İyi okumalar kalbe basmayı ve yorum yapmayı unutmayalım ^^
Ama ben daha bu gerçekle yüzleşemeden, tavan lambası bir anda klik diye yanıp mutfağı bembeyaz bir ışıkla doldurdu ve gözlerim bir anlığına kamaştı. Işık, az önceki karanlığın içinde kaybolan her şeyi ortaya serdi. Özellikle de bizi. Çünkü o an... hâlâ birbirimize sarılıyorduk. Kollarım Batuhan'ın sırtındaydı. Onun elleri belimdeydi. Ve mutfağın içinde yalnız değildik. Alkım, Dilara ve Gamze tam karşımızdaydı. Bize bakıyorlardı. Dilara'nın kaşı havaya kalktı. Şok geçirmiş gibi bir ifade vardı yüzünde. Gamze ise sessizce gözlerini devirdi, bir şey demedi ama yüz ifadesi her şeyi anlatıyordu. Alkım ise...yutkundum. Bakışı önce bana, sonra Batuhan'a kaydı. Gözleri büyüdü ama sonra hızla toparladı kendini. Kafasını hafifçe yana eğdi, sanki bir şeyi anlamaya çalışıyor gibi. Kafam karışmış bir şekilde "Ben Dilaraya sarıldığımı sanıyordum." Diye açıklamaya çalıştım, geri çekilirken. Ellerini belimden yavaşça ayırdı. O an yanaklarımın alev aldığını hissediyorum bu yüzden Batuhan'ın yüzüne bile bakamadım. "Af edersin." "Önemli değil. İyisin sen, değil mi?" Bakışlarım istemsizce onun mavi gözlerine döndü. Merak içinde bakıyordu. "İyiyim." Diye fısıldadım. Kalbim hâlâ göğsümden dışarı çıkacak gibi atıyordu. Gözlerim yerdeydi. Orada görünmez olmayı diledim. Herkesin gözleri üzerimizdeydi, özellikle de Alkım'ın. Kıpırdamadan bekledim. Belki biri bir şey der, belki biri güler, belki biri "Ne oluyor burada?" diye sorar diye. Ama hiçbiri olmadı. Alkım sessizce suyunu aldı ve masanın kenarına oturdu. Gamze bir tabureye yerleşti. Dilara ise hâlâ bana bakıyordu, yüzünde o tanıdık muzur ifadeyle. Aklından neler geçtiğini tahmin edebiliyordum. Bakışlarıyla resmen Gökyüzünün, Batuhan Aybars olduğunu söyler gibiydi. Öyle miydi gerçekten? Bir seksen beş boyuyla, siyah saçları ve mavi gözleriyle karşımda durmuş, bana bakan adam mıydı? "Ben gitsem iyi olur." Diye konuştum. "Zaten ders de çalıştık." Tam o sırada iki ses aynı anda yükseldi. Hem de aynı tonda, aynı kararlılıkla. "Ben seni bırakırım." Önce Alkım'a baktım. Sonra Batuhan'a. Sonra tekrar Alkım'a. Onlar da birbirlerine dönüp baktı. Dilara ise bana. Gamzeyse Alkıma. Ne oluyordu? Derin bir sessizlik oldu. Ben ise orada, tam ortada, ruhsal olarak bir Google Haritalar uygulamasına dönmüş gibi hissediyordum . Bir adım geri attım. "Ya şey... ben kendi başıma gidebilirim. Hatta zıplaya zıplaya giderim. Spor olur. Kardiyo falan." Daha sonrasında koşar adımlarla mutfaktan çıktım. Eşyalarımı alıp kendimi nasıl dışarıya attığımı bilmiyordum. Durağa yürürken telefonum titredi. Bildirime baktığımda kalbim neredeyse dışarıya fırlayacaktı. Gökyüzü! - Neler oluyorrr nelerrrr kskskskdjd