İçeriğe geç

Güneşte yaşayan uzaylı

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Güneşte yaşayan uzaylı

Bölüm 1

# Giriş Tanışma

Bölüm şarkısı Barış Diri- Derinden

Sinirle saçlarımı karıştırıp kütüphaneye girdim rastgele boş bir masaya oturdum ve derin derin nefesler almaya başladım. Ne vardı yani ailem benim bir kere arkamda dursaydı? Azda olsa sakinleşince sırt çantamdan kitaplarımı çıkarttım eh biraz ders çalışsam ölmezdim değil mi?.. Kitapları sesli çıkarmış olacağım ki yanıma kütüphane görevlisi yaklaştı.

"Beyefendi çok ses çıkartıyorsunuz biraz sessiz olabilir misiniz?"

Çantamla uğraşmayı bırakıp yanıma gelen şanssız kişiye baktım. Sinirimi ondan çıkarttım. Sinir hastası olduğun nerden belliydi acaba.

"Biz de buraya ders çalışmaya geldik!"

Çıkışmamla beraber ürkmüş bir şekilde bana bakmaya başladı, o an onu incelemeye başladım sapsarı saçlarını dağınık bir topuz yapmış yakasına bir isimlik takmıştı. Gözlerimi kısarak adına baktım. Güneş... Yüzünde çiller vardı hafif tombul yanaklara sahipti. Ve evet çakma sarışına benzemiyordu. Yeşil ile mavinin birleştiği mükemmel bir göz rengine sahipti. Nutkum tutulmuş bir şekilde onu incelemeye devam ettim boyu en fazla 165 olabilirdi kendinden renkli dudakları aralanmış yay gibi kaşları çatılmıştı.

"Beyefendi ben yapmam gerekeni yapıyorum görevim bu! Siz de lütfen biraz sessiz olun!"

Hipnoz olmuş gibi sessizce onu onayladım ve önüme döndüm bir süre sonra Güneş yanımdan ayrılmıştı ve beni soğuk havayla baş başa bırakmıştı. Hafızamı zorlayınca o kızı daha önce nerde gördüğümü hatırladım aynı fakülteye gidiyorduk. Sertçe yutkundum ve açtığım kitaba odaklanmaya çalıştım. Okuduğumdan hiç bir şey anlamayınca saate baktım. Yuh üç saattir ders çalışmaya çalışıyordum. Göz ucuyla görevli koltuğuna baktım elinde bir kitap vardı ve ona odaklanmış görünüyordu.

Bu kızın annesi zengindi neden burada çalışıyordu ki? Bu kız hakkında oldukça fazla konuşulmuştu ve hepsi iyi şeylerdi, çocuklarla arasının ne kadar iyi olduğu, yaşlılara ettiği yardımlar ki maddi olarak demiyordum, derslerdeki başarısı, karakteri... Yine de hiç arkadaşı yoktu hep yalnız takılıyordu o gün onun işinin bitmesini bekledim o çıkarken hızlıca çantamı topladım kaskımı sol elime alıp arkasından koşmaya başladım kütüphaneden çıkınca serin hava suratıma çarptı etrafta onun göremeyince kaşlarım usulca çatıldı ve sessizce mırıldandım.

"Neredesin?"

Yolun sonunda bir otobüs durağında durduğunu gördüm emin adımlarla oraya ilerlerken çimenlerde bir tane karahindiba çiçeği görünce eğilip onu kopardım ve yanına gittim. Seslice boğazımı temizledim .

"Merhaba? Size yaptığım saygısızlıktan dolayı özür dilerim normalde böyle biri değilimdir sinirli olduğum bir ana denk geldiniz."

Senin sinirli olmadığın bir an mı var kardeşim?

Güneş bana dönmüş ve beni inceliyordu ufak kaşlarını çatmıştı yine. Sonra ise yüz hatları gevşemiş ve gülümsemişti.

Onun gülümsemesiyle mezarım oldu gamzeleri.

Onun gülümsemesiyle bende tebessüm etmiştim.

"Sorun yok beyefendi bende sadece işimi yapıyordum."

Elimdeki karahindibayı ona verdim.

"Tekrardan özür dilerim bu çiçeği kabul et lütfen."

Elimdeki çiçeğe ilk başta şaşkınca bakmış sonra ise güzel gözlerine hüznün tohumlarını ekmişti.

Gözlerindeki bu hüzün neden güzel sevgili?

Sertçe yutkundu ve gözlerini usulca yumdu tekrar açtığında gözlerinde sahte bir yaşam ışığı belirdi.

"Aaaa teşekkür ederim en sevdiğim çiçek bu."

Elimdeki çiçeği alacakken elimi kendime doğru çektim ve kibarca.

"İzninle"

Dedim neye izin verdiğini bilmeden kafasını salladı. Ona doğru bir adım atıp tamamen ona yaklaştım ve elimdeki çiçeği kulağının üstüne sabitledim. Ben bunu yaparken o beni şaşkınca izlemişti çiçeği bıraktıktan sonra bir adım geriye attım. Bir süre gözlerini kırpıştırarak bana baksa da en sonunda kıkırdamıştı. Sol elini bana uzatıp.

"Adım Güneş. Güneş Gece. Tanıştığımıza memnun oldum."

Dedi elini tuttum ve yüzümdeki tebessüm büyüdü, sol yanağımdaki gamze belli oluncaya dek gülümsemem büyümeye devam etti.

"Bende Emre. Emre Çetin. Bende memnun oldum Güneş."

Hem de çok memnun oldum gece Güneş'i. En umutsuz olduğum anda karşıma çıktığın için teşekkür ederim.

Sırt çantamı omzumda sabitledim tam dudaklarımı aralamıştım ki Güneş bana kocaman gülümseyip.

"Otobüsüm geldi tanıştığıma memnun oldum Emre. Görüşürüz."

Koşturarak otobüse bindi ve beni geride yüzümde kocaman bir gülümsemeyle baş başa bıraktı. Geriye dönüp motoruma bindim kaskımı takıp eve sürmeye başladım. Eve gelinde motoru garaja bırakıp ceplerimi karıştırdım anahtarı bulamayınca bir küfür savurdum ve küçücük ceple bir savaşa girdim anahtarı bulunca usulca eve girdim saat 12'yi geçtiğinden dolayı herkesin uyuduğunu sanıyordum ama salondan gelen bağırış sesleri kulağımı doldurdu.

"Sakın bir daha eve gelme Kenan! Sakın! Ne seni nede o kadını görmek istemiyorum."

"Öylemi Aycan? Sen kimsin de beni evimden kovuyorsun?"

Kapının önünde durmuş kavgalarını izliyordum kız kardeşimin odasından çıktığını duydum ve sessizce onu odasına gönderdim. Salona geri dönünce babamın elini kaldırdığını gördüm ve hızla elini tutarak sinirle bağırdım.

"Sakın! Sakın anneme bir daha elini kaldırma baba! O zaman babam olduğunu umursamam işte! Bana istediğin kadar bağır çağır ama ne kız kardeşime nede anneme dokunma! Yaptığın iğrençliklerden sonra nasıl hala bizim suratımıza bakabiliyorsun?"

Dişlerini sıkarak elini elimden kurtardı ve dişlerinin arasından.

"Bu seni ilgilendirmez Emre!"

Sonra anneme döndü ve tehdit edercesine parmağını sallamaya başladı.

"Seninle de sonra görüşeceğiz."

Portmantodan ceketini almış ve kapıyı çarparak evden çıkmıştı babamın evden çıkmasıyla annem yavaşça odasına döndü. Sertçe yutkundum ve odama girdim üstümdeki hırkayı çıkardım ve koltuğun üstüne attım altıma bir eşofman geçirip kendimi yatağa attım kulaklıklarımı kulağıma takıp telefonumu elime aldım instagrama girince bir takip isteği geldiğini görüp beni takip eden kişinin profiline girdim.

Güneş...

Hızla takip isteğini kabul edip en son attığı gönderiye baktım bunu her kim çektiyse bu ondan habersiz çekilmişti tezgahta bir şeyler keserken bir şarkı mırıldanıyordu.

Kuşlar içimden düşümden uçmuş

(Yani derinden derinden)

Dostlar kafamdan yaşamdan kaçmış

(Yani derinden derinden)

Onu izlerken dudaklarıma bir gülümsemenin misafir olduğunu yeni anladım.

Aşklar savaşlar şiirden çıkmış

(Yani derinden derinden)

Putlar ikonlar evimde belirmiş

(Yani derinden derinden)

Açıklama kısmına girince donup kaldım.

Babamın en çok sevdiği şarkıydı... Seni çok özledim baba. Doğum günün kutlu olsun.

Şarkıydı, sertçe yutkundum ve onu dinlemeye devam ettim sesi boğuk gelmeye başlamıştı.

Kedişler, köpüşler sokakta yaşarmış

(Yani derinden derinden)

Kadınlar, çocuklar hayattan göçermiş

(Yani derinden derinden)

Gözümden bir damla yaş aktı neden ki neden ağlıyordum şimdi. Babası yurt dışında olabilir değil mi?

Adamlar, babamlar ölürmüş derinde

(Yani derinden derinden)

İnsan özünden düşermiş bazen

(Yani derinden derinden)

Bir hıçkırık girdi araya ve gözlerimi yumdum.

Küçük bir çocukken içim çok sıcaktı

(Yani derinden derinden)

Allah yukarda ve toprak sıcaktı

(Yani derinden derinden)

Burnunu çekti ve söylemeye devam etti fakat elleri durmuştu ve omuzları öne düşmüştü.

Dünya dönerdi ya ben de dönerdim

(Yani derinden derinden)

Annem gülerdi ya ben de gülerdim

(Yani derinden derinden)

Neden bu kadar acıyor ki?

Bugünlerde ruhumda korkunç bir ur var

Derinlerde sinmiş semirmiş bi' sansar

Sönmüş tükenmişti bitmişti sancak

Yani derinden derinden

Yüzümde şu nursuz geceyi utandır

Ruhum cevap ver karanlıkta saldır

Manyak bir asi gibi sapla mızrak

Yani derinden derinden.

Şarkının bitmesiyle ekran kararmıştı. İnternete girip onu araştırmaya başladım.

Buğra Gece doğum tarihi: 18.04.1980 ölüm tarihi: 06.10.2011 Ölüm nedeni: Kanser

Babası ölmüştü ve annesi o günden itibaren kızıyla ilgilenmemeye başlamıştı. Bu yüzden bir çok kez polis tarafından tutuklanmıştı.

Sertçe yutkundum eskiden aynı mahallede oturuyormuşuz onunla. Babasıyla babam arkadaşmış hatta. Telefonumu ve anahtarlarımı alıp evden çıktım üstüme hırkamı giydim ve bahçedeki çardağa çöktüm. Elimi cebime atıp sigarayla çakmağımı çıkardım sigarayı yakıp çakmağı rastgele bir yere fırlattım.

Güneş gel oyun oynayalım.

Ben seninle oynamak istemiyorum Emre! Hep beni düşürüyorsun.

Söz veriyorum bundan sonra seni düşüren değil sen düştüğünde elini uzatan kişi olacağım gece Güneş'i. Söz veriyorum.

Bölüm sonu

5 yorum