İçeriğe geç

Güneş Ve Ay

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Güneş Ve Ay

Bölüm 1

Gökyüzü yıldızları

Bölüm 1: Karşılaşma

İstanbul Adliyesi’nin kasvetli koridorlarında adımları yankılanıyordu.

Hayal, elindeki ağır dava dosyasını göğsüne bastırmış hızlı adımlarla yürüyordu.

Sapsarı saçları her adımında omuzlarında dalgalanıyordu.

Uzun boylu, zarafet dolu bir duruşu vardı.

İri kahverengi gözleri adliyenin soğuk ışıklarında parıldıyordu.

Mükemmel hatlara sahip burnu ve dolgun dudaklarıyla dikkat çekici bir güzelliğe sahipti.

Dışarıdan bakıldığında neşeli ve enerjik bir genç kadın izlenimi veriyordu.

Ancak iç dünyasında, zihnini kemiren o derin özgüvensizlikle savaşıyordu.

Cesaretliydi; haksızlığa karşı gözünü kırpmadan öne atılırdı.

Fakat sıra kendi yeteneklerine inanamaya geldiğinde hep bocalardı.

Yeni mezun bir avukat olarak adliyenin bu devasa labirentinde henüz çok yeniydi.

"Yapabilirsin Hayal," diye fısıldadı kendi kendine.

"Bu dava senin dönüm noktan olacak."

Derin bir nefes alıp asansörün düğmesine bastı.

Asansörün kapıları ağır ağır açıldı.

İçeride, arkası dönük duran uzun boylu bir adam vardı.

Adam yavaşça döndü ve göz göze geldiler.

O an zaman adeta durdu.

Karşısındaki adam beyaz tenli, kuzguni siyah saçlı biriydi.

Gözleri, ormanın en derin tonunu andıran keskin bir yeşildi.

Hafif kemerli burnu ona karizmatik ve sert bir hava katıyordu.

Oldukça yakışıklı ve kendinden emin bir duruşu vardı.

Bu adam, adliyenin nam salmış disiplinli savcısı Doğu'dan başkası değildi.

Doğu, soğuk ve mesafeli tavrıyla tanınırdı.

Yeşil gözleri, Hayal’in panik dolu kahverengi gözlerine kilitlendi.

Hayal bir an ne yapacağını bilemeyip duraksadı.

İçindeki o familiar özgüvensizlik dalgası yine kalbini sıkıştırdı.

"Binmeyecek misiniz?" diye sordu Doğu, bariton ve kendinden emin bir sesle.

Hayal hemen toparlanmaya çalıştı.

"Evet, bağışlayın," diyerek içeri adım attı.

Asansörün kapıları kapandı ve yukarı doğru hareket etti.

İki farklı dünya aynı dar alana sıkışmıştı.

Güneş gibi sıcak ama kendinden şüphe duyan Hayal...

Ay gibi soğuk, gizemli ve sarsılmaz duran Doğu...

İçerideki sessizlik neredeyse elle tutulacak kadar yoğundu.

Hayal, elindeki dosyanın kapağını gerginlikle sıkıyordu.

Doğu ise tek bir bakışıyla kızın gerginliğini fark etmişti.

"Gizemli Kayıp Dosyası," dedi Doğu birden, kızın elindeki dosyaya bakarak.

Hayal şaşkınlıkla başını kaldırdı.

"Evet... Bu davaya ben bakıyorum," dedi sesi hafifçe titreyerek.

"Tehlikeli bir sulara yelken açıyorsunuz Avukat Hanım," dedi Doğu.

Sesindeki uyarı tonu oldukça netti.

"Adalet tehlike dinlemez Savcı Bey," diye karşılık verdi Hayal.

Korkusuna rağmen içindeki cesaret bir anda dışarı vurmuştu.

Doğu’nun dudaklarında hafif, gizemli bir tebessüm belirdi.

Kızın bu ani çıkışı ve cesareti ilgisini çekmişti.

"Cesaret güzeldir ama yalnız başına adliyede hayat kurtarmaz," dedi Doğu.

"Bazen arka plandaki sırları görecek kadar karanlığa bakmak gerekir."

Asansör dördüncü katta durdu ve kapıları açıldı.

Doğu adımını dışarı atmadan önce Hayal’e doğru hafifçe eğildi.

"İyi şanslar Avukat hanım. İhtiyacınız olacak."

Doğu koridorda gözden kaybolurken Hayal arkasından kalakaldı.

Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı.

Bu adamın duruşu ve gizemi zihnini tamamen ele geçirmişti.

Ancak kendini hemen toparlaması gerekiyordu.

Duruşma salonuna doğru ilerledi.

İçeride onu neyin beklediğini henüz bilmiyordu.

Bu sıradan bir kayıp vakası kesinlikle değildi.

Arkasında büyük bir macera ve çözülmesi gereken sırlar barındırıyordu.

Hayal duruşma salonunun kapısını açtı.

Masasına geçti, evraklarını düzenledi.

İçindeki neşe ve cesaret yeniden alevlenmişti.

Özgüveni eksik olsa da adalet tutkusu tamdı.

Birkaç dakika sonra içeri giren heyetle birlikte duruşma başladı.

Hayal savunmasını yaparken adeta devleşti.

Fakat salonda bir çift yeşil gözün kendisini izlediğinden habersizdi.

Doğu, salonun en arka sırasına sessizce oturmuştu.

Bu genç avukatın mücadelesini pürdikkat takip ediyordu.

Hayal’in kararlılığı, Doğu’nun soğuk zırhında bir çatlak açmıştı.

Duruşma ertelendiğinde Hayal derin bir nefes verdi.

İlk raundu başarıyla atlatmıştı.

Eşyalarını toplayıp salondan çıkarken Doğu ile yeniden karşılaştı.

"Fena değildiniz," dedi Doğu, elleri ceplerinde.

Hayal gülümsedi, bu sefer daha özgüvenliydi.

"Daha başlangıçtı Savcı Bey."

"Güzel. Çünkü asıl macera şimdi başlıyor," dedi Doğu.

Elindeki siyah dosyayı Hayal’e doğru uzattı.

"Bu davanın kilit kanıtı. Birlikte çalışmak zorundayız."

Hayal şaşkınlıkla dosyaya baktı.

Kader, bu iki zıt kutbu aynı yolun ortasında birleştirmişti.

Biri karanlığı aydınlatan Güneş, diğeri geceye yön veren Ay gibiydi.

Gizemli bir macera için ilk adım atılmıştı.

İkisi de bu ortaklığın hayatlarını tamamen değiştireceğini bilmiyordu.

Adliyenin uzun koridorunda yan yana yürümeye başladılar.

Güneş ve Ay ilk kez aynı gökyüzünde buluşmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.