Rapor krizi çözülünce dergi yönetimi sözünü tuttu. Bütün ekibe göl kenarında konaklamalı bir hafta sonu kaçamağı.Selin odasında valizin başında oturmuş, gidip gitmemek arasında kalmıştı. Tam o sırada telefon yine titremeye başladı.
Kızlar Grubu
Elif: Selin, dağ havasında Mert’in yelkenleri iyice suya indirirsin artık! Ateş başı falan varmış.
Selin: Kızlar durun Allah aşkına! Ne yelkeni? Adam geçen gece bana 'seni bu sahte dünyada en gerçek partnerim olarak görüyorum' dedi. Aşka yormuyorum ama ilk defa bir adamın yanında kendimi bir 'kilo' veya 'pazarlama nesnesi' gibi hissetmiyorum.
Deniz: İşte bu! En önemli cümle bu Selin. Kilo hesabı yapmayan adam bulunmaz, kıymetini bil.
Ceren: En güzeli abla. Zaten önce o adama güveneceksin ki sonra kalbini açasın. Sakın kaçma, git! Ben de geliyorum zaten, arkadan iteceğim seni.
Elif: Ceren ajanda gibi, itme konusunda uzman.
Deniz: Selin valizi kapat, düşünme. Buz Kralı gölde erir belki.
Selin gülmeden edemedi. Tam o sırada Nazan elinde bir poşet atıştırmalıkla odaya girdi.
"Aman kızım göl kenarı serindir, yanına kalın bir şeyler al, hastalanma. Bir de aç kalırsınız, al bunları."
Selin gülümseyerek valizini kapattı. Bu sefer Nazan'ın korumacılığı batmamıştı.
Yola çıkıldı. Mert sürücü koltuğundaydı, Selin yanına oturmuştu. Ceren ve ekipten iki arkadaş arka koltukta, neşeli sohbetler, yol atıştırmalıkları, karışık bir playlist.
Mert, flörtöz baskılar yapmak yerine Selin'in rahat hissetmesini sağlıyordu. Ne fazla iltifat, ne imalı bakış. Sadece normal.
Selin ilk kez bir erkeğin yanında kendini kasmadan kahkaha atabildi. Ceren arkadan cips uzattı, Selin hiç düşünmeden aldı, Mert'e de uzattı.
"Editör Hanım diyet bozuyor," dedi Mert dikiz aynasından gülerek.
"Editör Hanım bu hafta sonu kalori saymıyor Mert Bey," dedi Selin. "Rapor yetiştirdik, hak ettik."
Mert dikiz aynasından Selin'in bu kasıntısız ve doğal haline bakıp kendi kendine gülümsedi. Aralarındaki çekim seviyeli ama son derece hissedilirdi. Ceren arkadan Elif ve Deniz'e anlık rapor geçiyordu: "Yan koltukta buzlar eriyor, tekrar ediyorum buzlar eriyor."
Tesise varıp göl kenarındaki ahşap evlere yerleştikten sonra herkes dağıldı. Selin gün batımında iskelede tek başına oturdu. Ayaklarını sallandırıyor, göldeki yansımaları izliyordu.
Mert elinde iki sıcak çikolatayla yanına geldi, birini uzattı.
"Sıcak çikolata seversin diye düşündüm. Kahve değil."
Selin aldı. "Teşekkür ederim."
Bir süre sessizce gölü izlediler. Sonra sohbet derinleşti.
Mert ilk kez anlattı. Eski nişanlısı Melis'in kendisini nasıl sadece başarı ve prestij için kullandığını. Her davette koluna takılan bir aksesuar gibi. İnsanlara güvenini o zaman tamamen kaybettiğini.
"Başarı arttıkça yalnızlaştım," dedi. "Herkes Mert Demir'in unvanını sevdi. Kimse Mert'i merak etmedi."
Selin de anlattı. Eski sevgilisi tarafından dış görünüşü yüzünden nasıl aşağılandığını, kilosu yüzünden nasıl sürekli eleştirildiğini, bu yüzden özgüvenini nasıl kaybettiğini. Bol kıyafetlerin arkasına saklanma hikayesini.
İkisi bir aşk ilanı yapmak yerine, birbirlerinin incinmiş taraflarına dokunuyordu.
Mert göle bakarak konuştu:
"Sana aşık olmak ya da seni etkilemek için burada değilim Selin. Sadece bu hayatta kimse seni olduğun gibi kabul etmediyse, benim sana saygı duyduğumu ve güvendiğimi bilmeni istiyorum. Gerisi sonra."
Selin'in gözleri doldu ama bu kez utançtan değil.
Gece tesis bahçesinde büyük bir ateş yakıldı. Şarkılar söylendi, gitar çalındı. Hava serinledikçe serinledi.
Mert, üzerindeki ceketini çıkarıp Selin'in omuzlarına örttü. Bu hamle romantik bir baskı değil, tamamen korumacı ve değer veren bir dürüstlük jestiydi. Elif ve Deniz görse "İşte şimdi oldu" diye bağıracak bir jestti ama Mert'in tavrında gösteriş yoktu.
Selin ceketten gelen koku ve sıcaklıkla huzur buldu. Ceket büyüktü, içinde kaybolmuştu.
Mert yanındaki ahşap sandalyenin arkasına elini koydu. Tutkulu bir el tutuşma yerine, elini Selin'in elinin üzerine destek vermek istercesine hafifçe bıraktı. Almak için değil, yanında olduğunu hissettirmek için.
Selin elini çekmedi. Ona minnetle gülümsedi.
Ceren ateşin karşısından bu sahneyi görüp telefonunu çıkardı ve gruba yazdı.
Ceren: Kızlar ceket olayı oldu! Tekrar ediyorum ceket olayı oldu! Buz Kralı ceket verdi!
Elif: Ceren sus ve anı yaşa!
Deniz: Selin'in yüzündeki gülümsemeyi görmeniz lazım, kız resmen huzurlu.
Herkes odalarına çekilirken Selin verandada kalıp gölü izlemeye devam etti. Mert yanına geldi.
"Bana bu kadar güven verdiğin için teşekkür ederim Mert," dedi Selin alçak sesle. "Uzun zamandır bir erkeğin yanında savunmamı indirmemiştim. Sürekli bir kilo, bir PR, bir bahane aramadan durabildim."
Mert gözlerinin içine baktı. Acele etmeyen ama sarsılmaz bir kararlılıkla yanıt verdi:
"Bu sadece başlangıç Selin. Sana kendi değerini tamamen hatırlatana kadar hiçbir yere gitmiyorum. Ne kadar zaman alacaksa alsın..."
Aralarında romantik bir ilişki adı konulmadı o gece. Daha sağlam bir şey kondu.
Sarsılmaz bir güven sözü.
Selin'in gözlerindeki o huzurlu tebessümle, gölün üzerinde ateşin yansıması titrerken izlediler.