"Uzak dur benden!"
Ağlayışlarım artarken düşündüğüm tek şey Barlas'ın nerede olduğuydu.
"Rahat dur!"
Ben deli gibi çırpınırken kapının bir anda büyük bir gürültü ile açılması üzerine ikimizinde bakışları kapıya yöneldi.
"Ne oluyor lan!?"
Yavuz bağırışıyla ben daha ne olduğunu anlamadan Barlas, Yavuz'u üstümden çekip suratına sert bir yumruk attı. Ben ise gelen rahatlık üzerine dizlerimin bağı çözülmüş, resmen yere çökmüştüm.
Derin derin nefesler alırken gözüme Barlas çarptı. Yavuz'u ardı ardına yumrukluyordu. Tabi küfür etmeyi de ihmal etmiyordu. Gözlerim kapıya kayarken kapının açık olduğunu görmemle hızlıca kalkıp kapıyı kapattım. Kilidin üstündeki anahtarı çevirip Barlas'a döndüm. Hala yumrukluyordu. Eğer durdurmazsam öldürecekti.
"Dur dur!"
Barlas'ı, Yavuz'un üstünden çekmeye çalıştım ama hayvan gibi ağır olduğu için bu pek mümkün olmuyordu.
"Barlas dur yeter! Öldüreceksin şimdi dur!"
Yavuz suratı kanlı bir şekilde yerde yatıyordu. Büyük ihtimalle bayılmıştı. Umarım sadece bayılmakla kalır. Eğer öldüyse ben de Barlas'ı öldürecektim!
"Barlas dur diyorum dur!"
En sonunda bir şekilde Barlas'ı, Yavuz'un üstünden çekebilmiştim. Barlas anında bana dönerken bir anda sarılmasıyla ne yapacağımı bilemedim.
"Özür dilerim."
Oha! N'oluyor lan!? Az önce Barlas benden özür mü diledi!? Bugünün tarihi ne ise unutmayayım. Pasta kesme sebebi lan bu!
Sarılmasına karşılık vermem gerektiğini düşünüp bende kollarımı sırtına doladım.
"Özür dilediğine göre bir bok becerememişsin belli!"
Bunu gülerek demiştim ama pek neşeli olduğum da söylenemezdi. Az kalsın itin biri bana tecavüz edecekti! Kaçıncı kurtuluşum oldu bu, üç mü?
Barlas benden ayrılıp beni baştan aşağı süzmeye başladı.
"Bir şeyin var mı? Bir şey yaptı mı?"
"Hayır. Yani... tam zamanında yetiştin."
Barlas'ın tekrar sarılmasıyla kaşlarım çatılsa da sarılmasına karşılık verdim. Niye bu kadar sarılıyor olum bu!?
"Sen iyi misin?"
Sorduğum soruya cevap vermedi. Bende tekrar konuştum.
"Şu iki adamın nerede? Yoksa ben odaları mı karıştırdım?"
Dediğim şey üzerine Barlas'ın kollarının sıkılaştığını hissettim.
"Hayır, senle alakalı değil. Sen doğru odadaydın. Aptallar odayı karıştırmış! O*ospu çocukları, sağdan 8 değil soldan 8'e gitmişler!"
Ulan onların beceriksizliği yüzünden neye maruz kalacaktım. Zaten eğer kalsaydım bir daha toparlayamazdım.
"Abim ve Tuna nerede?"
"Kaan o iki adamla ilgileniyor. Tuna da bardan rahat çıkalım diye adamların dikkatini dağıtıyor."
Deyip benden ayrıldı.
"Şimdi hiçbir şey olmamış gibi önce odadan sonra bardan çıkıyorsun. Karşında gördüğün ilk siyah arabaya atla ve beni bekle."
Kaşlarımı çatarak konuştum.
"Sen niye gelmiyorsun?"
"Şunu halletmem lazım."
Kaşlarıyla Yavuz'u işaret etti.
"Yardım edeyim ben de."
"Gerek yok. Yeterince tehlikeye soktum zaten seni. Sen arabaya git beni bekle."
Kafamı salladım. Aslında yardım etmek istiyordum ama bir andan da ayağına dolanabilirdim.
"Peki. Uzun sürecek mi?
"Hayır."
Barlas üstündeki kabanı çıkarıp bana uzattı. Ben elindeki kabanı alıp giyerken o konuşmasına devam etti.
"Mümkün olduğunca yüzünü göstermemeye çalış. Kafanı falan ey. Üstünü de kimse görmesin."
"Tamam tamam."
Kaban ile kapatabildiğim kadar üstümü kapattım.
"Arabanın kapısı açık?"
"Açık."
"Tamamdır."
Kapıya doğru yöneldim. Kilidi açıp kapıyı arkamdan kapatarak çıktım. Barlas'ın dediği gibi kafamı eğerek yürüyordum.
"Pişt güzelim!"
İster istemez sesin geldiği yöne bakarken bir adamın sırıtarak bana baktığını fark ettim. Adımlarımı hızlandırarak kafamı daha da eğdim. En sonunda bardan çıktığımda hemen karşımdaki siyah arabaya doğru ilerledim. Kapıyı açıp içeri girdim. Arkamdan kapıyı kapatırken derin bir nefes verdim. Resmen rahatlamış hissediyordum.
"Dünya varmış be!"
Yorgunluktan mıdır bilmem derin derin nefesler alıp duruyordum. Fakat burnuma gelen kokuyla kaşlarım çatıldı. Nereden geldiğini anlamazken gözüm kabana takıldı. Kabanın yakasını burnuma götürüp kokladığımda burnuma gelen kokunun bu olduğunu anladım.
"Çok güzel kokuyor lan!"
Barlas hangi parfümü kullanıyor bilmiyorum ama kendisini tebrik etmeliyim. Aşırı zevkliydi. Ne çok ağır kokuyordu ne de hemen uçup gitmeye müsait denilecek kadar çok hafif kokuyordu. Tam kararında idi.
"Doyamadım ya!"
Kokladıkça koklayasım geliyordu. Çoğu kız gibi ben de erkek parfümlerini seviyordum. Her parfüm güzel değildi tabi ki de ama bu tam benim sevdiğim türdendi.
Esnememle elimi ağzıma götürdüm. Uykum geldi ya!
"Barlas gelene kadar uyusam mı ya?"
Bence uyusam sorun olmazdı. Kafamı cama yaslayıp gözlerimi kapattım. Ben anında uykuya dalacağımı sanarken maalesef ki öyle olmamıştı. Uykum vardı ama uyuyamıyordum. Birkaç dakika sonra arabanın kapısı açıldı. İstifimi bozmadan uyumaya, daha doğrusu çalışmaya, devam ettim. Büyük ihtimalle Barlas gelmişti zaten.
Çalan telefon sesi ile neredeyse gözlerimi açacaktım ki sonradan kendime engel olabilmiştim. Belki bir şeyler öğrenirim, fena mı?
"Yanımda."
Barlas biriyle konuşuyordu. Ve bahsettiği kişi de bendim galiba.
"Uyuyor. Merak etme bir şey olmadı, son anda yetiştim."
Kesinlikle ben! Acaba kiminle konuşuyor? Kesin abimdir!
"Kafalarına sık gitsin!" Daha sonra ekledi. "Ben de."
Kaşlarımı çatmamak için kendimi zor tutuyordum. Kimin kafasına sıkacak, kimden bahsediyor bu!?
"Onu depoya götürün. Söyle adamlara, ben gelmeden kılına dokunmasınlar! Onunla yarın ilgileneceğim!"
Galiba şuan Yavuz'dan bahsediyordu. O değil de umarım Yavuz, Maske hakkında bilgi verir. Aşırı sıkılmıştım. Ben ömrümü bu şekilde çöp edemem! Bir an önce şu Maske'yi yakalayalım, sonra da herkes yoluna gitsin.
"Tamam. Biz eve geçiyoruz, siz de gelirsiniz."
Kısa bir süre sessizlik olduktan sonra araba çalıştı. Ulan ben belki bir şeyler öğrenirim diye heyecanla seni dinleyeyim ama sen öğrenilecek hiçbir şey söyleme, oldu mu bu şimdi!? Neyse, belki bir şeyler der şimdi.
Fakat maalesef ki hiçbir şey dememişti. Yol gayet sessiz geçmişti. Neden!? Başka zaman olsa çat çat çat konuşur! En sonunda araba durduğunda geldiğimizi anladım.
"Havin?"
Barlas bana sesleniyordu ama cevap vermeyecektim. Zorlayabildiğim kadar zorlayacağım, bakalım ne yapacak?
"Havin geldik. Uyan artık."
Yine hiç istifimi bozmadım. Barlas derin bir nefes verirken söylenmeye başladı.
"Hayatımda gördüğüm en uykucu insan olabilirsin."
Söyleniyordu ama ben nedense sırıtarak söylendiğini hissediyordum. Ona da söylenme demek ne kadar doğru olur bilemem.
Kapı açılıp kapandı. Ne yapacak lan bu? Arabada bırakmaz umarım beni! Daha sonra kapımın açılmasıyla kafam düşerken Barlas elini önce kafama koyup koltuğa yasladı. Daha sonrasında ise bir kolunu bacaklarımdan diğer kolunu da sırtımdan geçirerek resmen kucakladı. Beni arabadan çıkartıp kapıyı da arkasından kapattı.
"Hoş geldin patron."
Bir şey dememişti. Ya da sadece kafa selamı vermekle yetindi. Barlas bahçede yürürken bense kendimi aşırı rahat hissediyordum. Ulan neden bebeklerin kucak sevdalısı olduğu anlaşıldı, kucakta olmak aşırı rahat! Ne güzel, hiç efor sarf etmiyorsun. Başkası seni gidilecek yere götürüyor zaten.
Kısa bir süre sonra Barlas yürümeyi bırakmıştı. Gözlerimi çok hafif açıp ne yaptığına baktım. Kapının önündeydi. Ayağı ile kapıyı çalınca gözlerimi tekrar kapattım. Kapı açılınca sesinden açan kişinin Olga olduğunu anladım.
"Hoş geldiniz Barlas Bey."
"Hoş bulduk Olga."
Hiçbir çalışanına bırak adıyla hitap etmeyi konuşmazken Olga ile konuşması dikkatimi çekmişti. Aralarında kesin bir bağ vardı. Barlas'ın en güvendiği çalışanı falan olabilir mi ki acaba? Eğer o tarz bir şeyse Olga'yı kendi tarafıma çekmem daha da zorlaşırdı.
"Herkes uyuyor dimi?"
"Evet Barlas Bey."
Bunun üzerine Barlas tekrar yürümeye başladı. Merdivenlerden çıkarken aklıma Berfin gelmişti. Eğer Berfin beni bu halde görürse ne olduğunu falan soracaktı. Ya da gerçi umurunda bile olmayabilirdi. O kadar da değildir ama ya. Yani en azından umarım öyle değildir. Kaç yıllık arkadaştık. Beni bu kadar görmezden gelmesi normal değildi.
Düşüncelerimden beni bölen şey ise Barlas'ın bir kapıyı açması idi. Kısa bir süre sonra sırtım yatak olduğunu düşündüğüm yere değdi. Barlas kollarını vücudumdan çekerken benim düşündüğüm ise hangi odada olduğumuzdu. Burnuma erkek parfümü kokusu gelse de bunun kabandan mı yoksa odadan mı geldiğini anlayamıyordum.
Bir anlık sessizlikten sonra kapı açılıp kapanma sesi geldi. Yavaşça tek bir gözümü açtım. Kimsenin olmadığını görünce iki gözümü de açtım. Etrafa bakarken daha önce görmediğim bir odada olduğumu fark ettim. Büyük ihtimalle Barlas'ın odasıydı. Çalışma odası gibi her yer siyahtı.
"Zaten Berfin'in yanına götürecek hali yok ya."
Yatakta dikeldim.
"Nereye gitti acaba?"
Bakışlarım üstüme kaydı. Ben böyle mi uyuyacağım arkadaş!?
"Umarım kıyafet falan almaya gitmiştir."
Kendimi geri yatağa bırakıp rahat bir pozisyon aldım.
"Şerefsizin kendi yatağı bile daha rahat!"
Barlas Doğan'dan:
Havin'i yatağa bırakıp odadan çıktım. Çalışma odama doğru ilerleyip kapının kilidini açarak içeri girdim. Kapıyı arkamdan kapatıp bilgisayarın başına yöneldim. Bilgisayarın açılmasını beklerken oturduğum sandalye de rahat bir pozisyon aldım. Saniyeler sonra bilgisayar açıldığında arabada ki kameraya girdim. Havin'in arabaya bindikten sonraki yere sarıp görüntüleri izlemeye başladım.
"Dünya varmış be!"
Havin derin derin nefesler alırken kaşlarını çatarak etrafı koklamaya başladı. Şuan bir köpeğe benziyordu. Bir süre daha havayı kokladıktan sonra kabanımın yakasını burnuna götürdü.
"Çok güzel kokuyor lan!"
Dediği şeyle kaşlarım benden bağımsız kalkarken hafiften sırıtmıştım.
"Doyamadım ya!"
"Bir daha sana nah iltifat ederim!"
"Edebilirsin. Senin ağzından duymak isterim. Merak ediyorum başka bende güzel bulduğun bir şey var mı."
"İlk ve sondu. Başka benden iltifat duyamazsın."
"Emin ol, duymuş kadar oldum."
Havin daha sonrasında kabanımı bırakıp esnemeye başlamıştı.
"Barlas gelene kadar uyusam mı ya?"
Kafasını cama yaslayıp gözlerini kapattı. İtiraf etmeliyim ki başta gerçekten uyuyor sanmıştım. Nefes alış verişlerini iyi kontrol etmişti. Eğer kapının orada da gözünü açmasaydı kesinlikle uyuduğuna inanabilirdim.
Sonrasında da ben gelmiştim. Devamını bildiğimden arabanın kamerasından çıkıp bu seferde kendi odamdaki kameraya girdim.
Odadan çıktığım yere kadar sarıp izlemeye başladım. Havin ben çıktıktan sonra gözlerini açmıştı.
"Zaten Berfin'in yanına götürecek hali yok ya."
İçinden az da olsa ne düşündüğünü tahmin etmiştim. Yattığı yerde dikelip kendi kendine konuşmaya devam etti.
"Nereye gitti acaba?"
Başkası bu soruyu sorsa pek umurumda olmazdı ama Havin sorunca nedensizce mutlu oluyordum.
"Umarım kıyafet falan almaya gitmiştir."
Aklıma Havin'in o kıyafetin içinde dans ettiği geldi. Bir şey olma ihtimaline karşı, Havin dans ederken onu izlemiştim. O tezahürat yapan heriflerin hepsine türlü türlü işkence yapmak vardı şimdi! Fena fikir değildi aslında.
"Barlas bu iki salak odaları karıştırmış!"
"Ne diyorsun Kaan!?"
"Şu iki adamın, odaları karıştırıp başka bir çift sevişirken basmışlar! Havin o odada yalnız! Çabuk Havin'in yanına git!"
Barda Kaan ile konuşmalarımız gözümün önüne geldi. Sırf o p*çlerin hatası yüzünden Havin az kalsın tecavüze uğrayacaktı.
"Hem de ikinci defa benim yüzümden."
Düşüncesi bile beni sinirlendirmeye yetiyordu. Havin'in dediği gibi tam zamanında yetişmiştim. Yoksa bu sefer kendimi zor affederdim.
"Şerefsizin kendi yatağı bile daha rahat!"
Havin'in dediği şeyle kaşlarım çatıldı. Birkaç saniye geriye sarıp tekrar oynattım. Havin kıyafet getirmemi umduktan sonra kendini yatağıma atıp rahat bir pozisyon almıştı.
"Şerefsizin kendi yatağı bile daha rahat!"
Tek kaşım havaya kalktı.
"Şerefsiz olduk şimdi de demek?"
Gülmemi engelleyemezken izlemeye devam ettim. Birkaç dakika sonra Havin gerçekten uyuyakalmıştı. Birkaç dakika daha onu izleyip bilgisayarı kapattım. Çalışma odasından çıkıp arkamdan kapıyı kilitledim. Merdivene doğru yönelip Havin'in kaldığı odaya doğru ilerledim. Odanın önüne geldiğimde yavaşça kapıyı açıp içeri girdim. Dolabına yönelip sessizce pijama takımı alıp çıktım. Kapıyı da arkamdan kapatıp tekrar merdivene doğru ilerledim. Basamakları seri adımlarla çıkıp odamın önüne geldim.
Kapıyı olabildiğince sessizce açıp arkamdan geri kapattım. Havin hala uyuyordu.
"Uyandırmasam daha iyi olur sanki."
Pijamasını yatağa bıraktım. Sabah kalkınca giyerdi. Kendi pijamamı da aldıktan sonra Havin'i uyandırmak istemediğim için odadan çıktım. Karşımdaki misafir odasına girip kıyafetimi değiştirdim. Daha sonrasında banyoya girip dişimi fırçaladıktan sonra kendimi yatağa attım. Aklıma Yavuz gelmişti.
"Umarım yarın istediğim şekilde konuşursun Yavuz. Yoksa canını yakmak zorunda kalacağım."
𓆝 𓆟 𓆞

