İçeriğe geç

Güneşin Tanrısı

Bölüm 6 · 7 dk okuma

Güneşin Tanrısı

Bölüm 6

6. Bölüm Evlenme Mevzusu

Eve geldiğimde dedem sadece evdeydi. Beni görmesiyle "Alys biraz konuşalım mı?" kafamı salladım ve yanındaki koltuğa oturdum. "Alys anlatmak istediğin bir şey var mı?" o benim dedemdi. Gözlerindeki şevkatı hakketmiyordum. "Gel bakalım dedenin yanına." kollarını açtı. Yanına otururken dedeme sarıldım. Sessizce gözyaşlarım dökülürken dedem saçlarımı okşuyordu. "Dede Evan bana dün özgürlüğü için beni kullandığını söyledikten sonra bugün bana söylediklerinin önemi yokmuş dedi. Dede ben ne yapacağımı bilmiyorum." dedem beni kaldırarak gözlerime baktı. "Alys kızım sen ne yaparsan en iyisini yaparsın. İyisini yapmasan bile ben seni desteklerim Alys." dedi yanaklarımı sildi. "Gelelim Evan konusuna o senin ruh eşin meleğim sen istesen bile ondan ayrılamazsın." ayağı kalktım. "Teşekkürler dede." yukarı odama çıktım.Üstümü değiştirip telefonumu aldım. Elim Evanın ismine gidiyordu. En sonunda bastım ve telefon çalmaya başladı. Bir kız açtı telefonu. "Kimsiniz?" dedi. Arkadan Evanın sesi geldi "Kimmiş?" kızın sesi arkadan geldi "Bilmiyorum sevgilim! Alo? Kimsiniz!" telefonu kapattım. Bunu beklemiyordum boğazım düğümlenmişti. Duvarlar üstüme geliyordu. Odadan çıktım gözlerim kararıyordu. Sehpanın üstündeki örtüye tutundum. Vazonun yere düşmesiyle bağırdım. Max odadan çıktı. "Alys ne oluyor? İyi misin?" kafamı evet anladım. Yavaşça merdivenlerden indim. Dengemi kaybetmemle duvara tutundum. Duvarı takip ederek evden çıktım. Arabalardan birisine bindim. Boğuluyormuş gibi hissediyordum. Arabayı çalıştırdım fakat hava izin vermiyordu. Arabanın kapısını Chris açtı. El frenini çekti sonra bana baktı. "Ne oluyor Alys! Bu halin ne?" kolunu tuttum. "Chris anlatacağım ama lütfen beni başka bir yere götür boğuluyorum." Beni kucağına alıp yan koltuğa bıraktı. Hızla evden uzaklaşırken beni küçükken yaptığımız ağaç eve getirmişti. Beni kanepeye oturttuktan sonra yanıma oturup elimi tuttu. "Ne olduğunu anlatacak mısın Alys?" derin derin nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. "Evan beni aldatıyormuş!" hıçkırıklar içinde ağlamaya başladım. Chris çenemden tutup yüzümden saçlarımı çekti. "Güzelim şimdi bana bakıyorsun." ona baktım. Gözlerinde endişe vardı. "Şimdi derin derin nefesler alıyorsun." Dediği şeyi yaparak bana eşlik ediyordu. Nefesim kesiliyordu sanki. "Şimdi sadece verdiğimiz sözü hatırlıyorsun."Ağaç evi yaparken bir söz vermiştik birbirimize verdiğimiz söz aklıma geldi. "Ne yaşarsak yaşayalım bu ağacın altında dertlerimizi unutucaz" gülümsedim. "Chris ben çok yoruldum. Hep çabalamaktan hep kaybetmekten yoruldum." bana gülümsedi. "Biliyorum Alys. Biliyorum fakat seni hayatta tutan şey umut değil midir?" kafamı salladım. "Alys. Şunu unutma kimse için üzülmene değmez. Tek gözyaşınla ölmek istiyorum lütfen ağlama." bir süre öyle durduk."Biliyor musun Chris kuzenlerim arasında seni hep en yakın görürdüm. Max yapmadığı abiliği bana sen yaparmışsın gibi hissederdim. Bana karşılıksız sevgi veren sendin sevgiyi senle öğrendim. Birgün bile birine kin beslediğini görmedim ama öfken. Öfkeliyken hiçbir şey umrunda olmuyordu, hayatımdaki en önemli parçasın Chris. İyi ki varsın." bana gülümsedi. "Sende Alys iyi ki varsın." hayat bana hep kaybetmeyi öğretmişti. Ama Chris benim için bir şanstı.Belki de Kader bana hayatımın bütün kapılarını kapatırken sadece Chrise giden yolu açmıştır. "Hadi eve gidelim üşüyeceksin." söylediği şey komikti. İçinde ateş olan birine üşürsün demek. Güldüm. "Böyle işte sen ağlayınca epey bir çirkin oluyorsun." omzuna vurdum. "Yani zaten çirkin olduğum anlamına geliyor bu." beni yakalayıp "Hadi gidelim evdekiler merak edecekler." arabaya bindikten sonra "Beni merak ettiklerini düşünmüyorum ama seni merak ettikleri kesin." diye mırıldandım. Chris dediklerimi duymamıştı. Eve girdiğimizde herkesin bir endişesi vardı. Büyük Halam bizi görünce hemen yanımıza gelip Chris e sarıldı. "Neredeydin Chris? Çok merak ettik." dedi. Alışmıştım bu hisse. "Alys ile ağaç eve gittik." ben o sırada artık ortamdaki ağırlığı kaldıramayacağımı anlayınca odama çıktım. Hayatta şu gücüm dışında ciddi anlamda kimsem yoktu. Ailem beni görmüyordu ruh eşim beni özgürlüğü için kullanmıştı. Hayat zordu en çok ta bana...Max kapının ardından yemeğin hazır olduğunu söyleyip gitmişti. Yemeklere katılmama gibi bir lüks yoktu Sang ailesi için yemekler çok önemliydi. Üstümdekileri umursamadan aşağı indim. Yemek babaannemin ve dedemin oturmasıyla başladı. Babam ve amcam iş konuşurken, halalarım ve babaannem moda hakkında konuşuyordu. Kuznlerim yarın golf e gitmek için bir plan uydurmaya çalışıyorlardı. Beni ara sıra sohbete dahil etmeye çalışsalar da cevap vermiyordum. Ailemin yanında dilim lal oluyordu. Yemek bittiğinde odama çıkmama izin verilmeden salona doğru geçilmişti. Mary Halam konuştu. "Eee okul nasıl gidiyor çocuklar?" herkes stabil cevaplar verirken ben ağzımı açmadım. Babaannem bana hitaben konuştu. "Sorun çıkartmayın. Zaten başımızda epey bir sorun var." bilinçsizce kaşlarım hadi ya dercesine kalkıp indi. Enis Halam konuşmaya başladı "Alsy Güneşin Tanrısını bulduğuna göre ne zaman hazırlığa başlayalım. Düğün hazırlıkları uzun sürer." Chris anında "Anne ne diyorsun?" Saly anında atlayarak cevap verdi. "Teyzem doğruyu söylüyor Chris. Biz ne zamana kadar Alys güçleriyle başa çıkmaya çalışacağız?" sohbetin konusu bendim ama benim söz hakkım yoktu.Ross en büyük kuzen olarak konuya el attı. "Annemin de söylediği gibi eninde sonunda evlenmesi gerekecek." artık konuya el atmamın zamanı gelmişti ki benden önce babaannem konuştu "O zaman önümüzdeki hafta nişanlanır 1 hafta kadar sonra evlenirsiniz. Alys Evana haber ver!" ortaya doğru baktım bütün gözler üstümdeydi. "İstemiyorum." söylediğim şey bomba etkisi yaratırken öfkeden köpüren babaannemi saymıyordum bile. "Senin söz hakkın olduğunu mu zannediyorsun! Bu evlilik olacak." dedi sevgili babaannem. Sırıtmaya başlamam ile tansiyon tavandı. Evde şu anda çok yoğun bir güç dalgası vardı. Oturduğum tekli koltukta arkama yaslanıp kollarımı bağladım. "Denesenize?" ortamdan artık alev çıkacaktı. Babam bana kükreyerek "Alys, saygısızlaşma! Evana söyle önümüsdeki hafta nişanlanacağınızı söyle. şimdi bu gece cezalısın!" omuz silktim. "Üzgünüm ama Evan'a haftaya nişanlanacağımız söylenmeyecek. Ben evlenmek istemiyorum ha çok evlendirmeye meraklıysanız Ross var 21 yaşında onu evlendirin." Ross ayağı kalkıp yanıma gelip kolumdan tutup sıktı. "Alys ileri gidiyorsun!" dişlerini arasından söylediği şey ile ona gülümsedim. Sonra Ross' u işaret ederek "Gördüğünüz gibi kendisi çok heycanlı bu konuda." Ross eli sıkılaşmıştı. Göz devirdim. Tamam acıyordu fakat şuan aldığım zevk daha tatmin ediciydi. Chris yanımıza gelip Ross' u tuttu "Kendine gel abi!" neden bu kadar sinirlenmişti bilmiyorum ama hava elementini kullanarak kolumu aşındırarak yaralar hissetmem sabrımın son damlasıydı. Onu güçle iterek karşıdaki duvara attım. Chris yanıma geldi "Sakin ol Alys gözlerine ne oldu! İrislerin bile siyah lütfen uğraşma gidelim uzaklaşalım!" onu önümden ittiğimde görüş açıma giren Ross ve koluma uyguladığı basınçla kolum kanarken artık cidden kolumun yarıldığına emin oldum. Kolumun yara kısımlarını dondurduktan sonra Ross un etrafında ateş oluşmaya başladı. Klasik ben ve güçlerimi kaybedişim. Ama bu sefer kontrol bende olmadığı için mutluydum. Babaannem Ross'un etrafında ki ateşi söndürürken bana tehditlerini yağdırıyordu. "Alys torunuma zarar gelsin sana yapacaklarımı hayal bile edemezsin!" babaanneme döndüm ve kahkaha atmaya başladım. "Torunun ha? Peki ben neyinim!" bana iğrenerek baktı. "Senin gibi bir ucube benim torunum olamaz!" o anda bütün yetkimi kaybettim. "Bu evi başınıza yıkarım! Beni sınamayın." Ross gelip yanağıma vurdu. O güçle başım yana düştü. Dudağımın kenarında hissettiğim acıyla oraya dokundum. Ross bedeni birden yanmaya başladı Ross acı dolu haykırışı odada yankılanırken Enis Halam bağırmaya başladı. "Ross! Alys lütfen yapma. Anne bir şey yap." elimi şıklatmam ile Ross' un bedenindeki alevler söndü. Ross dizlerinin üzerine düşerken yanına gidip eğildim. "Ross bir sonraki sefer olmasın çünkü o zaman şimdiki kadar insaflı davranmam. İnan bana 3. derece yanıklar bırakırım. Bu seferki 1. derece yanıklar." herkese gücümün sınırını gösterdikten sonra arkama dönmem ile kaburgalarımda hissettiğim su topu ile ağzımdan kan geldi. Dizlerimin üzerine çöküp soluklanmaya başladım. Ağzımda ki kan dudaklarımdan süzülürken Babaannem bana tekrardan saldıracağı zaman önüme bir beden geçti. Öfkeden köpüren bir Evan ile karşılaşmayı beklemiyordum. "Ne yaptığınızı sanıyorsunuz!" ellerimi de yere koydum destek alarak sırt üstü düşmemeye çalışıyordum. Dudaklarımdan firar eden kan yere damlıyordu. İç kanamam vardı sanırım. "Evan çekil ona bir şey olmaz ucube o!" dedi babaannem. Bunun üzerine "Siz kime ucube diyorsunuz!" öfkeden kükreyen Evan ile onlara zarar vermemesi için "Evan. Onlar benim ailem! Hiçbirine zarar vermeyeceksin!" zor söylediğim kelimeler ile Evan yanıma çöktü. "Alys bunu benden isteme seni ne hale getirmiş görmüyor musun?" omuzlarımdan tutarak söylediği şeyin yarısını anlamamıştım. Gözlerim bedenimdeki yükü kaldıramayıp en sonunda pes ederek kendini bıraktım.İlahi Bakış AçısıSang ailesinin salonu savaş alanına dönmüştü. Evanın gücü ve öfkesi öyle bir enerji yayıyordu ki insanın titremesine yetiyordu. Alys gözlerini kapatmadan önce Evana söylediği söz Sang ailesini şaşırtmıştı. "Kimseye zarar verme." buydu sözleri. Alys gözlerinin kapanmasıyla Evan bağırmaya başladı. "Alys uyan!" hızla kucağına aldı Evan minik bedeni. Sang ailesi şokunu atlatan ilk kişi Chris oldu. "Hadi Ross u da alıp Alys peşinden gidelim." herkesin onay verdiği bu öneriyle hastaneye doğru yola çıktılar. O sırada Alys hastaneye varmış ve hızla ameliyata alınmıştı. Evan ameliyathanenin önünde ki duvara alnını dayamış olanları düşünüyordu. Sang ailesi ameliyathanenin önüne vardıklarında Evandan yayılan enerjiden korkmaya başlamıştı. Fox ailesinin hızla içeri girmesiyle sessiz bir bekleyiş başladı.Beş saat geçmişti. Sonunda kapıların açılmasıyla yüzü solmuş Alys çıkardılar. Sedyeyi gören Evan Alys elini tuttu. Yoğun bakıma alınan Alys ile doktoru odadan çıktı. Evan hızla doktorun yanına geçerken herkes doktorun söyleyeceklerini bekliyordu. "Alys Sang yakınları." biziz diye bakan gözlerle doktor konuşmaya başladı. "Kaburgasında kırıkların fazla olması nedeniyle iç kanamayı zor durdurdukŞimdi 48 saat kadar bir süre gözetim altında kalıcak önümüzdeki 48 saat içinde her şeye hazır olun." doktor giderken Evan camın önünden bembeyaz olmuş Alys yüzüne baktı. Öfkesini ve kontrolünü kaybetmemek için kendini zor tutuyordu. "Hepsi sizin yüzünüzden! Bir türlü kabullemediniz! Alys kendini ne kadar yalnız hissetti. Bunları Alys haketmiyordu! Alys söz verdim yoksa şu an hepiniz acı çekecektiniz. Ama bir uyanmasın o zaman benden sadece siz değil bütün Wers evreni korksun!" duvara yumruğunu geçirdi. Aslında Sang ailesi şu anda sadec Ross düşünüyordu.Alys umurlarında değildi yine her zamanki gibi.

.

.

Sang ailesi çok iyi arkadaşlar niye öyle dedi ki Evan yanii

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.