İçeriğe geç

Güzellik Uğruna

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Güzellik Uğruna

Bölüm 5

MUM IŞIĞINDA Kİ YANKILAR

Gece yarısını çoktan geçmişti ama Selin hala telefon ekranına bakıyordu.

Mert’in gönderdiği fotoğraf. Zümrüt yeşili elbiseyle kahkaha atarken yakalanmış hali. Gözleri parlıyordu. Filtresizdi. Gerçekti.

Yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi. Sonra kaşlarını çattı, telefonu ters çevirip komodine koydu.

“Saçmalama Selin,” diye fısıldadı karanlığa. “Adam sadece işini iyi yapan profesyonel bir fotoğrafçı. Her modele böyle davranıyordur. Kendine hikaye yazma.”

Ama telefonun ekranı kapanmış olsa da, o görüntü gözünün önünden gitmiyordu.

Sabah dergiye girdiğinde ise hikaye yazmaya hiç gerek kalmadı. Hikaye çoktan yazılmıştı. Kahve köşesinde bir uğultu vardı. Herkes telefonuna gömülmüştü. Selin’i gören bir stajyer hızla bakışını kaçırdı. “Ne oluyor?” diye sordu Selin, masasına geçerken. Yan masadaki Deniz değil, dergiden Elif ona telefonunu uzattı. Bir magazin sitesi açıktı. Manşet: “Aura Dergisi’nin Yeni Yüzü Bir Editör Mü?”

Altında, anonim bir sızıntı fotoğraf. Selin’in en gergin anından. Flaşların altında donup kaldığı ilk saniyelerden biri. Omuzları kasılmış, yüzü donmuş, elbise üzerine yapışmış gibi duruyordu.

Yorumlar altta akıyordu:

“Moda dergisi mi bu, komedi mi?”

“Gerçek güzellik buysa ben estetik yaptırıyorum.”

“Kız editörmüş, torpille kapağa çıkacak herhalde.”

Selin’in midesine bir yumruk indi. Dün geceki o ılık his, yerini buz gibi bir utanca bıraktı. Özgüveni, daha yeni filizlenmişti. Şimdi biri üzerine basmış gibiydi.

Kapı, öğleden sonra öyle bir açıldı ki sekreter yerinden sıçradı. Mert Demir, hışımla içeri girdi. Üzerinde deri ceket, yüzünde fırtına. Emin Bey’in odasına daldı. Selin de oradaydı, koltukta küçülmüş gibi oturuyordu. “Bu ne?” dedi Mert, telefonunu masaya fırlatarak. Ekranda o sızıntı haber açıktı. Emin Bey ellerini kaldırdı. “Mert Bey, sakin olalım. Aslında bu bir PR fırsatı olabilir. Konuşuluyoruz sonuçta...”

“PR fırsatı mı?” Mert’in sesi yükseldi. “Bu projeyi bir magazin malzemesine dönüştürmenize izin vermeyeceğim! O fotoğrafı kim sızdırdıysa bulun. Bulmazsanız sözleşmeyi tek taraflı feshederim. Anlaşıldı mı?” Odada buz gibi bir sessizlik oldu.

Emin Bey yutkundu. “Araştıracağız.” Mert, Selin’e döndü. Selin gözlerini kaçırıyordu. Omuzları yine o eski, kendini saklayan haline dönmüştü. Mert’in öfkesi bir anda başka bir şeye dönüştü. Korumacı, aceleci bir kararlılığa.

“Çantanı al,” dedi.

Selin başını kaldırdı. “Ne?”

“Dış çekim mekan keşfi için şehir dışına gidiyoruz. Şimdi. Bu sahte ve acımasız ortamdan uzaklaşman lazım.”

“Ben...”

“Selin.” Mert’in sesi yumuşadı ama netti. “Tartışma yok.”

Mert’in arabası, İstanbul trafiğinden kurtulup kuzeye doğru ilerliyordu. Camda yağmur izleri başlamıştı. Selin başta gitmek istememişti ama dergideki o bakışlardan kaçmak, Mert’le bir arabaya tıkılmaktan daha cazip gelmişti. Şimdi ise gergin bir sessizlik vardı. Bir süre sonra Selin dayanamayıp konuştu. “Yorumları gördün mü? ‘Gerçek güzellik buysa ben kaçarım’ yazmış biri. Komik aslında. Haklı da olabilir.” Acı bir gülümseme takındı. Mert direksiyonu sıkıca tutuyordu. Sonra sinyal verip arabayı emniyet şeridine çekti. Dörtlüleri yaktı. Selin’e döndü.

“Dinle beni,” dedi net bir sesle. “Sen o sığ yorumlardan çok daha fazlasısın. Sana attığım fotoğrafa bak, o magazin çöplüğündekine değil. O fotoğraftaki kadın güçlüydü, komikti, gerçekti. Bunu birinin yorumu değiştiremez.” Selin’in boğazı düğümlendi. “Neden bu kadar umursuyorsun?”

Mert bir an duraksadı. Camdaki yağmura baktı.

“Çünkü... ben de bir zamanlar sadece bir ‘yüz’ olarak görüldüm,” dedi alçak sesle. “Eski nişanlım için ben bir insan değildim. Bir unvandım. Ünlü fotoğrafçı Mert Demir. Onunla yan yana durunca kapılar açılıyordu. Bunu çok geç anladım.”

Selin, ilk kez Mert’in o Buz Kralı maskesinin altında incinmiş bir ruh olduğunu hissetti. Onun da bir hikayesi vardı. Araba yeniden yola çıktı. Bu sefer sessizlik daha yumuşaktı.

Doğa mekanı dedikleri yer, ormanın kenarında taş ve ahşaptan yapılmış küçük bir kulübenin baktığı bir vadiydi. Tam “burada çekim yapalım” diye bakınırken gökyüzü karardı. Önce çiseledi, sonra bardaktan boşanırcasına yağdı. Ardından fırtına. Yollar çamur oldu, telefonlar çekmemeye başladı.

Zorlukla kendilerini yakınlardaki ahşap bir dağ evine, küçük bir kafeye attılar. İçerisi boştu, sahibi sobayı yakıp “elektrikler gider, hazırlıklı olun” deyip gitti. Dediği gibi oldu. On dakika sonra elektrikler kesildi. Garson kız, masalarına iki mum bıraktı. Dışarıda fırtına uğulduyor, camlara yağmur vuruyordu. Ne lüks podyumlar vardı, ne derginin stresi. Sadece mum ışığında baş başa kalmış gerçek ikisi. Önce havadan sudan konuştular. Sonra Selin, Ceren’in çocukken yaptığı sakarlıkları anlatıp Mert’i güldürdü. Mert, Selin’in esprilerine ve zekasına hayran kalırken kahvesinden bir yudum aldı. “Sen toplantıda da böyleydin,” dedi. “Kimse sana laf yetiştiremiyor.”

“Mesleki deformasyon,” dedi Selin omuz silkerek. “Editörüm ya, kelimelerle dövüşüyorum.”

Sonra Mert anlattı. Çocukken ilk makinesini nasıl aldığını, neden moda fotoğrafçısı olduğunu ama bu dünyanın sahteliğinden nasıl yorulduğunu. Selin, o kibirli adamın ardındaki duyarlı, yorgun adamı gördü. Buz Kralı eriyor gibiydi.

Mum ışığında bakışları uzun birbirine takıldı.

Sabah fırtına dinmişti. Hava mis gibi toprak kokuyordu. Kulübenin verandasında durmuş, vadideki sisi izliyorlardı. Geceki samimi sohbetin izi hala üzerlerindeydi. Aralarındaki çekim, bakışmalara sığmayacak kadar güçlenmişti. Selin tam içindeki önyargıları tamamen yıkmışken... Mert’in telefonu çaldı. Mert bir adım uzaklaşıp açtı. “Efendim?”

Selin önce dinlemedi, manzaraya bakıyordu. Ama Mert’in ses tonu değişince kulak kabarttı. Konuşmanın sadece son kısmını duydu:

“Evet, Selin’in projedeki varlığı düşündüğümden daha çok ilgi çekecek. Bu proje benim kariyerim için de çok kritik, riske atamam.” Bir saniye. Dünya durdu. Selin’in beyni, o cümleyi aldı, evirdi, çevirdi.

İlgi çekecek. Kariyerim için kritik. Riske atamam. Dün geceden beri gördüğü ilgi, yumuşaklık, korumacılık... Hepsi bir anda başka bir anlama büründü. Strateji. PR. Kariyer garantisi. Tıpkı Emre gibi. Tıpkı dergideki dedikodular gibi. Tıpkı Pelin’in Mert’e yaptığı gibi. Gözleri doldu. Hemen arkasını döndü, kimse görmesin diye.

İçinden kendine kızdı: Yine aynı hatayı yaptın Selin. Adam sana acıyor ve işini garantiye almaya çalışıyor. Sen de buna inanıyorsun. Mert telefonu kapatıp döndüğünde, Selin’in yüzündeki o sıcak ifade gitmişti. Yerine kırgın, mesafeli bir duvar gelmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.