Selin sabah dergiye geldiğinde neşeli ve enerjikti. Yıllardır pazartesi sendromu diye bir şey vardı, o gün yoktu.Kahvesini alırken telefonu ardı ardına titredi. Yine Kızlar Grubu.
Kızlar Grubu
Elif: Selin! Dün akşamki sahil yürüyüşünün detayları nerede? Buz Kralı erimeye devam ediyor mu? Fotoğraf var mı fotoğraf?
Selin: Kızlar erime falan yok, adam son derece centilmen ve tatlı. Sayesinde kendimi ilk kez bir erkeğin yanında kasıntı hissetmiyorum. Bu çok acayip bir şey.
Deniz: Bak sen... 'Kasıntı hissetmiyorum' demek 'Aşka yelken açtım' demektir tatlım! Tercüme ediyorum.
Ceren: Kızlar sıkıştırmayın ablamı, onlar şu an 'sessiz ve derin' takılıyorlar. Mert Bey de az değil yani, gözleriyle yiyor ablamı! Ben gördüm, ateşte nasıl baktığını.
Elif: Ceren dedikodunun merkezinden bildiriyor.
Selin kafeteryada kıkırdarken arkadan bir ses geldi.
"Yine arkamdan çevrilen bir WhatsApp dedikodusu seziyorum Editör Hanım?"
Selin sıçradı. Mert.
Mert, Selin'in kendi kendine gülümsediğini görünce yanına oturdu, kahvesini bıraktı. "Yüzünüzdeki o gülümseme kesin benimle ilgili," dedi.
Selin toparlanmaya çalıştı, telefonu hızla kapattı.
"Sadece kızların sizin hakkınızdaki teorilerini okuyordum Mert Bey. Mesela soğukluğunuzun sebebinin buz devrinden kalma olmanız gibi... Bilimsel bir araştırma yürütüyorlar."
Mert gülümseyerek kahvesinden bir yudum aldı. Gözleri Selin'in üzerindeydi.
"Ben sadece doğru insana karşı çözülüyorum Selin. Ve galiba o insan şu an tam karşımda oturuyor."
Selin bu tatlı ve flörtöz çıkış karşısında hafifçe kızardı. Ama artık kızarınca kaçmıyordu. Esprili bir yanıtla konuyu profesyonel alana çekti, ama gözlerindeki ışıltı ele veriyordu.
"Çözülme hızınızı lansmanda test edeceğiz Mert Bey. Bakalım okuyucular karşısında da bu kadar cesur musunuz?" İkisi arasındaki çekim artık gizlenemez boyuttaydı. Kafeteryadaki barista bile bakıp gülümsüyordu.
Öğleden sonra editörler odasında hava değişti.
Stylist Pelin ve birkaç editör, lansman öncesi Selin'in ön plana çıkarılmasını çekemeyip laf sokmaya çalıştı. Toplantı arasında, herkesin duyacağı bir sesle "Selin'ciğim, projenin bu kadar ilgi görmesi senin için de sürpriz olmadı mı? Malum, moda dünyası genelde alışık değil böyle durumlara... Biraz fazla gerçek değil mi?" İma ağırdı. Oda buz kesti. Selin tam lafa girecekken Mert araya girdi. Sesi sakindi ama netti.
"Moda dünyasının neye alışık olduğu değil, neye ihtiyacı olduğu önemli Pelin Hanım. Selin bu dergiye uzun zamandır eksik olan 'gerçekliği' getirdi. Alışık olmadığınız şey tam da ihtiyacınız olan şey olabilir."
Selin de Mert'in bu desteğini alarak gülümsedi. Eski Selin susardı. Yeni Selin konuşuyordu.
"Ayrıca Pelin Hanım, şaşırmak yerine alışsanız iyi edersiniz, çünkü bundan sonra bu dille devam edeceğiz. Filtresiz."
İkili ortak bir suç ortağı gibi birbirlerine bakıp göz kırptılar. Pelin dosyalarını toplayıp odadan çıktı. Kalan editörler alkış tutmamak için zor tuttu kendini.
Çekim molasında Mert, Selin'i kendi stüdyo odasına çağırdı. "Gel sana bir şey göstereceğim," dedi. Kendi çektiği eğlenceli ve komik kamera arkası fotoğraflarını açtı. Selin'in kahkaha atarken ağzının yamulduğu kare, Mert'in ışık ayarlarken kafasına reflektör çarpmış hali, Ceren'in gölde düşme anı. Birlikte fotoğraflara bakarken kahkahalar attılar..Mert bir an için Selin'in komik bir pozunu çekmek istedi, Selin kaçmaya çalıştı, sandalyenin etrafında döndüler.
"Çekme! Onda gözlerim kapalı!" diye bağırdı Selin.
"En güzel halin o zaten!" dedi Mert.
Stüdyodaki o kasıntı ve ciddi hava yerini çocuksu bir neşeye bırakmıştı. İkili bir arada olduklarında hem çok derin hem de çok eğlenceli olabildiklerini fark ettiler. Bu sadece güven değildi, bu tam anlamıyla iyi vakit geçirmekti.
Akşamüstü lansman hazırlıklarının yoğunluğundan sıyrılıp terasa çıktılar. Şehir ayaklarının altındaydı, rüzgar serindi..Mert korkuluğa yaslandı.
"Yarın büyük gün Selin. Derginin kaderi ve senin kapağın tüm dünyaya açılacak. Heyecanlı mısın?"
Selin korkuluğa onun yanına yaslandı. Bir süre şehre baktı. "Korkmuyorum Mert," dedi içtenlikle. "Eskiden olsa ödüm patlardı. Şimdi yanımda bana inanan insanlar olduğunu bildiğim sürece hiç korkmuyorum. Elif, Deniz, Ceren, annem... Ve sen."
Mert, Selin'e doğru bir adım attı, elini hafifçe Selin'in koluna koydu. Ne sahiplenme, ne baskı. Sadece varım demek.
"Ben her zaman o yanındaki sandalyede olacağım Editör Hanım," dedi.
İkili arasında romantik bir teklif olmadı o terasta. Ama birbirlerine verdikleri değer ve tatlı flörtöz bağ, yarınki lansmandan çok daha büyük bir zafer gibi duruyordu.