İçeriğe geç

Hafıza Kaybı

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Hafıza Kaybı

Bölüm 1

Ön Sezi

Evin yolunu uzatabildikçe uzatmaya çalışıyordum, evden kaçıyordum ama nereye kadar kaçabilirdim? Günün sonunda dönüp dolaşıp gideceğim yer orası. Sahi Ahter nereye kadar kaçabilirsin ki? Arabanın direksiyonunu sola kırıp ana caddeye geçtim. Aklım hala almıyordu, nasıl yapmıştı bunu bana? Nasıl yapabilmişti bunu bana? Hiç mi düşünmemişti sonunu? Bize ne olacağını hiç mi düşünmemişti?

Aklım karma karışık. Olanları kendime yediremiyorum. Nasıllar ve nedenler, niçin bunu yapmıştı? Ben defalarca kez o masum dememe rağmen o bunca zamandır beni sırtımdan bıçaklıyormuş. Omuzlarımdaki yükün ağırlığı şimdi daha açıkça anlamıştım. İçimi aniden öfke kapladı, karşıma çıktığı ilk anda onu boğup öldürecektim madem o kendine bu yaptığını yakıştırmıştı bana da ona yakışanı yapmak düşerdi.

Direksiyonu öfke ile sağa kırdığım, arabayı o kadar hızlı kullanıyordum ki karşıma çıkan kadını son anda fark edip zar zor arabayı durdurdum. Kadın sarhoş gibiydi öylece yüzüme baktı ve bana arkasını dönerek yolun tam ortasından yürümeye devam etti. Gözlerimi kapatıp anlımı direksiyona yaslayarak birkaç dakika öylece bekledim.

Kafamın içi çok doluydu. Ya bana ihanet edenlerin sayısı daha fazlaysa? Ya diğerleri de bu oyunun içinde yer alıyorsa? Ben kime güveneceğim? Kim dost kim düşman? Düşmanımı koynumda beslemişim, hem de yalanlara sarıp sarmaladığı kimliğiyle. Sahi ne güzel oynamış rolünü hiç anlamadım. Gözlerimi açıp bir hışımla arabadan indim. Kendimi yiyecektim bu nasıl bir oyundu? Arabanın tekerine salam bir tekme attım çünkü içimdeki öfke beni boğmak üzereydi. Yetmedi arabanın kaportasına yumruk attım yetmedi camına yumruk attım benim canım yandı fakat öfkem hiç sönmedi, aksine daha da büyüdü. Yere oturup arabaya yaslandım. Zayıflıklarımı bana karşı kullanmış beni manipüle etmiş gecelerimi ve gündüzlerimi onu iyileştirmek için harcamıştım. Hani ben onun ilacıydım?

Bir insanın ilacı olmak bu dünyanın en kötü şeylerinden bir tanesiydi çünkü biz insanlar ilacı yalnızca hasta olduğumuz zaman kullanırız ve iyileşince ilaca ihtiyaç duymayız. Arkamdan gelen motor sesiyle beraber kafamı o tarafa doğru çevirdim, siyah deri ceketiyle siyah botlarıyla beyaz gömleği ve yine siyah pantolonuyla motorunun üzerinde duran şahsa baktım, arabamın yanına yaklaştırınca motorunu durdurdu. Motorundan inip kafasındaki kaskını da çıkararak yavaş adımlarıyla yanıma geldi ve hiç tereddüt etmeden yere, yanıma oturdu. Bir süre sessizliği dinledik ne o konuştu ne ben konuştum, öylece oturduk.

''Bunu genelde hep sen söylersin ama bu sefer ben söyleyeceğim, ben söylemiştim.'' Kafamı çevirip uzunca ona baktım, ''Öldür beni.'' hayatımda ilk defa ölmek istedim ve bunu düşmanımdan istedim. Suratında sırıtmayla önüne döndü ''Bunu yapmıyacağım, ilk defa birini öldüresim yok.'' Hiç tereddüt etmeden yakasına yapıştım ve bir hışımla kendimle beraber onu da ayağa kaldırdım. ''Öldür beni!'' Yüzüne attığım yumruğu sıyırı ve elleriyle benim yakama yapıştı. ''Sakin ol bak dinle beni.'' Olan son gücümle kafa atmaya yeltendim fakat beni sert bir şekilde iterek elimden kurtuldu, geriye doğru sendeleyişimi aldırmayarak var gücümle ikinci kez yakasına yapıştım. ''Dinlemek istemiyorum! Duymak istemiyorum!''

Ne haldeydim bilmiyorum ama iyi değildim biliyorum, bunu onun gözlerinde de gördüm. Yakasını bırakarak birkaç adım geriye gittim ''Bak, ihanete uğramak nasıl bir şeydir bilirim özellikle yapmaz deyip ölümüne savunduğun kişiler tarafından ihanete uğramak ne demektir bilirim. Artık çevrendekilerden şüphe edersin birisine güvenmek istersin ama tekrar güvenemezsin, içinde daima acaba hissi bulunur. İnsanlara karşı artık daha dikkatli olursun yeri gelir bu sana takıntı olarak döner, zamanla yeni insanlara tanışırsın senin ne yaşadığını bilmeyen insanlarla onlar senin bu haline deli muamelesi yaparlar. Karakterin değişir, eski sen artık yoksundur.''

İhanet bu denli kötü bir şey miydi? ''Canım yanıyor.'' Başımı eğip ellerime baktım, doğru muydu? Ona içimi açmam doğru muydu? Kafamı kaldırdığımda anlat dermişçesine baktı bana, yanıma gelip ellerini omzuma koydu, ''Anlat, anlat ben dinliyorum. Anlat senin açından nasıl bir şeymiş ihanete uğramak, anlat da bilelim.'' Ellerini omuzlarımdan çekti ve arabanın yanına yürüyüp eski yerine oturdu, ceketinin cebinden çıkardığı sigarasını yaktı, sallana sallana yürüyüp ben de yanına oturdum.

''Kafam çok dolu.'' diye başladım cümleme, ''Nedenler ve nasıllarla doluyum ne zamandır böyle? Ben ne zamandır ihanet edilen taraf oldum? Sebebi neydi? Ne istemişti de olmaz demiştim o da çareyi bana ihanet etmekte bulmuştu?'' kafamı kaldırıp yüzüne baktım, ''İçimdekileri sana anlatmam ne kadar doğru?'' bakışları kaçırarak elindeki sigaraya bakmaya başladı, içmiyordu sadece yakmış onu öylece elinde tutuyordu. ''Ne kadarının doğru olmasını istersin?'' bakışlarını sigarasından ayırmadan konuşmaya devam etti, ''Kabul ediyorum, yıllardır seninle düşmanız. Devamlı kedi köpek gibiyiz, sürekli didişiyoruz... Peki bizim düşman olmamızın sebebi ne? Neden biz seninle yıllardır düşmanız?''

''Ne demek istiyorsun?''

''Ne demek istediğim açık değil mi?''

''Açık olsaydı ne demek istediğini sormazdım.''

''Demek istediğim bunların hepsi planlıydı, bizi birbirimize düşürdüler. İkimizin yan yana geldiğimizde neler yaptığımızı hatırla kimsenin durduramayacağı ikiliydik biz, peki sonra ne oldu? İkimize yalan söylediler, bizi birbirimize düşürdüler ikimiz birbirimizi yerken onlar şehri ele geçirdiler; biz şehrin krallarıydık Ahter, şimdi ise iki sokak köpeğinden farkımız yok.''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.