İçeriğe geç

HALLOWEEN

Bölüm 4 · 8 dk okuma

HALLOWEEN

Bölüm 4

3.BÖLÜM -MEZARLIK-

*CHRİS*

Duştan yaklaşık otuz dakika sonra çıktım ve havluyu belime sardım. O sırada gözüm bel boşluğumda ki biçak izine kaydı ama hemen gözlerimi kaçırdım. Banyo dolabından kurutma makinesini çıkarttıp şaçımı kurutmaya başladım. Şaçımıda kuruttuktan sonra banyonun küçük camını açarak içeri geçip, dolabımın karşısına geçtim. Dolabın çekmecesinden baxer ve bir çift çorap çıkarttım. Onları yatağın üstüne koyup dolabın kapaklarını açtım ve akşam için almış olduğum joker kostümünü çıkartıp onuda yatağa koydum. Komodinin üstünde ki saate baktığımda saat 13.57 idi. Üstümdeki havluyu çıkartıp yatağa koyduğum baxer i alıp giyindim ardında kostüme baktım ama bu kostüm ile rahat hareket edemezken bile birde kostümün makyajını nasıl yapacaktım. Arkamdaki dolaba dönüp rast gele eşorfman ve kısa kollu t-shirt alıp üstüme geçirdim. Çalışma masama oturduğumda dün kostüm ile birlikte getirdiğim makyaj malzemelerini koyduğum çekmeceden çıkartıp masanın üstüne koydum. Bir süre malzemeler ile bakıştım. Bunları bana kim yapacaktı? ben yapsam boktan farkı olmazdı. Sandalye'den kalkıp yatağın üzerinde ki telefonumu alıp tuş kilidini açtıktan sonra rehbere girip olivia'yı bulduktan sonra arama tuşuna basıp telefonu kulağıma götürdüm.

***

*OLİVİA*

Mery ile birlikte son dersimizden çıktık kampusün çıkışına doğru ilerliyorduk. "İki akşam üst üste aile ile takılmak cidden bunaltıcı" diye söze başladı mery. "Har bi ya o neydi öyle özellik ile william amcam!" ikimizde gülerek çıkışta bekleyen annemin arabasına bindik. "Selam" dedim anneme ve ön koltuğuna mery den önce yerleşip kemerimi taktım, evet hala küçük çocuklar gibi koltuk kavgası yapıyorduk. "selam" annemden karşılık geldiği sırada telefonum çalmaya başladı. Çantamdan telefonumu çıkartıp ekrana, arayan kişiye baktığımda arayanın chirs olduğunu görmem ile telefonu açıp kulağıma götürmem bir olmuştu;

- Efendim chris?

- N'aber?

- İyi okuldan yeni çıktık senden?

- İyi bende, bana gelsenize sanırım joker makyajını yapamayacağım.

- Tamam o zaman eve geçip kostümlerimizi alıp geliriz olur mu?

- Tabiki, bekliyorum

- Görüşürüz

- Görüşürüz

Telefonu kulağımdan indirip dikiz aynasına baktığımda mery bana soran gözler ile bakıyordu. "Chris kostümünün makyajı için yardım istiyor oraya geçicez" dedim o sırada gözlerim anneme takıldı " geçebiliriz değil mi?" annem onaylarcasına başını sallamıştı. Bugün annemin moralimi bozuktu bana mı öyle geliyordu?

***

*ADRİAN*

Salonda ki camın kenarında ki tekli koltuğa oturmuş karşımda tartışan annem ile babama bakıyordum. Sabah bile bunların sesine uyanmıştım. Neyse ki bu ilk kavgaları değildi alışık olabilirdim. Fakat ilk defa ne hakkında tartıştıklarını bilmiyordum taki annem, "söylesene o kadından çocuğun da varmı?" diyene kadar. Karşıda ki duvarda olan gözlerimi babamın yüzüne çevirdiğimde oda bana bakıyordu. "Ne oldu oğluındanmı utandın" dedi babamı omuzundan itirerek. Ayağa kalkıp yanlarına doğru küçük adımlar ile ilerledim. "Tekrardan mı? bir kadın yetmedi iki kadın yetmedi üçüncüyü mü buldun?" evet babam daha öncede annemi aldatmıştı hatta bizim eve bile yerleşmişti ama neyseki kadın çok geçmeden geberip gitti. "Yanlış anladın yok öyle birşey" babam ne kadar açıklama yapsada bir önemi yoktu çünkü her açıklaması da yalan idi. "Kesin yoktur" dedim alaycı bir tavır ile ve ardından aralarından geçerek odama yöneldim. "Bunu oğlumun yanında söylemek zorunda değildin" diye carladı babam "beni evden gönderip kadını eve alma planlarını işleme koyunca öğrenmeyecekmiydi?" olduğum yerde durup kolidordan onlara doğru döndüm ve tekrar aynı yöne yürümeye başladım. "Yok öyle birşey diyorum sana sabahtan beri anlamıyormusun?" tekrardan salona girdiğimde babam ile göz göze geldik. Kapıyı göstererek "annem bir yere çıkmıyor kapı da orada sapı da gitmek isteyene kapı açık" tam arkamı dönüp gideceğim sırada aklıma gelen şey ile geri döndüm ve babamın yüzüne bakarak, "karşında küçük adrian yok sözünü geçirebileceğin adrian yok eğer o kadın bu eve gelirse bu evi yıkar seni de o kadınıda buraya gömerim. Seneye zaten emeklisin emekli olduğunda holding in başına ben geçtiğimde istediğin yere gidersin ister beşinci karıya ister onuncu karıya ama şunu bil servetini götüremezsin sana emekli maaşı bağlarım o yeter sana" tüm bu söylediklerimi yüzüne bakarak söylemiştim. "Benimle düzgün konuş adrian ben senin babanım" arkamı dönüp kolidora ilerlerken "ne baba ama" diye söylendim...

***

*BORİS*

Odamda playstation ile oynarken annem odaya girdi "saat neredeyse 14.30 ve sen sabahtan beri odandan çıkmadın çık ta gel kahvaltını yap hem dün akşam yarın partiye gideceğim diyordun ne oldu?" bir an durdum ve düşümdüm doğru aslında partiye şurada ne kalmıştı. "Tamam anne sen hazırla masayı geliyorum" cümlemin ardından koltuktan kalkıp oyunu kapattım ve telefonumuda alıp yatağıma uzandıktan sonra tuş kilidini açarak whatsapp a girip "boris ve köleleri grubuna tıkladım;

BORİS VE KÖLELERİ

Hazırlanmak için kimde toplanıyoruz?

CHRİS: bana gelebilirsiniz

OLİVİA: yarım saate oradayız

MERY: hayır 1 saate oradayız olivia yeni makyaja başladı

Ben de yarım saate oradayım

ADRİAN: yarım saat te beni sayın

OLİVİA: makyaja yeni başladım eve ama böyle devam edersin iki saate uzayacak süre

Yaw tamam sen sus ta git makyajını yap süslü köle

MERY: SHDLUISAGDASKJD

ADRİAN: SDGSJHHGSDHKJD

CHRİS: Demeyin öyle sivilceleri gözüküyorr JHDJKSALGDASDGH

OLİVİA: EVET SİVİLCELERİM VAR BENİM AYRICA BULUŞALIM SEN O ZAMAN GÖRÜRSÜN SÜSLÜYÜ BORİS

Hadi gidin de yarım saate benim küçük kölemde olun

CHRİS: gel sen gel görürsün küçük köleyi

ADRİAN: sussanıza olm işinize bakın

kızdı çocuğum hadi işinize.

Ayrıca chirs te hazırlanacağız sen neyin makyajını yapıyorsun süslü?

OLİVİA: dışarıya sivilcelerim ile çıkamam herhalde?

Gülerek telefonumu kapattıktan sonra telefoumu da alıp mutfağa yöneldim...

***

*CHRİS*

Telefonumu da alıp aşşağıya mutfağa indim ve kahve makinasının cezvesizini çıkartıp tezgaha koydum. Kahve dolabından da kahve ve süt tozunu çıkartıp kahve makinasının siyah cezvesine 5 kaşık kahve 6 kaşık süt tozu koyup üstüne fincan dolabından çıkardığım kahve fincandan 5 adet su cezveye koyup cezveyi yerine yerleştirdim ama kahve makinasını çalıştırmadım. Fincanların olduğu yerden dört tane daha kahve fincanı ve tabaklarını çıkartıp tezgaha koydum. Ardından arkamda ki ada tezgahın altında ki dolaptan kahvenin yanına koymalık çikolata çıkarttıp tezgaha koydum ve yanından da küçük kaseleri çıkarttıp onlarıda tezgaha koydum. Ayağa kalkıp çikolataları bölerek üç kaseye de koydum ve telefonumu alıp yukarıya odama çıktım. Odama girip sağ tarafta kalan şifonyerime yürüyüp yanındaki yatağa oturdum ve eğilip en alttaki çekmecesini açıp içinden mavi takı kutusunu alıp oturduğum yerde doğruldum.Mavi takı kutusunu açıp içinde ki kapı anahtarına baktım. Bir süre düşündükten sonra anahtarı alıp kutuyu kapattığım çekmeceyi açıp tekrardan yerine koydum ve çekmeceyi tekrardan kapatıp oturduğum yerden kalkıp odamdan çıktıktan sonra odamın tam karşısındaki odanın kapısının önünde dikildim. Kapı ile uzun bir bakışmadan sonra anahtarı yerine yerleştirip kilidini çevirip kapının kilidini açtım. elimi anahtardan çekip kapı kulpuna elimi koydum ve aşşağıya doğru çevirip açılan kapıyı geriye doğru itiledim. İçeriye girmedim bir süre ama sonra ne kayedeceğim ki diye düşünerek içeriye adımımı attım ve gözlerim ilk olarak yatakta ki beyaz çarşaf ile bir olmuş siyahlamış olan kana döndü...

***

* 1 ekim 2007*

Chris 17 yaşına girecek idi bu sene. Gece çığlık sesleri ile uyandı. Yanındaki komodinde ki saate baktığın da saat 04.19 u gösteriyordu. Chris hızlı olmaya çalışarak yatağından kalktı ve odasının kapısına doğru sessiz adımlar ile ilerledi. Kapıya yaklaştıkça çığlık seslerinin annesinden geldiğini anladı ve daha hızlı davranarak odasının kapısını açtı ve karşısında kalan kapıya doğru ilerledi o sırada solunda kalan konsolun üstünde ki vazoyu da aldı. Annesinin ve babasının odasının önünde durduğunda çığlık sesleri kesilmişti. Yerini ölüm sessizliğine bırakmıştı chris derin bir nefes alarak kapıyı açtı ve geriye doğru itileyip içeriye bir adım attı. Gördüğü manzara karşısında elinde ki vazo yere düştü chris'in. Düşen vazonun sesi ile babasının bakışları chris'in üzerine çevrildi fakat chris donup kalmıştı. bir babasının elindeki kan ile kaplı bicağa bir beyaz çarşaf üzerinde kanlar içinde yatan annesine bakıp duruyordu. Dikkatli bakınca annesinin karnının içini görebiliyordu chris. O an ne düşüneceğini ne hissedeceğini şaşırmış idi chris. Babasına korku dolu gözlerini yönlerdiğinde babasının ağzından sadece iki kelime döküldü "polisi ara". Chris babasının ne dediğin algılayamıyordu. Başka bir evrendeydi sanki babasının sesi ona uğultu gibi gelmişti. Chris içeriye doğru bir adım daha attı. "Gelme" dedi babası. Chris bir adım attı ve annesinin yüzünü en sonunda görebilmişti. Bembeyaz idi. Annesine doğru ilerlemeye başladı chris. en sonunda annesinin yanına oturdu. Karnına bakmamaya özen gösteriyordu. Ellerini yüzüne koydu annesinin. Buz gibiydi. "uyan" diyebildi sadece chris ağzından başka kelime dökülmedi, tekrar "uyan" dedi chris ama yanıt alamıyordu. O sırada bel boşluğunda büyük bir sancı hissetti chris. Gözü kapanmak üzere iken gözlerini babasına çevirdi, babası "sana bir kere şans verip polisi ara dedim ama sen şu lanet karının yanına gelmeyi şeçtin ikinizde geberin" dedi ve biçağı hızla sapladığı yerden çıkartıp yere fırlattı ve odadan çıktı. Ve orada chris in gözleri kapandı. Gözlerini tekrar açtığında herşey çok farklı olacaktı...

***

*30 ekim 2010*

Elim bir an belimde ki biçak izinin olduğu yere gitti. Sanki ilk hissettiği acı tekrar oradaydı. Odaya o akşamdan sonra bir daha girmemiştim fakat şimdi bu odanın eski güzelliğini geri alma zamanı gelmişti çünkü chris artık annesini tekrardan hissetmek istiyordu. Sağ gözümden bir damla yaş süzüldüğünü hissettim kolumun tersi ile göz yaşını silip camın altında ki kalorifere ilerledim. Vanasını tutup artı yönüne dönderdim. Bu oda artık benim ile annemin odası olacaktı. "Özledm anne bu kapı kapalı oldukça o gece ki çığlıkların aklımdan çıkmıyor" diye fısıldadım. Odadan çıkıp tekrar kapısını çektim ama bu sefer kilitlemedim odanın biraz ısınmaya ihtiyacı vardı. Göz yaşlarım tekrar akmaya başladığında onları tekrar silip odama girdim. Girmem ile montumu alıp çıkmam bir oldu. merdivenleri hızlı hızlı inip kapıya ulaştım. Botlarımı giydikten sonra anahtarımı da alıp kapıyı açıp çıktım ve kapıyı arkamdan çektim. Yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesinden sonra mezarlığa ulaşabilmiştim. Mezarlığa girip annemin yattığı yere ilerledim. Annemin mezarının yanına geldiğimde o gece ki çığlıklarını tekrar duydum sanki. Yanına oturdum annemin ve "anne halamı acı çekiyorsun?" gözlerim 8-9 mezar ilerideki babamın mezarına kaydı " oda öldü işte dinmedimi acın?" elimi annemin toprağına deydirdiğimde toprak bile buz gibiydi aynı o gece annem gibi. Oturduğum yerden kalkıp biraz ilerideki çeşmeye ilerledim. Çeşmenin yanında ki su kaplarından birini su doldurup annemin yanına geri döndüm ve toprağını suladım. "Görüşürüz anne" arkamı döndüm ve babamın mezarına doğru ilerledim. Toprağına baktığımda kupkuruydu. "Biliyormusun baba seni hiç sevmedim sevmeyeceğim de" arkamı döndüm gideceğim sırada arkamı döndüm ve mezarına tükürdüm "anca bu sana yakışır"...

***

***

***

***

***

***

***

-HERKESE DELAM NASILSINIZ? BU BÖLÜMDE BÖYLE OLDU ASLINDA OLAYLARA BU BÖLÜMDEN BAŞLAYACAKTIM AMA BİRAZ CHRİSİN VE ADRİANIN AİLESİNDEN BAHSETMEK İSTEDİM BİR KAÇ BÖLÜM SONRADA DİĞERLERİNİN AİLESİNİ OKUYACAĞIZ AMA OLAYLAR VE CİNAYETLER İLE NEYSE UMARIM BÖLÜMÜ SEVMİŞSİNİZDİR OY VERİP YORUM ATIP KİTABI KÜTÜPHANENİZE KELERSENİZ SEVİNİRİM -

-İNSTAGRAM: only00yigit-

-GÖRÜŞÜRÜZZ-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.