Mevsim yaz yine her zamanki güneş tam tepemizden bakıyor bizde ondan kaçacak yer arıyoruz gerçi hep bir koşturmaca mahalle ortamı her an herşey olabilecek gibi
tabi ki tek bir yer hariç sanki orası bizim mahallemizin bir parçası değil gibi evet o bina
o kadar huzurlu ve sakin duruyor ki çocuk aklımla çok kutsadım orayı zihnimde farketmedende olsa çok titiz ve yavaş yürüyorum yanından geçip eve giderken birde ordaki yaşayan insanlar..
ah aman Allahım hepsinin yüzü tertemiz hahahah tabi ki zenginliğin verdiği bir aklıkta var zengin insanlar işte evet zenginlik..
öyle insanların böyle bir yerde ne işi var diye yine annemin kafasının etini yiyorum o yemek hazırlarken ona bunu birçok kez sorduğum hatta defalarca kez sorduğum için duyuldu yiyorum
sadece söylediği şey o insanlar buranın yerlisi tamam mahallemi seviyorum ama bana kalsaydı içindekiler yüzünden böyle bir servet elime geçer geçmez hemen burayı terk ederdim işte demek ki herkes benim gibi düşünmüyor diyip artık farklı konulardan bahsediyorum anneme
ama aklımın köşesinde anneme hatta kendime bile hatırlatmaya korktuğum o yüz,o derin ama kocaman gözler..
Yine ertesi sabah ağzıma bir parça çikolatalı ekmek atıp ipimi aldığım gibi sokağa fırlıyorum bütün arkadaşlarımın ziline basıp hepsini tek tek çağırıyorum kadro tamamlandığında oyuna başlayabiliriz oyuna kendimizi kaptırıp bazen o kadar dalıyoruz ki arabaların korna sesini bile işitmediğimiz oluyor tam yine atlarken tam arkamdan bir ses ~bizde atlayabilir miyiz??
Biraz arkadaşlarımın yüzüne baktım o şaşkın bakışlardan sonra dönüp baktığımda o koca gözler öylece benim üzerimdeydi bana bakıyordu sadece bana tabi bende sadece onlara..
sonra arkadaşım Ceyda’nın hayır siz erkeksiniz yürüyün gidin hem erkeksiniz hemde ip atlayacaksınız bizimle birlikte öyle mi demesi üzerine arkadan kız kuzenlerinin geldiğini gördüm onlar oynayabilir sadece diyebildim
ve tekrar oyuna döndük biz atlarken atlarken.. kendisine bu durumu yedirememiş olacak ki sıkı sıkı karşı tarafımdan tutulan ipi aldı ve gerdirip yüzüme bıraktı o anki acıyla yere attım kendimi
ve ancak başımı kaldırıp ona baktığımda onun yüzündeki hiçte masum olmayan o suratındaki bundan çok keyif aldığını belirten ifadeyi gördüm evet acı çekmemden keyif alıyordu..
bende gözyaşlarımı sessizce akıtıyordum zaten sonra kalktım ve kimsenin olmadığı bir köşeye gittim ona kızamıyordum neden orda tepki verip bir tane patlatmadım diye kendime kızıyordum
kime ve ne için bu güç gösterisi diye söylendim ve durdum uzunca bir süre sessizce.. tabiki bu bir alışkanlık babam beni döver döver ve ağladığım için hiçbirşey olmamış gibi davranmadığım için birdaha döverdi
çok kızgındım kendime bi erkeğe karşı ah unuttum elimi yüzüme götürdüğüm için acıyla inledim kırılan kalbimdi yarayı ise yüzümden almıştım dokunamıyordum bile ama bu günü asla unutamayacaktım biliyordum.