İçeriğe geç

Güzel Günler Göreceğiz

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Güzel Günler Göreceğiz

Bölüm 3

1. Bölümmm

Lim Chan'dan

7 Şubat

Her zaman olduğu gibi yorgun argın evin kapısına gelmiştim. Cebimden anahtarı çıkarıp evin kapısını açtım. Beklediğim gibi tüm ev halkı salonda benim şu anki aktif dizimi izliyorlardı.

"Ben geldim ev ahalisi. " dedim içeri girip çantamı çıkarırken. "Hoşgeldin abi. " dedi Hyunjin. "Chan'da geldiğine göre yemek yiyebiliriz. " dedi Rose nonna. "Ben üstümü değiştirip geliyorum siz yemeye başlayın. " dedim odama ilerlerken.

Üzerimi değiştirip masaya oturdum. Fakat masada bir eksik vardı. Tabi ya evin minik civcivi yoktu.

"Felix nerde? " diye sordum. "Patron mesai yazmış. " dedi Lisa. "Tama o zaman. " dedim. Sakince yemeğimizi yiyorduk.

Biraz sonra kapı hızla açılıp kapandı. Felix hızla içeri girdi ve odasının kapısını kapattı. Herkes birbirine bakarken Jisung ikizinin peşine gitti. Aynı şekilde Jennie nonnada gitti. Kapının yumruklanması ve seslenme sesleri geliyordu. Bende kalkıp Felix ve Jisung'un odasına gittim.

Jennie ve Jisung'a çıkması için işaret verdim. Kapının önüne gelip kapıyı hafifçe tıklattım. "Felix abiciğim. Kapıyı açar mısın? " dedim. Bir az sonra kapı hafif açıldı. İçeri girip kapıyı kapattım. "Ne oldu- Bir saniye yüzün? Yüzün niye kırmızı? " diye sordum yüzünün sağ kısmı kıpkırmızı olmuştu. Hiç konuşmadan bana sıkıca sarılıp ağlamaya başladı. Bir beş dakika böylece durup ağladı. "Ne olduğunu anlatmak ister misin? " diye sordum.

Felix bana sarılmayı bırakıp dizime yattı. Elimle saçlarını okşa maya başladım. "Bu gün kafede bir müşteriye eksik sipariş götürmüşler. Gitti bana patladı. Bi de üstüne patron da bi güzel azarladı tam oldu. Hayır yapmadığım bi şey için neden ben dayak yiyorum anlamadım ya! " dedi. "Biz sana söyledik. Bu gibi işler böyledir. Sen biraz bu işler için fazla duygusalsın. " dedim. "Neyse hadi gel yemek yiyelim. Hem içerdekiler de merak etmiştir. " dedim alnına bir öpücük kondururken. Göz yaşlarını silip yatakta doğruldu. Kendine gelmek için kafasınıbsağ sola bakıp aynaya baktı.

Birlikte odadan çıkıp mutfağa girdik. İçeri girer girmez Jisoo nonna kalkıp yanımıza geldi. "Yongbok, iyi misin? Yüzün kıpkırmızı olmuş. Yemek yedikten sonra gel krem sürelim. " dedi. "Ben iyiyim nonna merak etme. " dedi.

Bol kahkahalı bir yemeğin ardından bir çoğumuz odalarına gitmişti. Ev zaten 7+1 olduğu için odalarda 2'şer 2'şer kalıyorduk.

Jisoo nonna ve Jeongin, Rosé nonna ve Jennie nonna, Benle Changbin, Lisa ve Minho, Hyunjin ve Seungmin son olarak Jisung ve Yongbok kalıyordu.

Geriye kalan 1 oda da çalışma odasıyıdı. Kitaplıklar masa bilgisayar vesaire vardı. Jeongin üniversite sınavlarına hazırlandığı için vaktinin çoğunu çalışma odasında geçiriyordu. Bu sene istediği bölümü kazanmak istiyordu. Ayrıca eminim ki yarın doğum günü olduğundan bile farkında değildi.

Salonda ben ve Jisoo nonna vardı. "Nonna ne yapıyosun? " diye sordun sanki bilmiyormuş gibi. "Yetiştirmem gereken bir reklam var görüyosun. " dedi bilgisayarından kafasını kaldırmayarak. "Yarın ayın kaçı haberin var mı? " diye sordum televizyon kumandasını elimde döndürmeye başlayarak. "8 Şuba- AYY!! " dedi. "Bağırma duyacaklar! " dedim. "E ben hediye felan almadım ne olacak o? " dedi telaşla. "Merak etme o iş bende. Sen yarın Jeongin'i evden uzak tut yeter. " dedim. Göz kırpıp "O iş bende merak etme. " dedi.

8 Şubat

Sabah Jisoo nonna, Seungmin ve Jeongin evden alışveriş için çıktı. Minik şefimiz Hyunjin bize pasta yaparken diğerleri ile evi süsledik. "Pasta süslemek için mutfağa bekleniyorsunuz! " Hyunjin daha cülmesini bitirmeden Han ve Felix mutfağa ışınlanırcasına koşmuşşardı zaten.

Hepimiz mutfağa gidip elimize pasta süsleme malzemelerinden aldık. Herkes kendine ait bir iz bırakıp salona geçti. Yarım saat sonra Seungmin, Jeongin ve Jisoo nonna eve geldi.

Jeongin salona girdiğinde gördüğü süsler karşısında şok olmuştu. Sonrasında yüzünde beliren kocaman gülümseme görülmeye değer bir andı. Hepimize sırayla sarılıp teşekkür etti.

"Herkes yerleşsin! Kuruyorum makinayı! " dedi Seungmin. Her birimiz poz verip fotoğraflarımızı çekildik. "Hediye zamanı! " dedi Lisa. "Evet en sevdiğim! " dedi Minho. "Senin değil Jeongin'in doğum günü Minho! " dedi Rose nonna.

Jeongin hediyeleri açmaya başladı. Genel olarak kitaplar, defter ve kalem gibi şeyler vardı. Sıra benimkine gelmişti. "Aç bakalım. Umarım beğenirsin. Nice yaşlara. " dedim hediyeyi verirken. Hediyeyi açtığında kocaman gülümsemesiyle bana döndü.

"Şaka yapıyorsun abi! " diye bağırdı Changbin. "Ne var be? Neye bağrıyon? " diye sordum. "Benim telefona ihtiyacım var ya! Gittin Jeongin'e aldın ya! " diye isyan etti. "Changbin kapa çeneni. Elimin tersiyle bir çarparım. " dedim Jeongin'e sarılırken. "Oooff! " diye söylendi. "Hiç gerek yoktu ne kadar para verdin buna şimdi. " dedi Jeongin.

"Pastalar geldi! Changbin gel şuraya sinirlendirme beni! " dedi Lisa. "Ya altı üstü bir telefon. Ne abarttın abi ya! " dedi Jeongin. "Kes sesini Jeongin. " dedi Changbin pastayı duyunca salonda biterken. "Changbin haddini aşma. " Jisoo nonnanın uyarısıyla Changbin tabağını eline alıp çatalını pastayı deşmek için kullanmaya başladı.

Birlikte eğlenip güldük. Takii kapı çalana kadar...

_________

Ennn heyecanlı yerinde bıraktım ama ilk bölüm 1000 kelimeyi bulmamalı bence. Ayrıca bu kitapta o kadar adrenalinli şeyler olmayacak. Güzel tatlı bir hikaye okuyun istiyorum. Umarım hikayeyi seversiniz iyi okumalar😻

Hoşçakalın kitaplarla kalın efendim mucuklandınız😻🤟

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.