Ölüm... Çok korkunç bir duygu. Ölmeden önce insanın bütün hayatı gözünün önünden film şeridi gibi geçer. Annesi, babası, arkadaşları... Yaşadığı en ufak güzel an bile kıymetli gelir insana. "Keşke" der. "Keşke her anımı dolu dolu yaşasaydım." "Keşke annemi üzmeseydim." "Keşke arkadaşıma bağırmasaydım." "Keşke hayatımın kıymetini bilseydim." Keşke,keşke,keşke... O dakikalar saatler gibi keşkelerle geçer.
Gözümü açtığımda hastanedeydim. Başım feci şekilde ağrıyordu. "İyi misiniz?" diye bir ses duydum. Muhtemelen hemşireydi. "Neredeyim ben?" "Ne oldu bana?" dedim. "Size araba çarptı." dedi. "Beyin kanaması geçirdiniz ve bu yüzden sizi ameliyata aldık. Şuan iyisiniz. Benden bir isteğiniz var mı?" dedi. "Hayır, teşekkürler." Anneniz sizi kapıda bekliyor. Hemen çağırıp geliyorum." dedi "A-annem mi?" Diye kekeledim. Bir süre sonra kapıdan bir kadın girdi. Kadın, "Esra, Kızım seni çok merak ettim! Beni çok korkuttun." İçimde garip bir his oluştu. Kadının yüzüne donuk donuk bakmaya devam ediyordum. "S-siz kimsiniz?" Kadın ağlamaya başladı. "Esra kızım ben annen beni hatırlamıyor musun?" Diye haykırdı kadın. Dizlerini üzerine çöküp ağlayarak bağırmaya başladı. "Esraaaaaa! Kızım! Yapma lütfen. Lütfen kızım."
"Neden?" diye soruyorum kendi kendime "Neden böyle oluyor!?" "Çıldıracakmış gibi hissediyorum!"