrılır.Biz elçi gurubundayız sen Esin Samira Keskin sen insanların şu anda ne yaptığını görebilirsin ben geçmişi görebiliyırum.Bizim haricimizde bir elçi daha var o da gelecek elçisi ve kontrolcüler iki kişi birincisi var olanı değiştirme elçisidir eşyaların şeklini ve konumunu değiştirebilir.İkinci kontrolcü ise yoktan var etme gücüne sahip,biliyorum inanması güç ama durum bu şekilde."anlayabileyim diye tane tane anlatıyordu ama benim tek anladığım bu tısımlı taşın benim düşündüğüm kişinin nerde ne yaptığını görmemi sağlıyordu.Normalde böyle bir şeye asla inanmazdım ki aklı başında kimse buna inanmazdı fakat dün gördüğüm rüya,babam hakkında gördüklerim doğru muydu?Şimdi parçalar yerine oturuyordu bu adamlar gücmden haberdardı ve bir şekilde babamı bulmuşlardı fakat beni bulamamışlardı."Dün gördüğüm rüya gerçekmiydi yani"diye sorduğumda başını salladı ne rüya görüğümü bilmediği için anlatmaya başladı "Evet,gücünü yalnızca uyurken kullanabilirsin ve uyumadan önce kimi düşünürsen onu görürsün,kolyen olmadan gucunu kullanamazsın ama taşın başkasındayken başkası taşını kullanamaz çünkü yıllar önce biz seçildik..."dediği sırada sözünü kestim ilk kelimeden sonrasını zaten dinlememiştim "Dün babamı gördüm,bir adam onu tehtid ediyordu ve benim yerimi öğrenmek istiyordu,bu yüzden yerimi öğrenmek istiyor değilmi " Gözleri irice açıldı ve bir süre suskunluğunu korudu."Ben gitmeliyim sana daha sonra herşeyi anlatacağım,kolyene sahip çık peşindekiler kötü niyetli olabilir.Kendine dikkat et Esin"o herşeyi biliyordu ama bunları duyunca adeta kaçmıştı.Bana anlattığı şeylere inanmak istemiyordum ama inanıyordum işte nedense çok mantıklı gelmişti.Fakat bu tılsımlı taşlar nereden çıkmıştı,bana yıllar once seçildiğimizden bahsettiğini hatırladım lanet olsunki onun sözünü kesmiştim bana anlatacaktı ama ben aptal gibi onun sözünü kesmiştim.Babam dün yerimi o heriflere söylemişti şu an canımın bile garantisi yokken o bana yanlızca kendine dikkat et diyip gitmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.