İçeriğe geç

Hafıza Kaybı

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Hafıza Kaybı

Bölüm 2

UYKU

Gözlerimi açtığımda hiç bilmediğim bir sokakta çöp konteynırlarının yanındaydım, başım deli gibi zonkluyordu ve üzerimdeki kırmızı lekeye bakılırsa kanıyordu. Çöp konteynırının sapını tutarak ayağa kalkmaya çalıştım ama başımdaki sızı buna izin vermiyordu, sanki biri kafamı iki taşın arasına koymuş da eziyormuş gibiydi. Dizlerimin üzerine çömelerek elimi başıma götürdüm ve kanayan yeri tuttum. Birkaç dakika o şekilde bekleyerek kendime zaman verdim, derin derin nefes almaya çalıştım ama bu yaptığım bir hataydı, keskin çöp kokusu hem mide mi bulandırdı hem de yüzüme tokat yemişim gibi ayılmamı sağladı.

Yalpalanarak ayağa kalktım, dar bir ara sokaktaydım etrafımda çer çöp ve iğrenç koku dışında bir de sağ tarafımda kalan uzun ama ışık gelen bir yol vardı. Sendeleye sendeleye o yola doğru ilerledim, çok susadım, çok açım, çok yorgunum, çok uykum var...

Sokağın sonuna vardığımda bir cadde yoluna çıkıyordu, etrafta binalar ve ne olduğunu bilmediğim bir sürü dükkan vardı. Bu yol ve bu dükkanlar gözümü bir yerden ısırıyordu ama nereden, buraya daha önce gelmediğime eminim. Hiç bilmediğim bir sokakta hiç tanımadığım bir yerdeydim. Peki buraya nasıl geldim? Burası neresi? Ve en önemlisi burada ne işim var?

Birilerini aramam gerekiyor. Kaldırımın üzerinde, başımda ki kanayan yaraya elimi koymuş öyle asalak gibi etrafa bakıyordum. Üzerimde bir iki düğmesi açık olan beyaz bir gömlek, siyah bir ceket ve ceketle uyumlu siyah kumaş pantolon vardı. Bir elimle ceplerimi kontrol ederken diğer elimle başımda ki yaraya baskı yapıyordum. Nereden geliyordum böyle yada nereye gidiyordum? Peki burası neresi, beni buraya birisi mi getirdi yoksa ben kendim mi geldim?

Kafamda bin bir tane soru dönüp dururken gözlerim karşıdaki dükkanın camına kaydı, karşımda otuzlarının sonlarında, saçlarının bir kısmı hafif dağılmış, gömleği yer yer kan olmuş bir adama bakıyordum. Başımı çevirip sağıma ve soluma baktım fakat sokakta benden başka kimse yoktu ama bu karşımda gördüğüm;

Bu ben olamazdım.

Yavaş adımlarla, başım döne döne dükkanın camına doğru gittim. Tam önünde durduğumda gözlerime inanamıyordum, otuz beş yaşımdaki halime bakıyordum. Paniklemeye başlamıştım bu bir şaka olmalıydı, bu bir şakaydı zihnim benimle oyun oynuyordu, şuanda rüya görüyorum ve birazdan uyanacağım.

Yere eğilip elimi ayağımın altına koydum ve var gücümle elimi ezdim, Canımı yakıp uyanmamı sağlamalıydım ama bu yeterli değildi; canımı yeterince acıtmıyordu, uyanmamı sağlamıyordu. Etrafa bakınıp canımı acıtabilecek keskin bir şeyler aradım bir taş, bir cam şişe, bir taş... Ama sokak fazla temizdi, kaldırımın üzerinde tek bir taş bile yoktu; buranın belediyesi güzel iş yapıyormuş.

Kafamı kaldırıp dükkan camındaki yansımama baktım sonra sol tarafımda kalan dükkanın duvar bitiminde kalan köşe kısmına gözüm ilişti; acele etmeden o kısma doğru yürüdüm, ve hiç düşünmeden var gücümle kafamı duvarın köşesine vurdum. Kafamda duvara vurarak patlattığım kısmından fışkırırcasına kan akarak duvara sıçramıştı ama uykumdan uyanmadım.

Tekrar duvara tutunarak var gücümle duvara kafa attım, geri çekildim ve tekrar duvara kafa attım, tekrar tekrar ve tekrar... Defalarca kez kafamı duvara vurdum, canım çok yanıyordu ama uyuduğum uykudan bir türlü uyanamamıştım

Korkuyorum.

Uyuduğum uykudan uyanamıyorum, canım yanıyor ve etraftan geçen bir kuş bile yok, okula giden çocuk yok, bir kedi yok, etrafımda insan yok. Beni fark edebilecek kimse yok, beni durdurabilecek kimse yok. Gözlerimden yaşlar akıyordu, acı içinde bağırmaya başladım belki birisi sesimi duyar da yardımıma gelir diye ama kimse gelmedi.

Geriye doğru bir adım attım, aldığım darbeden kaynaklı oluşan yarıklardan oluk oluk kan akıyordu. Artık ayakta durabilecek kabiliyetim yoktu, zar zor dükkanın camına baktım, başımı çeviremiyordum, acıdan baygınlık geçirecektim neredeyse ama o uykudan bir türlü uyanamadım. Otuzlarının sonlarında, saçları artık tamamen dağılmış olan, burnu kırık, dudağı ve kaşı patlamış, şakaklarından aşağıya doğru kan süzülen, görenin bir katliama karıştığı yargısını oluşturabilecek olan o bendene baktım.

Kalan son gücümü zar zor toparlayarak tekrar duvara koştum ve son kafa darbemi vurup yere serildim. Uykudan uyanamıyordum yani buraya hapsolmuştum. Gözlerimi kapatarak ölmeyi bekledim çünkü bu kafa darbelerinden sonra yüksek ihtimalle beyin kanaması geçirecektim. Peki bu mümkün müydü, rüyada sıkışıp kalmak gibi bir şey mümkün müydü? Bu kadar gerçekçi acı çekmem mümkün müydü? İnsanlar nerede? Sesimi duyabilecek tek bir insan yok mu, işine giden tek bir insan yok mu?

Şakaklarımdan akan kanı ellerim ile sildim. İçim anlık bir huzur dolmuştu, kan görmek içime huzur getirmişti, renginden olsa gerek. Gözlerimi gökyüzüne çevirip baktığımda hava çoktan mas mavi olmuştu bile ama etrafta hala kimse yoktu. Yine de umutluyum çünkü umut en beklenmedik zamanda, tam pes ettim dediğimiz anda birden ortaya çıkar. Bazen ihtiyaç duyduğun bir eşya olarak bazen de bir kişi olarak...

Sonra bir karga sesi geldi kulaklarıma, hemen ardından da yolda ilerleyen bir arabanın fren sesi geldi. Kapısını usulca açıp arabadan indi ama yanıma gelemedi;

''Ahter'' Korkuyla bana seslendi ama cevap veremedim.

''Ahter!'' Bu sefer adımı haykırdı, yine cevap veremedim ama o bu sefer yanıma geldi.

''Ahter'' Bu sefer fısıldamıştı, sesi boğuktu. Zar zor açabildiğim gözlerimle ona baktım, karşımda gözleri dolu dolu duran buğday tenli, kumral bir kadın vardı. Yüzümü avuçlarının arasına almış hızlı hızlı bir şeyler söylüyordu ama anlamak imkansızdı, bir uğultudan fazlası değildi benim için sanki kulaklarım yavaş yavaş işlevini yitiriyor gibiydi.

Uyku bedenimi yavaş yavaş ele geçirirken ayağa kalkıp etrafa seslenmeye başladı, dükkanın bir duvarını baştan sona kanım ile boyadığımı görünce donakaldı. Sesi kesildi yavaşça tekrar yanıma oturdu ve bir şeyler söylemeye başladı. Fakat geç kalmıştı çünkü uyku bütün bedenimi ele geçirmişti bile;

''Ahter, hayır sakın uyuma yardım edin kimse yok mu?'' gözlerim kapandı ve duyabildiğim son şey bu olmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.