İçeriğe geç

GÜNIŞIĞI

Bölüm 6 · 6 dk okuma

GÜNIŞIĞI

Bölüm 6

Arayış İçinde Bir Ruh

Uzun ve düşüncelerle mücadele içinde olduğum yolculuğumun ardından nihayet istediğim yere ulaşmayı başardım. Ortaçağdan günümüze fırlamış gibi duran sahafçılar çarşısı onu görenleri alıp bambaşka diyarlara çıkacağı bir yolculuk vadediyordu. Solgun, eski taş mimariye sahip dükkanların birbiri sıra dizildiği, çınar ağaçlarının göğe yükseldiği hem ferah hem de yıpranmasına rağmen asla yıkılmayacağını belirtirmişçesine dimdik ayakta duran binalar insana adeta büyü yapıyordu. Gözüme kestirdiğim giriş kısmında bulunan sahafçıya doğru emin adımlarla ilerlemeye başladım. İçeri giriş yapmak adına ahşap oymalı, ince işçilik ürünü olduğu her halinden belli olan kapıyı içeriye doğru açtığımda ince ama tüm dükkan içerisinde yayılmayı başaran, genel atmosfere uymak yerine ahşap değil de metal olan rüzgar çanının sesi sanki geçmişin kapılarını aralamışım gibi hissettirmişti. İlk başlarda içeride herhangi bir kimse gözlerimin eşeğine ilişmemişti. Rüzgar çanının sesine ek olarak ben de´´Kimse yok mu ?´´ diye bağırarak kendimi belli etmeye çalışıyordum. En nihayetinde, depo kapısı olduğunu farz ettiğim zor zekat ayakta duran, artık kullanılmamak için resmen yalvaran o kapı aralandı ve içinden asırlık bir çınarı andıran tahminen seksen yaşlarında olan bir beyefendi çıktı. Hafifçe bedenimi eğerek sözlü selamım dışında da selam vererek hemen konuşmaya başladım:

-İyi günler, ben şu fotoğrafta yer alan sembollerin anlamını ya da onlarla ilgili herhangi bir şey anlatabilecek, bana araştırmamda yol gösterici olabilecek bir kaynak elinizde mevcut mudur?

-Öncelikle, tekrardan hoşgeldiniz hanımefendi.

Dedikten sonra ufak bir mahcubiyet eşliğinde elini telefonuma doğru uzattı ve benden aldığı baş izni sonucu telefonu alarak ona gösterdiğim, altınlar üzerine kazınmış sembolleri tüm hayatını etkileyecek çok önemli bir belgeyi inceliyormuşçasına fotoğrafa detaylıca göz atmaya başladı. Fotoğrafta yer alan sembolleri inceledikçe adamın adeta rengi atmaya başladı. Ardından bana asırlar gibi geçen zamandan sonra adam başını kaldırıp bana baktı. Sanki bir şey söylemek istiyormuş da söyleyecekleri her dilinin ucuna geldiğinde kesin bir kılıç o kısmı kesip konuşmasına engel oluyormuş gibi buhranlı bir vaziyet içine düşmüştü. Vaziyet gittikçe gergin bir hal alırken karşımda ne diyeceğini asla kestiremediğim adam nihayet konuşmaya karar vermiş olacak ki sahafta bulunan tüm havayı ciğerlerine çekmek istermişçesine derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı:

-Öncelikle nereden başlamam gerektiği hakkında, yeni doğan bir bebeğin doğduğu aile hakkında ne kadar fikre sahipse ben de o kadar fikre sahibim. Tabi en nihayetinde bir yerden başlamam gerekli. Bakın bu semboller ruhunu belirli menfaatler elde etmek adına Şeytana satmış ya da Şeytanın ebedi hizmetine girmiş günahkarları simgeler. Bunlar bir nevi onların Şeytandan icazet aldığını gösteren bir damga veyahut onlar nezdinde ebediyen kendilerinde bulunmasını istedikleri bir onur madalyası gibi düşünebilirsiniz. Ben bu işaretleri en son Şeytanı yücelten ve onun onuruna yazılmış olduğu söylenen bir kitaptan geriye kalan sayfalarda görmüştüm. Benim size bir ağabey ya da yoldan geçen lakin etrafındaki insanların iyiliğini her şeyden çok isteyen bir mahalle amcası olarak tavsiyem, bunları her nerede görüp fotoğraflarını çektiyseniz oradan ardınıza dahi bakmadan kaçın. Zira orası ancak ve ancak felaketlerin kol kola gezdiği, Şeytanın insanların yanında masum kaldığı bir kıyamet senaryosunun ana parçası olabilir.

Tüm bu iç karartıcı konuşmalardan sonra yaşlı adam gözlerimin içine bakmaya başladı. Muhtemelen şuan çığlık çığlığa oradan kaçmamı ve kendimi en yakın psikiyatri polikiliniğine bir daha çıkmamak hatta kimse beni oradan çıkaramasın diye kendimi zincirlememi bekliyordu. Anlattıklarından sonra her ne kadar bu beklentisi yeryüzünde talep ettiği en normal en izaha muhtaç dahi olmayan şey olsa da daha fazlasını öğrenmem gerektiğinin farkındayım. Zihnimde karışıklığın hüküm sürmesine sebep olan karmakarışık sözcüklerini kuralına uygun olarak bir araya getirdikten sonra ben de konuşmaya başladım :

-Şahsım adına endişelenmeniz her ne kadar beni ve içinde bulunduğum belirsizlik yüzünden buhranlı olan düşüncelerime iyi gelse dahi artık ok hedefini on ikiden vurup alaşağı etmek üzere yolculuğa çıktı bile. Bundan dolayı sizden çok önemli ve bir o kadar da hayati iki istekte bulunacağım: Buraya gelip benim böyle şeyler sorup sormadığımı kimse bilmemeli ve ayrıca şu bahsettiğiniz kitabın sayfalarını konu üzerinde başkalarını da felakete sürüklememek adına almayı rica edeceğim.

-Bu talebinizin nedenini mantık nezdinde tam olarak oturtamasam da yetişkin bir insanın karar alma sürecine müdahil olmamam gerektiğini anlayacak kadar zaman geçirdim, bu dünyada. Ek olarak belirtmek isterim ki o sayfaları çok uzun zaman önce, yangında telef olan bir kitap evinde incelemiştim. En arkadaki rafların arasında ezilmiş büzülmüş şekilde duruyordu. Yangın çıktıktan sonra o kitap evinden birtakım eserler kurtarıldı diye biliyorum ama o sayfalar kurtarılan eserler arasında mıydı? İşte bunu hiç bilemiyorum. Eğer bu yolda ilerleme konusunda ısrarcı olacaksanız size o yanan eski kitap evinin adresini verebilirim ama şunu şimdiden söylemeliyim ki ben açıkçası pek de bir şey bulacağınızı düşünmüyorum. Karşımda durup bütün ciddiyetiyle bana bu olaya bulaşmamam konusunda beni ikna etmeye çalışan beyefendinin tüm çabalarına rağmen bu yoldan dönmemeye kararlıydım.

-İyi niyetinizden ötürü tekrardan teşekkür ederim lakin benim için artık bu yoldan dönüş mevcut değil. Bu yola adım attığım andan itibaren giriş kapıları üzerime kilitlendi. Yani demem o ki ben sizden o adresi alayım ki yoluma devam edebileyim.

Benim tüm bu laflarım üzerine eline aldığı bir kağıt üzerine adresi hızlıca yazdı ve bana doğru sakince uzattı. Aldığım kağıtla birlikte o dükkandan çıktım ve eve dönerken elimde birtakım şeyler olsun da evdekiler benden şüphelenmesin diye alışveriş yapmaya karar verdim. Diğer sahafçılara da üstün körü bir edayla göz atmaya karar verdim. Onlardan bir şey çıkmasa da gelişi güzel elime geçen on-on beş kitabı toparlayıp aldım. Daha sonra şehir merkezinde yer alan alışveriş merkezine doğru arabayı sürmeye başladım. Alışveriş merkezine ulaştığımda buraya geldiğimden beri kendim için bir şeyler yapmadığımı fark ettim. Bizimkilerin gözünü boyamak adına yapacağım alışverişe geçmeden önce bir kafede kahve eşliğinde kısa bir sürede olsa da kendimi dinlemek adına önüme çıkan ilk mekana, bir cepheden sağ kurtulan tek askermişçesine giriş yaptım. Elimde havayla eşdeğer sıcaklıkta olan kahve ile bakışarak geçen zamanın ne kadar olduğunu pek de kestirmek mümkün değildi zira kafamın içi o kadar doluydu ki etrafımda akıp giden zamanı takip edemiyorum. Çevremde hızlandırılmış karınca sürüsüne benzer şekilde hareket eden insanlar acaba yaşadıkları hayatın farkında mıydı? Süratli bir şekilde akıp giden hayatı gerçekten de yaşadıklarını söyleye biliyorlar mıydı ? Ben artık ne gerçekten bu hayatı yaşadığımı ne de onun kontrolünü elimde tuttuğumu söyleyebiliyordum. Sadece teslimiyetçi olmayan bir yapıya sahip olmamdan ötürü hala son nefesimi savaşarak verme çabası içinde bir o yana bir bu yana savruluyorum. Geçenlerde kendi kendime yaptığım o konuşmada tasvir ettiğim kadın gerçekten de ben miyim? diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bir anda parlayıp onu yapacağım, şunu halledeceğim, her şeyi tek başıma çözeceğim diyen benden ara ara eser kalmıyor. Gerçi insan tabiatı her şeye rağmen tutunacak bir dal bulma konusunda mahir sadece insan kendine gerçekten de bir çıkış yolu arasın. Tabi her çıkış yolu insana istediğini vadetmiyor olabilir lakin deneyip de yanılmak hiç denememekten çok çok daha iyi, en azından çabaladım diyebilmeli insan. Şavaşıp, onuru ile kaybetmek varken zavallı bir halde ellerine prangaların vurulmasını beklemek bana göre insan tabiatına yapılmış en büyük hakaretlerden biri olarak tarihte yerini almış bulunmaktadır. Tüm bu buhranlı düşüncelerimi bir kız çocuğunun attığı neşeli çığlıklar adeta kesip atarak sonlandırdı.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

7. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

2 yorum