İçeriğe geç

Hain Kılıçların Gölgesi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Hain Kılıçların Gölgesi

Bölüm 1

Geçmişin Karanlık Gölgesi

Karanlığın istila ettiği ormanda yağan sağanak yağmur her şeyi bulanıklaştırmıştı. Kuru toprağı suya boğan hırslı yağmur damlalarının sesleri arasında iki atın nalları hızla vuruyordu toprağa. Düzensiz ve aceleciydi atların bu ayak sesleri. Yaşamı kovalar gibi ya da ölümden kaçarcasına. Atlar üzerlerindeki siyah pelerinleriyle yüzlerini gizlemiş kişiler hızlı bir gölge gibi geçti. Atların nalları çamurlu yağmur birikintilerini etrafa sıçratarak ormandaki düzensiz patika yoldan devam ettiler.

Çok geçmedi ve iki beyaz atın hemen ardından silahlı adamların süratle sürdüğü büyük saray atları takip etti onları. Bir hışımla gittiler peşlerinden. İki ata bedel onlarca at nallarıyla inletti ormanı.

Eğitimli saray atlarına karşı şansları olmayan iki at güçsüz düşüp yavaşlamak zorundaydılar. At üzerindeki pelerinli iki kişi pelerinlerinin altından birbirlerine attıkları kısa bir bakışla anlaşmış gibi iki farklı yöne sürdüler atlarını.

Peşlerindeki atlılar sağ tarafa gideni seçip sağa yönelerek hızlarını kesmeden devam ettiler. Sayı çokluğuna rağmen soldakinin peşinden giden olmadı. Çok geçmeden yorgunluktan yavaşlayan ata yetiştiler ve dağılarak etrafını sardılar.

Beyaz atın sahibi çaresizce yavaşladı ve önündeki saray süvarilerini görünce de atını durdurdu. Pelerinin şapkasının altından etrafı kolaçan etti ama etrafının daire şeklinde atlı askerlerle çevrelenmiş olduğunu anladı. Aslında böyle olacağını tahmin etmişti. Hatta zaten biliyordu. Belki de başından beri planı da buydu.

Saray askerlerinin arasında en güçlü atın sahibi atından indi ve beline asılan kınından kılıcı yavaşça çekip atın üzerindeki adama yöneltti.

“Nereye kadar kaçabileceğini sanıyordun Olvisev? Atından in ve teslim ol.”

Olvisev atından inerek yüzünü örten/gizleyen pelerinin şapkasını iki eliyle geriye itip kendisine seslenen adama baktı. “Beni öldür Roberas eşim ve çocuklarımın yaşamasına izin ver. Onlara dokunma.”

“Üzgünüm ki tek seni öldürmek sorunları çözmüyor.”

“Onlar benim çocuklarım ve senin de yeğenlerin. İzin ver saraydan uzakta da olsa yaşasınlar.”

“İşte bu yüzden ölmeliler. Senin soyun devam etmemeli Olvisev.”

“Sana buradan gideceğimizi ve bir daha yüzümüzü görmeyeceğini söyledim. Sadece ailemle buradan gitmemize izin ver Roberas.”

“Bir ihaneti engellemenin en iyi yolu kılıcı kınından çıkarmaktır.”

“Bu yüzden mi bana bu ihanetiniz? Abim ve kardeşlerime kıyamayıp kılıcımı çekmediğim için mi? Babamın kimi varis bıraktığını çok iyi biliyorum. Siz de biliyorsunuz. Ama senin taht sevgin içindeki kardeş sevgini öldürmüş.”

“Babam yaşlı ve aklı karışık bir bunaktı. Bunca yıl beni bir varis prens olarak yetiştirdi. Onun ne söylediği umurumda değil.”

“Hayır. Bunca yıl benim varis olacağımı biliyordun. O yüzden tüm saray ordusunu bana karşı safa tuttun. Ama ben abime fazla güvenmişim. Eğer beni öldürmekte kararlıysan burada son nefesime kadar karşı koymaya hazırım.” derken kılıcını da kınından çekip çıkardı ama abisinin aksine kılıcının ucuyla onu hedef almak yerine çamurlu toprağa doğru indirdi. Çünkü hala daha abisini öldürme niyetinde değildi. Tek istediği ailesini yaşatmak ve gerekirse bu yolda canını feda etmekti.

“Öyle olsun” dedi Roberas elindeki kılıcı kavrarken. “Elimdeki bu kılıç senin kanına bulanmadan kınına girmeyecek. Bunu bil.” Roberas elindeki kılıcını havaya kaldırarak saldırıya geçti. Olvisev bu saldırıyı hamlesini yere doğru tuttuğu kılıcı hava kaldırarak engelledi ve yana savurdu. Ama Roberas’ın gözlerinde parlayan hırs ateşi durmayacağını gösteriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.