Yataktan usulca kalktım ve ayağımı terleten pofuduk terliklerimi giyindim. Ses çıkarmamaya özen göstererek elimi kapının koluna koydum. Soğuk demir, terlemiş olan elimi soğutmuştu. Kapı kolunu usulca aşağı doğru indirdim. Neredeyse sıfır ses, mükemmel!
Kapıyı yavaşça açıyorum. Önümde geniş omuzlu, uzun boylu birinin silüeti var. Bu kişi büyük ihtimalle babam. Bizim malikanede erkek çalışan olmadığı için bu kişi kesinlikle babam.
Kapıyı yavaşça kapatmaya yeltenirken babam -veya babam sandığım kişinin silüeti- bana doğru hızla geliyor. Eliyle ağzımı kapatıyor. Adamın eli metal kokuyor. Tıpkı az önce dokunduğum o soğuk kapı kolunu andırıyor. Ama kapı koluna dokunurken midem kalkmamıştı. Şimdi ise kusma isteği ile dolup taşıyorum.
Adam beni senii göğüsüne yaslıyor. Diğer eliyle belimden tutup yukarı kaldırıyor. Belimden tutarken aynı zamanda da kollarımı tutmuş olması çok kötü oldu.
Çırpınıyorum. Tekrardan kaçırılmak ve birinin saçlarımı kesmesini istemiyorum. Odam evin üst katında, yani dıaşrı çıkarmadan önce zamanı var.
Beni kaçırmaya çalışan her kimse çok amatörce iş yapıyor, çünkü bacaklarım hala serbest.
Gözlerimle etrafı tarıyorum. Merdivenin başında minik bir sehpa var. Üstelik üzerinde de vazo var. Harika!
Adam sehpaya yaklaşıyor. Ben de hazırlanıyorum ve aklımda o vazonum düştüğünde çıkaracağı büyük sesi düşüyorum.
Üstünde vazo olan sehpaya yaklaştığımızda bacaklarımı hazırlıyorum. Hızlı ve güçlü olmam lazım. Üstünde vazo olan sehpanın yanına geldiğimizde onu hızla merdivenlerden aşağı itiyorum. Vazonun kulak çınlatan kırılma sesi ve sehpanın merdivenlerden aşağı yuvarlandığında çıkan büyük ses malikanenın dört bir yanında yankılandı.
Vay be, birkaç saniye önce üstünde vazo olan sehpa hala sapasağlam. Bundan sonra favosi sehpam o.
Adam şoka olmuştu. Bunu aniden duraklaması sayesinde anladım. Sonra da beni bırakmadan harekete geçti. Merdiven basamaklarında duran irili ufaklı cam parçalarından birini aldı va boğazıma dayadı. Hay ben senin...
Tam bu sırada da babamın odasının kapısı açıldı. Babam elindeki tabancayı adama doğrulttu.
"Bırak lan kızımı şerefsiz!"
"Eğer yaklaşırsan kızın ölür. Yaklaşma!"
"Aptal adam! Ülkenin en zengini ve en iyi silah kullananı benim! Boynunu kesince onu iyileştiremeyeceğimi mi sanıyorsun? Kızım için gerekirse tüm servetimi veririm. Aptallık etme ve kızını bırak!"
"Bir şartla bırakırım, beni bırakacaksını."
"Yok ya, sen kızımı kaçırmaya çalış, ben de tamam diyeyim. Avucunu yalarsın."
Birden arkamda bir boşluk hissettim. Bu adam beni tutmuyor muydu?
Arkama baktığımda babamın korumalarını gördüm. Adamı bayıltmışlardı. Aslına bakarsanız iyi olmuş, ben işçiliği beğendim.
"Manyak, yürek yemiş belli ki. Kim ki o benim kızımın üzerine pazarlık yapıyor?"
Dedi babam. Sonra da sıkıca bana sarıldı. Satılmasına karşılık verdim.
"O değil de vazo ve sehpa iyi taktikmiş, bundan sonra buraya hep üstünde vazo olan sehpa koyacağım."
" Baba, o sehpayı benim odama koy, bundan sonra o benim favori sehpam."
"Tamamdır kızım."
" Baba, lütfen bu kadar amatörce kaçırmaya çalışanları alma. Aslında kimseyi içeri alma. Sonra değişik kaçırma yöntemlerini deniyorlar."
Babam alnımdan öptü.
"Tamam kızım, daha da dikkat edeceğim."

